Gülşah Elikbank & Rahmi Aydemir ile: Uluslararası Mitoloji Film Festivali Üzerine
Uluslararası Sinema ve Yazın Araştırmaları Derneği (ULSİYAD) tarafından, İnsanlığın Ortak Hikayesi sloganıyla yola çıkan Uluslararası Mitoloji Filmleri Festivali bu yıl 22-30 Eylül tarihlerinde beş farklı şehirde gerçekleşecek. III. Uluslararası Mitoloji Filmleri Festivali kapsamında bu yıl ilk kez LUGAL Games iş birliğiyle hayata geçirilen Dijital Oyun Yarışması ile Anadolu medeniyetlerine ait mitoloji ve mitolojik unsurların dijital oyun sanatı ile buluşturulması amaçlanıyor.

İnsan; kendisine biçilen yaşam çizgisi üzerinde ilerken bulunduğu yerde yaşamını etrafında inşa edebileceği anlam arayışındadır. Yaşamı anlama ve açıklama dürtüsünden kendisini sıyıramamaktan mustarip bir varlık. Yaşamı anlamlı kılacak olan gerçeğin de kelimelerle inşa edilmesi gerekir. Bu yüzden de hikâyeler uydurarak yaşamın bilinmezlerine anlam kazandırmak en büyük dürtülerimizden. Tam da bu yüzden hikâyeler uydururuz, onlara inanırız, onları başka başka insanların kucağına bırakmak isteriz. Mitler de bu anlatıların en köklü tarihe sahip ve toplumsal olanıdır. Bu anlatıların insanlara aktarımı konusunda zemin oluşturan Uluslararası Mitoloji Film Festivali bu yıl üçüncü ediyosyonuyla beş farklı şehirde ilgilileriyle buluşmayı bekliyor. Festival, bu yıl ilk kez kültürel mirasın hikayelerini, anlatılarını günümüzün dijital dünyası ile buluşturmayı hedefliyor. Yarışma kapsamında oyun geliştiricileri, Anadolu’nun kadim efsanelerini modern teknolojilerle birleştirerek, bölgenin zengin kültürel mirasını dijital ortamda yeniden canlandıracak. Festival, daha önce sinema senaryolarına Anadolu mitolojisini taşıyan projelere destek verdiği gibi, bu yıl da dijital oyunlar için aynı desteği sunarak mitolojinin yeni nesillere aktarılmasını sağlamaya devam edecek. LUGAL Games iş birliğiyle gerçekleşecek olan Dijital Oyun Yarışması, Anadolu medeniyetlerine ait mitoloji ve mitolojik unsurları dijital oyun sanatı ile buluşturmayı hedefliyor. Bu iş birliği çerçevesinde Mitoloji Film Festivali’nin bugüne kadar geçirdiği yolculuğu festival direktörü Gülşah Elikbank‘a, oyun yarışmasının kapsamını da LUGAL Games kurucusu Rahmi Aydemir‘e sordum.
Uluslararası Sinema ve Yazın Araştırmaları Derneği (ULSİYAD) tarafından, “İnsanlığın Ortak Hikayesi” sloganıyla yola çıkan Uluslararası Mitoloji Film Festivali bu yıl 22- 30 Eylül tarihlerinden üçüncüsünü gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Festivalin bu yıla kadar geçirdiği yolculuğu anlatabilir misiniz?
Gülşah Elikbank: Biz ilk yılımızda sadece İzmir’de yaptığımız etkinliklerle yola çıktık ama en başından hayalimiz bunun bir gezici festival olmasıydı. Bir de İzmir kültür sanat için en ideal şehirlerden biriyken, potansyelini henüz kullanamamış da bir yer, bunu da biraz değiştirmek istedik yola çıkarken. İzmir çıkışı ama farklı şehirlerle büyüyen bir festival olarak devam ediyoruz. Geçen yıl ikinci senemizde, İzmir, Manisa ve İstanbul etkinliklerimiz vardı. Üçüncü senemizde ise beş şehre yayılıyoruz. Aydın (Efeler) ve Çanakkale Troya ekleniyor festivalimize. Bir edebiyatçı olarak, şehirlerin tanıtımında festivallerin, sanatın çok önemli rolü olduğuna inanıyorum. UMFF olarak biz de gittiğimiz şehirlere neşe götürmek ve bununla birlikte de farklı şehirler ve ülkelerden insanların festivalin peşine düşerek seyahat etmelerini sağlamak istiyoruz.
Uluslararası Mitoloji Filmleri Festivali, içeriği ve yayıldığı şehirler dolayısıyla tarih, kültür, miras konusunda birçok önemli düşünceyi barındırıyor bünyesinde. Bu konuda festivalin kendine edindiği misyon ve vizyon hakkında neler söylersiniz?
Yapmayı istediğimiz şey, antik kentlerin, kültürel mirasın bugünle bağını kurmak ve güçlendirmek aslında. Çünkü bugünü anlamak geçmişimizi anlamaktan da geçiyor. Biz mitolojiye de tarihe de günümüzle ilişkisi bağlamında bakıyoruz. Bu nedenle festivalimizde sadece film gösterimleri yapmıyoruz, akademik söyleşiler, deneyimsel atölyeler, tadımlar, dinletiler yapıyoruz. Sanatın tüm disiplinlerini de içimize almaya çalışıyoruz. Gençlerin katımını ayrıca önemsiyoruz, onları gönüllü grupları ile ekibimize alarak bu deneyimi birlikte büyütmeye gayret ediyoruz. Çocukları da unutmuyoruz tabii. Onlar için de zaman zaman Mitoloji ve Efsaneler Okulu adıyla atölyeler düzenliyoruz. Tarih ve kültürel bağ bilincini geliştirecek her adımı atmaya da hazırız ekip olarak. Yapmayı istediğimiz şey, antik kentlerin, kültürel mirasın bugünle bağını kurmak ve güçlendirmek aslında. Çünkü bugünü anlamak geçmişimizi anlamaktan da geçiyor. Biz mitolojiye de tarihe de günümüzle ilişkisi bağlamında bakıyoruz. Bu nedenle festivalimizde sadece film gösterimleri yapmıyoruz, akademik söyleşiler, deneyimsel atölyeler, tadımlar, dinletiler yapıyoruz. Sanatın tüm disiplinlerini de içimize almaya çalışıyoruz. Gençlerin katımını ayrıca önemsiyoruz, onları gönüllü grupları ile ekibimize alarak bu deneyimi birlikte büyütmeye gayret ediyoruz. Çocukları da unutmuyoruz tabii. Onlar için de zaman zaman Mitoloji ve Efsaneler Okulu adıyla atölyeler düzenliyoruz. Tarih ve kültürel bağ bilincini geliştirecek her adımı atmaya da hazırız ekip olarak.

İnsan, yaşamı anlama ve açıklama dürtüsünden kendisini sıyıramamaktan mustarip bir varlık. Yaşamı anlamlı kılacak olan gerçeğin de kelimelerle inşa edilmesi gerekir. Bu yüzden de hikâyeler uydurarak yaşamın bilinmezlerine anlam kazandırmak en büyük dürtülerimizden. Mitler de bu anlatıların en köklü tarihe sahip ve toplumsal olanıdır. Bu anlatıların insanlara aktarımı konusunda bir festivalle zemin oluşturmanın sizin ve ekibiniz için ifade ettiği anlam konusunda neler söylersiniz?
Ben de hem mitolojik romanlar yazan hem de masallar dinleyerek büyümüş biriyim. Dinlediğim o fantastik masallar, hikâyeler olmasa hayata daha dar bir çerçeveden bakardım muhtemelen. Küçük yaşımda yaşamın oldukça büyülü bir yer olabileceğine dair bir izlenim bıraktı bende o hikâyeler ki çoğu farkında olmadan Türk mitolojisinden ve Anadolu efsanelerinden esinlenerek oluşturulan masallardı. Biz fark etmesek de yaşamımızda kültürümüzde ve aslında geleneklerimizde bunların rolü var. Kendi köklerimizin, inanışlarımızın ne kadar geriye dayandığını fark edersek bu hayatla daha köklü bir bağ kurmamızı da sağlar. Çağın en dertli yanlarından birinin anlam kaybı olduğunu düşünürsek, mitoloji bize yitirilen eski bir bilgiyi sunabilir, yanıtları verebilir. Bu yanıtların oldukça eski zamanlarda da sorulduğunu bilmek ve o insanların cevaplara bizden daha yakın olduğunu görmek nerede hata yaptığımızı düşünmemize de sebep olabilir. Festival sloganımızın “İnsanlığın Ortak Hikayesi” olmasının bir sebebi de bu.
İzmir’de başlayacak festival, geçen yıl Manisa ve İstanbul’a da geldi. Bu yıl ise Aydın (Efeler) ve Çanakkale Troya Antik Kenti festivale eklendi. III. Uluslarası Mitoloji Festivali’nin bu yılki seçkisinde takipçilerini neler bekliyor?
Bu yıl uluslararası olarak da güçlendik. Fransız Kültür, İtalyan Kültür ve Goethe Enstitü ile ortak etkinliklerimiz olacak. Keza İsveç’ten iki film müzisyeni konuğumuz da olacak. Film gösterimlerine yine söyleşiler eşlik ederken eski müzik aletlerinden dinletiler, mitolojik lezzetler, gösteriler bizi bekliyor olacak. Festivale gelen herkesin bu eğlencenin bir parçası olmasını hayal ediyoruz. Biraz da bu nedenle sadece festival zamanı değil, her ay farklı etkinlikler yaparak ilgiyi canlı tutmaya çalışıyoruz. Aktif olarak instagram hesabımızdan paylaşımlar yapıyoruz, bizi oradan takip ederlerse (@mitolojifest ) etkinlerimizden de haberdar olabilirler. 9 Nisan’da İstanbul Beyoğlu Galata’da çok güzel bir söyleşimiz olacak örneğin.
III. Uluslararası Mitoloji Filmleri Festivali kapsamında bu yıl ilk kez LUGAL Games iş birliğiyle hayata geçirilen Dijital Oyun Yarışması ile Anadolu medeniyetlerine ait mitoloji ve mitolojik unsurların dijital oyun sanatı ile buluşturulması amaçlanıyor. Bu fikrin ortaya çıkış hikâyesini anlatabilir misiniz?
Özellikle gençlerin ilgisini çekmeye çalışan ve onların fikirlerini çok önemseyen bir festival olarak, kendi hikâyelerimizin dijital dünyada eksik bırakıldığını düşündük. Üstelik son dönemde bilgisayar oyunlarından beyaz perdeye uyarlanan çok güzel işler var. Bunlardan biri neden bizim efsanelerimizden, mitolojimizden olmasın derken yolumuz Lugal Games ile kesişti. Onların bu alandaki bilgisi ve deneyimi, bizim hayalimizdeki işi ortaya çıkarmak için çok uygun. Üstelik sadece bir para ödülü değil söz konusu olan, onun uluslararası sahaya çıkması için gereken tüm adımların atılması da ödüle dâhil ki bence bu çok kıymetli.
İnsanın en antik ve eski ihtiyacını günümüzün teknoloji dünyasıyla buluşturarak nasıl bir kitleye ulaşmak ve onlara nasıl bir alan açmak istiyorsunuz?
Dünyanın gittiği yerden ve hepimizi esir eden teknolojiden kaçınmamın imkânı yok ama onu doğru kullanmak mümkün. Üstelik bu yeni dil bize de farklı şeyler öğretebilir. İnsanlığın macerasında dijital dünyanın yükselen bir yere sahip olacağını öngörmek zor değil. Biz de festival olarak burada söz sahibi olmak, Anadolu’nun medeniyetlerinin mitolojisini, hikâyesini büyülü teknolojik gücü kullanarak göstermek istiyoruz. Hikâyeler her zaman var olacak ama bazen onları anlatmanın araçları, yolları değişecek. Uluslararası alanda, çok izlenen bir filmin, çok sevilen bir oyunun bizim festivalimiz aracılığıyla yola çıkması bizi çok mutlu eder.

LUGAL Games’in kuruluş hikâyesini anlatabilir misiniz? Günümüze gelene kadar nasıl bir yolculuk geçirdi?
Rahmi Aydemir: Sanatın yenilikçi formlarına duyduğum ilgi, hikâyelere olan tutkum ve bunları anlatma arzum, bir oyun stüdyosu kurma fikrinin filizlenmesinde karşı koyamayacağım bir eylemin bahaneleri oldular. Ancak bu fikir kariyerimin başlarında aniden ortaya çıkan ve ardından atılan bir adım değildi, süregelen bir yol hikâyesiydi. Mevcut işlerimin yanında bir yandan çizgi romanlar için hikâyeler yazıyor ve oyun sektörünü dikkatle takip ediyordum. Zamanla geniş bir kitleye hitap eden bu sektörün, sinemayla kurduğu köprü ve Türkiye’nin mobil pazarda kazandığı rekabet gücü ve stüdyolarımızın elde ettiği başarılar, böylesi bir girişimi hayata geçirmek için bana zamanın geldiğini söyledi. Başlangıçta küçük bir ekiple ama bir hayale sarılarak yola çıktık. İlk projelerimiz, hem bağımsız ruhu koruyarak hem de kaliteli içerik üretmeye odaklanarak şekillendi. Diğer yandan ilk işimizin sürdürülebilir bir oyun stüdyosu vizyonumuzu da desteklemesini istedim ve Idle of Carbon City ile kısmen bunu başardık da sayılabilir. Oyunumuz belki hit olamadı ancak sürdürülebilirlik ve oyun tasarımını bir araya getiren temasıyla mütevazi bir kitle tarafından övgüyle karşılandı. Zamanla farklı türlerde mobil oyunlar geliştirerek veri toplama ve bu verilerle ne yapacağımıza dair kararlar almayı öğrendik. Hala sektördeki eğilimleri ve pazar dinamiklerini analiz ederek kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz, çünkü bu sektörün yenilikçi yaklaşımı, hızlı değişen trendlere uyum sağlama ihtiyacı ve artan entelektüel tüketici profili size proaktif davranmanız konusunda itici bir güç sağlıyor.
Dijital Oyun Yarışması ile bu yıl III. Uluslararası Mitoloji Fİlmleri Festivali’nde yer almaya hazırlanıyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Yarışma sizin için ne ifade ediyor, bu yarışmayı tasarlamadaki motivasyonunuz nedir?
Buradaki övgü, Uluslararası Mitoloji Film Festivali Direktörü Gülşah Elikbank ve Yazar Özlem Ertan’a ait. Yarışma onların nazik davetleri sonunda, tasarladığımız ve büyütmeye başladığımız bir ekosisteme dönüştü. Bu fikrin benim için değerli olan başka bir tarafı da var elbet, o da LUGAL Games’in kuruluş amacına dayanıyor. Gerek Anadolu’nun gerekse Mezopotamya’nın mitolojik ve kültürel mirasını dijital dünyaya taşıma hedefimiz, oyunların yalnızca eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda hikâye anlatımının en güçlü formlarından biri olduğunu düşüncesine inanan festival ekibiyle ortak paydada buluşunca, yarışma kaçınılmaz oldu. Mitolojiye ve geçmişin mirasına önem veren biri olarak, bunu dijital çağın en etkili anlatım araçlarıyla geleceğe taşıma motivasyonunu da kendimde buldum ve bu nedenle yarışma da Anadolu Oyun Maratonu’25 adıyla şekillendi.
Bizler bu platformda Anadolu mitolojisi ve medeniyetlerini temel alan dijital oyun projelerini desteklemek ve bağımsız geliştiricilere bir alan açmak istiyoruz. Yenilikçi ve özgün fikirler çoğu zaman bağımsız geliştiricilerden çıkıyor ve biz de bu yarışmayla, Anadolu’nun eşsiz anlatılarını merkeze alan oyun fikirlerini keşfetmeyi, desteklemeyi ve daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu yarışma, sadece bir rekabet ortamı değil; aynı zamanda bir işbirliği ve gelişim da platformu olacak üstelik. Katılımcıların projelerini geliştirmesi, profesyonel mentörlerle buluşması ve projelerini geniş kitlelere sunabilmesi için bir fırsat yaratıyoruz. Ayrıca yarışmanın Uluslararası Mitoloji Filmleri Festivali’nin bir parçasını olması, oyun sektörünü sinema ile buluşturmak ve hikâye anlatımına farklı açılardan yaklaşan sanatçılarla bir araya gelmek açısından da çok değerli.
Gelen başvurular ve ekiplerin donanımları, kendi topraklarımızın mitolojisinden beslenen, kültürel mirasımızı modern oyun teknolojileriyle birleştiren projelerin çıkacağına olan inancımı da körüklüyor. Bu da tabi bizi motive eden başka bir unsur. Yarışmanın bu yıl ilkini düzenliyoruz ve meşaleyi yakıyoruz. Umarım ilerleyen yıllarda bu alanda daha büyük adımlar atarak, yarışmayı da uluslararası katılımın mümkün olduğu bir platforma dönüştüreceğiz.

Yarışmaya katılım şartları konusunda bilgi verebilir misiniz? Ödül olarak yarışmada derece alanlara ne gibi imkânlar sağlamayı hedefliyorsunuz?
Anadolu Oyun Maratonu’25, bağımsız oyun geliştiricileri ve küçük stüdyoları desteklemeyi amaçlayan bir yarışma olarak tasarlandı. Bireysel katılım da mümkün tabi, ayrıca ekip üyelerinin sayılarını da 10 kişi ile sınırlandırıyoruz, adil bir rekabet için böylesini uygun gördük. Katılımcılardan öncelikli beklentimiz Anadolu mitolojisi ve medeniyetleri teması etrafında şekillenen projelerle başvurmaları, tema dışında kalan içerikleri ne yazık ki kabul edemeyeceğiz. Yarışmaya katılacak oyunların özgün olması ve üçüncü şahıs haklarını ihlal etmemesi gerekmekte ve bu gibi daha fazla bilgiyi LUGAL Games’in web sayfasında ve sosyal medya sayfalarında önümüzdeki günlerde başvuruyu açtığımız gün itibari ile paylaşacağız ancak burada önem derecesi yüksek olan bir husustan bahsedeyim. Takdir ederseniz ki bu bir jam değil bir maraton ve başvurular ne kadar erken gelirse geliştiriciler mentorlarımızdan o kadar erken geri bildirim alarak projelerini olgunlaştırabilme şansı elde edecekler. Haziran ayının 15’i itibari ile başvuruyu kapatacak, 15 Ağustos tarihine kadar projelerini sisteme yüklemeleri beklenecek. Jürimizin takdirleriyle finale kalan ekipleri İstanbul’da düzenlenecek ödül törenine davet edecek ve burada harika bir gece organize edeceğiz.
Finansal ödülün yanında az önce de söylediğim gibi her yönden ekosisteme katkı sunan ve onu besleyen bir yarışma olsun istedik ve daha yolun başında bu fikre inanan, bizi destekleyen kıymetli isim ve kuruluşlar da partnerimiz oldular. Onlardan biri de WePlay Ventures CEO’su Burak Yılmaz. Dereceye giren projelerden, bir ya da birkaçını WePlay Ventures HUB hızlandırma programına dahil etme ve geliştiricilerimizi yatırımcılarla buluşturma, mentörlük verme ve oyunlarını pazarlama imkânı sunma konusunda cüretkar davrandılar. İşin aslı yarın katılımcılara daha cazip tekliflerle gelmemiz de muhtemel, bu aile büyüyor ve bunun bir parçası olan partnerlerimizin destekleri önerileri ile sunacağımız fırsatlar da artıyor.
Dijital Oyun Yarışması ile Anadolu medeniyetlerine ait mitoloji ve mitolojik unsurların dijital oyun sanatı ile buluşturulması amaçlanıyor. Dijital dünya bu unsurların görünürlüğüne dair nasıl bir imkân sağlıyor? Bunun yanında bu unsurların bir oyun için oluşturabileceği hikâye zemini hakkında neler söylersiniz?
Oyunlar, mitolojiyi sadece bir dekor olarak kullanmak yerine, oyuncuların içine dalıp keşfedebileceği, hatta birebir deneyimleyebileceği yaşayan dünyalara dönüştürebiliyor. Anadolu mitolojisi ise maalesef uzun yıllar boyunca Batı mitolojilerinin gölgesinde kaldı. Oysa içinde inanılmaz derinlikte hikâyeler, güçlü karakterler ve destansı olaylar barındırıyor. Dijital oyunlar, bu kadim anlatıları yeni nesillere aktarmak ve interaktif bir şekilde yeniden hayata döndürmek için bence elimizdeki muazzam araçlardan biri.
Bir karakterin bilinmeyene doğru yola çıkışı, zorluklarla sınanması ve sonunda dönüşmesi gibi evrensel anlatı kalıpları, mitolojinin özüdür ve bu unsurlar, oyun geliştiricileri hikâye kaynağı olmanın ötesinde; dünya inşası, karakter derinliği ve oyun mekaniği açısından sonsuz bir yaratıcı alan sunabilmektedir. Bizler, oyun dünyasını inşa edenler, bu unsurlardan faydalanarak oyuncuları, Hitit panteonundaki tanrıların kudretli mücadelesine dâhil edebilir, Frigya’nın esrarengiz kehanetleriyle şekillenen bir dünyada kendi kaderlerini yazabilmelerini mümkün kılabiliriz. Böylelikle sadece mitolojiyi yaşatmakla kalmayıp, aynı zamanda oyunculara antik dünyanın kahramanlarıyla özdeşleşme ve onlar gibi düşünme fırsatını da sağlamış oluyoruz.
Son olarak sizin kişisel olarak mitolojiye, filmlere bakışınızı sormak isterim. İlgili misinizdir?
Kesinlikle! Mitolojinin, insanın korkularını, hayallerini ve toplumsal yapıları anlama çabasını yansıtan güçlü anlatılar sunduğunu düşünüyorum. Zamanla bu alandaki literatüre daha fazla hâkim oldukça, mitolojinin yalnızca bir şövalyenin ejderhayı öldürmesi gibi yüzeyde görünen olaylardan ibaret olmadığını, aslında insanın içsel dönüşümünü ve mücadelesini sembolik olarak temsil ettiğini keşfediyorsunuz. Bu bakış açısı, tanrıları ve kahramanları sadece tarihi figürler olarak değil, insan doğasını anlatan güçlü karakterler olarak ele almama imkân tanıdı ve mitolojiyi modern hikâye anlatımıyla harmanlamak benim için giderek daha önemli hale geldi. Bu perspektif, oyunlara ve sinemaya olan ilgimin yalnızca bir izleyici olmaktan çıkıp Hollywood’un batı mitolojilerinden ilham alarak oluşturduğu anlatılar gibi, kendi kültürel mirasımızı da güçlü bir şekilde sunabileceğimiz fikrine evrilmesini sağladı. Bu düşünceyle LUGAL Games ve LUGAL Film Prodüksiyon’u kurarak, iki farklı alanda faaliyet gösteren ancak içerikleriyle birbirini besleyen bu şirketler aracılığıyla, farklı kitlelere bu toprakların hikâyelerini anlatmayı amaçladım. Bu yaklaşımın ilk meyvesini ise yakında izleyiciyle buluşacak olan, Hitit İmparatorluğu’nu ve II. Muvattalli dönemini konu alan Fırtına Tanrısı’nın Oğlu adlı uzun metrajlı animasyon filmimizle alacağız.
Kapak Fotoğrafı: Uluslararası Mitoloji Film Festivali
İlginizi çekebilir: Halil Şimşek’ten Eda Göknar ile İKSV Alt Kat Üzerine Röportaj

Enes Kudu 







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!