Hepimize her gün, her saat, “Şöyle yap, böyle konuş, onu al bunu sakın alma, o iş öyle yapılmaz böyle yapılır” diyen sesler var. Hatta bunların bazılarını başkaları bile değil, kendi iç sesimiz söylüyor. “Yaşadım mı gerçekten, tadını çıkarabildim mi, hak ediyor muyum? Uslu ol, akıllı ol, uyumlu ol…” Aslında ne kadar iyi niyetli ve yardımsever gelir değil mi bazen kulağa bu sesler? “Yanlış anlama senin iyiliğin için, sonradan üzülme diye.” derler. “Bak komşunun kızı yapmış sen de yap” derler. Oysa bizim uzun zamandır tek bir çağrıya ihtiyacımız vardı, birinden bunu duymayı bekliyorduk. Şimdi duyuyoruz, sen de duyabiliyor musun? About Nights çağırıyor: Sen de #AşıkOl. Gelin bu çağrıya birlikte kulak verelim, bize hatırlatmak istediği önemli bir şey var.

youtube play youtube play

Çünkü aşık olmak şakaya gelmez. Her şey aşık olduğumuz sürece bizimle kalmaya devam eder.

Aşık olmadan ne emek veresimiz gelir ona ne sabır gösterebiliriz, ne de sahiplenebiliriz. İlk engelde, ilk yasakta vaz geçeriz aşık değilsek eğer. Yaşadığın şehre aşık olmak mesela; festivallerine, müziğine, gündüzüne, gecesine, insanına, iyi ve kötü gününe… O şehir bir anda dünyanın en güzel yeri olur aşık isek, bazı gün bizi yorar ama hemen affederiz onu bir gün batımında. Bazen de biz şehri yorarız ama hemen gönlünü alırız bir şekilde. Kirletmeyiz, kirlettirmeyiz, kimseye vermeyiz. Müzik dursa da, tanıdık tek bir yer kalmasa da o aşk ne yapar eder kendini var eder yeniden.

Eğlenmeye aşık olmak var bir de. Bu aşkı tatmamış olanlara “şımarıkça” veya “lüks” gelir bazen eğlenme aşkı. Oysa gerçekten eğlenmenin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Geçmişe dönüp baktığımızda “o gün ne eğlenmiştik” dediğimiz zamanlar, genelde yalnızca dostlardan, sohbetten, ayaklarımız ağrıyıncaya kadar ettiğimiz danslardan oluşmuyor mu? Sahi en son ne zaman gün doğumunu izleyecek kadar sabahladık? Sabaha karşı 05.30’da açık bir yerler aradık kahvaltı için? O kahvaltının tadı hala damağımızda. Taksim Meydanı’nı sabah 07.00’dan önce görenler için Taksim’in anlamı bambaşkadır mesela. Kalabalığın henüz uyanmadığı, sadece güvercinler ve sizin gibi gece çok eğlenmiş olanların hafif yürüyüşü vardır o an meydanda. Eve gider, duş alır, giyinir işe koşarız.

O enerjiyi nereden mi buluruz? Çok eğlenmiş olmanın verdiği mutluluktan. Aşktan.

Doğaya aşık olmak var. Ormanlara, nehirlere, sizin grubun keşfettiği koylara, hafta sonları müziğimizi takıp koştuğumuz parklara, ülkenin en eski sahibi olan hayvanlara… Doğaya, canlılara ve bu gezegene olan aşkımızı ne kadar diri tutarsak o kadar bizim. Ve bu aşk kesinlikle karşılıklı. Bir verip on aldığımız bir aşk. Sen de #AşıkOl tam da bunu hatırlatıyor, unuttuysak eğer.

Finalde ise büyük aşk var, farkılıklara aşık olmak. Dünya gri değilse, bir sonraki seneyi merak ediyorsak hala ve keşfetmenin büyüsünden hiç kopamamışsak, farklılıklar sayesinde. Biz farklılıklara aşığız her şeyden önce. Ne diyordu o şarkıda? “Sen bana, ben sana benzersek ne olur? Nasıl dayanır ki aşk bu kadar aynılığa?” Elbette dayanamaz. Aşk incelik ister, farklılık ister. Şehrin, eğlencen, doğan, uçarı fikirlerin, cesaretin ve deli doluluğun uzun zamandır sana aşık aslında. Sen de #AşıkOl.

Biz hazırız, sen hazır mısın?

@about_nights