İnternet üzerinde basit bir araştırma yapan herkes farklı Pazar günü listeleri ile karşılaşabilir. Bu, muhtemelen pazarın haftanın üzerine en çok şarkı yazılan günü olmasından kaynaklanır. Haftanın günleri üzerine yazılmış şarkı deyince pek çok kimsenin aklına The Cure’un 1992 tarihli ‘Wish’ Albümü’ndeki hiti ‘Friday I’m in Love’ gelebilir ama konu tek bir gün ise günlerin şahı pazardır.

Peki pazarın kerameti nedir?

sunday-Church-WEBSITE

Pazar Hristiyan kültüründe haftanın en önemli (kutsal) günüdür. Müslümanlar için Cuma neyse hristiyanlar için de Pazar odur. Pazar gününün dini anlamının ötesinde toplumsal bir boyutu da vardır. Pazar, kilise ziyareti sonrasında ailenin bir araya geldiği aile yemeği günüdür. Pazar sabahları kiliseye Pazar vaazı için gidilir ve sonrasında da aile üyeleri bir araya gelerek uzun bir ‘Pazar yemeği’ yer. Günümüz dünyasında kiliseye giden sayısında ciddi bir azalma olmasına rağmen Pazar günü ailelerin bir araya gelmesi hala bir gelenek olarak önemini korumaktadır. Hatta bu gelenek ‘Pazar aile yemekleri’ başlığı altında mutfak kültüründe ayrı bir kategori oluşmasına bile neden olmuştur. Fırın yemekleri, güveçlerde pişen et ve tavuk ağırlıklı yahni türü yemekler, rostolar ve çeşit çeşit hamur işleri Pazar günü mutfağının temelini oluşturur.

Pazar günümüz dünyasında çoğu beyaz yakalı ve mavi yakalılar için gerçek anlamda tatil günüdür. Pazar yerine cumanın tatil olduğu Arap dünyası dışında küresel anlamda Pazar ortak bir tatil zamanıdır. Ülkeden ülkeye kültürden kültüre değişse de Pazar ritüelleri benzerlik gösterir. Pazar aile dışında, uyuşukluk, miskinlik, uzun ve zengin sabah kahvaltıları, brunch ve piknik demektir.

Tüm bu özellikleri ile Pazar muhtemelen günler içinde herkes için en güzel en mutlu gün olmalıdır değil mi? Pek de sayılmaz… Pazar gününün mutluluk ile doğrudan bir ilişkisi var gibi gözükse de pazarın karanlık, depresif, melankolik ve kaotik bir yanı vardır. Haftanın en sevilen günü gibi gözükse de haftanın en nefret edilen günlerinden biri de belki de birincisi olabilir Pazar. Nitekim İsveç’te Göteburg Üniversitesi’nden araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre Pazar haftanın en depresif günü. İsveç’te de Almanya’da İngiltere’de de. Hatta benim gibi çocukluktan kaynaklanan bir Pazar travması olan insanların sayısının bir hayli fazla olduğunu iddia edilebilir. Monster.com tarafından yapılmış bir ankete göre çalışanların %80’i ertesi gün iş olacağı stresine bağlı olarak Pazar gecesi insomniasından muzdarip. Çocukken Pazar, hele de Pazar öğleden sonrası Pazartesi günü yeniden başlayacak olan okula hazırlık anlamına gelir: Zorla yapılması gereken banyo, hafta sonu uyuşukluğuna kurban giden ödevlerin son dakika zorla tamamlanmaya çalışılması, sınav varsa son gözden geçirmeler; üniformaların ütülenmesi ve tüm bunlara eşlik eden ertesi günü okul olacağından dolayı yaşanan hüzün. Bu hüzün o kadar derin bir travma yaratır ki ilerleyen yaşlarda bile peşinizi bırakmaz. Çalışmaya başlayınca da boyut değiştirir. Adeta üstümüze ölene kadar kurtulamayacağımız bir Pazar laneti çökmüş gibidir. Pazar akşamı geldiğinde kendi kendinize şunu deme olasılığınız yüksektir: ‘İşte bir hafta daha tamamlandı ve ben ne yaptım? Bu hafta yaptıklarımın anlamı neydi? Daha da kötüsü istediğim planladığım şeylerin hangisini yapabildim?’ Bu sorular çoğaltılabilir. Pazar hüznünün modern insanın yaşamı ve mutluluk anlayışı ile zamanını değerlendirme kavramları ile de doğrudan bir ilişkisi vardır ama bu çok daha daha uzun ve kapsamlı bir yazıyı hakeden derin bir mevzu.

Benim gibi bu evrende cürmü kadar yer yakan bir ölümlü için de haftanın en hüzünlü zamanı Pazar akşamlarıdır: Hele de sonbahar ve kış döneminde karanlık çökünce o karanlık adeta tam anlamıyla insanın içine bir zamk gibi yapışır. Bu lanet öyle güçlüdür ki Pazartesi günü işe gitmek zorunda olmadığım dönemlerde ve hatta tatiller de bile peşimi bırakmaz. Pazar akşamları kendimi adeta boynu bükük bir yetim bir öksüz gibi hissederim. İşin ilginç ve kötü yanı bu yokedici duyguyu ortadan kaldırmak için çeşitli yollar denese de insan kurtulamaz bu durumdan. Şöyle bir örnek vereyim: evlendikten sonra çıktığımız balayı gezisi sırasında, ki Pazar günü balayının çok başıydı; sadece ikinci günüydü, Porto’da geçirdiğimiz Pazar akşamında yaz olmasına rağmen yağmurlu ve serin bir hava vardı. Ben yine aynı melankoliyi yaşamayı başardım. Hatta o Pazar yağmurlu ve serin Porto akşamı yüzünden anılarımda iki ayrı Porto kaldı: Pazar sabahının güneşli ve canlı şehri ile akşamın karanlık ve kesif bir hüzün kokusuna boğulmuş . Porto’nun Douro Nehri kıyısındaki eski evlerini bile Cumartesi ile Pazar günleri için farklı farklı hatırlıyorum.

sunday - slider

İşte tüm bu hüzün ve melankoli ortasında ruhun gıdası müzik yardımımıza yetişir. Yalnış anlaşılmasın; bu yardım bu depresif ruh halini bir anda bir neşe seline çevirmez. Bilakis müzik sanatı göklere çıkarabildiği gibi yerlerde de süründürebilir ve Pazar günü müziklerinin de böyle bir iki yüzü vardır: Bir taraftan pazarın mutlu mesut ruhunu şad eden neşeli parçalar olduğu gibi pazarın karanlık yüzünü okşayan ‘‘Pazar vurdu bir de sen vur’’ dedirten, Pazar gününün şiirsel bunalımını katmerli hale getiren derin balladlar da vardır. İşte bu liste, her seçimde olduğu gibi, tamamen öznel bir şekilde belirlenmiş, Pazar günü hakkında yazılmış, Pazar gününe değinmiş veya Pazar gününün bir metafor olarak kullanmış, özetle bir şekilde Pazar gününden bahsetmiş 10 melankolik şarkıyı içeriyor. Hepsi birbirinden güzel ve dinlenesi. Yine de uyarıyı elden bırakmayalım; bir Pazar akşamı, hele de yağmurlu bir Pazar akşamı zayıf bünyelere önerilmez.

1. Gloomy Sunday:

Muhtemelen müzik tarihinin en çok cover yapılan şarkılardan biridir. Klasikleşmiş bir çok yorumu bulunmaktadır. Şarkının Pazar şarkıları arasında en melankoliği, daha doğru bir deyişle en karanlığı olduğunu söylersek sanırım bir gerçeği ifade etmiş oluruz. Adı zaten herşeyi açıklar: Kasvetli Pazar. Şarkı aslında doğrudan bir Pazar gününü anlatmaz. Şarkı sevgilisi tarafından terkedilmiş bir adamın aşk acısı üstünedir. Ama zaten haftanın hangi günü yaşansa zor olacak bir acıyı Macar Besteci Rezso Seress Orta Avrupa’nın kaçınılmaz hüzünlü melodik yapısı içinde Pazar gününün kasveti ile birleştirmiş ve sonuç ölümcül olmuştur. Mecazi anlamda değil; gerçek anlamda ölümcüldür şarkı. 1930 ve 40larda bu şarkı yüzünden Avrupa’da pek çok intihar olduğu yarı mit yarı gerçek bir fenomen olarak müzik tarihindeki yerini almıştır. Bestecisi Seress de 1968’de Budapeşte’de bir çatıdan atlayarak yaşamına son verdi. Şarkıyı Billie Holiday, Ray Charles, Elvis Castello, Sarah McLachlen, Bjork ve Portishead gibi isimler söyledi. Klasik, eski tarz sevenler Billie Holiday yorumunu dinlesinler. Günümüze yakın duranlar ise Portishead yorumunu seveceklerdir.

2. Morrisey – Everyday is Like Sunday

Morrisey’in debut solo albümü ‘‘Viva Hate’’’in klasikleşmiş şarkısı.
İngiliz yazar Nevil Shute’un Avustralya’nın Melbourne şehrinde bir nükleer felaketi bekleyen bir grup insanı anlattığı ‘On the Beach’ romanından esinlenirek yazılan sözleri sahil kasabalarının özellikle soğuk havalarda ve ıssız olduklarında yaşadıkları hüzün ile Pazar gününün kasveti arasında müthiş bir ilişki kurar: Sahil kasabalarında geçen her gün Pazar günü gibi değil midir: Sessiz ve gri…

3. Elbow – Great Expectations

Kırık bir aşk hikayesi. İnsanın içine ağır ağır zehir akıtan bir başyapıt. ‘’Tüm gün yağmur yağarsa seni arayacağım eskiden aradığım gibi’’ diyor. Zaten fonda sürekli bir yağmur hissi. Ve sevgilisine sesleniyor: ‘Benim Pazar güneşimdin’. Oysa o güneş tıpkı şarkıda dediği gibi sodyum ışıklandırmanın gümüşü altına dönüştürmesi gibi yanıltıcı. Aslında tüm gün yağmur yağıyor.

4. U2- Sunday Bloody Sunday

U2’nun marş ritminde ve ilk bakışta çoşkun bir his veren şarkısı. Öte yandan anlattığı kanlı olay daha sonra yıllar sonra kanla yazılacak bir tarihin de başlangıcı. 30 Ocak 1972 Pazar günü İngiliz askerlerinin bir protesto gösterisi sırasında 26 silahsız Kuzey İrlandalı sivili öldürmesi tarihe Kanlı Pazar olarak geçmiştir. Şarkı işte bu kanlı olayı anlatmaktadır. Radiohead’in U2’nin marş ritminden farklı olarak vokale dayanan daha yavaş ve hüzünlü cover yorumu bir Pazar gününe daha yakışır açık söylemek gerekirse.

5. Velvet Underground – Sunday Morning

Paranoya hakkında bir şarkı. 60ların ‘psychedelic’ havasını olağanüstü bir ‘cool’ tarzda yansıtan ve dünyanın paranoyak halini derinden derine insanın gözüne sokmadan anlatan yumuşak melodik yapısıyla ruhu saran bir klasik. Başkalarını bilmiyorum ama pek çok Pazar sabahı, şafak vakti geride bıraktığım yıllarımı düşündüğüm olmuştur. Ve pek tabi dünyanın ahvalini…

6. David Bowie – Sunday

Herşey değişiyor ve hiçbir şey değişmiyor… Herşey sonun başlangıcı… Pazar haftanın sonu ama sonun veya hiçbir şeyin başlangıcı. Hiçbir gün insanda düşüyormuş hissini Pazar günü kadar veremez. Bowie’nin olgunluk döneminin belki de en iyi albümü olan ve 11 Eylül sonrasında, o günlerin ruh halini yansıtan ‘‘Heathen’’ albümünde yer alan bu şarkı hiçlik duygusunu yansıtması açısından Pazar gününe yaraşıyor.

7. The Doors – Blue Sunday

Bu listedeki melankoli derecesi en düşük şarkı aslında. Diğer Jim Morrison sözleri yanında oldukça basit kalan bu aşk şarkısı sözlerinden ziyade insanın içinde yumuşak bir hüzün bırakan yumuşak bir melodisi ile zarif bir melankoliye sürüklüyor. Böyle Pazara böyle melankoliye can kurban…

8. Johnny Cash – Sunday Morning Coming Down

Bir Kriss Kristofferson bestesi ama Johnny Cash’in muhteşem sesi ile başka bir boyuta yükseliyor. Açık söylemek gerekirse benim gibi pek de ‘country’ müzik hayranı olmayanların için listenin en az dinlenecek şarkısı olsa da Cash’in sesi ile daha bir etkileyici hale gelen sözleriyle Pazar günü melankolisine katkıda bulunuyor. Üstelik hüznü Pazar gününün en mutlu anı olan sabaha taşıyor. Pazar günleri yalnız geçiyorsa daha bir dayanılmazdır ve şarkıda da söylendiği gibi: Pazar günlerinde insanı yalnız hissettiren bir şey vardır.

9. Manos Hacidakis – Never on Sunday

Jules Dassin’in 1960larda kült haline gelmiş aynı adlı filminin sirtaki ritmindeki müziği. Bu film için bestelediği müzik ile Hacidakis buzukiyi evrensel anlamda kullanan ilk besteci olmuş ve sonrasında özellikle de Mikis Theodorakis ile doruk noktasına ulaşan Yunan müziğinden esinlenen film müziklerinin efsanevi bir örneğini vermiştir. Yavaş çalınca hüzünlü hızlı çalınca neşeli olan şarkı başına buyruk ve Pazar günleri çalışmayan fahişe İlya ile ona aşık olan Yunan kültürü hayranı Amerikalı entellektüel Homer’in imkansız aşkını anlatan yapıtın kült statüsüne yükselmesinde en büyük pay sahibidir belki de. Hem enstrümantal hem de filmde İlya’yı oynayan Melia Mercuri’nin söylediği vokal versiyonu bulunmaktadır. Benim tercihim vokal versiyondan yana.

10.The Boomtown Rats – I Don’t Like Mondays

Pazartesi hakkında bir şarkı ama bu şarkının varlığını bilmek bile Pazar günlerinin depresyonunu arttırıyor ve Pazar gününden sormaya başlıyoruz Bob Geldof gibi ‘‘Anlat bana niçin sevmiyorum Pazartesi günlerini?’’ Cevap yine şarkıdan geliyor: Pazartesi günleri ilk ders ‘‘nasıl ölüneceği’’ üzerine olduğu için olabilir mi? Keşke herkesi Pazar gününden organize edip Pazartesi günleri evde oturmalarını sağlasak.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?