Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte şekillenen yeni ekonomik politikalar, sanayi yatırımları, altyapı hamleleri, ticaret ağları ve modern kentleşme anlayışı, genç Türkiye’nin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel olarak da yeniden inşa edildiği büyük dönüşüm sürecini oluşturuyor. Yakın tarihi tüm bu denklemler üzerinden inceleyebilmekse kazandırdığı perspektifle, aslında bir entelektüel bir deneyimi ifade ediyor. Bu anlayıştan yola çıkarak; Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM)’ın ev sahipliği yaptığı “Vehbi Koç Ticaret Evi: Muasır Medeniyet Yolunda Bir Terakki Hamlesi” sergisi de Koç Topluluğu’nun 100. yılı vesilesiyle erken Cumhuriyet döneminin iktisadi, toplumsal ve kültürel dönüşümünü merkezine alan bir anlatı sunuyor.

Cumhuriyetin dönüşümünü merkezine alan sergi, Ankara’nın tarihsel rolünü ve Vehbi Koç’un girişimcilik vizyonunu aynı anlatı ekseninde buluşturuyor. Cumhuriyet’in genç başkenti Ankara, bu anlatıda yalnızca bir şehir değil; yeni bir ülkenin ekonomik, toplumsal ve kültürel tahayyülünün laboratuvarı olarak konumlanıyor. İlk çağlardan itibaren önemli bir ticaret kavşağı olan Ankara’nın, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yalnızca yeni başkent değil, aynı zamanda modernleşme idealinin uygulama sahası haline gelişini görünür kılan “Vehbi Koç Ticaret Evi: Muasır Medeniyet Yolunda Bir Terakki Hamlesi” demiryolunun yarattığı dönüşümden planlı kentleşme politikalarına, sanayi hamlelerinden savaş ekonomisinin yarattığı koşullara kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunuyor.

Sergide yer alan nadir fotoğraflar, arşiv belgeleri ve dönemin tanığı objeler aracılığıyla, işgalin ve savaşın yıktığı bir ülkeden genç Cumhuriyet’in nasıl ayağa kalktığını anıtsal bir sadelikle görünür kılınıyor. Elektriğin, sanayinin, çimentonun, yeni bir ülke inşa etme kararlılığıyla birer yapı taşı haline geldiği bu sürecin, başkentin yalnızca fiziksek yerini değil, ulusun kaderini de dönüştürdüğüne dikkat çekiliyor.

Elbette Karaoğlan Çarşısı’ndaki mütevazı bir dükkânda başlayan Vehbi Koç’un girişimcilik hikâyesi de serginin ilgiyi hak eden ayaklarından birini oluşturuyor. Koçzade Ahmed Vehbi Ticarethanesi’nin kuruluşundan anonim şirket yapısına uzanan süreç modern işletmecilik anlayışı, kurumsallaşma adımları ve uluslararası iş birlikleri üzerinden ele alınıyor. Ford, Firestone, General Electric, U.S. Royal, Burroughs ve Standard Oil gibi dönemin küresel markalarıyla kurulan temsilcilikler, Türkiye’nin mekanizasyon, enerji, ulaşım ve teknoloji alanındaki dönüşümünün erken örnekleri olarak sergide önemli bir yer tutuyor.

Vehbi Koç’un girişimcilik yaklaşımı, sergide yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi olarak değil; Cumhuriyet’in “muasır medeniyet” ülküsüyle paralel ilerleyen bir terakki hamlesi olarak değerlendiriliyor. İnşaat faaliyetlerinden enerji tedarik zincirine, demiryolu projelerinden tarımsal mekanizasyona kadar uzanan geniş faaliyet alanı, Türkiye’nin modern ekonomik altyapısının oluşumunda özel sektörün üstlendiği rolü görünür kılıyor. Sergi aynı zamanda, Vehbi Koç’un toplumsal kalkınma anlayışını da tarihsel bir bağlam içerisinde ele alıyor. Eğitim, sağlık ve kültür alanlarında şekillenen hayırseverlik yaklaşımı, “Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” anlayışının somut bir yansıması olarak ziyaretçilerle buluşuyor.

Alev Ayaokur ve İrem Alpay’ın küratörlüğünü üstlendiği sergiyi, 5 Haziran 2026 tarihinden itibaren VEKAM’da ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.