Bugün dünya genelinde genç kuşak birçok sorunla karşı karşıya. Bunlar arasında hiç kuşku yok ki ilk akla gelenler gelecek kaygısı, toplumsal değerlere yabancılaşma, işsizlik, hukuk ve ekonomiye duyulan güvensizlik. Genç bir ekip tarafından kurulan Tiyatro Kontra da ilk oyunları olan “Ada Kasabası” ile genç kuşağın sesini sahneden kendinden emin bir şekilde duyurmayı başarıyor. Simon Longman’ın yazdığı oyun, bizleri küçük bir kasabada sıkışıp kalan Kate, Sam ve Pete adında üç karakterle tanıştırıyor. Sam küçük kardeşiyle yeni bir hayat kurmaya çabalarken Pete’in tek amacı baba olmaktır. Kate ise sadece ufkun arkasında ne olduğunu merak eder. Fırsat ve umudun giderek tükendiği, vakit geçirmek için yapacak tek şeyin içmek olduğu kasabada yaşananların anlatıldığı ve yönetmenliğini Efe Uzuner’in yaptığı oyunu ben de kısa süre önce izleme fırsatını yakalayıp sahnede parıldayan üç başarılı oyuncunun enfes performansına şahitlik ettim. Akabinde de sevgili Berfin Taş, İbrahim Çavdar ve Yağmur Ceren Bulman ile bir röportaj gerçekleştirerek oyundaki karakterlerini, metnin kendilerinde kazandığı anlamı, genç kuşağın sorunlarını ve çok daha fazlasını konuşma fırsatı buldum. Keyifli okumalar dilerim.

yagmur-ceren-bulman-i%cc%87brahim-cavdar-berfin-tas
Yağmur Ceren Bulman & İbrahim Çavdar & Berfin Taş | Fotoğraf: Efe Uzuner

Ada Kasabası’nı konuşmaya geçmeden önce girişi Tiyatro Kontra’ya ayıralım. Tiyatro Kontra’nın hikayesi nasıl başladı? Özel tiyatrolar için ekonomik şartların bu derece zor olduğu Türkiye gerçekliğinde böyle bir yolculuğa çıkarken sizi zorlayan noktalar oldu mu?

Yağmur Ceren Bulman: Öncelikle bizi zorlayan çok nokta oldu, her ilk oyununu yapan ekip gibi. Biz ilk önce metni bulduk ve heyecanlanarak çalışmaya başladık. Prova sürecine başladıktan sonra hayata geçmesi için yapımcı arayışına girdik. Süreçte uyuştuğumuz birini bulamadık, dördümüz yapmaya karar verdik.

Bu ekonomik şartlarda sanat üretimi de çok zorlaştığı için maliyeti düşürebilmek adına prova mekanı, kostüm, dekor ve görsel materyaller için kendi sınırlarımızı zorlayarak ve yakın çevremizdeki bu alanda iş yapan insanların desteğiyle imece usulü çalıştık ve minimum maliyetle hallettik.

Kendi oyun ekibimiz de bir şey beklemeden bizimle beraber oldular, çalıştığımız kişiler de bu hikayeyi var edebilmek için bu kısıtlı bütçede karşılayabildiğimiz kadarıyla çalıştılar. Biz de kendimiz maddi bir karşılık bekleyerek başlamadık ve süreç de öyle devam etmiyor zaten. Hep birlikte savaşarak bu oyunu çıkardık, günbegün artan maliyetler sebebiyle ayakta tutmak için de savaşmaya devam ediyoruz.

ada-kasabasi-afis
Ada Kasabası (Afiş) | Afiş Fotoğrafı: Uğur Kayalar

Yeni toplulukların repertuvarına aldıkları ilk birkaç oyun, esasında o ekibin yürümek istediği yol hakkında da bize ipucu verebiliyor çoğu zaman. Tiyatro Kontra olarak ilk oyununuz da Simon Longman imzalı Ada Kasabası. İçeriği de düşündüğümüzde topluluğunuzun bakış açısıyla oyun ne derece örtüşüyor?

İbrahim Çavdar: Tiyatro Kontra’da böyle bir hikayeyle başladığımız için çok mutluyuz. Bu hikayede ebeveynlerin sorumsuzlukları, aile içi şiddet, ekonomik imkansızlıklar, büyüme yolculuğundaki arkadaşlıkların hayatımıza etkileri gibi birçok evrensel konuya değiniyoruz ve zaten kendimiz de bunlara maruz kalıyoruz. İlk oyunumuzda kendi bakış açımızla ve dertlerimizle bu kadar örtüşen bir metin bulmuş olmak bizi çok sevindiriyor.

Tiyatro kariyerinizin başında olan üç genç oyuncusunuz. Bu oyunu sahneye taşıma konusunda metin ve karakterinizde sizi en etkileyen neydi? Üçünüzü de Ada Kasabası etrafında buluşturan ne oldu?

Berfin Taş: Biz sınıf arkadaşıydık ve zaten üçümüz beraber yapmak için bir oyun arayışındaydık. Ada Kasabası’nı okuduğumuzda “bu” dedik. Bu metinde ailesi ve toplum tarafından göz ardı edilen bu çocukların kendi kendine birbirlerinden güç alarak bir hayat kurma çabası bana çok dokunmuştu. Kate’i okuduğumda oynamak istediğim şeyin bu olduğunu biliyordum. Onun dikenliliği beni çok etkilemişti, benden çok farklıydı, benim tersime kırılganlığını yaşamaya yeri olmamış bir çocuk. Öfkesinin de çok haklı sebepleri var hayatında. Ben onun yaşlarında öfkemi adlandırmakta, “Önce ben” demekte ve kendi sınırlarımı çizmekte zorlanıyordum ama yine de hissettiği şeyi tanıyordum. Onun hikayesini anlatmak, benim hikayeme de çok katkı sağladı.

ada-kasabasi-1
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

İbrahim: İlk oyunumda kendime bu kadar yakın bir karakterin denk geliyor olması beni çok etkiledi. Metinde bana tanıdık gelen çok yer var, bu yüzden içinde çok rahat hissediyorum. Pete’in başına gelen şeylere karşı verdiği tepkiler çok tanıdık geldiği için onu anlatmaya çok heveslendim.

Ceren: Ada Kasabası’nı ilk okuduğumda oyundan çok etkilendim ve Sam’i ilk okuduğumda hemen oynamak istemedim açıkçası, iç dünyamdan ortak şeyler bulduğum için büyük ihtimalle. Çünkü ben de Sam gibi küçük bir yerde doğup büyüdüm, yaşıtlarıma göre erken büyümüş çocuklardanım ve Sam gibi aileme, kardeşlerime ve arkadaşlarıma çok bağlı biriyim. Kendine yakın bulduğun bir karakteri oynamanın zor olduğunu düşünenlerdenim. O yüzden süreç benim için hem sancılı hem de Sam’in benden ayrışan noktalarını keşfederek geçti.

Oyunda Kate, Sam ve Pete adındaki üç arkadaşın hikayesine tanıklık ediyoruz. Hayat verdiğiniz karakterleri daha yakından tanıyabilir miyiz?

Berfin: Kate çok yalnız, başa çıkmakta çok zorlanıyor aslında. Oyun boyunca ölmeye yaklaşan hasta babasıyla tek başına yaşıyor. Bağımlılığa yatkın, maddelere ve arkadaşlarına, onlar onun seçilmiş ailesi. Meraklı bir kız, bulunduğu yere asla sığamıyor ve hep o ufkun arkasını merak ediyor. Kaçmak istiyor, bu adadan ve aslında hissettiği sıkışmışlıktan. Cesur biri, herhangi bir şeyi yapabileceğine inancı tam ve arkadaşlarını da kurtarma misyonunu üstleniyor. Agresif, tahammülsüz, alaycı biri, zorba bir kız çocuğu diyebilirim.

ada-kasabasi-2
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

İbrahim: Pete çok sevgi dolu ve hayalperest biri. Yetişkin olmanın getirdiği ciddiyet ve sorumluluk duygusunu çok istese de çocuk olmanın eğlencesinden ve rahatlığından vazgeçemiyor. İnsanlara iyi gelmek ve işe yarar hissetmek en tatmin olduğu şeyler. İstediği herhangi bir şeyi çok fazla isteyebilir ama elde edebilecek becerisi zayıf ve farkında değil. Anneyle babası olmadığından ve abisi de onu sevmediğinden kendisi ona verilmeyen sevgiyi onlara inat dibine kadar yaşayabilmek için evlenip çocuk sahibi olmak istiyor.

Ceren: Sam küçük yaşta büyümek zorunda kalıyor çünkü oyunun başında beraber olan anne babası sonra ayrılıyorlar. Bu durum evdeki dengeleri kökünden değiştiriyor ve Kardeşi Alex’in bakımını üsteniyor. Anaç, kırılgan ve evde yaşadığı şeylerin yükü arttıkça öfkesi artan bir çocuk. 15 yaşında eve destek olmak için çalışmaya başlıyor. Alex’i, Kate’i ve Pete’i çok seviyor ve onlara da hep destek olmaya çalışıyor. Aslında tek istediği Alex’in iyi ve güvende olması.

Simon Longman’ın isimsiz bir ada kasabasında geçen fakat temsil ettiği her noktasıyla evrensel ögeler taşıyan metni; hayallerin ve umudun sökülerek çalındığı çıkmaza bir ışık tutuyor. Bu çıkmaz da adanın tam kendisi oluyor. Üç gencin ada içindeki mahkumiyeti özgürlüklerini ne derece kısıtlıyor?

Berfin: İmkanın bu kadar kısıtlı olduğu bir yerde zaten özgürlükten bahsedilemez. Kendi ihtiyaçları olan şeylere imkan bulmaktan bile söz edemezken, bir şeyleri hayal edebilmek için bile gerek ekonomik gerek yaşayış biçimi ile çok kısıtlayıcı bir yerdeler.

ada-kasabasi-4
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

İngilizce’de “NEET” (Not in Education, Employment or Training) yani “ne eğitimde ne istihdamda ne de eğitim alıyor” kavramı dilimizde “ev genci” olarak karşılık buluyor. Son dönemlerde ise ülkemizde ev gençlerinin çok daha sık konuşuluyor. Zira bu durum büyük bir sosyolojik probleme işaret ediyor. Son olarak 5 milyona ulaşan ev gençlerinin ne yazık ki sayıları giderek artmaya devam ediyor. Ada Kasabası’nı izlerken bu da sık sık zihnimde belirdi açıkçası. Bu açıdan oyundaki karakterlerinizle özellikle günümüz genç neslinin sesi de oluyorsunuz. Bu durum size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

Berfin & Ceren & İbrahim: Bunun artmasının birçok sebebi var. Bizim hikayemizde temelde imkansızlıklardan dolayı gibi gözükse de aslında maruz kaldıkları dış koşullarda herhangi bir şeyi isteyebilecek veya hayal edebilecek bir temelleri olmayışı ve bundan kaynaklanan bir motivasyonsuzluk da anlatıyor. Bize bu çocukların dertlerini anlatmak sorumluluğu düşüyor. Dışarıdan bakınca yargılaması çok kolay olabiliyor ama biz bu hikayede sorunun sadece çocuklarda olmadığını, gerek çevresel gerek ailelerinden kaynaklı haklı sebepleri olduğunu göstermek istiyoruz.

Küçük kardeşiyle yeni bir hayat kurmaya çabalayan Sam, tek amacı babalık hissini tatmak olan Pete ve kendilerine sınırlayan kalın çizgilerin arkasında ne olduğunu merak edip her şeyi geride bırakmak isteyen Kate’in hikayesi, arafta kalıp çürümeye mahkum edilen gençliğin yıpranmış ruhunun röntgenini çekiyor adeta. Peki karakterlerinizin yaşadığı bu çıkmaz, gerçek hayattaki Berfin, Yağmur ve İbrahim ile ne derece benzerlik gösteriyor?

Berfin: İzmir’de büyüdüm ben, üniversiteye kadar oradaydım. Büyükşehir de olsa o yaşlarda orada yaşayan herkes birbiriyle ilgili her şeyi duyar. Bir yerle ilgili her şeyi bilmek beni aşırı sıkardı, başka şeyler merak ederdim, yetmezdi bana. Kate’in bulunduğu yere sığamaması çok yakın geliyor bana.

Ceren: Öncelikle ben küçük bir yerde doğup büyüdüm, yaşıtlarım içinde de anaç olan taraftaydım, o yüzden de kardeşlerimle kurduğum bağ hep başka oldu benim için. Sam ile en örtüşen noktam bu galiba.

İbrahim: Aslınsa benimle örtüşen çok fazla tarafı var ama onlardan bir tanesi, bulunduğu ortamda elindekileri sonuna kadar kullanmayı deneyip mutluluğu araması.

ada-kasabasi-6
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

Geleceği inşa edecek olan genç nesil, özellikle günümüz Türkiye’sinde sesini duyurmakta zorlanırken bir yandan da sindirilmeye çalışılıyor. Mevcut ortamda gençlerin sesini duyuracağı bir boşluk kaldı mı sizce?

Berfin: Halkalar gittikçe daralsa ve zorlaşsa da sesini duyurmak ben genç olmanın boşluk bulmakla alakalı olduğunu düşünüyorum. O yüzden tabii ki genç nesil için boşluklar var. İsterseniz toplumsal isterseniz sanatsal bir alanda ve bunları değerlendireceğimize de inanıyorum.

Ceren: Bizim kendi sesimizi duyurma biçimimiz de Tiyatro Kontra’yı kurmak ve aslında bu projeyi hayata geçirmek oldu.

İbrahim: O boşluklar birlikte oluşturulabilen şeyler, insan tek başına zorlanıyor. Bir topluluk olduğu zaman daha kolay oluyor.

ada-kasabasi-5
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

Oyun bir yandan genç neslin travmalarına ayna tutarken diğer yandan da aile içi şiddet, ekonomik çıkmazlar, sorumsuz ebeveynler ve çürümüş bir toplumsal yapının varlığının tezahürünü sunuyor. Bu da oyunu güçlü bir toplumsal eleştiriye dönüştürüyor. Bu sancıların varlığı, karakterleri birbirine nasıl bağlıyor? Birbirlerinden başka sığınacak limanları var mı?

Berfin & Ceren & İbrahim: Yaşadıkları her şeyle birbirlerinden haberdar olan üç arkadaş bunlar ve bu yaralarda ortaklaşmak onları birbirine bağlıyor ve daha güçlü hissettiriyor. Etraflarından bulamadıkları o sevgiyi, ilgiyi birbirlerinde bulabildikleri için beraber oldukları anlar nefes aldıran bir kaçış oluyor. Eğer yalnız başlarına olsalardı başka bir ihtimali düşünemezlerdi, birbirlerinin umudu oluyorlar diyebiliriz.

“Ev dediğin odur zaten. Binalar, parklar, yollar değil, insanlar.”

i%cc%87brahim-cavdar-berfin-tas-yagmur-ceren-bulman
İbrahim Çavdar & Berfin Taş & Yağmur Ceren Bulman | Fotoğraf: Uğur Kayalar

Ada Kasabası’nı “İdealleri her geçen gün karanlığa gömülmeye çalışılan günümüz gençliğinin hayal kırıklıkları, endişeleri ve diri tutmaya çalıştığı umudunu haykıran bir oyun. Ufak bir fısıltıdan iç acıtan bir çığlığa dönüşerek…” şeklinde tanımlamak isterim. Size yöneltecek olursam Ada Kasabası’nı nasıl tanımlamak istersiniz?

Berfin & Ceren & İbrahim: Bu yorumu sizden duyuyor olmak bizim için çok kıymetli, anlatmaya çalıştığımız şeyin amacına ulaştığını anlıyoruz.

Bu kadar sevgisizlik, imkansızlık, hayal kırıklığı ve sıkışmışklık olan bir yerden çıkmak için ne kadar büyük bedeller ödemek gerektiğini anlatıyor. Bütün bu olumsuzlukların içinde her şeye rağmen beraber gülebilen üç arkadaşı anlatıyor.

Oyunun yönetmenliğini üstlenen Efe Uzuner’in doğru reji tercihleri kadar imzası olduğu dekor tasarımında da hikayeye hizmet eden bir ortam yaratması, Ada Kasabası’nın başarısında önemli bir etken. Kendisiyle çalışmaya dair düşüncelerinizi de merak ettim.

Berfin & Ceren & İbrahim: Bu hikayeyi üçümüz bulup çalışmaya karar verdikten sonra, bu kasabayı iyi tanıdığını bildiğimiz biriydi Efe. Bu hikayeye bizim kadar inanan birisine teslim ettiğimiz için çok mutluyuz. Bulduğu dekor fikrinin oyunun imkansız atmosferine uygunluğu da bizi çok etkilemişti. Dördümüz sırt sırta bu süreci geçirirken, onun yarattığı çalışma ortamında çok rahat ve güvende hissettik hep.

ada-kasabasi-8
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

Kutuplaşmanın her alanda giderek artığı, kendi düşüncesinden olmayanın terörist (!) ilan edildiği, düşünce özgürlüğünün engellendiği, tiyatrocuların sahneye taşıdıklarından dolayı hedefe koyulduğu, devletin ve diğer politik aktörlerin giriştiği siyasi baskılar karşısında sanatın bağımsızlığının tehlikeye düştüğü günümüz Türkiye’sinde sizin bir sanatçı ve en önemlisi genç olarak mevcut duruma dair düşünceleriniz neler? Sesinizi duyurmak için sanat başta olmak üzere hangi yollara başvuruyorsunuz?

Ceren: Mevcut durum beni oldukça sıkıştırıyor ve yer yer umutsuz hissettiriyor ama bir şekilde devam etme gücünü buluyorum içimde. Bunu da anlam bulmaya çalışarak yapıyorum. Sahneye çıkmak ve aynı zamanda oyunculuk dersi veriyor olmak hem bir şey söyleme gücü hem de umut etmeme fayda sağlıyor.

Berfin: Çaresiz ve sıkışmış hissettiğim çok fazla şey her gün oluyor bu ülkede ve bazen bu hisle eziliyorum. Ama umut etmesem devam edemezdim. Bu hikayeyi anlatmaya karar vermek sesimi duyurma yollarımdan biriydi ve her zaman bunu yapmanın yolunu bulacağımı biliyorum.  Umarım bu hikayeyi izleyenleri de dediğiniz konularla çarpıştırabiliyoruzdur.

İbrahim: Saydığınız koşullar çok büyük geliyor ve maalesef ben kendimde bu koşulları düzeltebilecek kadar güç hissetmiyorum. Bu yüzden elime bir megafon alıp herkese fikrimi söylemek yerine beni gerçekten dinlediğini bildiğim insanlarla fikrimi paylaşmak daha duyulabilir hissettiriyor. Yaptığımız oyun da dinlemeye değer bir hikaye olduğunu düşündüğüm için çok değerli benim için.

Daha kişisel bir soru daha sormak isterim. Sanat ve özellikle tiyatro, yaşama ve umutsuzluğa bir alan açar mı?

Berfin & Ceren & İbrahim: O kişi bununla buluşmaya hazırsa kesinlikle alan açar. Ya nefes aldırır ya başka bir bakış açısı katar ya da keyifli vakit geçirtir neye ihtiyacınız varsa.

ada-kasabasi-7
Ada Kasabası | Fotoğraf: Doruk Yılmaz

Peki Ada Kasabası’nı izleyecek olan ya da izlemiş seyirciler için önereceğiniz ve genç kuşağın sorunlarını dert edinen film, dizi, oyun, kitap vs. önerisinde bulunmak ister misiniz?

Berfin & Ceren & İbrahim:

  • Adolescence
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
  • Sineklerin Tanrısı
  • Cidade de Deus (Tanrı Kent)
  • Green Street (Yeşil Sokak Holiganları)
  • Upright
  • The Banshees of Inisherin

Son olarak röportajımızı Ada Kasabası oyununu izleyecek tiyatroseverlere mesajınızla bitirelim.

Berfin & Ceren & İbrahim: Sizinle buluşmayı heyecanla bekliyoruz.

Kapak Fotoğrafı: Efe Uzuner

İlginizi çekebilir: Halil Şimşek’ten Sektörden İsimler ile Sohbet