Hiç yaşamamış efsane dedektif Sherlock Holmes’un Londra’daki evi müzeye çevrilmiş. Elbette 221B Baker Street’te! Gerçekten yaşamış bir dedektifin gerçek evini geziyormuş gibi hissedebilirsiniz.

‘Hiç yaşamamış, aynı zamanda hiç de ölmeyecek adam: Sherlock Holmes.’

IMG_0825

Sir Arthur Conan Doyle’un kaleminden doğan hayali kahraman, dedektiflerin en zekisi ve geçimsizi aynı zamanda. Londra’da geçen hikayesine tutkun olanlar, yılbaşında yayınlanan 1,5 saatlik özel bölüm sonrası 2017’ye kadar beklemede… Hasret biraz uzun sürecek gibi görünüyor ama bu süreçte Londra’ya yolu düşen olursa Sherlock’un izini takip etmenin farklı bir yolu daha var: Sherlock Holmes Müzesi’ni ziyaret etmek.

Müze elbette 221B Baker Street’te. Her şey senaryoya uygun yani! (Özel bölümde 221B’nin ufak bir kandırmaca olduğu, Sherlock’un aslında yolun tam karşısında yaşadığı yazılmış olsa da 221B kabul görmüş bir kere!) Londra metrosunda Baker Street durağında iniyorsunuz. Zaten o andan itibaren gördüğünüz pek çok tabelada Sherlock silueti karşılıyor sizi. Metrodan çıkar çıkmaz bir de heykeli var Sherlock’un. O heykelden sağa döndüğünüzde sol tarafınızda kalacak yeşil boyalı müze. Binadan önce kalabalığı fark etmeniz olası, çünkü yılın her mevsiminde, günün her saatinde uzuuun kuyruklar oluyor.

IMG_0834

Müzenin kapısında polis üniformalı bir görevli var. O görevlinin durduğu kapı müzenin girişi. Burada önemli bir uyarı: Sherlock’un müzesi ve mağazası yan yana. Bileti mağazadan alıyorsunuz, binanın önündeki uzuuuuun sıra mağazaya girip bilet almak için değil. Bileti aldıktan sonra müzeye girebilmek için. Bu yüzden en güzeli gider gitmez mağazaya girip (geçen sene 10 pound olan) bileti kapmak. Tabii hazır mağazaya girmişken gezmeden edemiyor insan. ‘Önüm, arkam, sağım, solum.. her şey Sherlock!’ Tam da böyle bir atmosfer var içeride. Bir yanda Sherlock şapkaları, diğer yanda anahtarlıkları, kalemleri, kupaları… İnsan kendine mukayyet olmakta zorlanıyor gerçekten de.

IMG_0831

Mağazadan çıkalım, gelelim müzeye. Müze toplam 3 katlı. Tüm odalar senaryoda anlatıldığı gibi yerleştirilmiş, her kare o kadar tanıdık ki insan gerçekten yaşayan bir kahramanın evini ziyaret ettiği hissi yaşıyor kısa süreliğine de olsa.

Müzenin en geniş ve Instagram’a en çok malzeme olan yeri, şömine önünde Sherlock ile Watson’ın koltuklarının bulunduğu bölüm. Pipolar, büyüteçler.. tüm detaylar düşünülmüş. Yoğun talep olduğu için fotoğraf çekmek için sıra bekleme riskiniz var, şimdiden hazırlıklı olun!

IMG_0850

Müzede  beni rahatsız eden tek şey küçük olmasıydı. Dar alanda kısa paslaşmalı bir mekan, buna rağmen talep yoğunluğundan olsa gerek, kalabalık bir grupla aynı anda içeri alınıyorsunuz. Bu gruplar biraz küçültülse elbette iyi olur, ama bu da müze önündeki bekleme süresinin uzaması demek. Bu haliyle bile 50 dakika beklediğimiz düşünüldüğünde, sanırım kalabalık gezme alternatifini yine de tercih ederdim ben.

En üst katta da Sherlock sevenleri sürprizler bekliyor. Ekrandan aşina olduğunuz maceraların ipuçları, delilleri… yan yana dizilmiş sizi bekliyor. Hangi delil hangi bölümün bunu çözmek de size kalıyor artık!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN