Sabahın erken saatlerinde bile şıklığı elden bırakmayanlar, baktıkça sakinleştiren tasarımlar, içten ama başkalarını rahatsız etmeyecek sessizlikte kahkahalar… Fakat korkmayın, her şey o kadar da mükemmel bir düzende değil. Çünkü o muhteşem ütülü pantolonlarını bisiklete binerek kırıştırmaktan çekinmeyen iş insanları, mesafeli durduklarınızı tabağınızda denemek için sizi ikna edecek şefler, hatta şehirde biraz derine indiğinizde kuralları kendine göre şekillendirebilen bir Kopenhag halkı var. Kısacası söylemek istediğimiz, kim olursanız olun bu şehirde asla “yabancı” gibi hissetmeyeceksiniz. Wings’lenin, herkesin tüm yıl heyecanla beklediği Tivoli Bahçeleri’nin yeni temasının başladığı bu dönemde Kopenhag’ı keşfetmek üzere yola çıkıyoruz. Ve evet, söz veriyoruz: Bu dışarıdan baktığınızda çok dingin görünen şehir, sizi içine çekecek.

Kopenag | Fotoğraf: Rolands Varsbergs – unsplash.com

Kopenhag 101

Bazı şehirler aşıklara, bazı şehirler ise dostlara aittir. Fakat Kopenhag; herkese sunacağı bir deneyim olan ender şehirlerden biri. Tam da bu sebepten dolayı ailenizle, dostlarınızla veya tek başınıza çıkacağınız bir seyahat için Kopenhag’ı düşünebilirsiniz! O zaman haydi gelin, seyahat hayallerimizi ayrıcalıklı bir şekilde gerçeğe çeviren Wings ile yola çıkalım; sanattan gastronomiye, müzikten tasarıma Kopenhag’ın sunduklarını tam bir lokal gibi keşfedelim.

Seyahat programınızı yapmadan önce hatırlatalım; Wings ile Kopenhag’ın tüm otellerini %10’a varan indirim ayrıcalığıyla keşfedebilirsiniz.

Nerede Konaklayalım?

Kopenhag | Fotoğraf: Annie Spratt – unsplash.com

Kopenhag’a geldiğinizde; hava ne kadar soğuk olursa olsun içinizdeki yürüme isteğini durduramayacağınıza eminiz. Bize göre Avrupa’nın en yürünebilir şehirlerinden biri olan Kopenhag’da şehrin içinde çok hızlı hareket edebilir, bisiklete de binebilirsiniz. Tam da bu sebepten dolayı kalacağınız yeri seçerken isteklerinizi ön plana alabilirsiniz. Biz şehrin merkezinde kalmak ve önemli noktalara yürüme mesafesinde olmak isteyenler için Indre By’ı öneriyoruz. Sanatın, gastronominin, kısacası şehrin en canlı ve gözde noktalarından birini tercih etmek isterseniz; radarınıza Vesterbro’yu alabilirsiniz. Son olarak özellikle ailesi ile Kopenhag’a gelmeyi düşünenler Østerbroyu tercih edebilir. Çünkü Østerbro, şehrin merkezine biraz uzak olsa da kendine has ruhu ve doğasıyla çok keyifli bir mahalle.

Tivoli Bahçeleri’nde Bir Masal

“Christmas in Tivoli Gardens” | Fotoğraf: Jonas Smith – unsplash.com

İlk olarak sizi, Kopenhag’ın en ünlü ve keyifli noktalarından birine götürmek istiyoruz: Tivoli Bahçeleri! 1843 yılında açılan bu eğlence parkı, dünyanın en eski ve hâlâ devam eden ikinci lunaparkı olarak biliniyor. Bu parkın ilham verdiği isimlerden birinin de Walt Disney olduğu ile ilgili bir söylenti bulunuyor. Her yaştan kişiye hitap eden Tivoli Bahçeleri, sene boyunca farklı temalarla karşımıza çıkıyor. 14 Kasım’da başlayan ve 4 Ocak’a kadar devam eden “Christmas in Tivoli” ise en popüler teması. Biz de Noel’in masalsı ruhunu erkenden getiriyor, soluğu bütün dünyanın gözü üzerinde olan Tivoli Bahçeleri’nde alıyoruz.

Mutlaka Yapılması Gerekenler

Nyhavn

Nyhavn | Fotoğraf: Alexandra Mitache – unsplash.com

“Mutlaka Yapılması Gerekenler” listemize, en klasik durak ile başlıyoruz: Nyhavn. Yan yana dizilmiş mekânları, rengârenk evleri ile Nyhavn’da herkesin bahsettiği o meşhur “hygge” hissini bulacağınıza çok eminiz. Kopenhag’ın ikonik sembollerinden birine dönüşen bu bölge; sokak müzisyenlerinin eşliğinde kanalın etrafında bir tur atmak, 17. yüzyıldan kalan evleri seyretmek için çok keyifli. Ayrıca not düşelim: 20, 67 ve 18 numaralı evlerde; Danimarkalı ünlü yazar Hans Christian Andersen yaşamış! Kendisini Çirkin Ördek Yavrusu masalından da hatırlayabilirsiniz.

Rosenborg Kalesi

Rosenborg Kalesi | Fotoğraf: Ahmet Azaklı – pexels.com

Tarihe meraklı olanların Kopenhag ziyaretinde mutlaka uğraması gereken duraklar arasında Rosenborg Kalesi ilk sıralarda yer almalı. Danimarka’nın en önemli kültürel sembollerinden biri olarak kabul gören Rosenborg Kalesi; Danimarka Kralı 4. Christian tarafından yaptırılmış. Bugün kalenin içinde bir zaman yolculuğuna çıkabilir, Kraliyet Ailesi’ne ait olan mücevherleri yakından inceleyebilirsiniz.

Christiania

Christiania | Fotoğraf: rminedaisy – unsplash.com

Bize göre Kopenhag’ın en ilginç yanı, şehrin merkezinde yürüyerek bambaşka bir dünyaya adım atabiliyor olmamız. Christiania, 1970’lerde hippiler tarafından kurulmuş ve bugün kuralları tanımadan yaşayan bir komün. Yaklaşık 1000 kişilik bir nüfusa sahip olan bu komün, sahip oldukları alışılmışın dışındaki hayatları ile sene boyunca yüz binlerce misafiri sokaklarında ağırlıyor. Grafitilerle dolu duvarları ve sürekli yükselen müziği ile mutlaka deneyimlemeniz gereken Christiania’da fotoğraf çekmenin hoş karşılanmadığını da not düşelim.

Louisiana Modern Sanat Müzesi

Louisiana Modern Sanat Müzesi | Fotoğraf: James Seddon – unsplash.com

Dünyanın dört bir yanında harika Danimarkalı sanatçıları takip etmemiz, bize göre bir şans değil. Çünkü Danimarka’nın çağdaş sanat sahnesi gerçekten çok etkileyici. Kanıtlarımızdan biri de Louisiana Modern Sanat Müzesi! Kopenhag’ın şehir merkezinden yaklaşık 50 dakikalık bir toplu taşıma mesafesinde bulunan Louisiana Modern Sanat Müzesi; doğa ile sanatı çok etkileyici bir şekilde bir araya getiriyor. Kopenhag ziyaretinizde, bu müzeyi mutlaka listenize almalısınız!

Küçük Deniz Kızı Heykeli

Küçük Deniz Kızı Heykeli | Fotoğraf: VINCENZO INZONE – unsplash.com

Son dönemlerde tartışmalara sebep olsa da Kopenhag’ın en ünlü sembollerinden biri arasında şüphesiz Küçük Deniz Kızı Heykeli yer alıyor. Heykelin hikâyesi, Nyhavn’da evinin de bulunduğunu söylediğimiz ünlü yazar Hans Christian Andersen’ın çok iyi bildiğimiz masalına dayanıyor. Ünlü heykeltıraş Edvard Eriksen tarafından bronz bir heykele dönüştürülen bu eserde; 1.25 metre boyundaki deniz kızı figürünü suyun içerisindeki bir kayanın üzerinde otururken görüyoruz. Carlsberg’in kurucusunun oğlu Carl Jacobsen’ın izlediği baleden çok etkilenmesiyle 1909 yılında sipariş verdiği bu heykel, bugün ziyaretçilerini Langelinie’de ağırlıyor.

Ayrıca…

Superkilen Park | Fotoğraf: Joao Marcelo Martins – unsplash.com

Kopenhag’da daha özel deneyimlerin peşinden gitmek istiyorsanız, yaklaşın. Öncelikle bu şehri bisikletle keşfetmenin çok keyifli olacağını düşünüyoruz. O yüzden şehir merkezindeki ziyaretleriniz için bisiklet kiralamayı düşünebilirsiniz. İkinci el kıyafet dükkânları, antikacıları, kırkı aşkın sanat galerisi ve tasarım stüdyosu ile şehrin en revaçtaki merkezlerinden birine dönüşen Jægersborggade sokağına uğramanızı öneriyoruz. Ayrıca Kopenhag’ın çok kültürlü kimliğini bulabileceğiniz Superkilen Park’a giderek dünyanın dört bir yanından gelmiş objelerle dolu kültürel açık hava projesini ziyaret edebilir, yazları Kopenhag’da geçirenlerin yüzmeye gittiği Islands Brygge’de yürüyüşe çıkabilirsiniz.

Kopenhag’ın bütün lezzetlerini Wings ile %15’e varan indirim ayrıcalığıyla deneyimleyebilirsiniz.

Kopenhag’da Ne Yenir?

Gurmeler için belki de yazının en heyecanlı yerine geldik! Çünkü resmi olarak günümüzde, gastronominin kalbi Kopenhag’da atıyor. Dünyanın aklını başından alan şefler, sokağa adımınızı atar atmaz kokusunu almaya başladığınız fırınlar ve çok daha fazlası. Gelin, Kopenhag’ın gastronomi sahnesini keşfedelim; yerel duraklardan Michelin müfettişlerinin favorilerine kadar gurme bir rota çizelim.

Fırınlar

Tabii ki yazımıza Kopenhag’ın meşhur fırınları ile başlamak istiyoruz! Listemizde ilk olarak Kopenhag’a giden arkadaşlarınızdan mutlaka duyduğunuz veya sosyal medyada gördüğünüz Lille Bakery var. Burasının ne kadar lezzetli olduğunu, merkeze biraz uzak olmasına rağmen dükkânın önünde oluşan kuyruğundan anlayabilirsiniz. Bizim önerimiz, buraya öğle yemeğinden önce gelip focaccia almanız. Ayrıca noma’nın mutfağından Emil Glaser’ın açtığı Juno the Bakery’e gitmeli ve bütün şehrin konuştuğu kakule çöreğini denemelisiniz. Diğer önerilerimize gelecek olursak; gerçek Danimarka fırını deneyimi yaşamak adına BUKA’ya gidebilir, çeşit çeşit kruvasanlardan tercih ettiğinizi söyleyebilirsiniz. Daha çok lokaller tarafından bilinen Alice’de bademli kruvasan yiyebilir, Asya mutfağı ile Danimarka fırın kültürünü çok yaratıcı bir şekilde birleştiren Goose’da Hindistan cevizi reçeli ile hazırlanan kaya kruvasanı deneyebilirsiniz. Son olarak Danimarka’nın en geleneksel tatlılarından spandauer’i denemek için adresiniz Flere Fugle olmalı.

Geleneksel Danimarka Kahvaltısı

Danimarka’nın geleneksel kahvaltıları; tasarımda, modada ve hayatın diğer bütün alanlarında yakaladıkları sadelik üzerinden şekilleniyor. Rugbrød yani geleneksel çavdar ekmeği ile genellikle servis edilen bu kahvaltıda; haşlanmış yumurta, Danbo gibi ülkenin yerel peyniri ve tereyağı bulunuyor. Kopenhag’daki en az bir sabahınıza mutlaka geleneksel bir Danimarka kahvaltısı ile başlamalısınız. Bizim önerilerimiz; el yapımı çırpılmış tereyağı kulesi ile popülerlik kazanan Atelier September, geleneksel bir Danimarka kahvaltısının yanına nitelikli bir kahve de söyleyebileceğiniz Ø.12, şehrin yeni nesil popüler şeflerinden Frederik Bille Brahe’nin başına geçtiği Apollo Bar.

Smørrebrød

Şimdi de sırada Danimarka’nın meşhur açık sandviçi smørrebrød var. Danimarka’da geleneksel olarak öğle yemeklerinde tercih edilen bu açık sandviç; bugün modern sunumlarla karşımıza çıkıyor. Mutlaka listenize eklemeniz gereken yerlerse; 1877’den beri servis vermeye devam eden Schønnemann’da çırpılmış yumurta ve yılan balığı ile servis edilen Søren’s Special, şef Magnus Pettersson’un yön verdiği Selma’da kızarmış tereyağı, ince soğan ve frenk soğanı ile hazırlanan Matjessild ve geleneksel Danimarka mutfağına modern bir açıdan yaklaşan NU&DA’da Ringa balığı ve elma ile hazırlanan smørrebrød denemelisiniz.

Gastronomi Deneyimleri

Kopenhag’ın gastronomi sahnesinin alışılmışın çok dışında olduğunu söylememiz gerekiyor. Çünkü burada yemek, çoğu zaman bir performansa dönüşüyor; belki de daha önce hiç aklınızdan geçmeyen lezzetleri denemek için cesaret topluyorsunuz. Biz de ilk olarak size Kopenhag’ı Kopenhag yapan restoranlardan bahsetmek istiyoruz. Öncelikle şef Rasmus Munk hakkında konuşmalıyız. TOP 50 editörleri tarafından “gastronomi dünyasını inşa ederek en üst düzeyde tür sınırlarını zorlayan” şeklinde övülerek dünyanın en iyi beşinci restoranı seçilen ve Michelin müfettişlerinden iki yıldız alan Alchemist’i mutlaka denemelisiniz. Ayrıca listemizde Danimarka gastronomi sahnesine özgün dokunuşlar katan ve mutfağında çalışanlarını bugün dünyanın dört bir yanında prestijli gastronomi projelerinde gördüğümüz üç yıldızlı noma, Nicolai Nørregaard’ın şefliğinde Bornholm köklerini yeni Nordik ruhuyla birleştirmesi üzerinden övgüler toplayan ve dünyanın en iyi kırk birinci restoranı seçilen iki yıldızlı Kadeau Copenhagen, 2022 yılında dünyanın en iyi restoranı seçilen, üstelik 2016’dan beri üç yıldızını koruyan, Rasmus Kofoed’in şefliğini üstlendiği Geranium var.

Akşam Yemeği

Şimdi de sırada akşam yemeği var. İlk durağımız ise Meksika! noma’nın mutfağından çıkan şef Rosio Sanchez’in restoranı Sanchez’e mutlaka uğramalı, tadım menülerini denemelisiniz. Son dönemlerin en çok konuşulan şeflerinden Beau Clugston’un sürdürülebilir deniz ürünlerine adadığı bistrosu Iluka’ya gitmelisiniz. Sade fakat şık bir şef restoranı arayışındaysanız, arayışlarınız sizi Esmée’ye çıkarmalı. Bir Fransız bistrosu olan Esmée’de nefis deniz ürünlerini çok seveceğinize eminiz. Akşam yemeğini olabildiğince rahat bir şekilde geçirmek fakat lezzetten de ödün vermek istemezseniz; sizi POPL Burger’e alalım. Son dönemlerde Kopenhag’ın en ünlü mekânlarından birine dönüşen POPL Burger de tabii ki noma’nın şefi ve ortağı René Redzepi’nin vizyonunu taşıyor. Rekabeti yüksek gastronomi dünyasında vegan mutfağın da yeri olduğunu kanıtlayan ARK’ın “farkındalıklı yemek” felsefesine dahil olmalı, mevsimine göre değişen tadım menüsünü denemelisiniz. Ayrıca gurmeler tarafından “geleceğin fine dining restoranı” şeklinde övülen Alouette’de tamamen sürdürülebilir bir mutfağın nasıl olduğunu deneyimleyebilir, tadım menüsünü keşfedebilirsiniz.

Bonus: Hediye Köşesi

Kendinize ve sevdiklerinize hediye almak için dünyanın en iyi şehirlerinden birindesiniz! Seramik keşifleriniz için Studio Arhøj’un dükkânına gidip vazolara bakmalı, bu seyahatinizi hatırlamak için 20. yüzyılın başlarında açılan Sømods Bolcher’de şekerlerle bir zaman yolculuğuna çıkmalı, Dora’da sizi yansıtacak o en özel parçayı bulmalı, Stilleben’in dünyanın dört bir yanından getirdiği özel parçaları incelemelisiniz.

Hayalini kurduğunuz seyahatleri gerçeğe çevirmek istiyorsanız Wings’in ayrıcalıklar dünyası ile bütün hayallerinize ve eşsiz deneyimlere ayrıcalıklı bir şekilde tik atabilirsiniz.  

Kapak Fotoğrafı: Getty Images – unsplash.com

İlginizi çekebilir: Wander Magger’dan Stockholm