İntihar eden lise öğrencisi Hannah Baker’ın arkasında bıraktığı 13 ses kasedini konu alan ve ilk sezonuyla oldukça dikkat çeken 13 Reasons Why’ın ikinci sezonu 18 Mayıs 2018 itibarıyla Netflix’te yayınlandı. İlk sezonda eksik kalan parçaların tamamladığı bu sezon, genel anlamıyla beklentileri karşıladı diyebiliriz.

Joy Asher‘ın romanından uyarlanan 13 Reasons Why, özellikle Amerika’da lise öğrencileri arasında oldukça gündemde olan üç konu üzerinden ilerliyor: zorbalık, taciz ve bireysel silahlanma. Lisede yaşadığı zorbalıklar ve taciz nedeniyle hayatla olan bağlarını koparan Hannah Baker’ın intiharının arkasındaki sebepleri ilk sezonda detaylı bir biçimde izlemiştik. İkinci sezon, Baker ailesinin okula açtığı dava üzerinden ilerliyor. Kendisini intihar noktasında getiren süreçte yaşadıklarını, ardında bıraktığı kasetlerde anlatan Hannah Baker, ikinci sezonda da esas oğlan Clay Jensen’ın zihninden konuk oluyor diziye.

Dava süreci boyunca ilk sezonda anlatılmayan birçok detay da kürsüye çıkan her sanığın anlattıklarıyla açığa çıkıyor ve olay akışı daha anlamlı bir hale geliyor. Her bölüm, bilinçsizce veya sonucu umursanmadan yapılan hareketlerin, söylenen sözlerin karşı taraf üzerinde yarattığı yıkımın ve olası sonuçlarının farkına varması konusunda uyarıyor seyirciyi.

Dizinin final sahnesine ise özel bir parantez açmakta fayda var sanırım: yaşadığı zorbalıklardan dolayı asileşen ve kampta geçirdiği süre sonunda normalleşmeye başlayan Tyler’ın okula dönüşünün hemen ertesinde yaşadığı korkunç olay, sahneyle ilgili herhangi bir spoiler duymamış seyirciyi alt üst ediyor. Bu sahne ve sonrasında yaşananlarla ilgili dizi senaristlerinin ve yapımcılarının ciddi eleştiri aldığını belirtmekte fayda var; bense, bu kadar hassas bir konuyu böylesine etkileyici bir şekilde seyirciye aktarmalarından dolayı senaristlere alkış tutan taraftayım. İlk sezondan farklı olarak, her bölümün bir saatten uzun sürmesi ise sanıyorum ikinci sezonun en ortak eleştiri noktası.

13 Reasons Why, ilk bakışta her ne kadar teenage dizisi gibi görünse de izledikten sonra seyirciyi öyle olmadığı konusunda ikna ediyor. Sezon boyunca, dizide anlatılan olaylara  maruz kalmış seyircisini bir websitesine yönlendirerek, aslında ciddi bir sosyal sorumluluk görevi de üstleniyorlar. Üçüncü sezon itibarıyla intihar olayından sıyrılıp Amerikan lise gençliğinin yaşadığı sorunlara odaklanacak gibi görünen dizi, takip edilmeye değecek diziler listesindeki yerini koruyor. – en azından benim için…

Diziyi izledikten sonra olayın biraz iç yüzüne de bakmak isterseniz, bu özel bölümü de izlemelisiniz: 13 Reasons Why: Beyond the Reasons

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Bu sezon, son birkaç bölüm dışında bende beklediğim etkiyi yaratmadı açıkçası. İlk sezonda her bölüm resmen perişan olmuştum, gerçekten psikolojim bozulmuştu. Bu sezondaki o biraz farklı bakış açılarından da bakalım, sadece Hannah’ın suçladıklarını değil başkalarını, hatta Hannah’yı da suçlayalım taktiği bende çok işlemedi. Acaba aldıkları tepkiler nedeniyle biraz yumuşatmaları mı gerekti, yoksa benim mi direncim arttı bilemedim. :)

    • Aslında sezon boyunca Clay’le benzer ruh hallerine büründüm ben de, öğrendiklerim karşısında ne diyeceğimi, ne hissedeceğimi şaşırdım. Normal hayatımızda da birilerini yargılarken genelde sadece işin görünen yüzünü ya da bildiğimiz kadarını baz alıyoruz, farklı perspektiflerin olaylarla ilgili yargımızda etkili olabileceğini düşünmüştüm ama bir çok bölümde ters köşe oldum diyebilirim. Belki yorumlar nedeniyle senaryoyu biraz sakinleştirmiş olabilirler ama final sahnesiyle yine gerçek yüzlerini gösterdiler sanırım :)

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?