Malum Yunanistan krizi hepimizin dilinde. Peki bu çetrefilli dönemde adalar nasıl? Mykanos’ta eğlence, Santorini’de romantizm derken, ben de Samos’ta chill out nasıl olur onu yazdım. Bir cennet simülasyonu olan Samos’a kısaca yakından bakalım.

Aslında bu yazıya başlık seçerken Kokkari yazmayı tercih edebilirdim. Zira bizim için Samos, daha çok Kokkari ile eş anlam taşıdı bu tatilde. Olaya Portekiz tatilimizden sonra son derece “deniz, güneş, ouzo” tatili gözüyle bakarak başlasak da kendimizi ilk gece bir konserde bulduk. Ve sonrası kendiliğinden gelişti…

samos yunan adasi

Tatil rehberi gibi yazılar yazmaktansa, genel hatlarıyla bir yön çizmek daha doğru. Çünkü en son kendimizi elimizde notlar “Şuraya gidilecek, burada yenilecek” şeklinde bulduğumuzdan beri (ki bu kalıplara girmek, boyunduruk altına alınmaktır!) biraz daha keşfeden ve spontane davranan olmayı tercih ediyoruz. Size de tavsiyemiz budur, ama bir iki laf edelim ki gitmek için motive olun değil mi?

Samos adasına, Türkçe adı ile Sisam’a Kuşadası’ndan kalkan vapurlar(gözünüzde büyütmeyin baya baya vapur) ile yaklaşık 1,5-2 saatte varmak mümkün. Giderken Pythagoras‘ın memleketi olan Samos’ta Pythagoras limanına inip, Samos şehir merkezinde yer alan Samos limanından da biniş gerçekleştiriyorsunuz. Oldukça   basit. (Arda’nın notu: Cumaları Pyth, Cumartesi – Pazar Samos olabilir, insanların kafasını karıştırma Müge.) Fakat ilk tavsiyem deniz tutmalarına karşı birer ilacı çantaya atmanız. Yolculuğa çıkmadan önce “Beni deniz tutmaz!” diye ilacı başkalarına içirmeye çalışırken, dönüşte kendimi bir o yana bir bu yana beşik gibi sallanıp dakika sayarken buldum. O yüzden kendinize değil, güzel bir ilaca güvenmekte fayda var.

İndikten sonra Samos adasında ikamet edilecek en güzel yer yaz ayları için şüphesiz ki Kokkari. Bu bölge ilk gittiğinizde, “Bu kadar mı?” diyeceğiniz bir sokaklık yer gibi dursa da, aldanmayın, değil. Hem de hiç. Kokkari‘de kaldığınızda denizi karşınıza alıp durun ve sol tarafa gittiğinizde muhteşem denizlere, sağ tarafa doğru gidip denize çıkan bir aralıktan kıvrılarak da süpersonik yemek/içki alanlarına varacağınızı unutmayın. Kısacası Kokkari çok sürprizli!

samos adası yunanistan

Sahil şeridinde bulunan pansiyonlarda kalacaksanız (öyle bilmemkaçyıldızlı otel falan hikaye, ya da otelden daha otelci butik oteller de yok, önceden anlaşalım) önünüz deniz olacak. Ama bu rahatlıktan feragat edip, farklı “beach” leri keşfe çıkmalısınız. Gitmeden önce Arda’nın keşfettiği bir sürü yıldızlı plaj vardı, lakin hayat öyle takır takır gitmiyor ve yine kendi keşiflerinizde yuvarlanırken buluyorsunuz kendinizi.

Bu harika plajlardan biri ve hatta Kokkari‘nin dibindeki kesinlikle Lemonakia Beach. Cennet simülasyonu olan bu koy, sizi Samos’un deli dumrul gibi durmadan esen rüzgarından ve dalgalarından koruyacak.Oturduğunuzda sizden iki kişilik şemsiye ve şezlong için yalnızca 6 Euro istiyorlar.

Sonrası bütün gün keyfinize kalmış. Yanınızda dilediğiniz yiyecek ve içeceği de getirebilirsiniz. Fakat aklınıza öyle bizim halk plajları falan gelmesin. Herkes “yalnızca deniz ve güneş” için orada. Cıstak müzikler yok. Yemyeşil bir deniz var. Masaj yapmak için dolanan Asyalılar var. Kısaca Chill var.

samos yunan adasi

Lemonakia Beach için 3 farklı alan gözünüze çarpacak. Biri en ilerideki Andreas Place, diğeri ortada kalan ve benim favorim, üçüncü ise oradaki otele ait olan bölge. Aralarında bir tel, çit ayrım falan yok fakat şemsiyelerinin renginden anlaşılıyor. Biz Andreas ve ortada kalan bölgede de zaman geçirdik. Tercih sizin.

Gelelim akşam olup da karnınız acıktığında ne yapacağınıza..  İlk gittiğimizde uğradığımız Meltemi Restoran zaten çokça bilinen ve bir o kadar da lezzetli bir öğle yemeği durağı.

samos adasi meltemi yemek

Bütün bu deniz-güneş-yemek fasıllarından sonra, bizim için biraz tesadüf olan ama merak edenlere fikir verebilecek bir gece klübü de keşfetmedik değil. Aslında Kokkari’nin en tatlı ve sakin mekanlarından biri olan Cafe Del Mar’da içkilerimizi yudumlarken ortaya çıkan bu spontane plan, bizi Yunanistan’ın ünlü şarkıcılarından biri olan Giorgos Tsalikis tanıştırdı. Sanıyoruz oraların bir Murat Boz’u, bir Murat Dalkılıç’ı. Yunan şarkıları ile club kültürünü birleştirerek açık havada göbek attık ve enteresan bir gece hayatı deneyimledik. Samos’a gidip böyle şeyler peşinde koşarsanız (ki bizimki tamamen tesadüftü) D6 Club Kokkari’den  Pythagoras’a doğru olan yolda yer alan aşırı ferah bir yer. Çok kaliteli, çok nezih ve iyi eğlence mümkün. Tabii gittiğinizde nasıl bir şov olacak orasını bilemeyiz.

Bu aşağıda görmüş olduğunuz Kokkari‘deki kilise. O kadar sakinliğin içinde sanki unutulmuş bir bina gibi dursa da, içine girdiğinizde başka bir dünyaya yelken açıyorsunuz. Mutlaka uğrayın.

samos adasi Kokkari

 

Yunanlılar her zamanki gibi çok sempatikti.  Pythagoras‘a gittiğimizde nerede yemek yiyelim önerisi için size tavsiye edilen tek mekan Elia Restaurant. Sahile çıktığınızda sola doğru devam edin, en sonda sizi bekliyor. Buradaki garsonlarla elektriğimiz pek tutmadı, fakat yine de yemekler oldukça lezzetliydi. Çok daha turistik mekanların bulunduğu  Pythagoras bölgesi, akşam alışveriş yapmak, ışıklı ve hareketli sokaklarda Bodrum çarşıda gezermiş havasında gezmek için ideal. Aphrodite diye ayrıca bir restoran birkaç kez gözüme çarptı. Arada kalan bu yer çok hoş bir tavernaya benziyor, yemedik ama bence deneyebilirsiniz.

Bombayı sona saklayarak yazdığım bu yazıda, Kokkari’nin sürprizli bölgesindeki can ciğer lokasyona adım atıyoruz ve aramızda baya komik sohbetlerin geçtiği bir konuşmadan sonra Kokoras restoranı buluyoruz. (Zira, Yunanca’nın oyununa kapılıp birçok alakasız restoranın Kokoras olduğunu iddia ettiğim oldu.) Bize hemen deniz dibinden bir yer ayarlıyorlar. Çalışanlar üstün performans sahibi, samimi, delice içten. Ama bu asla sizi yormuyor. Çok keyif aldık ve fazlasıyla lezzet tattık. Steamed Mussel yemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Türk olduğumuzu bir çırpıda anlayan (İngilizce konuşmamıza rağmen) Yunanlılara neden olduğunu da sormayı unutmadık. Cevap : Ouzo söyleyenler genelde Türk oluyor :) Helal bize!

samos Kokoras restoran

Adada gezilecek görülecek şeyler öyle fazla değil. Çoğunlukla küçük kiliselerde mum dikme ve dik yamaçlardan manzara izleme şeklinde geçiyor. Bizim pansiyonun sahibi yaşlı amca, bahçesinden değişik meyve ve sebzeleri giderayak hediye etmeyi de unutmadı. Yeri ve insanları çok iyi olan pansiyomuzda kalmak isterseniz: Pension Giannis Perris.

Son olarak bu uzun yazının sonuna bir de Sirtaki videosu koyacağım. Bir kilisenin bahçesinde ders alan Yunanlılara denk geldik. Lokal dakikalardı. İsteyen izlesin, havayı koklasın.

mugumundo

Magger, Academician, Mundo Blogger
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?