Siem Reap, Kamboçya’nın kuzey batısında yer alan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan Angkor Wat Tapınakları’ndan dolayı çok fazla rağbet gören huzurlu bir şehir.

Angkor Wat Tapınakları, 12. yüzyılın başlarından Kral II. Suryavarman tarafından yaptırılmış bir tapınak-şehir. Aynı zamanda dünyanın en büyük tapınaklarından biri olmasının yanı sıra, su üzerine inşa edilmesinden dolayı harika bir mühendislik örneği…

Kamboçya’ya gitmek için en ideal dönem Kasım-Mart aylarıymış. Diğer aylarda şiddetli muson yağmurlarından ötürü gezmenin zor olacağını öğrenince ben Şubat ayında gitmeye karar verdim…

Siem Reap’a Ulaşım

Siem Reap’e Bangkok’tan karayolu ile geçiş yaptım, fakat havayolu ile gitmiş olmayı dilerdim… Sebebi ise gidiş süresinin belirtilenden fazla zaman alması ve sınır kapısındaki yoğunluktu. Ayrıca sınır kapısına varmadan önce vizesi olmayanlara vize çıkarmak işin zorunlu olarak bekletildik.

Kamboçya’da sahtecilik olayları fazla yaşanan bir durum olduğu için yolcuları uyarmama rağmen, birkaçı vizeyi yolda aldı, ancak vizeleri sahte olduğu için ülkeye giriş yapamadılar. Bu yüzden vizeyi sınır kapılarından veya konsolosluktan almanızı öneririm.

Zorlu bir yolculuğun ardından şehir merkezine ulaştığımda buna değdiğini görmek beni sevindirdi. Şehrin ambiyansı çok hoş, tam kafa dinlemelik bir yer.

Angkor Wat Tapınakları

Ertesi gün Angkor Wat Tapınakları’na doğru tuk tuk kiralayarak sabahın dördünde yola çıktık. Tapınağa giriş biletleri 1, 3 ve 7 günlük olarak satılıyor. Benim zamanım kısıtlı olduğu için bir günlük biletle tüm tapınakları gezdim. Bu dev tapınağın ziyaret planına, güneşin doğuşunu veya batışını dahil etmenizi öneririm. Ben güneşin doğuşunu izlemeyi tercih edenlerdenim ve bu muhteşem manzara, dünyada mutlaka görülmesi gereken şeylerden birisi.

Bu devasa tapınakları gezmeye gelen birçok turist bulunduğundan her yere grup halinde gidiyorsunuz. Yine de bazı tapınaklarda durup, rahat rahat izleme şansınız bulunuyor. İnsanı hayret içerisinde bırakan bu yapıları daha önceden görmeyi çok isterdim; çünkü bu tarihi eserlerden bazıları ya aşınmış ya da tarihi eser kaçakçıları tarafından talan edilmiş.

Son olarak tapınaktaki maymunlardan bahsetmek istiyorum. İnsanlardan sürekli yiyecek almaya alışmış oldukları için elinizde bir şey gördükleri zaman hemen almaya çalışıyorlar. Bu durum benim de başıma geldi ama savaşı ben kazandım. Elimdeki poşet için maymunla olan bu çekişmemizi sonradan hatırlayıp anlatınca arkadaşlarla çok güldük, orası ayrı.

Siem Reap ve Kamboçya hakkında birkaç not: 

_Ülkenin para birimi Riel olsa da doların kullanımı daha yaygın. Sahtecilik çok olduğundan yanınızda küçük meblağlarda dolar taşımanızı tavsiye ederim. Bu sayede alacağınız para üstündeki risk azalmış olur.

_Pub Street’te birçok mekan bulunduğundan sevdiğiniz müzik türüne göre bir yere oturup güzel bir akşam geçirebilirsiniz. Asya mutfağından muzdarip olan benim gibi insanlar için Siem Reap’te Batı mutfağının olması mutluluk verici bir durum. Her türlü yemeği bulabileceğiniz mekanlar mevcut.

_Alışveriş severler veya hediyelik eşya almak isteyenler için Night Market’lar var. Alacak o kadar orijinal ve güzel ürünler var ki kendinizi tutmanız çok zor. Ancak satıcılar başlangıcı fahiş fiyatlardan yaptıkları için alışveriş yaparken pazarlık yapmak gerekiyor.

Kendinizi eski medeniyetlerin içinde bulmak muhteşem bir duygu! Umarım bir gün yolunuz Kamboçya’ya düşer.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?