Oldukça köklü ve geleneksel olan çanta ve aksesuar sektöründe vegan deri kullanarak Türkiye’de ve hatta dünyada yeni sayılabilecek bir işe imza atan; tanıştığım günden beri çok severek kullandığım bir markayla sizi tanıştırmak istiyorum: Owlish Studio. Markanın kurucularından Kübra ile; markanın hikâyesini, değerlerini ve bir zeytin ağacının kendisini nasıl bir yolculuğa çıkardığını konuştuk.

glacier-bucket-canta-owlish-studio
Glacier Bucket Çanta | Fotoğraf Kaynağı: Owlish Studio

Kübra merhaba, öncelikle seni daha yakından tanımak isterim. Tüm odağı, modayı hayvan ve çevre dostu ürünler etrafında şekillendirmek üzerine kurulu bir marka yaratmanın arkasındaki yolculuğundan biraz bahseder misin?

Kendimi sürdürülebilir bir yaşam felsefesini sahiplenmiş, profesyonel kariyerini bunun üzerine inşa etmiş ve hayvansever biri olarak tanımlayabilirim. On yıl boyunca kurumsal firmalarda sürdürülebilirlik üzerine çalıştım. Geri dönüşümden kurumsal raporlamaya, danışmanlıktan iletişime kadar pek çok alanda tecrübe kazandım. Tüm bu yolculuk bana; hem dünyaya, hem de yaptığım işe başka bir gözle bakmayı öğretti. Etki alanım ölçüsünde yaratabildiğim değeri gördükçe, temas ettiğim her şeye daha seçici ve farkındalıkla yaklaşmaya başladım. Owlish Studio da bu bakış açısından doğan bir marka oldu.

kubra-engin-hosver-owlish-studio
Kübra Engin Hoşver | Fotoğraf Kaynağı: Owlish Studio

Sürdürülebilirlik konusundaki tecrübelerin ve hayvan derisinden uzak durma tercihin nasıl Owlish Studio’ya dönüştü peki? İlk kıvılcım ne oldu?

Owlish Studio kişisel bir ihtiyaçtan ortaya çıktı. Yıllardır, başta çanta olmak üzere hayvan derisinden üretilmiş ürünler satın almaktan kaçınıyordum. Hem bir hayvanın cildini giyme fikri, hem de bunun dünyaya oluşturacağı yüke katkı sağlamak bana doğru gelmiyordu. Alternatif olarak petrol bazlı suni deriye yönelmek de içime sinmiyordu.

İşim gereği sürdürülebilirlik ile ilgili küresel gelişmeleri hep yakından takip ediyordum ve inovatif malzemelerin gelişimini izledim. Bu alanda Türkiye’de de iddialı girişimler ortaya çıktığını görüyordum. Hatta zeytin atıklarından yüksek kalitede deri üretildiğini, henüz Owlish Studio fikri ortada yokken geliştiricisinden dinleme fırsatım olmuştu.

Markanın ilk kıvılcımı ise bir zeytin ağacı sayesinde oldu. İstanbul-Atina arasında bir hayat sürerken, Atina’daki evimizin bahçesinde bulunan zeytin ağacı bana ilham verdi.  Bu ağacın meyvelerinden elde edilen atıklar ile üretilmiş yenilikçi bir malzemeyi, İstanbul’un tarihi deri işçiliği ile birleştirerek; şık, dayanıklı ve çevresel yükü hafif olan bir çanta ortaya çıkarma düşüncesi böyle doğdu.

Bu fikir; hem beni bir çıkmazdan kurtaracak, hem de benimle benzer çekinceleri olan insanlara bir alternatif sunacaktı. Bunun üzerine uzun sürecek bir araştırma, tasarlama ve hayal kurma sürecine girdim. Değer zincirinin tüm halkalarını dizayn ederken, eş zamanlı olarak da çanta ve aksesuar tasarımı üzerine eğitim almaya başladım. Proje büyüdükçe kendini kanıtladı, benimle beraber eşim Doruk’u da heyecanlandırdı. Böylece Owlish Studio; iki ortağın girişimiyle, yeni nesil bir çanta ve aksesuar markası olarak hayata gelmiş oldu.

Sanırım bana o kıvılcımı sağlayan zeytin ağacına bir teşekkür borçluyum.

reef-silindir-canta-owlish-studio
Reef Silindir Çanta | Fotoğraf Kaynağı: Owlish Studio

Owlish Studio isminin arkasında nasıl bir hikâye var? Bu isme nasıl karar verdiniz?

Küresel bir marka olma hedefiyle yola çıktığımız için İngilizce bir isim tercih ettik. Owlish, İngiliz İngilizcesi’nde “ciddi ve bilge görünümlü kişi” anlamına gelen bir sıfat. Studio ise işimizi bir tasarım stüdyosu olarak konumlandırmış olmamıza atıf yapıyor. Bu iki kelime bir araya geldiğinde markanın ruhu ortaya çıkıyor: Farkındalık sahibi, bilinçli tercihler yapan, üzerinde yaşadığı dünyanın iyiliğini ciddiye alan, ancak şıklığından ödün vermek istemeyen bir moda duruşu. Trendlerden önce kendi değerlerini takip eden ama yine de stil sahibi bir duruş. Galiba daha iyi bir isim bulamazdık.

Owlish Studio’da sürdürülebilirlik sizin için ne ifade ediyor? Bu yaklaşımı; markanın felsefesi, malzeme seçimleri ve üretim süreçlerine nasıl yansıtıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik, Owlish Studio’nun en temel refleksi. Biz yaptığımız ve yapmaktan kaçındığımız tercihlerin kimliğimizi oluşturduğuna inanıyoruz. Bizim tercihimiz ise gezegene, topluma ve hayvanlara tavizsiz bir saygı göstererek var olmak.

Bu duruş bizi hızlı tüketim alışkanlıklarının tam karşısına konumlandırıyor. Bugün hızlı modanın geldiği nokta; başta çevre kirliliği, karbon emisyonu, emek sömürüsü ve hayvan zulmü olmak üzere yarattığı birçok problem nedeniyle sürdürülebilir olmaktan çok uzak. Modanın, daha sorumlu bir üretim ve dağıtım felsefesi ile yeniden tasarlanmasına ihtiyaç var. Burada markalara çok iş düşüyor ve biz de tam bu noktada fark yaratmak için çabalıyoruz.

Tasarımdan üretime, paketlemeden teslimata kadar her adımda “gezegene en az etki yaratan seçenek hangisi?” diye sorarak ilerliyoruz. Ürünlerimizin tamamında sadece vegan deri kullanıyoruz. Astar ve toz torbası gibi tekstil bileşenlerde pamuk ve keten gibi doğal kumaşları önceliklendiriyoruz. Ambalajlarda ise sertifikalı ve yeşil enerji kullanarak üretilen kâğıtları tercih ediyor, kargolama süreçlerinde plastik malzeme kullanmıyoruz. Girdilerimizin neredeyse tamamını Türkiye’den, hatta İstanbul’dan tedarik ediyor; üretimi de yine İstanbul’da yaptırıyoruz. Böylece hem lokal üreticileri destekliyor, hem de tedarik zincirinden kaynaklı emisyonları en aza indiriyoruz.

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hassasiyet olarak değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Atölyelerimizi seçerken; çalışma koşullarına, kadın çalışan oranına, çocuk işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığına dikkat ediyoruz. İçimize ufacık bir şüphe düşüren hiçbir yere adım atmıyoruz.

Elbette daha yapacağımız çok şey var, çünkü sürdürülebilirliğin bir varış noktası yok. Gelişen malzeme teknolojileri ve standartların etkisiyle her geçen gün daha umut verici çözümler ortaya çıkıyor. Biz de bu konudaki yerel ve küresel gelişmeleri takip ediyoruz.

img_2111
Savannah Hobo Çanta | Fotoğraf Kaynağı: Owlish Studio

Kullandığınız vegan deri malzemeler hakkında biraz daha bilgi verebilir misin? Bitki bazlı atıklardan üretilen derilerin çevresel etkileri neler?

Vegan deri, hayvan derisine alternatif yeni nesil bir malzeme. Hayvan sömürüsü içermemesi ve ekolojik ayak izinin belirgin biçimde düşük olması nedeniyle hayvansal deri ve petrol türevi suni deriye karşı güçlü bir seçenek. Ayrıca dayanıklılığı, estetik görünümü ve yüksek performansıyla da fark yaratıyor.

Hayvan derisi, yüksek karbon salımıyla birlikte tabaklama süreçlerinde kullanılan yoğun kimyasallar ve su tüketimi nedeniyle dünyaya ciddi bir yük oluşturuyor. Petrol bazlı suni deri ise üretim aşamasındaki kimyasal kullanımından ve karbon emisyonundan ötürü gezegene önemli zararlar veriyor. Buna karşın vegan deri (türüne göre değişkenlik gösterse de); inek derisine kıyasla yaklaşık 11 kat, piyasadaki en düşük emisyonlu suni deriye kıyasla ise 2 kat daha düşük karbon ayak izine sahip.

Biz tasarımlarımızda zeytinyağı endüstrisinin yan ürünlerinden üretilen zeytin derisi ve kâğıt endüstrisinin atıklarından üretilen doğal bir polimer olan lignin derisini kullanıyoruz. Her iki malzeme de uluslararası sertifikaları olan ve küresel ölçekte faaliyet gösteren tedarikçilerimiz tarafından sağlanıyor. Bu materyallerin üretimi alternatiflerine göre oldukça düşük çevresel etki yaratıyor ve atıkların değerli bir kaynağa dönüşmesi sayesinde döngüsel ekonomiyi destekliyor.

envelope-laptop-cantasi-owlish-studio
Envelope Laptop Çantası | Fotoğraf Kaynağı: Owlish Studio

Üretim süreciniz nasıl işliyor?  

Tüm ürünlerimiz tecrübeli zanaatkârlar tarafından el işçiliğiyle üretiliyor. Geleneksel deri işçiliğinin deneyimi ile vegan deriyi birleştirerek; hem çevreci bir malzeme, hem de el yapımı üretimin kalitesini bir araya getirmiş oluyoruz. Kaliteyi çok önemsiyoruz, çünkü tüm çanta ve aksesuarlarımızın uzun yıllar kullanılmasını istiyoruz. Yavaş modayı benimseyen bir marka olarak ürünlerimizin kısa sürede atık hâline gelmesinin önüne geçmek için çalışıyoruz.

Son olarak da gelecekte Owlish Studio’yu neler beklediğini sormak istiyorum. Ne gibi hedefleriniz var?

Üreticiler ve tüketiciler olarak modaya yaklaşımımızın değişmesi gerekiyor ve yaptığımız tüm seçimler geleceğimiz için belirleyici olacak. Bizim en büyük hedefimiz, Owlish Studio kullanıcısının seçiminden dolayı gurur duymasını sağlamak. Sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen malzemelerle, sorumlu üretim koşullarında ve zanaatkârlığın ön planda olduğu çantaları kullanıcılarıyla buluşturmak. Hem Türkiye’de, hem de dünyada; bizimle aynı hassasiyetleri paylaşan daha çok insana ulaşmak. Bunu yaparken de hep daha iyiyi aramaya ve anlatmaya devam edeceğiz.

Yolumun hayvan dostu, sürdürülebilirliği merkeze alan ve etik değerlerle kurulmuş bir markayla kesişmiş olmasına çok mutluyum, hem de markanın yolculuğunun henüz başında! Başarılarının katlanarak artacağına hep birlikte tanık olacağımızı düşünüyorum. Owlish Studio’yu daha yakından tanımak ve ürünlerini incelemek isterseniz web sitelerine veya @owlishstudio hesabına göz atabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı Kaynağı: Owlish Studio

İlginizi çekebilir: