Bir Konser Alanından Fazlası: Kolektif Cesaretin Sahnesi Manifest
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Manifest grubuna resen soruşturma başlatıldı. Küçükçiftlik Park’ta verdiği konser sırasındaki dans ve gösterilerinde “edep, iffet, ar ve haya duyguları, edep törelerine saldırı niteliği taşıyan, çocuklar ve gençlerin bu duygularına zarar verip olumsuz etkileyici nitelikte olan eylem ve hareketlerde bulunduklarının” tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi. İşin haber kısmı bu. Biz bugün grubun neden hedef olduğunu, neyi temsil ettiğini, biraz konser, biraz neşe, biraz özgürlüklerimiz, çokça sıkılmış ve sıkışmışlıklarımızı konuşalım. Başlayalım.

Bir derdimiz var. Mor ve Ötesi bunu 2004’te söylemiş ve devam etmiş; gelme yanıma sen başkasın ben başka. Neden herkes düşman? Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar. Yıl 2025, hala bizim o aynı derdimiz var; birleşememek. Üzerine giydiğin kıyafete indirgenen bir “sen başkasın ben başka” hali ve bunun bedelinin “gelme yanıma” oluşu. Ayrıştırılmak, kıyafetten. Biz bu filmi ülkece görmedik mi? Bu ülkenin kadınları yıllarca okutulmadı ve dünyanın geldiği yılda biz bu yüzden hala çok geride kaldık. Peki otorite bunu bilmiyor mu? Bittabi biliyor. Fakat otorite ayrıştırıp kategorize etmeyi sever. Kontrol çok daha rahat ve kolay sağlanır. Kıyafetlerinizi kategori ve renklerine göre ayırdığınız dolabınızda vakit kaybetmezsiniz. İşte öyle bir şey…
Bir yıldız doğdu, doğurdu. Bir kitle doğurdu; cesur yeni dünya. Özellikle kıyafet temasındaki bütün sıkışmışlıkların arasında, yapamazsın, giyemezsin, gidemezsin, oturamazsın, kalkamazsın ve hatta hastayken bile bu kıyafetle muayene olamazsına kadar indirgenmiş bir insan yerine koymayıp yok sayılmanın karşısında “ben her halimle varım”ın en “açık” haliyle çığlığı gibi. Kıyafet devrimi gibi. En cesurundan. Buradaki bir başka detay da şu, bu kıyafetleri giyecek ortam. Yargılanmayacak, dövülmeyecek, kıyafeti yüzünden tacizlere maruz kalmayacak ve hatta kıyafeti yüzünden öldürülmeyecek. Aksine, kendi olabildiği kıyafetleri giyerek eğlenebilecek, dolaşacak, kahkaha atacak, kızlı erkekli oturacak, şarkı söyleyecek.

İşte burası Manifest’in konser alanı. Sadece bu sınırlar içerisinde bu “güvenli” ortam sağlanmış oldu. Bunu altı genç kız yaptı. Kimin ne giydiğini sorgulamadan, giydiği yüzünden onu yargılamadan, giydiği yüzünden öldürüldüğünde ölene hesap sorar cinsten kıyafeti sebebiyle katiline indirim verdirmeden, genç kızlara, genç erkeklere her halleriyle en güvenli ortamları sağlayarak var olabilmelerinin önünü 6 tane 20’li yaşlarda genç kadın açtı. Bu sizin de kulağınıza herhangi bir devletin, kolluk kuvvetlerinin, yargı, yürütme makamlarının işi gibi geldi mi?
Gençliğinin baharında, üretkenliğinde, okur yazarlığında bu kızlar maalesef sadece şarkılarını söyleyip, istediklerini giyinip, danslarını edemiyor. Soruşturuluyor. Kıyafetleriyle ar, namus, edep törelerine zarar verdikleri düşünüldüğü için. Ağlayacak halimiz evet ama inadına da olsa biz gülelim ya! Çok özlemedik mi… Gülmeyi, eğlenmeyi, istediğimizi giyinmeyi, kız kıza kahkaha atmayı, kızlı erkekli dans etmeyi. Ay çok özledik! Şöyle eteklerimizle salına salına dolanmayı. Öncelikle bu iş burada büyük bir cesaret ister. İşte burada devreye Manifest giriyor ve o ilk “hadi”yi söyleyen oluyor. Özgürlüklerin kısıtlanarak gidilmek istenen istikametlerde hiç öngörülmemiş yeni bir yol açıyor. Zincirleri kırıp geçen, ben buradayım diyen, kıyafetlere indirgenen politikalara en cesur ve “açık” şekliyle dur diyen bir yol bu. Kıyafet devrimi sanırsın, öyle bir cesaret!

Manifest’in konseri, sosyolojik açıdan kolektif eylemin canlı bir örneği. Kalabalık, yalnızca konser izlemeye bir araya gelmiş bir topluluk değil; ortak bir duyguyu, bir hafızayı ve bir iddiayı paylaşan kolektif kimlik oluşturuyor. Birey tek başına iken göze alamadığı davranışları, kalabalık içinde yapabilir hale geliyor ve kolektif bir cesaret örneği ortaya çıkıyor. Türkiye gibi kamusal alanların sürekli denetlendiği bir toplumda bu tür özgürlük alanları, yalnızca eğlence değil, aynı zamanda gündelik hayatta bastırılan varoluş biçimlerinin kendini görünür kılması anlamına geliyor. Yani konser, yalnızca müzik değil; bir toplumsal özgürlük hali. Kendi başımıza özgür olamadığımız her yer, her sokak, her ev, her okul, her otobüsten çıkıp kalabalığın içinde en çıplak yalın halinle güvenle var olabilmek, işte bu çok değerli.
Bugün artık açtığı yollara vurulmak istenen prangalarla Manifest bir müzik grubunun çok ötesinde. Onların yarattığı şey, genç kadınların, genç erkeklerin, queerlerin, farklı kimliklerin kamusal alanda var olabilme biçimlerini yeniden tanımlayan bir özgürlük alanı. Manifest’in çıktığı sahneler yıllardır eksik olan şeyin sahnesi; ortak bir güven alanı, “yan yana olma”nın sağladığı korunaklılık. Manifest bize bunun mümkün olduğunu hatırlattı ve bu hatıra, müzikten daha uzun süre akılda kalacak.
Kapak Fotoğrafı: Rolling Stones
İlginizi çekebilir: Lal Ece Ersoy’dan Big5
Helin Yüksel






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!