Nordik sinemanın büyük bir hayranı olarak, 2000’lerde bu ülkelerden izlediğim en iyi filmleri paylaşmak istedim. Yazının ikinci bölümünde İsveç sineması ve 10 film önerisi var.

İsveç sineması dendiğinde akıllara dünya sinemasının en büyük ustalarından birinin isminin gelmesi bir saniyeden az bir zaman alıyor kuşkusuz: 2018’de, doğumunun 100. yılını kutlayacağımız Ingmar Bergman… Daha yakın tarihte sinemaya Lasse Hallström ve Roy Andersson gibi isimler kazandırmış olan İsveç sinemasının günümüzde yükselişe geçmiş isimleri arasında Tomas Alfredson ve Niels Arden Oplev‘i sayabiliriz.

 

Låt den rätte komma in / Let the Right One In (2008, Tomas Alfredson)

let-the-right-one-in-1200-1200-675-675-crop-000000

İzlediğim en iyi filmler listesinin de üst sıralarında yer alan bu filmin, gelmiş geçmiş en saf, en masum ve en güzel aşk filmlerinden biri olduğunu düşünmekte ısrar ediyorum. İsveç’in karanlık gecelerinde geçen, biraz kanlı, biraz şiddet soslu, biri vampir iki küçük çocuğun aşkını muhteşem bir estetikle ortaya koyan bir aşk filmi… Film, 2010 yılında bir Hollywood filmine, geçtiğimiz yıl da West End’de bir tiyatro prodüksiyonuna uyarlandı.

 

Ondskan / Evil (2003, Mikael Håfström)

ondskan3

Şiddetin doğasını çocuklar ve gençler üzerinden inceleyen en iyi filmlerden biri 20. yüzyılın başlarında İsveç’teki bir yatılı okulda geçen Ondskan. Okulun yönetiminde yetişkinlerden daha çok söz hakkı olan üst sınıfların otoritesine karşı direnen, tüm tehditlere rağmen haksızlığa karşı koyan yeni bir öğrencinin yaşadıklarını anlatıyor film. Geriliminizi ve öfkenizi adım adım arttırarak…

 

Turist / Force Majeure (2003, Mikael Håfström)

maforcemajor.pg-2_

Erkek ve kadın kimlikleri üzerine bir psikoloji kitabı olsa da bunu ciddiyetle değil, iyi bir mizahla yapan film bu. Tehlike anında bir erkeğin toplumsal olarak beklenenin dışında bir tepki vermesiyle sarsılan aile hayatı üzerine… 2014’ün en iyilerinden biri!

 

Män som hatar kvinnor  / The Girl with the Dragon Tattoo (2009, Niels Arden Oplev)

noomi-rapace-lisbeth-salander-the-girl-with-the-dragon-tattoo-film-still1

2011’de David Fincher’ın Hollywood’a uyarladığı The Girl with the Dragon Tattoo‘yu beğendiyseniz, bu filmi izlememişsiniz demektir. Çok satan serinin ilk kitabının sinema uyarlaması, thriller türünün Avrupa sinemasındaki en iyi örneklerinden biri. Noomi Rapace’ın olağanüstü performansı da cabası…

 

I rymden finns inga känslor / Simple Simon (2010, Andreas Öhman)

Simple Simon

Yönetmenin aynı adlı kendi kısa filminden uyarladığı Simple Simon, Kuzey Avrupa’nın soğuk mizahını bir kenara bırakıyor ve gerek renkleri gerek hikayesiyle bir Amélie sıcaklığıyla sarmalıyor sizi. Film, Asperger sendromundan muzdarip Simon’ın abisine bir kız arkadaş bulma çabalarının her ikisinin de hayatına olan komik etkilerini anlatıyor.

 

En man som heter Ove / A Man Called Ove (2015, Hannes Holm)

v1

Eşinin ölümünden sonra hayatta kalmak konusunda zorlanan, yıllar önce kaybettiği site yöneticiliği görevini hâlâ her şeye karışmakta ısrar ederek kendince sürdüren, huysuz ve aksi ihtiyar Ove’nin intihar etmeye karar vermesiyle başlayan film, türlü aksiliklerle uygulamaya geçiremediği bu kararın zamanla yeniden filizlenen yaşama sevincine dönüşümünü anlatıyor. Tam bir kendini-iyi-hisset filmi diyebileceğimiz A Man Called Ovemakyajdaki başarısı bir yana, ırkçılıktan homofobiye birçok önyargıya karşı verdiği gülümseten mesajlarla da dikkat çekiyor.

 

Sound of Noise  (2010, Ola Simonsson & Johannes Stjärne Nilsson)

fC4Mm133lXUu8BknJoCGhqySVRw

Bir grup gerilla müzisyene ve onların vurmalı çalgılar kullanarak gerçekleştirdikleri terör eylemlerinin peşine düşen bir polis dedektifinin kovalamacasına odaklanan film, kesinlikle izlediğim en ilginç müzik filmlerinden.

Flickan / The Girl  (2009, Fredrik Edfeldt)

flickan-4

80’lerin başında, planlanan tatile son anda ailesiyle birlikte gidemeyeceği öğrenilen dokuz yaşındaki küçük bir kızın, sorumsuz bir teyze nedeniyle evde haftalarca yalnız kalması sonucu ortaya çıkan bu büyüme hikayesi, bu türü izlemekten zevk alanların kaçırmaması gerekenlerden.

Så som i himmelen / As It Is in Heaven (2004, Kay Pollak)

06

Uluslararası üne sahip bir orkestra şefinin yakalandığı hastalık sonucu ani bir kararla kariyerini bir kenara bırakarak doğduğu kasabaya dönüşünü ve burada bir kasaba korosunu yönetmeye başlamasını anlatan film, içinden müzik geçen filmler arasındaki favorilerimden.

Sameblod / Sami Blood  (2016, Amanda Kernell)

samiblood

Sameblod, dünyanın en dışa kapalı ve izole toplumlarından olan Sami kavminin 1930’larda maruz kaldığı asimilasyonu, aşağılanma, dışlanma ve hatta insan-olarak-görülmeme durumlarını 14 yaşındaki Elle Marja’nın yaşadıkları üzerinden anlatıyor. Kendine dayatılan düşünceler nedeniyle kanından, kültüründen ve bedeninden utanan Elle Marja’nın hayalini kurduğu farklı hayata doğru kaçışı iyi bir dönem filmine dönüşüyor.

Emre Eminoğlu

theMagger Editörü, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN