Kabul edelim, hepimiz gelecekte neler yaşayacağımızı fazlasıyla merak ediyoruz. işte “duyu ötesi algı” anlamına gelen durugörü yeteneği, tam da bu merakımızı ilgilendiriyor. Birlikte gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet esnasında hayatla ilgili merak ettiğimiz sorulara dolu ve içten cevaplar veren Pelin Toroslu, bir durugörü uzmanı olduğu kadar, spiritüel bir yaşam koçu. Kendisiyle iletişime geçtiğimizde bizlere hayatlarımızı iyileştirmek için, daha pozitif hissetmek ve modumuzu canlı tutmak için yapabileceğimiz önemli tavsiyelerde bulunan Toroslu, bu röportajında bizlere aile diziliminin ne olduğunu anlatıyor, hayatta başımıza gelenlere kendi irademizle yön verip vermediğimizi sorguluyor, yaşamın içerisindeki şans faktörüne değiniyor ve kendisini etkileyen kitap, film önerilerinde bulunuyor. Gelin, siz de bu spiritüel yolculuğun bir parçası olun ve hayata dair merak ettiklerinizi Pelin’in ağzından dinleyin.

Pelin selam, seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Selam! Ben doğuştan gelen tüm yeteneklerimi, aldığım bilgileri ve yaşadığım paranormal olarak tarif edebileceğim olayları yaşayarak sürdürdüğüm hayatımı, insanların gözlerinden aldığım enerjiyle onların ruhuna dokunmaya çalışarak devam ettiriyorum ve onların iç seslerine arkadaş oluyorum. 2012 yılından itibaren spiritüel alanda çalışmalar yapan kişilerle görüştüm ve çeşitli eğitimler aldım. Bendeki bu yeteneğin durugörü olduğunu söylediler ve beni bazı testlere tabi tuttular. Bu testler sonucunda daha da bilinçli çalışmaya başladım. Eğitimini aldığım, içinde bulunduğum eğitim sektöründe kalmak  yerine, insanların yol hikayelerinde onlara eşlik etmek istedim. Hem onlara, hem de bana iyi gelen bir yolculuğa dönüştü yaşamım.

Öncelikle, bir insana baktığında diğer insanların görmediği şeyleri görmek nasıl bir duygu, yani neler görüyorsun tam olarak? Gördüklerini neye göre yorumluyorsun?

İlk başlarda gördüklerimin ne olduğunu anlayamıyordum, hayal mi rüya mı diye, hatta endişelendiğim de oldu çünkü çeşitli semboller görüyordum ve içime aynı zamanda bazı hisler doğuyordu. Sonra fark ettim ki o hisler insanların hayatında yaşanan olayları gösteriyor. Çeşitli kitaplar okudum, araştırdım ve anladım ki bu durugörü. Kişilerin aura’larında beliren sembolleri, içime doğan hisleri kişinin enerji alanlarında gördüklerime göre yorumlayıp anlatıyorum.

Sende olan bu şey bir yetenek. Böyle bir yeteneğe sahip olduğunu ilk olarak ne zaman fark ettin? Sence bu yetenek neden belli insanlarda daha çok var, belli insanlarda ise hiç yok? Bir de durugörünün geliştirilebilir bir beceri olup olmadığını merak ediyoruz, bir insan sezgilerini kuvvetlendirmek için neler yapabilir?

Ben bu yeteneğe hep sahiptim aslında, kendimi bildim bileli herkesten farklı bir algım olduğunun farkındaydım. Olmaması konusunda yorum yapamam ama bazılarımızda olmasını ise bir misyon olarak düşünüyorum. Durugörü yeteneği olanların hepsi aynı şeyi görmüyor. Kimimiz insanların hayatları ile ilgili semboller görürken, kimi doğal olaylar ile ilgili sembolleri görüp yorumlayabiliyor. Sezgilerin kuvvetlendirilmesi ile ilgili çeşitli çalışmalar ve meditasyonlar yapılabiliyor. Ancak burada dikkatli olunması gerektiği düşüncesindeyim ben. Gördüklerimiz bazen yorucu ve korkutucu olabiliyor. Hazır olmadan ve doğru olmayan bir kaynaktan eğitim alınması üzücü sonuçlar verebilir.

Daha derine inmeden önce özgür irade konusuna değinmek istiyorum. Sence başımıza geleceklere kendi özgür irademiz ve tercihlerimizle biz mi yön veriyoruz yoksa önceden bizim için belirlenmiş belli bir olaylar zinciri var, bize düşen onu takip etmek mi?

Bu çok kritik bir konu ve soru aslında. Cevabı da oldukça uzun bir konuşma olacaktır takdir edersiniz ki. Özetlemem gerekir ise, bazı şeyler belirlenmiş ve onu yaşıyoruz. Ancak tabii ki yaşarken kendi irademiz ile verdiğimiz kararlar ve yaptığımız tercihlerin de edindiğimiz tecrübeye etkisi oluyor. Kader konusunda bir tespiti de Şems-i Tebrizi nin sözlerinde bulabiliriz: “Kaderin ne olduğunu anlatamam ama ne olmadığını anlatabilirim. Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten “ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun eğmek cehaleti göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzargah belli ama tüm dönemeç ve sapaklar yolculara aittir.” Karşımıza çıkacak yollar tesadüfi değil, önceden belirlenmiş ve tekamül sürecinde bizim kendimizi geşiltirmemiz açısından gerekli. Rumi’ye göre insanı yücelten aklı ve algıları. Aklımız ve algılarımızı doğru kullanırsak eğer, hayatımızı şekillendirebiliriz.

İnsanların hayatlarındaki blokajları görebildiğini söylemiştin, bu blokajlar sence neye göre ve nasıl oluşuyor? Bu blokajları iyileştirmede meditasyonun rolü tam olarak nedir, nasıl bir fayda sağlıyor?

Blokajlar temel olarak korkularımız, endişelerimiz ve tecrübelerimizin bize öğrettiklerinden kaynaklanıyor. Meditasyon düşünce şeklimizi değiştirmemize ve o konu ile ilgili biriktirdiğimiz negatif enerjiyi pozitif enerji ile yer değiştirmemize yardımcı oluyor. Farkında olmadan biriktirdiğimiz negatif düşüncelerden kurtulmamıza, yenilenmemize olanak sağlıyor.

Görüşmelerinde aile üzerinde çok duruyorsun. Ailelerimizin kendi zamanlarında yaşadıkları olayların bizim şimdiki hayatımızı etkilediğine inanıyor musun Aile dizilimi senin için ne demek? Örneğin, sen bir insana baktığında onun aile üyelerinden aldıklarının yansımasını görebiliyor musun?

Aile hem genetik anlamında hem de duygusal anlamda bize miras bırakıyor. Hani duyarız ya hep, bir ailenin başına sürekli aynı olaylar gelir ve bu o ailenin kaderi olarak yorumlanır. İşte benim baktığımda gördüklerim de ailenin yaşadığı bu tarz olaylar ve oluşturduğu blokajlar. Aile dizilimi uzman ve doğru eğitimi almış kişiler tarafından yapıldığında, geçmişte oluşmuş blokajların sebeplerini anlamaya ve çözmeye yardımcı olacak bir yöntem diye düşünüyorum.

İnsanın enerjisi veya elektriği ne anlama geliyor senin için? Hani bazen bir insanla tanıştığında “hiç kanımız uyuşmadı” dersin veya gördüğün anda çok iyi anlaşırsın biriyle. Bunun sebebi nedir sana göre? Yani biriyle anlaşıp anlaşmayacağını ne belirliyor, enerjisel bir açıklaması var mı bu durumun? Öyleyse bu enerji sabit bir şey mi, yoksa değiştirmek bizim elimizde mi?

Benim anlaşamadığım bir enerji pek olmuyor. Sadece bana kendi isteği ile geldiği halde aslında söyleyeceklerimi duymak istemeyen ve henüz hayatından değişiklik yapmaya hazır olmayan kişiler olabiliyor. Enerji alanlarımızı değiştirmek evet bizim elimizde. En kısa ve kolay şekli ile şöyle söyleyebilirim, kendimizi olumlu düşünceler ile besler, üzücü, sıkıcı olayları büyütmeden kendi içimizde çözerek ilerler ve pişmanlıklardan uzak durur isek enerji alanımızı temiz tutabiliyoruz. Birbirimiz ile anlaşmamızda ya da uyum sağlamamızda pek çok etken var; kimya, vizyon gibi. Ama ilk etapta bir kişi temel olarak bizi itiyor ise kesinlikle enerji alanları birbirine uyum sağlayamadığı için oluyor bu ve bunu değiştirmek her zaman mümkün olamıyor maalesef.

Peki, sence şans nedir? Bazı insanlar daha mı şanslı doğuyor gerçekten, ne düşünüyorsun bu konuda?

Bazılarımız bu dünyaya daha büyük bir kısmet ile geliyoruz evet, daha şanslı olabiliyoruz diğerlerine göre. Kimimiz diğerlerine göre daha sağlıklı, kimimiz daha akıllı, kimimiz daha başarılı, kimimiz daha zengin olabiliyoruz. Burda esas olan şansımızı nasıl değerlendirdiğimiz.

Daha önce hiç meditasyon yapmamış bir insana nereden başlamasını önerirsin? Örneğin, okuyucularımızla kısa bir meditasyon uygulaması paylaşabilir misin? Bir de hangi meditasyonu kime vereceğini nasıl belirlediğini merak ediyoruz; yani neden bir insana başka, diğerine başka bir uygulama vermek gerekiyor?

Meditasyonlar ve olumlamalar paylaşıyorum. Örneğin enerji alanına baktığımda bir kişide kıtlık bilinci görüyor isem bu alandan çıkması için kendisi ile olumlama cümleleri paylaşıyorum. Aşk için ya da yük getiren bağlardan kurtulmak için ise çeşitli meditasyonlar öneriyorum. Hiç meditasyon yapmayan birine tavsiyem ise her gün kendisine 5 dakika ayırması ve zihnini susturmayı denemesi olacaktır. İlk önce zihnimizin kendi kendine konuşmadığı, fikir üretmediği gerçek bir sessizlik alanı oluşturmak iyi gelecektir.

Sence meditasyon dışında ruhumuza iyi gelecek başka neler yapabiliriz, senin insanlara meditasyon dışında önerdiğin farklı uygulamalar var mı?

Doğa yürüyüşleri, hobiler de kimi insanda meditasyonun yarattığı etkiyi yaratıyor. Esas olan zihni susturup, kendi iç sesimizi duymak için kendimize fırsat yaratmak, bu çok önemli. Kişi kendini ne yaparken huzurlu ve dingin hissediyor, arınmışlık hissine sahip oluyorsa onu da yapabilir. Örneğin ben yemek yaparak ve nefes çalışması yaparak rahatlıyorum.

Çok fazla insanla konuşuyorsun, eminiz bambaşka hikayelere tanık oluyorsun. Bu çeşitlilik seni nasıl etkiliyor? Konuştuğun insanların enerjilerinden etkilendiğin oluyor mu, öyleyse kendini korumayı nasıl başarıyorsun?

Bazen oldukça üzücü hikayelerin kısa süreli de olsa parçası oluyorum. Tabii ben mümkün olduğunca kendi duygularımı seans sırasında kontrol altında tutuyorum ki, objektif bir şekilde danışanımın enerji alanınını görüp, gördüklerimi doğru şekilde yorumlayabileyim. Hiç yorulmuyorum diyemem açıkçası, ben de kendi enerjimi yüksek tutmak için çalışmaya başlamadan önce çeşitli meditasyonlar yapıyorum.

Bu konuştuğumuz konulara inancı olmayan çok fazla insan var, o kişilere ne diyorsun?

Maalesef bu alan sömürülmeye çok açık ve kötüye kullanan kişi sayısı oldukça fazla. O nedenle inanmayanların olmasını da, şüphe ile yaklaşmalarını da anlayabiliyorum. Sadece kendilerini bu fikre açmalarını ve doğru kişi ile görüştüklerinde fayda sağlayabileceklerini söyleyebilirim. Ön yargılı olmayı, yeni deneyimlerden, fikirlerden uzak kalmayı çok önermiyorum. Ön yargılı olmak  hayatımızın her alanında gelişmemizi engeller. Herkesin fikrine ve kararına saygı duymakla beraber ön yargılı olmayı çok doğru bulmuyorum.

Okuyucularımıza önerebileceğin, seni etkileyen kitaplar veya filmler var mı? Sence neyi mutlaka okumalı veya izlemeliler?

Benim hayatımda çok önemli bir başlangıç noktası oluşturan kitap, Stefano Elio D’Anna’nın ‘’Tanrılar Okulu’’ kitabı. Felsefik, mitolojik ve hayalperest anlamda ekonomik öğeleri bir arada bulunduran eşsiz başucu yapıtlardan biri bana göre. Ayrıca Mevlâna, Mesnevi‘si ile bu duygularımızı uyandıran, bize heyecan veren güzel şeylerin mümkün olduğuna dair umut yeşerten bir rehber. Filmlerde ise: Dalgalara Karşı (Soul Surfer), Steve Jobs, Efsane Adam (The World’s Fastest Indian)’ı önermek isterim.

Hepimizi etkileyen bir konudan bahsetmek istiyoruz şimdi de. Türkiye’nin ilerideki durumu hakkında ne gördüğünü sorsak, ne dersin?

Ülkemiz çok güçlü bir enerji alanına sahip. Tarihi boyunca hep zorluklar ile mücadele edip her zaman kazanan olmuş. Kaybetmek bizim tarihimizde yok, kaybeden değil kazanan bir enerjiden besleniyoruz. Cumhuriyetin çocukları olarak mirasımızı çok daha iyi yerlere taşımaya devam edeceğiz. Kaygılanmamızı gerektirecek, sosyal veya ekonomik alanda aşamayacağımız büyük kaosların olacağını düşünmüyorum veya düşünmek istemiyorum. Bu konuda görüden ziyade hislerimle yanıt verdiğimi samimiyetle söyleyebilirim.

Aynı zamanda bir girişimci olduğunu söyleyelim. Ben Demiştim adlı uygulamandan bize biraz bahsetmen mümkün mü? Nasıl ilerliyor orada süreç?

Danışanlarımla aramdaki ilişki dostluğa dönüşüyor. Bu dostluğun içinde her daim aramızda söylenen bir söz olan “Ben demiştim” bu uygulamayı hayata geçirmeye karar verdiğimizde karar verdiğimiz ad oldu ve markamıza dönüşüverdi. Kahve falı, astroloji ve durugörü bölümlerimiz var. Kahve falında üyeler ister sesli, ister yazılı yorum talep edebiliyor. Bu taleplere yetişmek için ekibimizi büyütmeye başladık. Astroloji bölümünde şu an için dört kişi var. Durugörüde ise sadece ben varım. Hizmete başlayalı henüz bir yıl olmadan bile oldukça keyifli geri dönüşler aldık. Şu anda 250.00’i geçen aktif kullanıcıya sahibiz. Her gün de yeni kullanıcılarımız oluyor. Bu bir yıl süresinde eğlence kategorisinde Apple Store’da birkaç kez ilk sırada ve ilk beşin içerisinde yer aldık. Gün geçtikçe de uygulamamızda kullanıcılarımızdan fikirler alarak onları mutlu edecek yenilikler yapıyoruz. Çok yakında ise güzel bir sürpriz ile karşılarında olacağız.

Uygulamayı indirmek için tıklayın.

İlginizi çekebilir: “Yunus Sezener: İlham Veren Bir Çöpçatan & İlişki Mentoru”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN