Yeşil bir bahçede, uzun bir masa etrafında, muhteşem güzellikte bir zeytin ağacının gölgesinde… Parma Sole’nin doğallığı, Ingredy’nin seçkin markalarıyla buluştu. 11 Ekim’de gerçekleşen bu özel davet, “iyi ürün, iyi reçete, iyi eşleşme” mottosuyla gastronomiye zarif bir yorum getirdi. Ben de sizinle deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

photo-2025-10-18-20-40-34
Parma Sole | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Masalarda, İtalyan mutfağının kalbinden çıkan lezzetler yer aldı: Peynir ve şarküteri çeşitleri, taze otlarla hazırlanan hafif salatalar, bruschetta çeşitleri, risotto ai funghi, ince hamurlu pizza çeşitleri, el yapımı makarnalar ve günün sonunda damakta iz bırakan enfes tatlılar. 

photo-2025-10-18-20-39-39
Parmigiano Reggiano-Prosciutto | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Parma’dan gelen parmesan ve prosciutto, bu deneyime köklerine sadık, otantik bir tat kattı ve damağımda bıraktığı lezzet ile beni İtalya’ya ışınladı. Parmesan peyniri (parmigiano reggiano), 12. yüzyılda Parma ve Reggio Emilia manastırlarında doğan bir ustalık ürünü. Sadece süt, tuz ve sabırla yapılan bu peynir; aylar, hatta yıllar süren olgunlaşma sürecinde aromasını bulur. Her tanesi, İtalya’nın kuzeyindeki yemyeşil vadilerin, temiz havanın ve ustaların el emeğinin hikâyesini taşır. Yine doğum yeri Parma olan prosciutto ise yalnızca domuz butu, deniz tuzu ve zamanla yapılır. Başka hiçbir şey eklenmez. Yüzyıllardır değişmeyen bu yöntem, Roma dönemine kadar uzanır. O zamanlar bile Parma’daki üreticiler, etleri tuzlayıp soğuk rüzgârda kurutarak muhafaza ederdi. Bugün ise bu gelenek hâlâ aynı titizlikle sürdürülür: Etler yalnızca Parma bölgesinde, belirli mikroklima koşullarında kurutulur ve en az 12 ay olgunlaşmaya bırakılır. Sonuç olarak ince dilimlendiğinde neredeyse transparan bir dokuya sahip, yumuşak, tuz dengesini mükemmel yakalamış bir lezzet elde edilir. Prosciutto di Parma ve Parmigiano Reggiano, İtalyan sabrının, doğaya saygının ve zamanın sihrinin simgeleri diyebiliriz.

img_8165
Burrata | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Etkinlikte taptaze meyve ve sebzelerin yanısıra “Napoli Antica” markasının birbirinden leziz peynirlerini deneyimleme fırsatı yakaladık. Peynirler, kuşaktan kuşağa büyük bir özveri ile aktarılan reçetelerle ve geleneksel yöntemlerle üretiliyor. Tamamen el üretimi olan taze peynir çeşitleri arasında, “burrata, mozzarella, ricotta, stracciatella, fior di latte, figliata, nodini ve sfoglia” bulunuyor. Olgunlaştırılmış peynirler arasında ise “scamorza ve silano” bulunuyor.

img_8221-2
Linguine al tartufo | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Bu güzel peynirlerin eşlikçisi olarak masalara “Mostarda di Zucca” servis edildi. İtalya’da özellikle kuzey bölgelerinde (Lombardia, Veneto, Emilia-Romagna) çok yaygın olan geleneksel bir ürün “Mostarda”. Genellikle şekerle kaynatılmış meyvelerden yapılıyor. Ardından hardal yağı veya özü ekleniyor. Böylece hem tatlı hem de hafif acı ve keskin bir aroma elde ediliyor. Et yemeklerinin ve peynir tabaklarının yanına çok yakışıyor. “Mostarda di Zucca” da balkabaklı versiyonu. Damakta sürprizli bir tat bırakıyor.

tezza-8178
Parma Sole | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Tüm lezzetlerin eşlikçileri ise harika şaraplardı: Selendi, Purcari ve Gülpembe etiketleriyle sunulan rosso, bianco ve rosato çeşitleri; her tabağın karakterine uygun biçimde seçildi. Grenache, Mourvèdre, Merlot ve Cinsault’nun harmanlandığı kırmızılar; Pinot Grigio ve Chardonnay’nin zarif beyaz tonlarıyla dengelendi.

Her yudum, her lokma; bilgiyle, dengeyle ve doğallıkla hazırlanmıştı. Bu davet, sadece bir tadım değil, iyi üretimin hikâyesine duyulan saygının bir kutlamasıydı.

Kapak Fotoğrafı: Damla Anol Erol

İlginizi çekebilir: Damla Anol Erol’dan Parma Sole