Sizleri bu yazımda kişisel blogundaki özgün yazıları ile blog dünyasında 2000’li yıllarda fırtına estiren, yeni yetme blog yazarlarının dilinden düşmeyen, birçok blogger tarafından takip edilen ve bir o kadar yazılarına yorum alan şimdilerin dijital pazarlama uzmanı ve alanında neredeyse tek olan bir kitabın, Teknoloji Kimin Umurunda! isimli kitabının ve Altı Üstü Tasarım blogunun yazarı Mehmet Doğan ile tanıştırmak istiyorum.

Altı Üstü Tasarım’da yazdığı özgün yazıları ile tanınan Mehmet Bey, 100 aşkın yazısını bir kitabında toparlar ve yayına hazırlanır. Kitabı Teknoloji Kimin Umurunda! ironik ismiyle piyasaya çıkar. Kitap, Türkiye’de alanında ilk sayılabilecek bir çalışma. Web tasarımı, kullanıcı deneyimi ve e-ticaret gibi konularda kafa yoran Mehmet Doğan’ın blogu Altı Üstü Tasarım’da kaleme aldığı 100 makalenin toplamından oluşan bir rehber niteliğinde.

Alfa Yayınevince 2006 yılında basımı yapılan kitap, yazarın blogunu takip eden blog sahiplerince tanıtılıp satın alınmış ve geliri Kızılay’a bağışlanmış ve yayınlandığı 2006 yılında ülkemizde e-ticaret konusunda bir hayli gelişmeler yaşandı. Kitap, halen üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Bu nedenle kitabın fotoğrafsız şeklini yazarın sitesinden PDF olarak indirebilirsiniz. Kitap,5. Altın Örümcek Yarışması’nda 2006 yılında “blog kategorisinde” ve Türkiye Bilişim Derneği’nin bilişim sektörü ödülleri “kitap/yazar kategorisinde” ödül almıştır.

Kitabı kabaca üç kesime tavsiye ederim. İlk grup işi web tasarımı, tasarım ve internet olan yani web tasarım hizmeti veren kişiler. İkinci grup bir bloga veya internet sitesine sahip olanlar, yani web tasarımcılardan tasarım hizmeti alan kişiler. Üçüncü ve son grup ise web tasarımına meraklı, geleceğin tasarımcısı olmak isteyen ve hâlihazırda bir bloga sahip olan, kendini doğma büyüme web tasarım uzmanı zanneden gençler.

Sözü daha fazla uzatmadan Mehmet Bey’le yaptığımız röportajı sizlerle paylaşayım.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Sanırım beni en iyi açıklayan kelimeleri twitter hesabımda kullandım. Ben, dijital devire göçmen olarak girmiş, iki dijital devir yerlisi kızın babası ve dijital iş dünyasından para kazanan bir pazarlamacıyım.

İktisat eğitimi aldığınız halde neden İnternet ve Tasarım işiyle uğraşıyorsunuz?

Birçok nedeni var aslında: Şans, doğru zamanda doğru yerde olmak, ilgi… Bu nedenlerden bir tanesini de, yıllar önce yazdığım bir yazıda dile getirdim. Bazı ekonomistler (büyük bir çoğunluk), ekonomi bilimi içinde yer alan “rational self-interested behaviour” modeline inanırlar. En azından ben ekonomi okurken durum böyleydi. Bu model kısaca insan isteklerini tanımlayan bir modeldir. Yani, bir kişi, ekonomik kararlar verirken, kendi çıkarlarını/kazançlarını maksimize edecek rasyonel davranışlarda bulunur. Fakat bu model içinde ekonomistlerin saymadığı etken ise bu model dışında kalan insan davranışlardır.

Birçok kişi, her gün, rasyonel olmayan davranışlar içinde karar veriyor. Fedakârlık, duygusal kararlar, önem verilen başka değerler nedeniyle kar minimizasyonu, vb. Bu saydıklarımın hiçbiri yepyeni insan davranışları olmamasına rağmen, yüzyıllardır ekonomi biliminde ihmal edilen davranışlar. Zaten bu nedenle, Dr. Kahneman, ekonomi bilimini psikoloji ile birleştirip, Nobel ödülünü alınca birçok kişi bununla ilgili karşıt yazılar, makaleler yazdı. Ekonomi, insanın, insancıl davranışlarını, dünyanın en eski bilimlerinden biri olan ekonomiye maalesef daha yeni dahil ediyor.

Halbuki, web tasarımı böyle değil. Web Tasarım sektörü yepyeni bir meslek dalı ve bu yepyeni endüstri, insan davranışları üzerine inşa ediliyor. Biz insan davranışları ile başlıyoruz her yaptığımız tasarıma. Renk seçerken kimin nasıl etkileneceğini biliyoruz, menü oluştururken, mental-modelleri düşünüyoruz, insan-bilgisayar biliminde yapılan araştırmaları takip ediyoruz. Duygu yaratıyoruz (Nike, Pepsi, Red Cross web siteleri gibi), pratik siteler yaratıyoruz (Google, Yahoo, Flickr), marka yaratıyoruz (Ebay, Amazon). İnsan duygularını düşünüyoruz, mantığa sığmayacak, çıkarların tek unsur sayılmayacağı insan davranışlarını analiz ediyoruz. Yani bir insan için tasarım yapıyoruz.

İşte ben, her şeyin rasyonel olduğu bilimi takip etmektense, çoğu zaman irrasyonel, duyguların ve belirsizliğin yüksek, kuralsızlığın ön planda olduğu (en azından şimdilik) bir bilimde yol almayı tercih ettim.

“Altı Üstü Tasarım” blogunuzun hikâyesi nedir?

Esasında özel ya da ilginç bir hikâyesi yok. 2004 yılında bloğu olmayan adamı, Internet’e almıyorlardı  O şekilde başladı benim blog maceram.

Blogunuz, diğer bloglara nazaran çok sadece bir tasarıma sahip. Bunun özel bir nedeni var mı?

Her bir dönemin kendine has bir tasarımı modası var. Mesela, 2000li yılların başında, benim kullandığım türden bir blog temasını kullansanız, “Bu ne be? Ne bir blogroll var, ne bir tasarım var!” derlerdi. Şimdi ise, herkeste bir sadeleşme çabası görüyorum. Bu, artık o medyanın olgunlaştığının da kanıtı. Yani, çok fazla söze gerek kalmadan kendini anlatabilen bir ürün/site, bence olgunlaşmış bir sektörün ürünüdür. Bloglar da öyle. Artık, kimseye “Blog nedir?” diye anlatamaya gerek kalmadı.

Her blog sahibinin hayali olan birçok takipçi ve yorum aldıktan sonra neden blog yazmaya ara verdiniz? 

Yorulduğum için… Kızlarımla çok fazla zaman harcayamadığım için… Söyleyecek bir şeylerim olmadığı için o dönemde. Yazmayı bırakmadım ama blog yazmayı bıraktım. Hatta, tüm kişisel dijital aktiviteyi bıraktım birkaç yıl boyunca. Bunu anlattım bıraktığım yıllar içinde:

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2008/05/blog_konferansi_neden_biraktim.php

Sizi tekrar blog yazmaya ikna eden şey neydi?

Söyleyecek yeni bir şeylerim olması. Not defterimin sonuna kadar dolması ve bunları paylaşma istediği. Kızlarımın büyümesi… Onlarla geçirdiğim zamanı çok işgal etmemesi yazdığım yazıların. Bunu da anlatan bir yazı yazdım yıllar önce:

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2010/03/bunu_yazan_tosun_2.php

Blog yazılarınızı ne sıklıkla yazıyorsunuz?

Hafta da en az bir kere yazmaya çalışıyorum. Bütün hafta boyunca ne yazmak istediğim şekilleniyor kafamda. Bunları, Cumartesi gecesi kaleme alıp, Pazar sabahı bloguma aktarıyorum. 

Blog yazılarınızda bir derinlik var. Bu derinliği neye borçlusunuz? Yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Blog yazılarında dikkat ettiğim en önemli kısım, su sorunun cevabı: “Eğer bunu başkası yazsaydı, okur muydum?” eğer cevabim “Hayır” ise, o yazdığımı paylaşmıyorum blogumda.

Yılda kaç kitap okuyorsunuz ve kitap satın alma kriterleriniz nelerdir?

Yılda kaç kitap okuduğumu bilmiyorum ama her gün 2,5 saat kitap okuyorum. Bu lüksü bana veren tek şey ise “trafik”  Ben, Dubai’de yaşıyorum ve Abu Dhabi’de çalışıyorum. Her gün gidiş-geliş 3 saat arabada geçiriyorum. Bu nedenle, yıllar önce Audible sitesinden üyelik satın aldım ve her ay birkaç kitabi iPod’uma yüklüyorum ve böylece, arabada, trafikte geçen zamanı iyi kullanabiliyorum.

Biraz “Teknoloji Kimin Umurunda!” kitabınızdan bahseder misiniz? Kitabınızın bir oluşum hikâyesi var mı?

Kitap da blogum gibi organik bir şekilde oluştu. Yazılar çoğalmaya, okuyanlar artmaya başlayınca, bu yazıları bir araya getirip, bir kitap oluşturma fikri canlandı aklımda. Alfa Yayıncılık’tan Mehmet Çömlekçi’nin de tavsiyeleri ve yardımıyla birlikte, kitap fikri gerçekleşmiş oldu.

Kitabın geliri Kızılay’a mı bağışlandı? 

Evet. Kitabın bütün gelirleri Kızılay’a bağışlandı ve halen de devam ediyor bu.

Kitabınızın halen üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğu doğru mudur? Bu konuda bilgi verir misiniz?

Açık söylemek gerekirse, bu konuda çok bilgim yok. Birkaç üniversitede kitabım önerilen kurs kitabıydı 2006 ile 2008 yılları arasında. Bu üniversiteler arasında Hacettepe, Yıldız Teknik ve ODTÜ var.

Kitabınızı tasarım hizmeti alan,  tasarlayan ve tasarım yapmayı düşünenlere şiddetle öneriyoruz. Sahi teknoloji kimin umurunda?

Evet, halen aynı fikirdeyim: Teknoloji kimin umurunda! Soru işareti değil, ünlem! Yani, teknolojiyi kullananlar (büyük bir çoğunluk) için (bu bir web site olabilir, bir telefon olabilir ya da televizyon) işin kaput altında kalan kısmı çok önemli değil. Önemli olan o kişinin, teknoloji ile yaşadığı deneyim. Bu deneyimin olumlu bir deneyim olması. Yani, teknoloji kimsenin umurunda değil.

Sizce “Gelecek, geldi mi?” İnternet’in geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Gelecek geldi mi bilmiyorum ama hayatımızın internet ile daha da kolaylaştığı, ülkelerin birbirine yaklaştığı şüphesiz. Bundan 10 yıl önce, cebimizdeki bir cihazın, masa üzerindeki cihazdan daha fazla kullanılacağı ve dünyadaki her bilginin avucumuzun içinde olacağını birçok kişi hayal bile edemezdi. Kitabımın giriş kısmındaki senaryo bugün bir gerçek! Yani bu anlamda, gelecek geldi ama en önemlisi, parça parça geliyor ve gelmeye devam edecek bizim hayal edebileceğimiz hızda.

Kızlarınızın şimdiden tablet bilgisayarlar için uygulama (app) hazırladığı doğru mudur?

Kızlarım, iPad hayranı. Özellikle iPad’de oynadıkları oyunlar. Ben, bir akşam onlara yıllar önce benim sokakta çamur içinde çivi ile oyun oynadığımı anlatınca, beraber bir oyun hazırlama ve bu oyunun adını da Chivi olarak verme kararı ortaya çıktı. Oyunu onlar hazırlamadı ama karakteri, oyunun hikâyesini, nasıl oynanacağını onlar tasarladı ve ben de Alpha Apps’de tanıdığım yetenekli kişilerle birlikte oyunu kodladık.

Genç tasarımcılara ve blog yazarlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Tek tavsiyem, kendilerinin seveceği işleri yapsınlar. Eleştiriye çok kulak asmadan, popülerlik zihniyeti taşımadan. 

Silikon Vadisi’nde çalışmak ister misiniz?

Eğer seveceğim bir proje/şirket olursa, neden olmasın. Gerçeği söylemek gerekirse, ben Silikon Vadisi’nde zaten çalıştım… Hem de en popüler olduğu dönemde. Şirketin ismini, benim gibi bu işlere yıllar önce başlamış olanlar bilir: Pets.com. Evet, dot-com çöküşünün poster çocuğu bünyesinde tam tamına 3 hafta çalıştım San Francisco’da. Ben ise başladıktan 3 hafta sonra da benimle birlikte yüzlerce kişinin işine son verildi. Eskiden CV’ye koyuyordum bu şirketi. Sonra fark ettim ki ne zaman bir iş görüşmesine gitsem, ana konu “Aaa, Pets.com… Nasıldı?” oluyordu. Şimdi artık yer almıyor CV’de

Tekrar blog yazmaya başlayarak takipçilerinizi sevindirdiniz. Türkiye’ye dönüp büyük projeler içinde yer almayı veya büyük bir proje yapmayı düşünüyor musunuz?

Beni yakından tanıyanlar bilir… Şimdiye kadar hiçbir kariyer hırsım olmadı. İş yeri politikasını da pek beceremem. Sevdiğim işleri yaptım… Sevdiğim kişilerle çalışmaya özen gösterdim. Sanırım bu, bu şekilde devam edecek. Türkiye konusuna gelince, sanırım biraz zor. 10 sene önce olabilirdi ama şimdi, Türkiye planı yok benim hayat takviminde.

Teşekkürler Mehmet Bey. theMagger okurlarını, Teknoloji Kimin Umurunda! kitabı ve Altı Üstü Tasarım blogu yazarı Mehmet Doğan hakkında merak edilen noktalarda aydınlattınız. Umarım röportajımız dijital pazarlama üzerine çalışan, çalışmayı düşünen genç beyinlere bir ışık olur.

Bu vesile ile Altı Üstü Tasarım blogunuzu ve alanında Türkiye’de ilk olan Teknoloji Kimin Umurunda! kitabınızı tasarımcılara, tasarım hizmeti alanlara ve bu konuyla ilgili olanlara tavsiye ederiz. Sağlıcakla kalın.      

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?