Yeşil Ev’de Kahvaltı: Tarihî Yarımada’da Rafine Bir Sabah
Şehrin sınırları günbegün genişlese de İstanbul denince gözümün önüne ilk gelen yer hala Tarihî Yarımada oluyor. Anadolu Yakası’nda yaşayan birisi olarak bazen bu civarlara geldiğimde kendimi ister istemez zamanda yolculuk yapmış gibi hissediyorum. Sokaklarda biraz turist ruhuyla gezinmeden önce iyi bir lezzet deneyimi yaşamak ise enerjimi artıran o tatlı faktör oluyor. İşte tam olarak böyle bir pazar sabahında, Yeşil Ev’in rafine kahvaltısıyla günün modunu yakalama fırsatı buldum.

Kahvaltı kültürümüze bayılıyorum, özellikle konu pazar kahvaltısıysa. Saatin kaç olduğunun pek de önemsenmediği, keyfini çıkararak yapılan kahvaltılardan bahsediyorum. Önce çay ya da kahve seçilir, onu simit-peynir ikilisiyle ufak bir başlangıç takip eder. Sonrası zaten malum: Bitmek bilmeyen sohbetler, acele etmeden yenen lezzetler, “şundan da biraz alayım” diye başlayıp masadaki her şeyin tadına bakılan anlar… İştah açan bu geleneği tarihî bir atmosferin içinde yaşamak, bana kalırsa İstanbul’da yapılabilecek en keyifli aktivitelerden biri. Yeşil Ev de bunun için biçilmiş kaftan.

Hagia Sofia Mansions Istanbul, Curio Collection by Hilton’un içinde yer alan Yeşil Ev restoran, tabii ki adını bulunduğu Yeşil Ev Konağı’ndan alıyor. Bir dönemin Düyun-ı Umumiye İdaresi’nde Reji Nazırı olarak görev yapan Şükrü Bey ve ailesine ev sahipliği yapmış olan bu yeşil konak, kim bilir kaç jenerasyon görmüş çınar ağaçları altındaki bahçesini bugün Yeşil Ev’in misafirleriyle paylaşıyor.
Benim bu yemyeşil bahçeye adım attığım an hissettiğim ilk şey huzur oluyor. Böylesine turistik bir bölgede şehrin ritmini adeta durduran bir mekân olması da oldukça kıymetli. Sadece biraz soluklanmak, ağaçların gölgesinde bir çay-kahve içmek ve şehri uzaktan seyrediyormuş gibi hissetmek için bile uğramaya değer.
Samimi bir karşılamanın ardından, şu sıcak günlerde içimi ferahlatan bir soğuk kahveyle başlıyorum sabaha. O sırada, süs havuzunun bir zen bahçesini andıran şırıltısına ve etrafımızı saran tarihî dokunun modern yorumuna kapılıyorum.

Özellikle hafta sonları için hazırlanan serpme kahvaltı, Türk kahvaltısının sevdiğimiz hemen her detayını masaya taşıyor. Petek ballardan tahin ve pekmezlere, dana jambondan hindi fümelere, süt reçelinden zeytin ve peynir çeşitlerine kadar uzanan lezzetlere söğüş tabağı eşlik ediyor.

Servisin bittiğini sandığım anda devamı geliyor: Ekşi maya ekmekler, sigara börekleri, kruvasanlar, simitler, pankekler… Klasik bir menemen, çocukluğumdan beri pazar kahvaltılarımın olmazsa olmazı ızgara hellim, ızgara sucuk ve patates kızartmasını da es geçmemeliyim. Buz gibi, taze sıkılmış portakal suyumu yudumlarken hangisinden başlayacağımı şaşırdığım bu dopdolu masa, bir pazar kahvaltısından beklediğim o hissi fazlasıyla yaşatıyor.
Sıcak lezzetlerden herkesin damak tadına hitap eden bir seçenek var; egg benedict, çırpılmış yumurta, omlet, bazlama tost ve kulüp sandviç bunlardan birkaçı. Daha ferah bir kahvaltı peşindeyseniz, sofranıza granola, mısır gevreği ve meyve tabağı eşlik edebilir.

Kahvaltımızın keyfini sürerken, yan masada kahvelerini yudumlayan iki turistin şaşkın bakışlarını fark ediyoruz. Amerika’dan geldiğini öğrendiğimiz bu sempatik çift, biz Türklerin kahvaltı kültürüyle ilk kez tanışıyor olacak ki büyük bir merak ve iştahla ne yiyip içtiğimizi soruyorlar. Yanımızdan ayrıldıktan sonra kahvaltı için rezervasyon yaptırdıklarına eminim!
Atmosferine, tabaklarına ve özenli servislerine bayıldığımız bu bahçeye veda ederken aklım biraz burada kalıyor ve kendi kendime o soruyu soruyorum: “Acaba burayı bir daha ne zaman ziyaret etsem?”
Kapak Fotoğrafı: Yeşil Ev
İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Numa Bebek: Bebek’te Güne Güzel Başlamak

Simay Yaz







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!