Üç dilek hakkımızdan birini bu şehir için kullanıyor, en sevdiğimiz romanın evrenine doğru adım atıyoruz. Sonbaharın renkleri etrafımızı sararken Orta Çağ’dan kalma taş evlerin arasında bir zaman yolculuğuna çıkıyor; hatta kalabalık caddelerde yalnızca bizim görebildiğimiz gizli geçitlerden bile geçiyoruz. Kitaba kendimizi fazla kaptırmışız. Çünkü gerçek hayatta sihirli lambalar yok. O zaman hayallerimizi gerçeğe çeviren asıl sırrımıza geçelim: Sonbaharın ruhunu tam da tarihin kalbinden yakalamak üzere Wings ile Edinburgh’a gidiyoruz.

Edinburgh | Fotoğraf: Georgi Kaydzhiev – unsplash.com

Edinburgh 101

Edinburgh’u anlamak için dikkat etmeniz gereken yalnızca bir nokta bulunuyor: Soruyu kime sorduğunuz. Çünkü Edinburgh, UNESCO’ya göre dünyanın ilk edebiyat şehri; sanatçılar içinse özgürlüğün temsilcisi Fringe’in çıktığı sokaklar anlamına geliyor. Sonuçta Harry Potter hayranlarının kalbindeki Edinburgh ile meşe fıçıların peşine düşenlerin damaklarındaki Edinburgh arasında da bir ayrım yapmamız gerekiyor. Kısacası; bir hafta sonu kaçamağı için bile gelebileceğiniz bu şehrin herkese sunacak bir hayali olduğunu not düşmeliyiz.

Seyahat programınızı yapmadan önce hatırlatalım; Wings ile Edinburgh’un tüm otellerini %10’a varan indirim ayrıcalığıyla deneyimleyebilirsiniz.

Nerede Konaklayalım?

Edinburgh | Fotoğraf: Georgi Kalaydzhiev – unsplash.com

Sonbahar dendiğinde aklınıza gelenler; doğanın değişimi ve kültür – sanat sezonunun başlangıcıysa doğru yerdesiniz. Çünkü bu mevsimin ruhuna yakışan renklerin etrafınızı saracağı Edinburgh’tayız. Otelinizi tutmadan önce size birkaç öneride bulunmak istiyoruz. Öncelikle Edinburgh’u ilk kez seyahat ediyorsanız ve tarihi noktalara birkaç adımlık mesafede olmak istiyorsanız; sizi şehrin kalbine doğru, Old Town’a alalım. Hem turistik noktalara yakın olmak hem de birazcık daha kendinizi yerel gibi hissetmek istiyorsanız, adresinizin New Town olduğunu da not düşmek istiyoruz. Biraz daha şehrin temposuna bir yerel gibi dahil olmak istiyor ve bütün yeni gelişmeleri yakından takip etmek istiyorsanız Leith’i not alın deriz. Gastro-pub’lar, Michelin’li restoranları, son yıllarda sayısı gittikçe artan sanat galerileriyle tam size göre olabilir! Sonbaharın ruhunu biraz daha bohem bir yerden yakalamak isterseniz Victoria dönemine ait esintilerle zamanda bir yolculuğa çıkabileceğiniz, bir de harika antikacılarla tanışabileceğiniz Stockbridge’i tercih edebilirsiniz. Son olarak seyahati boyunca şıklığı elden bırakmak istemeyip şehrin hareketinin ortasında olmayı tercih edenlere ise West End’i önerelim.

Mutlaka Yapılması Gerekenler

Edinburgh Kalesi

Edinburgh Kalesi | Fotoğraf: Cameron Gibson – unsplash.com

Yüzyıllar boyunca kraliyet konutu, hükümet merkezi, hatta bir hapishane olarak hizmet eden Edinburgh Kalesi, bu şehre geldiğinizde görmeniz gereken ilk noktalardan biri olmalı. Şehre dair olağanüstü bir panoramik manzara sunan Edinburgh Kalesi’ni ziyaret ettiğinizde; İskoçya’nın tarihini ve ulusal gurur sembollerini yakından inceleyebilir, kalenin içerisinde bir keşfe çıkabilirsiniz.

Royal Mile Caddesi

Royal Mile | Fotoğraf: Jim Divine – unsplash.com

Edinburgh’un sürprizlerle dolu olduğunu şimdiden söylemeliyiz! Edinburgh Kalesi’nden Holyrood Palace arasına doğru uzanan yaklaşık 1.6 kilometrelik bu caddenin en ilginç yanını “close” veya “wynd” denen gizli geçitler oluşturuyor. Özellikle 17. yüzyıl zamanı bölge sakinlerinin evlerine gidebilmesi adına özel olarak hazırlanan bu geçitler, bugün şehrin tarihinde gizemli bir yolculuğa çıkmak adına heyecan uyandırıyor. Ayrıca şehrin iki ikonik yapısını bir araya getiren bu caddede mutlaka yürüyüşe çıkmalı, İskoçya’nın en popüler noktalarını keşfetmelisiniz. Royal Mile Caddesi’ni keşfettikten sonra Old Town üzerinden Grassmarket’i mutlaka ziyaret edin; açık havadaki mekânların tadını çıkarın.

Arthur’s Seat

Arthur’s Seat | Fotoğraf: Nadia Ramella – unsplash.com

Edinburgh şehir merkezinin ortasında sönmüş bir yanardağ bulunuyor! Yaklaşık 45 ile 60 dakika süren bir tırmanışın ardından ulaşabileceğiniz bu bölge, şehrin görkemli manzarasının tadını da çıkarmanız için harika bir patika sunuyor. Özellikle gün batımında çıkmanız gerektiğini de ayrıca not düşmek istiyoruz.

Princes Street Gardens

Princes Street Gardens | Fotoğraf: Vishnu Prasad – unsplash.com

Sonbaharın bütün renklerine, görkemli bir tarihin eşlik ettiği bir manzarayla tanıklık etmek isterseniz; adresiniz belli: Princes Street Gardens. Old ile New Town’ları birbirinden ayıran bu bahçe; şehrin ikonik bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Edinburgh Kalesi’nin gölgesinde yer alan Princes Street Gardens’ı ziyaret ettikten sonra hemen yakınındaki alışveriş caddesinde bir dolaşmaya da çıkabilirsiniz.

İskoçya Ulusal Müzesi

İskoçya Ulusal Müzesi | Fotoğraf: Dorien Monnens – unsplash.com

İskoçya tarihini keşfetmek ve anlamak adına en değerli alanlardan birinin de İskoçya Ulusal Müzesi olduğunu söyleyebiliriz. Ülkenin tarihini ve kültürünü keşfedebileceğiniz bu müzeyi hem ücretsiz olarak ziyaret edebilir hem de gün batımında terasına çıkarak muhteşem manzarasından şehri izleyebilirsiniz. Müzede doğal tarih, bilim, kültür gibi kalıcı koleksiyonların yanı sıra ilgi çeken süreli sergilerin de bulunduğunu not düşelim.

Edebiyat Rotası

Scott Monument | Fotoğraf: Nicola Gadler – unsplash.com

Sizi, dünyanın ilk UNESCO Edebiyat Şehri ünvanını kazanan yerle tanıştıralım: Tabii ki Edinburgh! Sir Walter Scott, Robert Louis Stevenson, Arthur Conan Doyle gibi isimlerin sokaklarından geçtiği bu şehirde; ayrıca çoğumuzun severek okuduğu ve filmlerini izlediği Harry Potter serisinin de izleri bulunuyor. J. K Rowling’in Harry Potter serisinin çoğunu yazdığı The Elephant House’a gitmeli, dünyanın en büyük yazar anıtı Scott Monument’i ziyaret etmelisiniz.

Ayrıca…

Edinburgh | Fotoğraf: Gaytham Rajeev – unsplash.com

Edinburgh, tam bir kültür – sanat şehri! Buraya geldiğinizde eskiden bir veterinerlik okulu olan bugün ise şehrin etkinlik kalbi olan Summerhall Edinburgh’u ziyaret etmeli, bağımsız çağdaş sanat için tüm dünyanın takip ettiği adreslerden Collective Gallery’i listenize almalı, pazar günleri lokal ürünler ve lezzetli yemeklerle dolu olan Stockbridge Market’e gitmeli, ayrıca turistlerin çok da bilmediği Dr. Neil’s Garden’da huzurlu bir bahçenin tadını sonbaharda çıkarmalısınız, söz konusu Avrupa olduğunda park park gezmeyi seviyorsanız Royal Botanic Garden’ı da mutlaka listenize ekleyin. Ayrıca şehrin gotik yüzünü de unutmayalım. Royal Mile’ın altındaki gizli tünellerde tura çıkabilir, eski mezarlık olan Greyfriars Kirkyard’ın Harry Potter’a nasıl ilham verdiğine de bakabilirsiniz.

Edinburgh’un bütün lezzetlerini Wings ile %15’e varan indirim ayrıcalığıyla deneyimleyebilirsiniz.

Edinburgh’ta Ne Yenir?

Scone | Fotoğraf: Adam Martoszewicz – unsplash.com

Britanya mutfağının en özgün örneklerini bulabileceğiniz Edinburgh’un hem geleneksel hem de modern sofraları için hazır olmalısınız! “Yeni İskoçya Mutfağı” kültürünün yükselişte olduğu bu dönemde; leziz bir gurme rotanın detaylarını aşağıda paylaşıyoruz.

Kahvaltı

Kahvaltı | Fotoğraf: Thought Catalog – unsplash.com

Edinburgh’ta güne başlarken not alın: Şehrin artizan fırınlarından Lannan Bakery’den kruvasanınızı söyleyin, Hula’nın sıkma meyve suları ve smoothie bowl’ları ile sağlıklı bir kahvaltı edin, güne hızlı başlamak istediğinizde Twelve Triangles’ın artizan ekmekleriyle hazırlanan sandviçlerini tadın ve fırından çıkmadan önce yanınıza almak için mutlaka bir tatlı sipariş edin, dünya mutfaklarından ilham alan minimal ve mevsimsel bir brunch için soluğu Margot’da alın.

Scone Vakti!

Scone | Fotoğraf: Florencia Viadana – unsplash.com

Her ne kadar scone’lar; genellikle İngiltere üzerinden konuşuluyor olsa da aslında kökleri İskoçya’ya uzanıyor. Edinburgh’a geldiğinizde öğleden sonra içeceğiniz çay vaktini mutlaka dışı çıtır içi yumuşacık scone’lara ayırmanızı öneriyoruz. Scone için listenize almanız gerekenler ise; şehrin en ikonik duraklarından olan Scottish National Gallery of Modern Art’ın içerisinde yer alan Café Modern One, manzaranın da tadını çıkarabileceğiniz Mimi’s Bakehouse ve yerellerin favorilerinden olan Leo’s Beanery.

Geleneksel Yemekler

Cullen Skink | Fotoğraf: Howies Restaurant

Gelelim İskoçya’nın geleneksel yemeklerine. İlk olarak bölgenin en geleneksel tariflerinden biri olan kuzu sakatatları, yulaf ve baharat ile hazırlanan Haggis’i denemelisiniz. Haggis için bizim iki ikonik önerimiz bulunuyor: Howies Restaurant ve Arcade Bar. Ayrıca tahmin edeceğiniz üzere soğuk bir şehrin sıcacık çorbaları çok meşhur! Bu noktada arpa, sebze ve kuzu etiyle hazırlanan Scotch Broth çorbası için Taste Atlas’ın önerisi White Hart Inn’e gidin; füme mezgit balığı ile hazırlanan Cullen Skink çorbasını tatmak için The Devil’s Advocate’e gidin veya Howies Restaurant’a gitmişken mutlaka tadın.

Yeni İskoç Mutfağı

LYLA | Fotoğraf: LYLA

Yeni İskoç mutfağının gerçekten çok iddialı olduğunu söylemeliyiz. Bizim önerilerimiz de Michelin müfettişlerini mutlu eden duraklardan geliyor. Özellikle son dönemde şehrin en popüler destinasyonlarından birine dönüşen bir yıldızlı LYLA’da sürdürülebilir deniz ürünleriyle dolu menüyü keşfetmeli, yeniden tek yıldızlı Timberyard’da rustik bir havada şehrin en yaratıcı mutfaklarından birini deneyimlemeli, şehrin bir başka en popüler noktalarından biri olan eleanore’de Modern Britanya mutfağından enfes eşleşmelere şans vermelisiniz.

Akşam Yemeği

The Witchery | Fotoğraf: The Witchery

Gezgin gurmeleri yanımıza alıyor, enfes bir rota çiziyoruz! Romantik bir akşam yemeğine çıkmak isterseniz adresiniz kesinlikle, Condé Nast’ın “gotik bir aşk mektubu” olarak övdüğü ve her an Guillermo del Toro’nun çıkacağını hissettiği The Witchery olmalı. Ayrıca Avery’de şef Rodney Wages’in gastronominin kurallarını sunumda zorladığı tabaklarını deneyimlemeli, görkemli bir dünyanın kapısını sofranızdan açmak için The Spence’e şans vermelisiniz.

Bonus: Hediye Köşesi

Seyahatlerimizin en keyifli kısımlarından biri de o bölgeyi yansıtan bir ürünü kendimize veya sevdiklerimize hediye olarak almak! İşte, bu noktada önerilerimizi sizinle paylaşmak için çok heyecanlıyız. Öncelikle hepimizin favorilerinden olan Walker’s Shortbread’in kurabiyelerini sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Ayrıca İskoçya’nın en ünlü el dokumaları için Harris Tweed’e bakabilir, iki yüz yıldan uzun süredir kaşmir ve yün ürünler üreten Johnstons of Elgin’i radarınıza alabilirsiniz.

Hayalini kurduğunuz seyahatleri, bir romanın satırlarında gibi hissettiren deneyimleri hayata geçirmek istiyorsanız Wings’in ayrıcalıklar dünyası ile bütün hayallerinize ayrıcalıklı bir şekilde tik atabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Adam Wilson

İlginizi çekebilir: Wander Magger’dan Londra Rehberi