Fabien Toulmé’nin Unutulmazlar adlı çizgi romanını okurken bir kitabı okumaktan öte insanların hayatlarına açılan küçük pencereleri okuduğumu hissettim. Ama bu kitaptan söz etmeden önce, biraz da Fabien Toulmé’den bahsetmek gerekiyor. Çünkü onun hayatı ve dünyaya bakışı, bu kitabın ortaya çıkmasında oldukça önemli bir rol oynuyor.

Unutulmazlar | Fotoğraf: Zeynep Bayşu

Fabien Toulmé Fransız çizer ve yazar. İlginç olan şu ki aslında mesleğe doğrudan çizgi romanla başlamamış. Eğitimini mimarlık alanında almış ve bir süre bu alanda çalışmış. Daha sonra çizim ve hikâye anlatma tutkusu ağır basmış ve çizgi roman dünyasına adım atmış. Toulmé’nin eserlerinde en dikkat çeken şey ise insan hikâyelerine olan ilgisi. Kahramanlık hikâyeleri ya da fantastik dünyalar yerine, gerçek insanların gerçek hayatlarını anlatmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım da kitaplarını farklı ve etkileyici kılıyor.

Unutulmazlar tam da bu bakış açısının bir sonucu aslında. Kitap, tek bir olay örgüsüne bağlı ilerleyen klasik bir çizgi roman olmaktan öte, Fabien Toulmé’nin dünyayı gezerken tanıştığı insanların gerçek hikâyelerini anlatan bölümlerden oluşuyor. Her bölümde farklı bir insanın hayatına kısa bir süreliğine misafir oluyoruz. Bu insanlar farklı ülkelerden, farklı kültürlerden geliyor ve her birinin kendine özgü bir yaşam hikâyesi var.

Kitapta en çok dikkat çeken temalardan biri göç. Yeni bir ülkede yaşamaya çalışan insanların karşılaştığı zorluklar, umutlar ve bazen de hayal kırıklıkları oldukça sade ama etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Bunun yanında, hayatın dönüm noktaları da önemli bir yer tutuyor. Bazen bir karar, bazen bir yolculuk, bazen de bir karşılaşma insanların hayatını tamamen değiştirebiliyor. Toulmé bu anları oldukça samimi bir dille aktarıyor. Bu hikâyeleri okurken insanın aklına şu geliyor: Aslında herkesin anlatacak bir hikâyesi var. Günlük hayatın içinde fark etmediğimiz insanlar bile, kendi içlerinde oldukça derin deneyimler yaşıyor. Unutulmazlar da tam olarak bunu gösteriyor. Büyük olaylar anlatmak yerine, insanların hayatındaki gerçek ve önemli anlara odaklanıyor.

Fabien Toulmé | Fotoğraf: La République du Centre

Çizim tarzı da kitabın ruhuna çok uygun. Fabien Toulmé’nin çizimleri oldukça sade ve abartıdan uzak. Ama tam da bu sadelik sayesinde hikâyeler daha güçlü hissediliyor. Karakterlerin yüz ifadeleri, ortamların atmosferi ve küçük detaylar, anlatılan duyguyu okuyucuya geçirmeyi başarıyor. Bazen tek bir kare bile uzun süre akılda kalmaya yetiyor.

Kitabın en güzel yanlarından biri de farklı kültürleri ve hayatları tanıma fırsatı sunması. Okurken dünyanın farklı köşelerinde yaşayan insanların neler hissettiğini, nelerle mücadele ettiğini görüyorsunuz. Bu da okuma deneyimini sadece bir hikâyeden ibaret değil, biraz da dünyayı anlamaya çalışma sürecine dönüştürüyor. Kısacası Unutulmazlar, insan hikâyeleri ile çizgi romanın çok güzel bir şekilde birleştiği bir eser. Fabien Toulmé, tanıştığı insanların hayatlarını sade ama etkileyici bir anlatımla aktarıyor ve okuyucuya da bu hikâyeleri hissetme fırsatı veriyor. Kitabı bitirdiğinizde bazı karakterlerin ve yaşadıkları anların aklınızda kalması çok muhtemel. Belki de bu yüzden kitabın adı gerçekten çok yerinde: Bazı hikâyeler gerçekten unutulmuyor.

Fabien Toulmé’nin anlatı dünyasını sevdikten sonra, insan ister istemez diğer kitaplarına da göz atmak istiyor. Çünkü onun hikâye anlatma biçimi bir kez içine çekince kolay kolay bırakmak bence mümkün değil. Ce n’est pas toi que j’attendais (Beklediğim Sen Değildin), Toulmé’nin en kişisel işlerinden biri. Bu kitapta kendi hayatından bir kesiti anlatıyor. Down sendromlu bir bebeğin babası olma sürecini, ilk baştaki şaşkınlığını, kabullenme aşamasını ve zamanla gelişen sevgiyi son derece dürüst bir şekilde aktarıyor. Okurken yer yer zorlayan ama bir o kadar da iç ısıtan bir hikâye. Özellikle duygularını saklamadan anlatması, kitabı çok daha gerçek kılıyor.

Bir diğer dikkat çeken eseri L’Odyssée d’Hakim (Hakim’in Yolculuğu). Bu sefer bireysel bir hikâyeden çıkıp çok daha geniş bir meseleye, göç konusuna odaklanıyor. Suriye’de başlayan Hakim’in yolculuğu, savaşın ardından tamamen değişiyor ve onu uzun, zorlu bir yolculuğa sürüklüyor. Toulmé burada yine kendi tarzını koruyor; büyük politik anlatılar yerine, tek bir insanın yaşadıklarına odaklanıyor. Bu da okuyucunun hikâyeyle bağ kurmasını çok daha kolay hale getiriyor. Hakim’in yaşadıkları, haberlerde gördüğümüz göç meselesini bambaşka bir yerden anlamamızı sağlıyor.

Les Deux Vies de Baudouin | Fabien Toulmé

Diğerlerine göre daha farklı yerde duran bir kitap Les Deux Vies de Baudouin (İki Yaşam). Daha kurgusal bir hikâye ama yine hayatın içinden duygular taşıyor. Baudouin’in monoton hayatından çıkıp kendini keşfetme sürecini anlatıyor. İçsel bir yolculuk gibi de okunabilir. Toulmé burada da sade anlatımını koruyor ama bu kez okuru biraz daha hayal ve sorgulama alanına çekiyor.

Aslında Toulmé’nin bütün kitaplarında ortak bir şey var: İnsanı merkeze koyması. Büyük laflar etmeden, abartıya kaçmadan, sadece bir insanın hikâyesini anlatarak bile okuyucuyu derinden etkileyebiliyor. Okurken bu benim hikâyem değil ama olabilirdi hissini bırakıyor bence. Eğer Unutulmazlar sizi de etkilediyse, diğer kitapları da büyük ihtimalle benzer bir iz bırakacaktır. Çünkü Toulmé’nin dünyasında her hikâye, bana göre bir şekilde insana dokunmayı başarıyor.

Kapak Fotoğrafı: ALCA Nouvelle – Acquitaine

İlginizi çekebilir: Recep Emre’den Kalpsizler