Magger olup ilk yazımı yazmayı planlarken destinasyon neresi olmalı diye hiç düşünmedim lakin o an elimde Spetses adasında geçtiği varsayılan İngiliz Edebiyatı’nın en güçlü kalemlerinden John Fowles’ın “The Magus-Büyücü” kitabı bulunuyordu. Bu tatlı vesileyle Spetses yazısı ile başlayan theMagger serüvenimde bu kez sıra Saronik Körfezi’nin bir diğer adası olan fıstık Cenneti Aegina !

“Yunan Güzeli: Spetses Adası” yazısını theMagger’da okuyun…

Açıkçası Aegina ne Spetses ne Hydra ne de Poros adaları gibi etkileyici bir mimariye sahip, hatta ilk bakışta sıradan ve özensiz bile denebilir. Lakin Yunan adası denince aklımıza gelen mavi kubbeler, turkuaz kapılar, mint balkonlar, çiçeklerle bezeli şirin beyaz evler Aegina için çok alışılmış görüntüler olmasa da adaya ayak basar basmaz hissedeceğiniz farklı bir ruhu ve deneyimlenecek özenli bir yaşamı var..

Modern Yunan’ın ilk başkenti olan Aegina, bulunduğu körfezin adaları içinde Atina anakarasına en yakın olan ada, dolayısıyla da halkın büyük bir bölümü Aegina’da yaşayıp, Atina’da çalışanlardan oluşuyor. Pire limanından 40 dakikalık hızlı denizotobüsü seferlerleri ya da arabalı feribotlarla 50 dakikalık bir sürede adaya ulaşmanız mümkün.. Ada bu yönü ile körfezin diğer adalarından da ayrılmış oluyor lakin olumsuz hava koşullarında denizotobüsü seferleri iptal edilse dahi, arabalı feribotların iptali zor bir ihtimal.

Ziyaret için en keyifli vakit her yıl Eylül ayında düzenlenen geleneksel fıstık festivali zamanı ama benim gibi yoğun yaz kalabalıklarından kaçmanın peşindeyseniz Mayıs, Haziran ya da yazın son güneşli günlerinin tadını çıkartmak için Ekim ayları Aegina seyahati için biçilmiş kaftan. Şahsen, Ekim ayında ayaklarım denizdeyken yapacağım mandalina ve fıstık keyfi için bile adaya yeniden gidebilirim..

Konaklama için birçok seçenek olsa da diğer adalar kadar butik işletmeler ne yazık ki bulunmuyor.. Tavsiyem Kolona bölgesinde kolaklamanız. Fistikies ve Rastoni otellerini bu bölge için tavsiye edebilirim..Oteller tertemiz, bebek ve hayvan dostu. Standartları dahilinde sevmeye çalışırsanız, memnun kalacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Limandan iner inmez Kolona bölgesinde faytoncular tarafından karşılanıyorsunuz. Limana paralel uzanan sahilde ve yine aynı paraleldeki tüm arka ve ara sokaklarda cafe, restoran, küçük butik, pastane, adanın dillere destan seramik dükkanları ve sanat atölyeleri bulunuyor.. (Seramik sanatçısı “Alex Solomou” ya ait olan KEPAMIKA’yı mutlaka ziyaret etmelisiniz..)

Sahilde çokca restoran tercihiniz olacak.. “Skotadis” bu restoranlar içinde en iyisi diyebilirim.. Restoranın şefi olan sevgili Sotiri sipariş ettiğiniz her tabağın hakkını layığı ile size geri veriyor.. Skotadis’in birkaç dükkan yanında “Pembh” cafe bulunuyor.. Pembh, sahilin en keyifli kahve ve öğle yemeği mekanı hatta geceleri de barında iyi vakit geçirebilirsiniz. Sahilin deniz tarafında ise diğer favori restoranım “Babis” bulunuyor. Hem lezzetli yemek hem de dalga sesleri eşliğinde romantik bir akşam geçirmek için Babis’i mutlaka notlarınıza ekleyin. Sahilin sonunda ise yine deniz kıyısında bulunan ve Kolona bölgesinde ada güneşini batırmak için en romantik nokta olan “Inn on the beach” bulunuyor. Keyifli bir aperitifle güneşi burada mutlaka batırın derim..

Adanın tarihi güzellikleri de görülmeye değer.. Kolona bölgesinin arka sokaklarında karşınıza çıkacak olan “Tower of Markellos” Yunanistan’ın önemli yapılardan biri. 1821 yılının büyük devrimi sonrası ilk hükümet binası olarak kullanılmış.”Panayitsa” ise adanın en bilinen kilisesi.. Kolona sahilinde ve deniz manzaralı olması kiliseyi daha güzel kılıyor. Özellikle feribot ile limana yaklaşırken sahil manzarasına çok yakıştığını söyleyebilirim.

Yunanlıların dünya edebiyatına kazandırdığı en güzel kalemlerden biri olan sevgili Nikos Kazancakis’in adada evi bulunuyor.. Hatta bir Kazancakis hayranıysanız (kitaplarını okumuşsanız olmamamız pek olası değil) evine cok yakın bir yerde bulunan Kapralos müzesini ziyaret ederek büyük ustanın 1963’den ölüm yılı olan 1993’e kadar yaptığı heykel çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Ada çevresinde kısa aralıklarla konumlanmış balıkçı kasabaları gerçekten çok lokal ve görülesi. Tavsiye rotam şöyle: Kazancakis’in evi sonrasında yol sizi önce “Kypseli” ye ulaştırır. Kypseli, adanın ikinci büyük yerleşim bölgesi ve “Evangelismos” kilisesi görülmesi gereken en değerli tarihi yapısı. Kypseli sonrası devam eden yol ise sizi önce “Vathy” köyüne ulaştırıyor. Vathy, adanın ikinci büyük limanına sahip. Daha sonra “Souvala” bölgesine ulaşıyorsunuz. Souvala her ne kadar kendi halinde gibi görünse de, yaz aylarında Pire limanı ile direkt bağlantılı seferleri bile bulunuyor.. (Kasaba için şöyle bir bilgi de aklınızda bulunsun ki, sularının kireçlenme, romatizma, cilt hastalıkları ve jinekolojik rahatsızlıklar için şifa verici bir özelliği bulunurmuş.) Souvala’dan 3,5 km sonrasında ise yine bir liman bölgesi olan “Vaia” bulunuyor. Minik balıkçı kasabalarını seviyorsanız bu tur eminim size keyif verecektir.

Diğer tavsiye rotam adanın iç bölgelerini keşfetmek ve özellikle “Aphaia” tapınağına ulaşmak için: İlk durak, adanın fıstık bahçeleri arasında yol alıp ulaştığınız Balkanların en büyük kilisesi olan “Ayios Nektarios” olsun. (Bu kilisenin yapılışında örnek alınan mimari eser bizim dünya harikası Aya Sofya’mız) Kiliseden sonra yolunuza devam ettiğinizde bu kez gözünüze değmesi gereken diğer önemli bölge “Palaiochora Tepesi”. Burayı minik kiliseler cenneti gibi düşünebilirsiniz çünkü tepede yaklaşık 35 tane kilise bulunuyor ve neredeyse 20 tanesinin duvar resimleri oldukça iyi korunmuş durumda. Palaiochora sonrası ana yoldan devam ettiğinizde adanın daha da tepelerine çıkacak ve “Temple of Aphaia” ya ulaşacaksınız. Aphaia, Antik Yunan’ın en güzel tapınağı kabul edilirmiş ve büyük bir şans ile çok az zarar görerek günümüze dek ulaşmış. Pazartesi günleri hariç diğer günler sabah 8:30/17:00 arası tapınağı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca bulunduğu bölgeden “Ayai Marina” körfezi tüm güzelliği ile görüş mesafenizde olacağından, soluklanmak ve manzaranın tadını çıkartmak için kendinize mutlaka vakit ayırmalısınız. Tapınak sonrası sahile doğru 4 km kadar yol aldığınızda “Ayai Marina” bölgesinin sahil kesimine ulaşıyorsunuz. Geçmişte yalnızca küçük bir balıkçı kasabası olan Ayai Marina, uzun bir zamandır adanın ikinci büyük turistik bölgesi bu nedenle de yaz aylarında Pire limanı ile direkt bağlantılı seferleri bulunuyor.. Ayai Marina sonrası ise Portes ve Alones gibi ufak köy ve liman bolgelerinden geçerek Kolona’ya geri dönebilirsiniz.. Bu turun en keyifli yanı yol boyunca evlerin ve insanların seyrekleşerek yeşillikler arasında dingin bir yolculuk vaat ediyor olması.

Sanırım bir adadaysanız yapılacak en zevkli şeylerden biri, adanın etrafını 360 derece dönüp istediğiniz koyda denizin keyfini çıkartmaktır. Marathon, Aeginitissa, Klima, Sarpa, Avra ve Perdika gibi koyları bu keyif için not edebilirsiniz.

Perdika benim için adanın en sevilesi bölgesi! Minik bir liman ve sıralı Yunan tavernalarının bulunduğu bu şirin kıyı köyünde “Nondas” öğle yemeği ya da güneş batımı sonrasında yenecek romantik bir akşam yemeği için harika bir seçenek! Tavsiyem hemen karşısındaki Moni adasına karşı güneş batımını izlemeniz. Hatta günü Moni adasında keçi, tavuskuşu, tavşan ve atlar eşliğinde geçirip, denizinden faydalanıp, güneşi batırmak için de minik teknelerle Perdika’ya geri dönebilirsiniz.. Adanın Perdika’ya doğru bakan yüzü tamamen çorak görünüyor olabilir ama bu sizi yanıltmasın çünkü adanın diğer tarafı inanılmayacak ölçüde yeşil ve deniz tam olarak kristal rengi.

Tam gün aktivitesi olarak, Aegina limanından bir başka ada olan Angistri’ye geçebilirsiniz. Çam, zeytin, badem ve incir ağaçlarıyla bezeli Angistri, Aegina adasına göre çok daha sakin bir hayata sahip. Dolayısıyla tamamen kafa dinleme tatili istiyorsanız Angistri’de konaklayabilirsiniz. Adanın Skala, Alkoni, Metochi, Halkiada, Skliri ve Dragonara plajları tavsiye edebileceklerim. Biz özellikle Skala plajını ve denizini çok sevdik. Plajın bir ucunda bulunan beyaz kilise “Ayii Anargyri”nin de bu sevgideki payı büyük. Plajın en iyi işletmesi “Oasis”. “Aktaion” ise otel olarak olmasa bile geleneksel Yunan lezzetleri için tercih edilebilir.Metochi, Mylos, Limenaria ve en adanın en büyük yerleşimi olan Megalochori köyleri görülecek diger bölgeler arasında sayılabilir. Megalochori’nin ufak ve şirin bir limanı bulunuyor. Ada merkezinden bu liman bölgesine botlar ile ulaşmak mümkün. Diğer bölgelere ise düzenli olarak kalkan otobüsleri bulunuyor..

Yazımın başında da söylediğim gibi, Aegina adası Saronic Körfezi’nin en güzel adası değil ayrıca bize muhteşem bir deniz de vaat etmiyor ancak Atina şehrine olan yakınlığı, diğer turistik adalar kadar kalabalık olmayışı, ada fıstığının mutfaklarında yarattığı alternatif lezzetler ve kendi halinde bir Yunan kültürünün gözlemlenmesi için kesinlikle gidilecekler listenize eklenebilir.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?