Benim bu şehirle aram hep biraz karışık oldu. İçinde derin fırtınalar kopmasına sebep olan platonik aşklar gibi. Biraz toksik, ama biraz da romantik. Şüphesiz o yüzden içinde İstanbul geçen her şarkı, her film beni olması gerekenden daha fazla, daha derinden etkiliyor. Netflix’in son zamanlardaki yeni gözdesi İstanbul Ansiklopedisi de, tam olarak bu tanıma uygun bir romantiklikte karşımda.

5665-mnx30
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Hayatımın belki de en önemli kırılma noktalarından birini yaşıyorum, birkaç hafta önce anne oldum. Bu ruh halimin dengesizliğinden midir bilmiyorum ama, ilk platonik aşkım olan İstanbul’a karşı takındığım o rasyonel gerçekliği bıraktım, biraz bu şehrin romantik kıyılarında dolaşıyorum. Tam o sırada karşıma çıktı Netflix yapımı İstanbul Ansiklopedisi. Lohusalığın getirdiği uykusuzluk ve bebek bakımı arasında verdiğim tüm aralarda Selman Nacar imzalı bu mini diziye sarıldım, benim için çölde bulunan vaha gibi oldu. Belki de bu kaçamak aralarım, İstanbul Ansiklopedisi’ne duyduğum hislere bir katman daha ekledi, güçlendirdi. Kim bilir…

Diziye dair pek çok eleştiri okudum, kimileri diziyi çok beğenirken kimileri ise yetersiz bulmuş. Karakterleri derinlemesine ele almadığını söyleyenler vardı sıklıkla. Herhalde en çok bu yoruma katılmadım. Çünkü ben diziyi izlerken hem Canan Ergüder’in hayat verdiği Nesrin’in buhranlarını, hem de Helin Kandemir’in canlandırdığı Zehra karakterinin arada kalmışlığını iliklerime kadar hissettim. Bunda oyuncuların mükemmel bir iş çıkardığının payı fazlasıyla olsa da karakterler ve izleyiciler arasında kurulan mesafeli gibi duran ancak içten bir şekilde oluşan o bağ, tamamıyla özenle hazırlanmış senaryoyla mümkün.

Hikâyeyi kısaca şöyle özetleyebilirim; Amasya’da annesiyle birlikte yaşayan Zehra, İstanbul’da bir üniversite kazanarak annesinin (Aylin) uzun süredir küs olduğu arkadaşı Nesrin’in yanına geliyor. Bu iki farklı karakter birbirlerine yeni yaralar açarken, bir yandan da kanayan tüm yaraları kapatıyor.  

Bu sırada da biz, hayalinde olan İstanbul ve kendi yarattığı kimliği arasında sıkışan Zehra’yı, İstanbul’dan kaçmak isteyen Nesrin’i, İstanbul’a küsen Aylin’i tanıma fırsatını yakalayacağız. İstanbul’la kurulan tüm ortak bağları, şehrin köşede kalmış ve sembolü olmuş mekanlarını, oldukça sıradan bir hikâye ile samimi bir şekilde ele alan İstanbul Ansiklopedisi için bizim empati duygumuzla güçleniyor dememiz yanlış olmaz diye düşünüyorum.

aaaabeg14fwwcozpi1-npzj5w5o_bvwbreoervsl7mx4_4ms_53iw9u2-chcsmaqz3sf3wiu3a7bgstmxwnkxqkclxekej3l4sklozgh
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Dizi hem adını hem de hikayesinin merkez noktasını, Reşad Ekrem Koçu tarafından hazırlanmaya başlanan ancak tamamlanamayan İstanbul Ansiklopedisi’nden alıyor. Merak edenler için, ansiklopedi dijital ortamda yer alıyor. Linki de buraya ekliyorum.

Bir edebi eseri hikâyesini merkezine koyan bir dizi için oldukça kritik ve önemli bir konu eserle hikâye arasında kurulan denge olmalı diye düşünüyorum. Dizide daha politik açıdan ele alınmasını beklediğim Emek Sineması bölümü hariç, tüm bölümlerde verilen Istanbul Ansiklopedisi referansları çok yerinde ve tadındaydı. 

istanbul-ansiklopedisi-3
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Daha önce izleme fırsatı bulamadığım Helin Kandemir’in oyunculuğuna hayran kaldığımı belirtmeden geçmek istemiyorum. O kalıplara sığmak istemeyen Zehra karakterinin çıkmazlarını o kadar gerçek ve samimi bir şekilde yansıttı ki her bölümde yeni bir yönüyle tanıştığımız Zehra ile birlikte Kandemir performansında bir adım daha yukarı çıktı. Daha önce Aşık Shakespeare müzikalinde izlediğim Nezaket Erden ise yarattığı Emel karakteriyle tek kelimeyle mükemmeldi. Zaten fazlasıyla sevdiğim Canan Ergüder ve kısa ama etkili sahneleriyle diziye damgasını vuran Melisa Sözen’in performansından bahsetmeme gerek yoktur diye düşünüyorum. Açıkçası karşımızda oldukça güçlü bir cast yer alıyor diyebilirim. 

istanbul-ansiklopedisi-2-2
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Bir süredir muhafazakarlığın kadın üzerinde daha fazla bir yüke sebep olduğunu düşünüyordum. Erkeksen eğer, giydiğin kıyafetler seni toplumda sınıflandırmaz. Kimse sana ait olmadığını düşündüğün yerlerde isen yadırgayan gözlerle bakmaz. Mesela her işi yapabilirsin, her mekâna meraklı gözler üstünde yokken girebilirsin. Kadın için ise işler her konuda olduğu gibi, bu şartlar altında da hiç o kadar kolay olmaz. Başına taktığın örtü, üstüne giydiğin pardesü seni direkt sınıflandırabiliyor. Erkekte olduğu gibi bir perde altında kalmaz inancın, seni biçimlendirir, tanımlar.

Kadının yine 1-0 geride başladığı bir durum, uzun zamandır farkında olduğumuz ama yargılayan gözleri susturamadığımız… Zehra’nın o arada kalmışlığını izlerken bu şartlar altında kendini tanımlamanın ne kadar zor olduğunu hissetmemek olası değil. Ön yargılar, sanki zamkla tutturulmuş gibi olan kalıplar: Aileden gelen alışılmış davranışlar, dur durak bilmeyen hayaller, derinden büyük bir güçle seni sarmalayan inanç, yapmak istediklerin, isteklerine rağmen yaparken utandıkların… Daha pek çok çelişki.

Helin Kandemir bir röportajda karakteri ve içinde olduğu değişimleri ve kimlik arayışını; ‘dizide Zehra’ya bir kararın verdirilmesinden çok, bu kararın verilmesinin ne kadar zor olduğundan bahsediyoruz’ gibi bir cümle ile anlatıyor. Bu cümle, gerçekten tüm hikâyenin özünü anlatıyor bize.

istanbul-ansiklopedisi-2
İstanbul Ansiklopedisi | Fotoğraf: Netflix

Eğer siz de benim gibi toksik bir bağlılık hissettiğiniz İstanbul’a zaman zaman lise yılları melankolisi tadında bir yakınlık hissediyorsanız; bir olaydan çok, karakter gelişimi anlatan; durağan ama şairane br seyirlik sunan İstanbul Ansiklopedisi için bir şans verebilirsiniz. Dizide daha ilk bölümden bize göz kırpan Büklüm Büklüm şarkısıyla başlayan soundtrack listesini de buraya ekliyorum, bölümler bittikten sonra bu listeye geri dönmek isteyebilirsiniz.

İyi seyirler, bol dinlemeler.

Kapak Fotoğrafı: Netflix

İlginizi çekebilir: G. Yaren Tunç’tan İstanbul Ansiklopedisi