Bu yıl Venedik Sanat Bienali ile eş zamanlı, Venedik’in hemen yanı başında, biraz daha sakin am güçlü bir atmosferde, etkileyici bir deneyim sunan yeni bir sanat hikâyesi başlıyor: Ca’ Riviera. Riviera del Brenta boyunca uzanan 16. yüzyıl villalarının içinde konumlanan bu yeni çağdaş sanat platformu, aslında sadece bir sergi alanı değil, bir tür sanat evi. Zaten ismindeki “Ca’” da tam olarak bunu söylüyor: Venedik lehçesinde “ev”. Ve burası gerçekten de sanatçılar, galeriler, küratörler ve koleksiyonerler için geçici bir yuva olarak kurgulanmış. Venedik’e sadece 20 dakika mesafede, ama ruh olarak çok özel bir yerde.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

Riviera del Brenta, bir zamanlar Venedik aristokrasisinin yazlık bölgesiydi. Bugün hâlâ o sakinliğini ve zarafetini koruyor. Ağaçların arasında saklanan villalar, geniş bahçeler, Brenta Nehri boyunca uzanan o dingin atmosfer… Ca’ Riviera’nın belki de en güçlü yanı tam olarak bu: sanatı, hızdan uzak bir bağlama yerleştirmesi. Bu özel atmosfere adım attığında, sanatla ilişkin değişiyor. Daha yavaş bakıyorsun. Daha çok hissediyorsun.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

Ca’ Riviera, Riccardo Corò ve  Leonardo Tiezzi tarafından hayata geçirilen bağımsız bir kültürel proje. Ailesi üç nesildir villalara sahip olan Riccardo, ürün mekân ve kavramsal projeler üzerinden kariyerini geliştirmiş. Leonardo ise visual direction, PR, sosyal medya ve iletişim alanlarında kariyerini inşa etmiş. Biri moda ve iletişim dünyasından, diğeri tasarım kökenli iki farklı disiplinin kesiştiği bu ortaklık, projenin ruhunu da belirliyor: disiplinler arası, akışkan ve çağdaş. Proje, 2026 Venedik Bienali ile birlikte başlıyor ve yıl boyunca devam edecek bir program sunuyor. Ama asıl farkı şu: burada sanat sadece “sergilenmiyor”, yaşanıyor.

Riccardo Corò ve Leonardo Tiezzi | Fotoğraf:Pablo Arroyo

İlk Durak: Villa Contarini’de Bir Sergi

Mayıs 2026’da, Bienal’in açılışına paralel olarak ilk sergi başlıyor. Mekân: Villa Contarini, Mira’da, Brenta nehri boyunca uzanan tarihi villalardan biri. Milano merkezli çağdaş sanat galerisi Cassina Projects ile yapılan iş birliğiyle gerçekleşen bu sergi, Temmuz sonuna kadar devam edecek.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

2016’da New York’ta kurulan Cassina Projects, farklı kuşaklardan sanatçılar arasında diyalog kurmayı amaçlayan uluslararası bir galeri. Eleştirel tanınırlığa sahip isimlerle yükselen sanatçıları bir araya getiriyor ve disiplinler arası bir yaklaşım benimsiyor. 2019’da Milano’da açılan geniş endüstriyel mekânında sergiler, rezidans programları ve mekâna özgü projeler düzenliyor. Kurumlar, küratörler ve eleştirmenlerle iş birliği içinde çalışan Cassina Projects, çağdaş sanat üretimi ve uluslararası görünürlük açısından aktif bir rol üstleniyor.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

İlk serginin başlığı ise oldukça güçlü: “The Shape of the Self / Benliğin Şekli”. Sergi, kimlik kavramını, benliğin değişkenliğini ve modern dünyadaki dönüşümünü inceliyor ve üç farklı yaklaşım üzerinden konuyu ele alıyor.

Leonor Fini, sürrealist diliyle bilinçdışını ve kimlik kavramını sahneleyen, özellikle kadınlık ve özgürlük temalarıyla öne çıkan bir sanatçı.

Cecilia Granara, resimlerinde spiritüellik, doğa ve beden arasındaki ilişkiyi araştırıyor; renk ve duygular üzerinden daha sezgisel bir anlatım kuruyor.

Yves Scherer ise gerçeklik ile kurgu arasındaki sınırda çalışıyor; medya, popüler kültür ve günümüz imge dünyası üzerinden kimliğin nasıl sürekli yeniden şekillendiğini sorguluyor.

Sedef Gali, parlak renkler ve katmanlı yüzeylerin altında bastırılmış duygular, hafıza ve arzu gibi temaları işliyor. Kendi ürettiği pigmentlerle oluşturduğu teknikle, romantizmi psikolojik bir anlatıya dönüştüren güçlü ve duygusal bir görsel dil kuruyor.

Aslında mesele şu: Benlik sabit bir şey mi, yoksa sürekli yeniden yazılan bir hikâye mi?

Fotoğraf: Ca’ Riviera

İkinci Perde: Villa Valier’de Sanatçı Rezidansı ve Koleksiyoner Deneyimi

Sergi bittikten sonra hikâye devam ediyor. Bu kez sahne, yine 16. yüzyıldan kalma başka bir villa: Villa Valier.

Burada Ca’ Riviera’nın en heyecan verici tarafı devreye giriyor: sanatçı rezidansı. Sanatçılar burada sadece eser üretmiyor; mekânla, doğayla ve çevrenin ritmiyle ilişki kurarak üretim yapıyor. Ve bu da projeyi klasik bir sergi programından çıkarıp, yaşayan bir sanat deneyimine dönüştürüyor.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

Seçili koleksiyonerler, Villa Contarini’deki serginin ardından deneyimlerini Villa Valier’de konaklayarak daha derin ve kişisel bir boyuta taşıyor. Küratöryel turlar ve özel buluşmalar sayesinde eserlerle, sanatçının vizyonuyla ve projenin kültürel bağlamıyla daha yakın bir ilişki kuruyorlar. Bu deneyim, çağdaş sanat, mimari ve Venedik mirası arasındaki diyaloğu doğrudan yaşama fırsatı sunuyor.

Fotoğraf: Ca’ Riviera

Ca’ Riviera bu yıl Bienal sonrasında akıllarda iz bırakacak, sanatın yönünü sessizce değiştiren bir merkez olacağına inanıyorum. Çağdaş sanatın yalnızca sergilendiği değil, zamanın yavaşladığı ve sanatın içine sızdığı bir deneyimi daha kişisel, daha derin ve daha kalıcı bir yere taşıyacak.

Ca’ Riviera’ya ulaşmak için mail gönderebilir, web sitesini ziyaret edebilir ya da Instagram hesabına göz atabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Ca’ Riviera

İlginizi çekebilir: İlke Tulunay Solakoğlu’ndan Personal Structures’ta Burcu Ünlü: 61. Venedik Bienali’ne Paralel Gerçekleşen Sergi