İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından her yıl, klasik müzik alanında gelecek vadeden 30 yaşın altındaki bir genç müzisyene destek sağlayan Aydın Gün Teşvik Ödülü’nün 2024 yılı sahibi, bir süre önce 2007 doğumlu keman sanatçısı Bade Daştan olarak açıklandı. İKSV’nin de kurucuları arasında yer alan opera sanatçısı Aydın Gün anısına 2012 yılında verilmeye başlanan bu ödül, geleceğin sanatçılarının yetişmesine katkıda bulunması bakımından hiç kuşkusuz büyük öneme sahip. Nitekim bu yıl İKSV Genel Müdürü Görgün Taner başkanlığında, Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Koordinatörü Ahmet Erenli, piyanist ve orkestra şefi İbrahim Yazıcı, piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası başkemancısı Prof. Pelin Halkacı Akın ile İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak’tan oluşan seçici kurulun oy birliğiyle belirlenen bu prestijli ödül, sevgili Bade Daştan’a 11 Haziran 2025 Çarşamba günü Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 53. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış töreninde takdim edilecek. Ben de bu vesileyle değerli genç keman sanatçımız sevgili Bade ile bir röportaj gerçekleştirerek bu ödüle dair duygu ve düşüncelerini öğrenip kariyerini ve müziğe bakış açısını detaylıca konuşma fırsatı buldum. Keyifli ve ilham veren okumalar dilerim.

bade-dastan-1
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından her yıl, klasik müzik alanında gelecek vadeden 30 yaşın altındaki bir genç müzisyene destek sağlayan Aydın Gün Teşvik Ödülü’nün 2024 yılı sahibi olduğun için öncelikle tebrikler sevgili Bade. Elde ettiğin ödülünü 11 Haziran’da 53. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış töreninde alacaksın. Röportajımıza öncelikle bu ödüle dair duygu ve düşüncelerini öğrenerek başlayalım dilersen.

Bu ödülü almak gerçekten inanılmaz bir duygu. Aydın Gün Teşvik Ödülü gibi prestijli bir ödüle layık görülmek beni hem çok mutlu etti hem de müziğe olan tutkumun ve emeğimin takdir edilmesi açısından değerli bir destek kaynağı oldu. Bu noktaya gelmemde emeği olan hocalarıma, aileme ve her zaman yanımda olan arkadaşlarıma kocaman teşekkür ederim. 53. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış töreninde sahnede olmak da ayrı bir heyecan… Başta İKSV olmak üzere, beni bu ödüle değer gören seçici kurula ve desteklerini esirgemeyen herkese yürekten teşekkür ederim.

Pek çok başarılı genç müzisyen gibi senin notalarla olan yolculuğun da küçük yaşlarda başladı. Nitekim müzik çalışmalarına 2012’de henüz beş yaşındayken Bilkent Müzik Okulu’nda keman ana sanat dalında başladın. O günden bu yana müzikle süregelen bu yolculuğun içinde senin için “kırılma noktası” diye adlandıracağın olay ne oldu?

Müzik kariyeri gerçekten çok inişli çıkışlı bir yol… Küçük yaştan itibaren başladığım için her şey başta biraz içgüdüsel ilerliyordu. Doğam gereği oldukça rekabetçi biriyim ama bu yarış her zaman başkalarıyla değil, kendimleydi. Kendi sınırlarımı zorlamak, daha iyi olmak ve kendime karşı dürüst kalmak, bu işin gerektirdiği disiplin ve özveriyi kazanmamı sağladı. Zamanla müziğin zor taraflarıyla da yüzleşmeye başladım; rekabetin çok yüksek olduğu, stresin ve baskının her zaman var olduğu bir sektör.

Ama bu farkındalık aslında benim için bir dönüm noktası oldu. Zorluklarla baş etmeyi öğrendikçe hem müzikal hem de kişisel olarak daha güçlü bir noktaya geldim. Tüm bunların içinde müziğe olan sevgimi kaybetmemek ise benim için en büyük kazanç oldu.

bade-dastan-2
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Bilkent Müzik Okulu’nda Vseslava Kudinova ve ardından Muhammedjan Turdiev ile çalıştın. 2017’de Bilkent Senfoni Orkestrası ile ilk orkestra deneyimini elde ettin ve 2018’de ise ÇEV Sanat’ın katkılarıyla Brüksel’deki Musica Mundi Okulu’nda Leonid Kerbel ile çalışmaya başlayıp keman eğitimini burada tamamladın. Aldığın teorik eğitimler ve bunun üzerine eklediğin pratikler bugüne dek seni nasıl geliştirdi? Bu süreç içinde Türkiye ve Avrupa’daki müzik eğitimi ve ekollere dair mutlaka dikkate değer gözlemlerin de olmuştur. Arada belirgin farklar mevcut mu ve senin şaşırtan noktalar oldu mu?

Teknik açıdan konuşursam, şimdiye kadar odak noktalarım hep farklıydı. Bazen sıfırdan başlayıp en basit egzersizleri pekiştirmek için ara verdiğim, temele dönüp yoğunlaştığım dönemler oldu. Diğer zamanlarda ise gerçekten çok yoğun ve yoğunlaştırılmış çalışma süreçlerinden geçtim. Bu noktada hocalarımın katkısı inanılmaz büyük.

Türkiye ve Avrupa’daki eğitimler arasında elbette bazı farklar var ama aslında aynı ülke içindeki hocalar arasında bile büyük farklılıklar görebiliyorsunuz. Türkiye’de ve Avrupa’da çalıştığım her hocadan çok şey öğrendim ve her biri bana farklı bir perspektif kattı. Şimdi geriye dönüp baktığımda, Türkiye’deki eğitimimin müzikalite ve yorum gücümü çok geliştirdiğini fark ediyorum. Avrupa’daki eğitimim ise daha çok temel teknikler ve sağlam bir altyapıya odaklanmama yardımcı oldu. Tabii ki bu farklılıklar hocadan hocaya değişiyor. Ama her iki taraftan da aldığım eğitim, birbirini tamamlayan ve beni hem teknik hem de müzikal açıdan daha bütünlüklü bir noktaya taşıyan deneyimler oldu. Kendi yolculuğumda bu farklılıkları gözlemlemek ve içselleştirmek gerçekten çok değerliydi.

bade-dastan-3
Bade Daştan | Fotoğraf: İKSV

Bu arada geçtiğimiz yıl önemli müzik okullarından biri olan Amerika’daki Curtis Institute of Music’i birincilikle kazandın ve Türkiye’den bu okula giren ilk kemancı oldun. Buradaki eğitimin nasıl ilerliyor şu an?

Evet, gerçekten çok heyecanlı gidiyor! Erken yaşta Belçika’ya taşındığımda üstlendiğim sorumlulukların şimdi meyvesini verdiğini hissediyorum. Farklı bir ülkeye ve düzene alışmak benim için daha kolay oldu çünkü bu sürece aslında çok küçük yaşta hazırlanmış oldum. Curtis benim müzisyenlik sürecimde yeni bir sayfa açtı diyebilirim. Bu süreç, hem müzikal hem de kişisel olarak beni çok ileri taşıyor.

Okul, kariyer ve meslek seçimlerimizde her ne kadar özgür gibi görünsek de özellikle Türkiye’de aileler çocukları adına yönlendirici karar alabiliyor. Ve ne yazık ki bu kararlar kimi zaman kişinin yanlış bir okulda okumasına, sevmediği mesleği seçmesine neden olabiliyor. Sen de henüz beş yaşında müzik eğitimine başladın ve bunda tabii ki ailenin etkisi çok büyük. Nitekim ailenin o yaşta senin yeteneğini ve müziğe olan ilgini fark etmesi de son derece kıymetli. Bu noktada nasıl bir ailede doğup büyüdün? Onların bu yolculuktaki etkisine dair neler söylemek istersin?

Ailem müzisyen olmadığı için, müziğe başlamam tamamen bir şans eseriydi. Aslında ailem müzisyen olmadığı için üzerimdeki baskı da biraz daha azdı. Her zaman mutlu değilsem bırakabileceğimi hissettim, bu da müziği yaparken zevk almamı sağladı çünkü kendimi etkilemek ve mutlu etmek için yapıyordum. Tabii ki zaman zaman annemi de etkilemeye çalışıyordum. Ailem her zaman beni çok destekledi, motive etti ve saygı gösterdi. Onların bana sağladığı bu özgürlük, müziği sevmenin ve bu yolda ilerlemenin anahtarı oldu.

bade-dastan-4
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Genç bir sanatçı için vizyonunu genişletme, yeteneğini doğru şekilde işleme ve tecrübelerden faydalanma noktasında katıldığı ustalık sınıfları ve atölye çalışmaları büyük önem taşıyor. Sen de bu kapsamda şimdiye dek Itzhak Rashkovksy, Ani Schnarch, Cihat Aşkın, Igor Tkacthuk, Alexander Vinnitski, Boris Kuschnir, Mincho Minchev, Maxim Vengerov gibi değerli isimlerle çalıştın. Bu ustalık sınıfları ve atölye çalışmalarının sana kazandırdıkları şimdiye dek bir eseri icra etme stilini nasıl şekillendirdi?

Katıldığım masterclass’ların benim için çok büyük bir etkisi oldu. Bu süreçlerde, farklı tarzlarda ve yaklaşımlarda müzik icra eden büyük ustalarla çalışarak, her birinin bana kattığı benzersiz bakış açılarıyla müziğe yaklaşımımı geliştirdim. Mihaela Martin, Midori, Miriam Fried ve Maxim Vengerov gibi isimlerle çalışmak, teknik becerilerimi geliştirmem kadar müzikaliteyi anlamamı da sağladı. Her biri bana sadece teknik değil, aynı zamanda müziğin ruhunu nasıl yakalayacağımı ve ifade edeceğimi öğretti.

Bu ustalarla çalışırken öğrendiğim şeylerin hepsi, eserleri icra etme stilimi şekillendirdi. Her bir eser için daha bilinçli, özgün ve duygusal bir yaklaşım geliştirdim, bu da müziği sadece teknik bir süreç değil, aynı zamanda içsel bir ifade biçimi olarak görmemi sağladı. Kariyerimi şekillendiren faktörlerden biri de etrafımdaki insanların etkisi. Doğru bağlantılar kurmak ve sağlıklı bir ağ oluşturmak gerçekten çok önemli. Masterclass’lar da bu süreçte büyük bir rol oynuyor.

Sanatçılar için sahip oldukları müzik aletiyle kurduğu bağ, notaları icra etmenin de ötesinde çünkü neredeyse bir ömür onunla vakit geçiriyor, adeta bedeninin bir parçası oluyor. Bu noktada bedenin bir parçası olma durumunu da en yakıştırdığım müzik aletlerinden biri keman. Peki sen şu an hangi kemanla yoluna kaç yıldır devam ediyorsun? Kemanının dokusu başta olmak üzere seni kendine bağlayan özellikleri neler? Ve tabii ki kemanınla kurduğun o özel bağ ve notaların o eşsiz tınısı karakterinle nasıl bir bütünlük içinde?

Şu an çaldığım keman, 1732 yapımı bir Nicolò Gagliano, Florian Leonhard Fine Violins’ın cömert desteği üzerine elime geçti. 13 yaşımda bu kemanla yolculuğumuza başladık ve o günden bu yana birbirimizi yakından tanıma fırsatımız oldu. Bu süreç çok ilginç ve büyülüydü, adeta bir günlük gibi. Birçok günümü birlikte geçiriyor, inişlerimi, çıkışlarımı gözlemliyor ve duygularımı aktarabilmemi sağlıyor.

Kemanımın duruşu ve sesi çok zarif, arkasındaki siyah halka da yüzüğü andıran bir özellik taşıyor, sanki bir aksesuar gibi. Onun zarif ve ince kişiliğiyle kurduğum bağ, müziğimi çok daha derin ve anlamlı kılıyor. Birbirimize sustuğumuz, desteklediğimiz, sevdiğimiz anlar oldu; bu çok özel bir bağ.

Kemanımın da hafif utangaç bir kişiliği olduğunu hissediyorum. Zarif yapısı, duyguları hassas bir şekilde yansıtma yeteneği, sanki biraz çekingen ama aynı zamanda güçlü bir karaktere sahipmiş gibi bir his uyandırıyor. Tıpkı benim gibi, o da dikkatle ve özenle ifade edilen bir kişiliğe sahip.

bade-dastan-5
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Sahneye çıkıp çalmaya başladığın o büyülü anı tarif etmen mümkün mü?

Sahneye çıkıp çalmaya başladığım o anı tarif etmek gerçekten zor. O an, hissedebileceğimi asla hayal edemediğim duyguların birdenbire var olduğu bir an. Sahneye çıktığımda, sanki bambaşka bir dünyaya adım atıyormuşum gibi hissediyorum; o utangaç kişiliğim kayboluyor ve yerini başka bir ben alıyor. Bir enerji patlaması gibi, tüm vücudumu sarıyor.

İlk böyle hissettiğim anı hatırlıyorum, dokuz yaşında Bilkent Sahnesi’nde Sarasate’den Faust Fantasy çaldığımda, o anda büyük bir özgüven kaynağı bulmuştum ve sanki bir enerji kaynağına bağlanmış gibi hissetmiştim.

Tabii ki sahne stresi de bu enerjiyi etkileyen bir faktör, ama müzisyenler bu hissi çok iyi bilir; sahneye çıkmak bazen gerçekten gerici olabilir. Fakat oradaki büyü, işte o stresin heyecana dönüştüğü andır. Sahne, adeta yeni bir evrene açılan bir kapıymış gibi hissettiriyor, her nota, her an, o kapıyı biraz daha aralıyor. Fakat en büyülü anlar, tam kendi içime dönüp, müziği kalbimle hissettiğimde yaşanıyor.

bade-dastan-6
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Genç bir sanatçı olarak kendini geliştirmen adına çalışma saatlerin, pratiklerin ve düzenin oldukça belirleyici faktörler. Çalışma rutinini nasıl planlıyorsun? Düzenli bir rutinin mevcut mu yoksa odaklandığın her an çalışmak senin için mümkün mü? Konser ve yarışmalar öncesinde veya günlük rutininde mutlaka farklılıklar bulunuyordur.

Çalışma rutinimi kafamda planlamak çalışmalarımın daha düzenli ve verimli olmasına yardımcı oluyor, fakat rutinim günden güne değişiyor. Benim için kalite, her zaman miktardan daha öncelikli.

Şu anki konservatuvar hayatım çok yoğun geçiyor; orkestra saatleri, dersler ve diğer sorumluluklar derken, çalışma saatlerini ayarlamak başlangıçta oldukça zorlayıcıydı. Ancak, zaman içinde kendime verimli çalışma saatleri ayarlamak ve bu sorumluluğu daha iyi yönetmek konusunda büyük bir adım attım. Zaman zaman mental pratik de benim için çok önemli bir faktör. Çalacağım eseri zihnimde canlandırmak, teknik ve fiziksel zorluklara odaklanmadan çalışabilmeyi öğrenmek çok faydalı bir adım oldu benim için.

Evet, konser veya yarışma öncesinde ise çalışma dönemlerim çok yoğun oluyor, bu süreçlerin sağlıklı planlanması gerçekten çok önemli. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak aşırı zorlanmamaya özen gösteriyorum, sakatlık riskini en aza indirmek için dikkatliyim. Bu tür yoğun dönemlerden sonra ara vermek, vücudumun ihtiyaçlarını dinlemek çok çok önemli. Zaman zaman vicdan azabı çekmeden dinlenebilmek, tükenmişlikten kaçınmak için çok değerli bir beceri haline geldi. Çalışmayı, bir sonraki güne heyecanımı ve enerjimi kaldığım yerden bırakacak şekilde planlıyorum.

bade-dastan-8
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

İyi “müzisyen-sanatçı” kavramının sendeki karşılığında nedir diye sorsam cevabın ne olur? İyi olma ve hep daha ileri adım atma yolculuğunda seni endişelendiren unsurlar mevcut mu? Keza bugün birçok genç yetenek olağanüstü okullarda harika eğitimler alıyor. Bunu söylemeyi her ne kadar tercih etmesem de klasik müzikte de bir “rekabet” mevcut. Böyle bir ortam içinde kendi yolunda nasıl ilerliyorsun?

İyi bir “müzisyen-sanatçı” olmak için, benim için icra etmekten daha fazla önemli olan şey, kişiliğimi ve karakterimi izleyenlere anlamlı bir şekilde aktarabilmekti. Sanatın büyüsü, yalnızca teknik beceriyle değil, karakterin ve duygunun eserle birleşip izleyiciye ulaşabilmesiyle ortaya çıkar. Teknik her zaman geliştirilebilir ancak benim açımdan gerçek anlamda kişiliği ifade edebilmek, gerçek bir sanatçıyı tanımlar.

Beni zorlayan taraf ise, kişiliğimin bir parçası olan mükemmeliyetçiliğim. Küçük yaştan beri bu karakterim beni hep çok ileriye taşıdı fakat bazen nerede durmam gerektiğini ve kendime nasıl zaman vermem gerektiğini fark etmeyince, kendimle toksik bir yarışmaya girdiğim dönemler oldu. Klasik müzik gibi rekabetin çok ön planda olduğu bir alanda, bazen sağlıklı rekabetin ve sağlıksız olanın sınırlarını ayırt etmek zor olabiliyor.

Bu rekabetle başa çıkmanın yolu, benim için hep “umursamamak” oldu. Çünkü çok net bir şekilde söyleyebilirim ki, bu rekabet stresini tüm müzisyenler hisseder. Kendimle ve etrafımdaki sanatçılarla sağlıklı bir yarış içinde olmak, ancak onları örnek alarak ilham almak bana fayda sağladı. Gözlemlediğim sanatçılar, bana hep daha iyi olma yolunda umut ve ilham verdiler.

Müzik için nitelik derecesini belirleyen tek unsur notaların kusursuz bir biçimde icra edilmesi mi yoksa dinleyici özelinde de bir duygu yoğunluğu olarak karşılığını bulması mı senin için?

Bence müzikte önemli olan tek şey notaların kusursuzca icra edilmesi değil, izleyicilere benim hikâyeme dair bir anlam yaratabilmek. Bu, benim için ön planda olan şey. Tabii ki teknik de önemli çünkü doğru teknikle duyguyu doğru şekilde iletmek çok daha etkili oluyor. Ama nihayetinde, müzikle bağ kuran izleyiciye bir şeyler hissettirebilmek, ona bir anlam yaratmak çok daha kıymetli. Bu da sadece notaları doğru çalmaktan daha fazlası.

bade-dastan-7
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Daha klasik bir soru soracak olursam şu an için çalmayı sevdiğin eserler hangi döneme ve sanatçıya ait? Ve seni teknik anlamda zorlayan ve üzerine gitmeye iten sanatçı ve eserler var mı?

Şu ana kadar çaldığım ve bana en derin duygusal anlamda hisler ifade eden eser kesinlikle Beethoven‘in Keman Konçertosu. Bu eser, benim için kendimi en rahat ifade edebildiğim ve duygusal olarak en çok bağ kurduğum parçalardan biri. Ayrıca Brahms’ın Keman Konçertosu ile de çok özel bir bağım var; her seferinde çalmaktan büyük zevk alıyorum ve her dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor.

Şu an çalıştığım eserlerden biri de Heinrich Wilhelm Ernst’in Schubert’in Erlkönig teması üzerine olan parçası. Teknik olarak çok zorlayıcı bir eser olsa da, asıl zorluk, içerisindeki dört karakteri doğru şekilde ön plana çıkarabilerek yansıtabilmek. Hem teknik hem de duygusal açıdan derinleşmemi sağlayan bir eser ve üzerinde çalışmak çok keyifli bir uğraş.

Peki hedeflerine odaklanmanda seni motive eden idol ya da idollerin kim diye sorsam?

Beni en çok motive eden isimlerden ilki annemdir. Şimdiye kadar sadece müzikle değil, her alanında bana yol gösterdi, destekledi ve kendime olan güvenimi tazeledi. Bu süreçteki en büyük desteğimi annemden aldım. Bunun yanı sıra, öğretmenim Shmuel Ashkenasi de büyük bir destek kaynağı oldu. Her zorlu dönemde bana yol gösterdi, beni güldürdü ve doğru yönde ilerlememi sağladı. Diğer öğretmenlerim, Muhammedjan Turdiev ve Leonid Kerbel de bana rehberlik ettiler ve zor zamanlarda içimi rahatlattılar.

Onların hepsi, bana sadece müzik değil, hayatla ilgili de önemli dersler verdi. Bu yakın çevrem ile oluşturduğumuz sağlıklı bağlanma ve güven, benim en büyük güç kaynağı oldu. Onların hem profesyonel hem de duygusal desteği, bana her zaman güven verdi ve zorluklarla baş etme noktasında bana içsel huzur sağladı. Tüm bu isimler, bana sadece müzikal değil, aynı zamanda kişisel anlamda da ilham verdiler ve verdikleri destekle şu anki konumuma gelmeme büyük katkı sağladılar.

bade-dastan-9
Bade Daştan | Fotoğraf: Bade Daştan

Müzik, yaşama ve umutsuzluğa bir alan açar mı?

Sanatçı olmak, çok güçlü bir karakter gerektiriyor. Umut ve umutsuzluk arasında sürekli bir geçiş yaşanır; her ikisi de bazen üstünlük sağlar. Ancak bu hislerin üstesinden gelebilmek, onları kabullenebilmek ve kendimize zaman verebilmek, işin asıl değerli kısmıdır. Müzik, içimizde saklı tuttuğumuz, kabullenmeyi reddettiğimiz duyguları yüzeye vurur. Bu farkındalık, müzikaliteyi çok derinleştirir ve müzisyenliği daha anlamlı kılar.

İlerleyen yıllar için kariyerin adına hedefin ve hayallerini öğrenerek bitirelim dilersen röportajımızı?

İlerleyen yıllar için kariyerimdeki en büyük hedefim, bir sanatçı olarak kendimi, kendi öz sesimi bulabilmek. Müzik yaparken teknikten öte, içsel bir özgürlük hissiyle, sadece nota değil, ruhumu da yansıtabileceğim bir nokta arıyorum. Bu süreçte, müzikte tamamen kendi yolumu açmak, belki de tek örneği olabilecek bir sesle dünyaya sunmak istiyorum. Şu an eğitimime Amerika’da devam etsem de Türkiye ve Avrupa bağlantılarımı korumayı umuyorum. Bağlarımı daha da güçlendirmek, uluslararası bir çevre oluşturmak çok önemli bir hedefim. Önümüzdeki sezonda birkaç prestijli konserlere ve yarışmalara katılmayı planlıyorum.

Nihai amacım, müziği sadece bir performans değil, bir yaşam biçimi olarak görmek istiyorum. Kendime ve çevremdekilere duygu ve anlam katmak, umut ve ilham vermek, hayatlarına dokunarak bir fark yaratmak en büyük amacım. Teşekkür ederim!

Kapak Fotoğrafı: Bade Daştan

İlginizi çekebilir: Halil Şimşek’ten İlyun Bürkev ile Müzik ve Kariyeri Üzerine