Hafıza, gizemli, sırrı çözülemeyen bir labirent. Bazı anıları üzerinden yıllar da geçse hep taze tutarken, bazı anıların bizim başımızdan geçtiğini hatırlamıyoruz bile.

Eminim seveni çoktur, ancak gerçek hayattan uyarlanan filmler pek bana göre değil açıkçası. Tamam, kurgusal anlamda izlediğimiz dramalarda da gerçeklik çok var ama hikayenin birebir birinin başından geçtiğini düşününce filmi izlerken iki kat geriliyorum. Evet, anlaşıldığı üzere bugün size hikayesi gerçek hayattan olan, hem de filmi yapan kişinin başından geçen bir filmden bahsedeceğim. Sundance Film Festivali’nde tüm alkışları toplayan The Tale.

Hafıza, gizemli, sırrı çözülemeyen bir labirent. Bazı anıları üzerinden yıllar yıllar da geçse hep taze tutarken, bazı anıların bizim başımızdan geçtiğini hatırlamıyoruz bile. Mesela üç yaşındayken doğan kardeşimizin doğumunu an be an hatırlarken, beş altı yıl önce geçirdiğimiz yılbaşı gecesi ne yaptığımızı kendimizi ne kadar zorlasak da hatırlamayabiliyoruz. Hafızamızın sildiği anılar çoğunlukla bize en çok travma yaratan anılar oluyor. Bazen o acıyla baş etmenin yolunu ilk anda sanki hiç yaşanmamış gibi yaparak buluyoruz. İlk başlarda acımızı hafifletmek için bulduğumuz bu yolla zamanla o anının varlığını dahi unutuyoruz. İşte bu filmde Jennifer’ın hafızasında gerçek halini sildiği ve kendince daha iyi bir versiyonunu yarattığı 13. yaşının hikayesi var.

Annesiyle yaptığı telefon konuşmasından önce Jennifer’a 13 yaşını sorsanız, o yaşının ilk aşkına denk geldiğini, aynı zamanda bekaretini kaybettiği yaş olduğunu söylerdi. Daha ilk andan hayran kaldığı Mrs. G ve kendisine umutsuzca aşık, kendinden yaşça epey büyük Bill ile tam bir aile olduğu yaş… Annesiyle yaptığı konuşmadan kısa bir süre sonra 13 yaşını sorduğunuzda ise Mrs. G ve Bill’in ona ‘seni seviyoruz’ kisvesi altında tecavüz ettiği yaş cevabını alırdınız.

13 yaşındaki Jennifer, yazı geçirmek üzere bir atlı yaz kampına gelir. Kendinden yaşça büyük bir adamla evli olan kampın sahibi güzeller güzeli cool kadın Mrs. G. ve kampın antrenörü yakışıklı Bill karşılarlar Jennifer ve babasını. Daha ilk andan Mrs. G.’ye hayran olan Jennifer o yaz tüm yaşadıklarını okuldaki bir ödev için hikaye olarak yazar. Okulda ödev olarak yazdıklarını yıllar sonra bulan annesi, epey geç de olsa kızının istismar edildiğini anlar ve Jennifer’dan bu işin peşine düşmesini ister. Ancak hafızasında 13 yaşındaki halini bile daha büyülü hatırlayan Jennifer istismar edildiğini bir türlü kabullenmez. Ona göre o zaman Bill ile birbirlerine çok aşıktırlar ve o Bill’i terk ettiğinde Bill çok üzülmüştür. Zamanla hafızasını zorlamaya başladıkça olayların hiç de hatırladığı gibi olmadığı gerçeğiyle yüzleşen Jennifer, hesap sorabilmek için Bill’e ulaşmanın yollarını arar.

Özellikle son zamanlarda ülkemizdeki en bıçak sırtı konulardan birisi çocuk istismarı. Bugüne kadar sinemada yapılmış bu konuyla ilgili en salt filmlerden biri olmuş The Tale. Filmin yönetmeni ve yapımcısı Jennifer Fox’un başından geçen hikaye tüm çıplaklığıyla, geçmiş ve günümüz bir araya getirilerek olayı ajite etmeden çok iyi bir dille anlatılmış. İstismara uğrayan çocuğun ruh hali, yaşadıkları direkt bir dille anlatıldığı için izlerken epeyce sarsıyor insanı. Karşmızda bu konuda yapılmış en rahatsız edici filmlerden biri var. Tabii ki bunda Laura Dern‘in ve Jennifer’ın 13 yaşındaki halini canlandıran  Isabelle Nélisse‘in şahane performansları da çok etkili.

Sundance Film Festivali’nin en dikkat çekici filmlerinden olan The Tale 2018 yılının gözden kaçırılmaması gereken filmlerinden biri…

The Tale
Yönetmen: Jennifer Fox
Oyuncular: Laura Dern, Elizabeth Debicki,  Frances Conroy, Jason Ritter, Ellen Burstyn, Common, Isabelle Nélisse
IMDb Puanı: 7.3/10

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?