Bazı çocuk kitapları vardır, aslında okuru da verdiği mesajlar da bellidir ama tamamen farklı bir kitleye, yetişkinlere de hitap edebilir. Hatta onları daha çok eğlendirir. Bu kitapların başında hepimizin bildiği ve en az bir kez okuduğu “Küçük Prens” gelir. Her okuduğumda sanki ilk defa okuyormuş gibi çok eğlenirim, farklı bir şey görürüm, farklı mesajlar alırım, yeni dersler öğrenirim ve bir sonraki okumaya kadar aklımda ne kalmışsa onları düşünür dururum. Uzun süredir hiçbir çocuk kitabında böyle eğlenmedim diye aklımdan geçirirken karşıma Tuna Kiremitçi’nin çocuklar için kaleme aldığı “Güneş’i Kıskandıran Kız” çıktı. Kitabı elime alır almaz bir solukta okudum ve çocukların dünyasına yaptığım bu kısa yolculuktan çok keyif aldım!

Güneş’i Kıskandıran Kız, Tuna Kiremitçi’nin ilk çocuk kitabı projesi. Kitap, Sumru’nun, arkadaşı Emre ile Güneş’i arama macerasını anlatıyor. Güneş, bir gün  tıpkı kendisi gibi sapsarı saçları olan Sumru’nun yaşadığı köyden kaçar ve bir daha yüzünü göstermez. Tüm köy halkı, uzun süredir üstlerine çöken kara bulutlardan artık sıkılmış ve birtakım çarelere başvurmuştur ancak bunların hiçbiri fayda etmez.  Sumru da köy halkına yardımcı olmak için arkadaşı Emre ile Güneş’i aramaya çıkar. Tüm bu yolculukta Güneş’i kaçırdığına inandıkları için köylerinden haksız yere kovulan kişilerle karşılaşır, başlarına iyi ve kötü birçok olaylar gelir ama en sonunda Güneş’i bulurlar. Her masal gibi bu hikaye de  mutlu sonla biter.

Bu kısa ama macera dolu hikaye, sadece çocuklara değil büyüklere de çok güzel mesajlar veriyor. İsminden de belli olduğu üzere kıskançlık duygusunun nasıl bir şey olduğu, aslında olmaması gerektiği, bu duyguyu besleyen kişinin kendisine ve çevresine zararlar vereceği ve kimseye bir faydasının dokunmayacağını öğretiyor. Sumru’nun isyanı da bunun en güzel göstergesi: ‘Bunu yapmaya hakkın yok’ diyordu, gökyüzüne doğru seslenerek ‘sırf saçlarımı kıskandın diye insanları ışığından yoksun bırakman doğru değil’. İşin en güzel tarafı ise çocukların gözünden büyüklerin birtakım davranışlarının da gereksiz ve anlamsız olduğunu görüyoruz. Kitabı okurken ayrıca kararlı olmanın, zorluklarla mücadelede cesaretle hareket etmenin, gerektiğinde hakkımızı aramanın, yapılan iyiliklerin her zaman bir karşılığını bulmasının, en önemlisi de dostluğun ve ailenin her şeyden değerli ve öncelikli olduğunu öğreniyoruz.

Kitabın dili, bir çocuk kitabı olduğu için oldukça sade ve akıcı. Çocukların rahat okuması ve anlaması için cümleler kısa, tasvirler çok açık. Kitabın bazı bölümlerinde de çeşitli illustrasyonlara yer veriliyor ve bu hikayenin okunmasını daha hareketli ve sürükleyici kılıyor. Kahramanları ve olayları anlatan tüm illustrasyonlar, Yusuf Tansu Özel tarafından kendi zihninde gördüğü haliyle resmedilmiş. Özellikle de çocuk okuyuculara söz konusu sahneleri, kahramanları ve olayları gözlerinin önünde canlandırmaları için de yardımcı oluyor. Tuna Kiremitçi, oğlu Can’ın kendisiyle bu kitapla ilgili yaptığı röportajda illustrasyonlar hakkında ise şunları anlatıyor:

“Peki ihtiyar Nurettin’in kıyafeti neden genç kıyafeti gibi?”

“Çizerimiz Yusuf Tansu Özel öyle hayal etmiş ve canlandırmış. Herhalde Nurettin biraz antika bir tip olduğundan, değişik giyinebileceğini düşünmüş. Çocuk kitabı yazmanın güzel taraflarından biri bu. Kahramanlar çizerin hayalinde yeninden hayat buluyor.”

Hatta bu röpörtaj, sadece çizimleri değil yazarın bu projeyi yapma nedenini, karekterler ile ilgili küçük tüyoları da bize anlatıyor. Kitabı almadan önce röportajı şimdiden okumanızı  öneririm çünkü okuduktan sonra sizin de aklınıza gelebilecek soruların cevaplarını burada bulacak ve bir çocuğun kendi gözünden izlenimlerinin neler olduğunu göreceksiniz.

95 sayfalık bu kitabı okumam, sade ve çocuksu anlatımından dolayı 95 dakika bile bulmadı. Sıkılmadan, ‘bakalım diğer sayfada neler yazıyor’ diye merak ve ilgi içinde bir çırpıda okudum. Tuna Kiremitçi’nin son dönem kitapları beni hayal kırıklığına uğrattığı için uzun bir süredir hiçbir kitabını elime almamıştım ama böyle bir kitapla tekrar onun yazdıklarını okumak çok hoşuma gitti. Nasıl o yazarken çok iyi vakit geçirdiyse, ben de en az onun kadar iyi vakit geçirdim. Bundan sonra bol bol çocuk kitabı yazacakmış, hatta aklında yeni konular bile varmış. Bu da demek oluyor ki, ben de bol bol iyi vakit geçireceğim. Moraliniz bozuksa, kafanız fazlasıyla meşgulse, biraz düşüncelerinizi dağıtmak, yeniden gülümsemek, çocukluğumuzun o masum dünyasını yeniden hatırlamak ve elbette “iyi vakit geçirmek” istiyorsanız Güneş’i Kıskandıran Kız’ı edinmenin tam sırası.

Fotoğraflar: maxkitap.com, egoistokur.com, gazetevatan.com, @nazanucuncu-instagram

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?