İstanbul’da açılmasının üstünden bu kadar süre geçmesine rağmen bir pizza bağımlısı olarak çok yeni keşfettiğim, bu kadar geç kaldığım için kendime kızdığım ama sonrasında geç olsun da güç olmasın diyerek müdavimi olduğum bir mekan Rossopomodoro.

Napoli’nin bağrından kopup gelmişler ve dünyada 120’yi aşkın ülkede İtalyan mutfağını en iyi şekilde temsil etmeye adamışlar kendilerini. 120. şubelerini Bağdat Caddesi’nde Göztepe Parkı’nın karşısında Mayıs 2011’de açmışlar. Mekana gelmeden önce Rossopomodoro’nun İtalyancada “kırmızı domates” anlamına geldiğini öğrenmiştim. Ama bilmesem bile mekana girdiğimde kesinlikle içinde kırmızı geçen bir ismi olduğunu tahmin edebilirdim. Restorana adım atar atmaz kırmızı duvarlarla kendinizi Napoli’de bir domates tarlasının ortasına düşmüş gibi hissediyorsunuz. Giriş kapısının tam karşısında yer alan iki devasa parlak sarı fırın ise sanki Akdeniz güneşini temsil ediyor. Işıklar ve sarının ışıltısı ise kırmızıyı daha çok canlı kılıyor ve biraz daha zorlasanız tüm domateslerin kokusunu alacakmışsınız gibi hissediyorsunuz.

Bu kadar yoğun ve canlı kırmızı renkle etrafınız sarılı olunca masaya oturduğum anda haliyle ne kadar acıkmış olduğumun farkına vardım. Menüyü elime almadan önce masaya serdikleri servislerdeki bilgiler gözüme çarptı. Öncelikle güneş gibi  parlayan odun fırınları aynı anda 100 küsür sayıda pizzayı pişirebilecek kapasitede ve özel bir teknikle yapılmış. Undan domateslere, mozerelladan makarnalara ve soslara varıncaya kadar her şey İtalya’dan getirtilmiş ve İtalyan usulü hazırlanmış. Bu bilgiler iştahımı daha çok açtıktan sonra hemen menüye sarıldım. Başlangıçlardan tercihim “a parmigiana” oldu. Kızarmış dilim patlıcan üzerinde parmesan ve domates sosuyla bezenmiş bu tercihim aklımı başımdan aldı. Lezzetinden başlangıçta bu kadar etkilendiysem pizza, makarna ve diğer ana yemeklerin tadını tahmin bile edemiyorum dedim. Nitekim de yanılmamışım.

Pizzalarını domates soslu, domates sossuz, kızarmış ve kapalı olmak üzere dört grupta toplamışlar. Söz konusu Napoli pizza olunca ve domatesin bu kadar ön plana çıktığı bir yere geldiğim için haliyle Margarita pizza söyledim. Kalınlığı ve büyüklüğü açısından Napoli usulü hazırlanmış bir pizza olduğu konusunda açıklama yaptılar. Pizza gerçekten mekanın ismini haklı çıkarır nitelikteydi. Domates sosu ve mozeralla hiç bu kadar uyumlu olmamıştı. Domatesin kokusu ve tadını aldıktan sonra resmen bunları güneşte şımartmışlar dedim.

Makarnalar da yine el yapımı yine anavatanı İtalya’nın Gragnano bölgesinden gelip özel eğitimli aşçılar tarafından özenle pişirilmiş. Bu arada belirtmekte yarar var, aşçıları da İtayan şeflerinden özel bir eğitim almışlar. Lazanyasını denedikten sonra bugüne kadar yediğiniz tüm lazanyaları unutacağınızdan da eminim. Granit üzerinde servis edilen porçini mantarlı bonfile dilimleri de pizza tercih etmeyenler için ideal bir seçenek.

Bu kadar güzel bir yemeğin yanında şarap, tercihleriniz arasında birinci sırada olmalı. Türk şaraplarının yanı sıra İtalyan şaraplarını da sunuyorlar. Hatta mekanın alt katında şarap kavı bulunuyor. İtalya’ya özel  likörler grappa ve limoncello da menüde yerini almış ama limoncello isteyeceksiniz bu hakkınızı tatlılara geçtiğinizde ve pana cotta seçtiğinizde kullanın derim. Bildiğimiz pana cottalardan farklı olarak içinde beyaz çikolata var ve isterseniz limoncelloyu üstüne boca edip yiyebilirsiniz isterseniz de bir yudumda içebilirsiniz. Bu kadar güzel bir ziyafeti de tabi ki özel İtalyan Napoliten kahvesi ile sonlandırmak gerek.

Mekanda bulunduğunuz süre boyunca fonda İtalyan müzikleri size eşlik ediyor. Eğer iç mekandaysanız yemeği yerken, barın arkasındaki duvarda yer alan televizyonda pizza ve makarnaların yapılışını izliyor, tüm bu çeşitlerin neden bu kadar lezzetli olduğunu öğrenmiş oluyorsunuz. Ben ilk gittiğimde Vedat Milor ile yapılan ve NTV’de yayınlanan bir çekimi gösteriyordu. Onun da mekanla ilgili olumlu notlarını dinlemek daha bir güzel oldu.

Eğer yolunuz Anadolu yakasına düşerse, ne yapıp edin bir Napoli havası almak için Rossopomodoro’ya mutlaka uğrayın. Hatta mümkünse bunu en kısa zamanda gerçekleştirin çünkü hazır lale zamanı devam ederken dışarıda seçeceğiniz masalarda, Göztepe Park’ındaki eşsiz lale cennetini de yaşamış olursunuz.

Adres: Prof. Dr. Hulusi Behçet Cad. No.10 Göztepe / İstanbul

Tel: 0216 3852300

Fotoğraflar:
www.istanbul.rossopomodoro.com, www.gurmerehberi.com, anadoluyakasi.net

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?