Bu yaz hem işlerim hem de gündemim açısından sanata odaklanmakta biraz zorluk çektim. İzlediğim filmler ve okuduğum kitaplar daha çok, izlemesi ve okuması kolay, sıcak hisler barındıran eserler oldu. Onlardan biri de Netflix’te sadece vakit geçirmek için tesadüfen açtığım Nonnas filmiydi. Film, farklı kökenlere sahip büyükannelerin aynı mutfakta buluşması ve yerel tatların insanları birleştirmesini merkeze almasıyla bende hem çok sıcak duyguları yeşertti hem de girişimimiz Yedir App’e başvuran aşçılarla paylaştığımız duyguları hatırlattı. Yerel mutfak kültürünün sadece karın doyurmakla ilgili olmadığı düşüncesini pekiştirdi. Gastronominin, duyguları paylaştığımız, kültürleri birbirine bağlayan çok büyük bir güç olduğunu tekrar hissettirdi. Ben de bu yazımda Nonnas filminden yola çıkarak Yedir App’in kurduğu büyük dijital sofraya göz kırpmak istedim.

mv5bodm0m2m4ywqtmzhlny00njdklwfkodktognlntc4otfizjzmxkeyxkfqcgc-_v1
Nonnas | Fotoğraf: Netflix

Netflix’in Nonnas filmi, New York’un Staten Island bölgesinde Enoteca Maria adlı bir restoranda geçiyor. Filmde Joe Scaravella, annesinin anısını yaşatmak ve kaybının ardından toplumla bağını güçlendirmek için farklı İtalyan büyükanneleri restorana şef olarak davet ediyor. Ortaya çıkan atmosfer sıcak, samimi ve aile gibi bir ortam; büyükanneler yemekleriyle hem kendi değerlerini yeniden keşfediyor hem de misafirlere lezzet dolu bir deneyim sunuyor. Her yemek, sadece bir tarif değil; anılar, kültür ve sevgi dolu bir hikâye taşıyor.

nonnas
Nonnas | Fotoğraf: Netflix

Bir replikte Joe, “Onların ailelerinden aktarılan yemekleri yapmalarını istiyorum. Herkese bunu sunmak istiyorum,” diyerek bu bağın gücünü özetliyor. Bir başka an, “Annem ve büyükannemin tariflerini incelediğimde, yemeklerin aslında sevgi olduğunu fark ettim,” sözleriyle mutfağın yalnızca beslenme değil, duygusal bir bağ aracı olduğunu gösteriyor. Enoteca Maria restoranında sunulan yemekler, farklı kültürlerin geleneksel tariflerini yansıtarak zengin bir mutfak deneyimi sunuyor. Filmde, İtalyan büyükannelerinin hazırladığı yemekler ön planda olsa da, gerçek Enoteca Maria restoranında dünya çapından geleneksel yemekler de servis ediliyor. Örneğin; İtalyan mutfağından Lombaridya bölgesinin tariflerinden Osso Buco; yavaş pişirilmiş dana incik ile kremalı polenta eşliğinde sunuluyor. Rigatoni con Gamberi e Salsiccia; sosis ve karidesle hazırlanıyor, burrata ise taze mozzarella peyniri ve baharatlı domateslerle servis ediliyor. Harvest Salad ise kızarmış pancar, çilek ve beyaz peynirle hazırlanıyor; kırmızı şaraplı sosla tatlandırılıyor.

Dünya mutfağından seçmelere gelecek olursak, Japon nonnalarından biri geleneksel Japon yemeklerini hazırlayarak menüye dahil ediyor. Sri Lanka kökenli bir nonna ülkesine ait geleneksel yemekleri sunuyor. Mısır’dan gelen bir nonna kendi kültürüne ait tarifleri paylaşıyor.

İşte bizim girişimimiz olan Yedir App de bu sıcak ve birleştirici duyguyu dijital dünyaya taşıyor. Yedir, uzun bir dijital sofra gibi: Kadınlar kendi mutfaklarından özgürce yemeklerini hazırlayıp paylaşabiliyor, yeteneklerini sergileyebiliyor ve kendilerini ifade edebiliyorlar. Gastronomi, burada sadece yemek yapmak değil; insanları bir araya getiren, kültürleri ve hikâyeleri paylaşan bir birleştirici güç olarak öne çıkıyor. Her tabak, hem bir lezzet deneyimi hem de bir anlatı; kadınlar mutfaktan çıkan her yemeğiyle topluma, kendi hikâyelerine ve yaratıcılıklarına değer katıyor.

adsiz-tasarim-1-8
Yedir App | Fotoğraf: Yedir  App

43 şehirden 650’den fazla başvuru alan girişimimiz Yedir App için, her bir başvuranla tek tek telefonda görüşüp onların hikâyelerini dinliyoruz. Kimisi eğitimli bir şef, kimisi restoran deneyimi olan bir profesyonel, kimisi İSMEK ve Halk Eğitim Merkezlerinden eğitim almış cesur bir ev hanımı, kimisi ise ilk kez potansiyelini gerçekleştirmeye niyet etmiş bir ev hanımı… Her biri, ev aşçısı adaylarımız bizleri çok heyecanlandırıyor. Başvuru formlarında verdikleri bilgiler ve telefon görüşmelerimizde anlattıkları hikâyeler bizi coşkulandırıyor. Her evin mutfağı bizlerden birer parça barındırıyor ve her biri, keşfedilmeyi bekleyen kültürel mirasları saklıyor. Zengin etnik kökene sahip olduğumuz topraklarda yaşadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlıyoruz. Bu zenginlik gastronomiye de yansıyor ve bize keşfetmeye hazır bir dünya sunuyor. Bu dünya, büyükannelerden torunlara geçen reçetelerle evlerin mutfaklarında saklanıyor.

adsiz-tasarim-3-2
Yedir App | Fotoğraf: Yedir App

Filmi izlerken Yedir App’te oluşturduğumuz bu büyük dijital sofranın asıl kahramanları olan ev aşçılarımızın hikayeleri gözümün önünden geçti. Örneğin, bir ev aşçısının başvuru formuna yazdığı şu cümle: “Merhaba, çocukluğumdan beri mutfağa ilgiliyim ve yemek yapıyorum. Kendi tariflerimden oluşan salata, tatlı ve yemeklerim var. Bunları çoğunluğa ulaşarak daha kaliteli bir hale getirip kazanç elde etmek istiyorum.”

whatsapp-gorsel-2025-08-22-saat-14-29-32_53966651
Yedir App Ev Aşçısı | Fotoğraf: Yedir App

Ve başka bir başvuru: “2+ yıllık Art Director kariyerim sona erdi. Yemek yapmayı çok sevdiğim için evden leziz yemekler yapıp satmak istiyorum. Bunu da en iyi Yedir ile başarabilirim. Umarım birlikte çalışma fırsatı bulabiliriz.”

whatsapp-gorsel-2025-08-22-saat-14-29-32_f55537f5
Yedir App Ev Aşçısı | Fotoğraf: Yedir App

Bir diğeri ise filmi kendimi filmin içinde hissetmeme sebep oldu: ”Kendimi bildim bileli bu ellerle nice yemek yaptım, nice sofralar kurdum. Evlatlarımı doyururken sadece karınlarını değil, ruhlarını da doyurduğuma inanırım. Şimdi ise bu güzel tecrübemi Yedir uygulaması aracılığıyla sizinle paylaşmak istiyorum. Kayseri’nin meşhur mantısını yapmayı annemden öğrendim, o annesinden… Yağlama mı dersiniz, mantı mı dersiniz, sucuklu/pastırmalı kuru fasulye mi dersiniz yoksa ağzınıza layık yağ mantısı mı? Ne yaparsam yapayım, o lezzeti hissetmeniz için hep en iyisini sunarım. Hem uygulamanın ilk aşçılarından biri olmak, hem de gençlere tecrübelerimle destek olmak istiyorum. Sizler uygulama aracılığıyla bu lezzetleri denedikçe, yorumlarınızla bana ışık tutarsınız. Böylece birlikte daha güzel sofralar kurarız. Sevgilerimle, Hatice Teyzeniz”

İşin özü; Nonnas filmi sahnelerini ya da teknik yapısını değerlendirdiğimizde sıkıcı bile bulabileceğimiz bir filmken, hissiyatı sıcacık ve bizi köklerimize götürmeyi başaran bir iş olmuş. Yedir App gibi bir girişimin kurucularından biri olduğum için ayrı bir heyecan hissetmeme sebep olmuş olabilir ancak yerel mutfak kültürlerinin bizlere anlatmak istediği bir mesaj var aslında: Mutfak kültürleri, dünya üzerinde yaşayan insanlar olarak birbirimize karşı bir üstünlüğümüz olmadığını gösteriyor. Temelde aynı sofrada buluşuyoruz, benzer yemekleri yiyor, benzer ham maddeler kullanıyoruz. Daha da önemlisi, aynı sofraya oturduğumuzda hepimiz benzer duyguları paylaşıyoruz.

Yerel sofraların ve gastronominin birleştirici gücünü hissettiğimiz, büyük dijital sofralarda dahi olsa buluştuğumuz günler diliyorum. Ve tabii ki kendi girişimimiz olan Yedir App’in bu misyonla daha fazla kadının kendini bulmasına, yerel mutfak kültürümüze katkı sağlayarak güçlenmesine olanak sağlamasını diliyorum. Sizleri de bu sofranın bir parçası olmaya davet ediyorum.

Kapak Fotoğrafı: Nonnas

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan Mutfak, Anılar ve Hatıralar