İstanbul’un çok katmanlı dokusunu ve burada yaşayan insanların içsel çatışmalarını ustalıkla ele alan dizi, şehrin sakinleriyle kurulan bağları bir ambivalans haliyle işliyor: Hem yakınlaşmayı arzulayan hem de mesafe koymaya çalışan karakterlerin içsel çekişmesi. Bu anlatı, yalnızca İstanbul’un ruhunu değil, şehirde kaybolmuş bireylerin kimlik arayışını da derinlemesine gözler önüne seriyor.

Editör Notu: Yazının devamı spoiler içerebilir.

kapak_133640
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Kimlik ve Aidiyet Arayışında İki Kadın

Dizinin merkezinde, üniversite için İstanbul’a gelen Zehra ve annesinin eski arkadaşı Nesrin’in hikâyesi var. Zehra, İstanbul’a adım attığında, şehri büyük bir hayal ve keşif olarak görüyor. Ancak bu şehre doğru ilerlerken içindeki kimlik çatışmaları büyüyor. Geleneksel bir aileden gelen ve muhafazakar değerlerle büyüyen Zehra, İstanbul’un sunduğu modern yaşamla karşı karşıya kalıyor ve burada kimliğini saklamak zorunda kalıyor. Gizlice namaz kılıyor, eline içki tutuşturulduğunda içiyormuş gibi yapıyor, tırnağındaki ojeleri çıkarması gerektiğinde gerektiğinde dişleriyle kazıyor…

Zehra’nın kimliği, sadece bir seçim değil, bir zorunluluk halini alıyor. O, kim olduğunu sorgularken İstanbul’da ne yapması gerektiğine dair hiçbir kesinliğe ulaşamıyor. Onun kimlik kartı başvurusunda karşılaştığı ikilem, dizinin en çarpıcı anlarından biri olarak izleyiciye sunuluyor. Başörtüsünü takmakla takmamak arasında kalması, sadece bir dış görünüş meselesi değil; tam anlamıyla içsel bir boşluk, kimlik kaybı ve aidiyet arayışının somut bir ifadesi aslında.

Sosyal Jetlag: İçsel Çatışmaların Şehri

istanbul-ansiklopedisi-afis-e1744990505416
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Dizinin dikkat çekici bir diğer yönü ise, izleyiciyi kavramlar üzerine düşünmeye davet etmesi. Örneğin, “sosyal jetlag” kavramı, İstanbul’un karmaşasında kendini bulmaya çalışan gençlerin deneyimlerini çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. Zehra gibi, büyük şehirlerin sunduğu fırsatlarla hayallerini kovalayan gençler, aynı zamanda derin bir yabancılaşma hissiyle yüzleşiyor. Zehra, modern yaşam ile geleneksel değerler arasında sıkışıp kalırken dizide bu hali adeta içsel bir “jetlag” olarak tanımlanıyor. 

Sinematografi: Şehre Derinlemesine Bir Bakış

1161738-encyclopedie-d-istanbul-drame-turc-entre-generations-et-secrets-3
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Sinematografik açıdan, İstanbul Ansiklopedisi gerçekten etkileyici. Zehra ve Nesrin arasındaki ilişkiyi anlatan sahnelerde kullanılan dar kadrajlar, karakterlerin sıkışmışlık hissini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Özellikle Zehra ve Nesrin’in karşılaşmalarında, kamera, izleyiciyi karakterlerin iç dünyalarına çekiyor. Merdivenlerde çığlık çığlığa koşan çocukların arasından yapılan kamera çekimleri, izleyiciyi sanki bir adım geriden takip ediyormuş hissi yaratıyor ve gerçekçiliği pekiştiriyor.

Bununla birlikte İstanbul’un her köşesi, karakterlerin duygusal durumlarıyla örtüşen bir şekilde seçilmiş. Alçakdam Yokuşu’ndan Bezmialem Valide Sultan Camii’ne kadar olan mekanlar, şehri bir arka plan olarak değil, bir karakter olarak sunuyor. 

Diziden bir alıntı; “‘Emek’, ‘Melek’, ‘Sümer’ ve ‘Riya’, Emek abla 🙂 Burası birilerinin ablasıydı eminim. Fakat şehir bazen çok acımasız olabilir abla. Bazen herkes bir olup seni ham yapmak istiyor. Üstelik artık sen yorgun ve yoksul bir genç kız olmasan da. Kendini koruyacağını sandığın kozaları emeğinle örmüş, muteber meslekler, maharetler edilmiş bir kadın olsan da, hala yutulabilirsin Emek abla. Ben de kime anlatıyorum.. Bilirsin sen… Kendinden.”

Müzik ve Atmosfer

Dizinin müzikleri, İstanbul’un ruhunu ve karakterlerin iç dünyasını yansıtan hoş bir dokunuş katıyor. Soft Analog’un Bombalar şarkısı çaldığında, sahnenin büyüsü beni tamamen içine çekti. Büklüm Büklüm ise günlerce dilimden düşmedi diyebilrim. Müzikler ve sahneler arasındaki uyum, İstanbul’un tarihini ve hikâyelerini derinden hissettiriyor.

İçsel Çatışmanın ve Kimlik Arayışının Hikayesi

istanbul_zehra_nesrin
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Dizide ne modern hayat ne de geleneksel değerler, karakterlere tam anlamıyla ait hissettiremiyor. Zehra ve Nesrin arasındaki ilişki, bir yandan İstanbul’un sunduğu belirsizlikleri yansıtırken bir yandan da her karakterin kendi kimliğini bulma çabasını izliyoruz. 

Dizi, tıpkı şehri keşfederken yaşanan kimlik bunalımı gibi, izleyicinin duygusal ve psikolojik bir yolculuğa çıkmasını sağlıyor. Her sahnesiyle hem şehri hem de karakterlerin iç dünyalarını keşfetmek, her izleyicide kendine dair bir şeyler bulmasına olanak tanıyor. Bu yapım, bu ara hayatında duygu ve derinlik arayanlar için keyifli bir tercih olabilir. Dizinin devamını bekleyenler için küçük bir kötü haber: Dizi, Reşad Ekrem Koçu’nun yarım kalmış eseri İstanbul Ansiklopedisi’ne dayanıyor. Eser, G harfine kadar ilerlemiş ve dizi, her bölümü bu eserdeki mekân isimleriyle başlıyor. Ancak dizi, ‘Galata Rıhtımı Salaşları, Tiyatro ve Meyhaneleri’ bölümüyle sona eriyor. Resmi bir açıklama olmasa da bu durum, dizinin devam etmeyeceğini düşündürüyor.

Kapak Fotoğrafı: Netflix

İlginizi çekebilir: Zeynep Özmen’den İstanbul Ansiklopedisi