Yaşadıklarınızın, kişiliğinizin, yaşamınızdaki insanların ve onların size karşı tutumları üzerine düşünmek; düşünmekle kalmayıp, yorumlamaya çalışmak çok tehlikeli bir oyun değil mi? Peki bu oyunu bir oyun olarak izlemek nasıl olur?

Öncelikle belirtmek isterim. Oğuz Atay’ı bir çırpıda okumak ve anlamak benim için kolay değildi. Uyarlama başarısıyla kendinden söz ettiren oyunu izleyerek bu eksikliği gidermeliydim. Dolayısıyla beklentim had safhadaydı. Sezonun son iki temsilinden biri için Sahne Pulcherie’de yerimizi aldık. İki salıncak ve Erdem Şenocak sahnede karşımızdaydı. Hikmet şöyle dedi: “Kelimeler bazı anlamlara geliyorlar Albayım.

Hikmet (Erdem Şenocak) kendi aklıyla konuştu. Gecekondusunda düşündü: “Sevgileri, Bilgeleri, aydın arkadaşlarını, cahilleri, Naciye Hanımları, Asumanları, tarihi olayları“… Ve yine gecekondusunda kurdu: “Hüsammetin Albayları, Sermet Beyleri..” sonra kendince konuştu onlarla; düşündüklerine farklı yorumlar getirsinler diye. Sonra yoruldu gecekondusunun balkonunda… Çünkü “Kelimeler bazı anlamlara gelmiyordu.”

tehlikeli oyunlar

Erdem Şenocak, 2 perde ve 135 dk’lık performansı için seyircilere kolaylık dilese de oyunu bir zevkle ve pür dikkat şekilde seyrettim. Zira uyarlama o kadar başarılı ki; sizin de oyuna dahil olup düşünmenizi, yer yer hüzünlenip yer yer kahkaha atmanızı sağlıyor ve sizi oyundan düşürmüyor. Oyunculuk ise kusursuz.

Bir sahnede iki salıncakla kaç kişiliğe bürünülür diye merak ediyorsanız Tehlikeli Oyunları seyrediniz.

Çizim: Zümra Öztürk

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN