Klasik müzik dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor? Büyük bir salonda ciddi bir ortam, çıt çıkarmadan dinlenen uzun konçertolar ve katı kurallar mı? Eğer öyleyse, sizi bu önyargılardan uzaklaştıracak bir grupla tanıştırmak istiyorum: Janoska Ensemble. Geçtiğimiz akşam Atatürk Kültür Merkezi’nde bu dört müzisyeni canlı dinleme fırsatı buldum; böylece hayatımda katıldığım en dinamik, en büyüleyici klasik müzik deneyimini yaşamış oldum.

Fotoğraf Altyazısı | Samuel  Sianipar (unsplash.com)
Orchestra | Fotorğaf: Samuel Sianipar (unsplash.com)

“Janoska Style” Nedir?

Janoska Ensemble; üç kardeş (Ondrej, Roman ve Frantisek Janoska) ve enişteleri Julius Darvas’tan oluşuyor. Öncelikle bir aile grubu olmaları beni çok etkiledi! Hepsi birbirinden yetenekli bu dört kardeşi özel kılan şey sadece teknik kusursuzlukları değil, 7 kuşaktır müzisyen olan bir ailen gelmenin getirdiği genetik aktarım bence. Viyana Filarmoni Orkestrası gibi dünyanın en prestijli orkestralarında çalmış bu dört virtüöz; klasik müziği caz, pop ve dünya müziğiyle harmanlayarak kendi stillerini, yani Janoska Style‘ı yaratmışlar.

janoska-ensemble-copyright-julia-wesely-5-scaled-e1701880234670-2524x1017
Janoska Ensemble | Fotoğraf: Julia Wesely

Vivaldi: Dört Mevsim

Konserin ana odağı, Vivaldi’nin ölümsüz eseri Dört Mevsim’i Jonoska stili ile yorumlamalarıydı. Bildiğimiz, tanıdığımız melodiler bir anda Balkan ritimlerine evriliyor, ardından bir caz doğaçlamasına dönüşüyordu. Sahnedeki doğal uyumları, birbirlerine ve seyirciye attıkları muzip bakışlar, enstrümanlarını adeta bir uzuvları gibi kullanışları, doğaçlama soloları, dinletiyi bir konserden öteye, adeta bitmesini istemediğim bir deneyime dönüştürdü! 

Fotoğraf: HALIDON

Konser boyunca beni en çok etkileyen şey; en az seyirci kadar kendilerinin de eğleniyor oluşu, sanatlarını tutkuyla icra ettiklerini seyirciye de hissettirme biçimleriydi. (Janoska – Vivaldi: Storm anlattıklarıma örnek oluşturacaktır.) Konserin ilerleyen dakikalarında parçaların arasına serpiştirdikleri Özdemir Erdoğan’dan Pervane şarkısının melodisi ve finalde Katibim’i hep bir ağızdan söyletmeleri, konserle kalpten bir bağ kurmamızı sağlayarak keyfimizi ikiye katladı!

Müzik Tarihini Günümüze Taşıyan Bir Köprü: Doğaçlama

Fotoğraf: meettheartist.online/

Janoska Ensemble’ı günümüzün klasik müzik topluluklarından ayıran en çarpıcı özellik, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği, yani ‘anlık yaratıcılığı’ sahneye geri getirmeleri. Aslında 18. ve 19. yüzyıllarda Bach, Mozart, Beethoven ve özellikle virtüözlüğün sınırlarını zorlayan Liszt ile Paganini gibi isimler için doğaçlama, müziğin ayrılmaz bir parçasıydı. O dönemde bir müzisyen, sahnede sadece yazılı notayı çalmaz; eseri o anki ruh haline göre süsler ve teknik gövde gösterisi yapardı. Ancak zamanla klasik müzik, notaya sıkı sıkıya bağlı, hata kabul etmeyen ve daha sabit bir yapıya büründü. İşte Janoska kardeşler, yaklaşık iki asırdır süren bu “kuralı” bozuyor. Sahnedeki her performanslarında notaların arasından dışarı sızıyor, tıpkı eski ustalar gibi o anın enerjisiyle eseri yeniden yaratıyorlar. Bu yönleriyle onlar sadece klasik müzik çalmıyor; klasik müziğin o eski, özgür ruhunu 21. yüzyılın modern tınılarıyla yeniden hayata döndürüyorlar.

Neden İzlemelisiniz?

Janoska Ensemble | Fotoğraf: Platin Dergisi

Janoska Ensemble sadece konser vermiyor; klasik müziğin yaşayan, esneyebilen, eğlenceli bir hale de gelebileceğini kanıtlıyor. Sahne enerjileriyle bütün salonu heyecanlandırabilen, hatta konser boyunca gülümsetebilen bir grup! Bir piyano solosunun ortasında aniden bir film müziği teması duyabiliyor ya da kontrabasın ritmiyle kendinizi bir Latin kulübünde hissedebiliyorsunuz. Bu öngörülemezlik, izleyiciyi sürekli tetikte tutuyor ve klasik müziğin o ‘müze eseri’ imajını yerle bir ederek onu kanlı canlı, nefes alan bir performansa dönüştürüyor. Müziğin içine bu kadar ‘oyun’ ve ‘neşe’ katabilmeleri, onları eşsiz ve farklı kılıyor.

Klasik müziğin bu yeni, cesur versiyonuyla tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Eğer bir gün bir yerde isimlerini görürseniz biletinizi alıp kendinizi bu müzikal devrime kaptırmanızı şiddetle tavsiye ederim!

Kapak Fotoğrafı: Julia Wesely

İlginizi çekebilir: Emre Eminoğlu’dan İnsan Sesi