Alper Kabadayı ile: Yaz Makyajının Altın Kuralları
Yaz mevsimi kapıyı çalarken, havalar da hafiften ısınmaya başlamışken, makyaj çantamla aramda hep aynı sessiz savaş başlıyor: Tatilde yanıma ne alacağım, nasıl bir makyaj yapacağım? Tam bu çıkmaza girdiğim günlerde, çoğunuzun mutlaka karşısına çıktığını düşündüğüm, izlerken insana terapi gibi gelen sihirli dokunuşların peşine düştüm. Ve itiraf edeyim; kendi makyaj rutinimi de gerçekten onun sayesinde bambaşka bir seviyeye taşıdım! Kimden mi bahsediyorum? Tabii ki sosyal medyanın favori makyaj gurusu, sevgili Alper Kabadayı’dan. Alper’i geleneksel makyaj artistlerinden ayıran o kadar özel bir vizyonu var ki; o yüzü sadece boyamıyor, adeta bir tuval gibi işliyor. Biz de hazır yaz trendleri kapıdayken bir araya geldik; nemden ve terden korkmadan “glass skin”i nasıl yakalarız, güneşten yanmış o şahane “sun-kissed” görüntüsünü en basit yoldan nasıl elde ederiz ve tabii ki o viral olan allık tekniğini adım adım konuştuk. Makyaj çantanızı yanınıza alın, Alper ile yaz makyajımızı baştan yazıyoruz!
Alper, son dönemde sosyal medyada herkesin birbirine gönderdiği o ‘sihirli dokunuşların’ arkasındaki isimsin. Ben de gerçekten senin sayende makyaj görünümümü en üst seviyeye taşıdığımı söyleyebilirim. 🙂 Seni geleneksel makeup artistlerden ayıran ve bu kadar kısa sürede bir ‘makyaj gurusu’ haline getiren temel felsefen nedir?
Bunu duymak beni o kadar mutlu ediyor ki gerçekten çok teşekkür ederim. Aslında bu biraz yıllar içinde biriken iki farklı dünyanın birleşimi: Bir yanda resim geçmişim ve iç mimarlık eğitimimde öğrendiğim temel tasarım prensipleri, diğer yanda insanlarla birebir çalışırken onlardan dinlediğim deneyimler.
Makyajı hiçbir zaman sadece “ürün uygulamak” olarak görmedim. Benim için yüz çok boyutlu bir yapı ve bu yapıda ışık, gölge, renk, denge ve oran gibi tasarım kurallarını kullanarak bir bütünlük yaratıyorum. Bir de şöyle bir farkım var: Makyajı ilk başta tamamen kendi kendime öğrendim. O yüzden yaptığım her hatayı analiz edip kendi sistemimi kurdum. Bugün insanlara bir şeyi anlatırken bu kadar net ve anlaşılır olmasının sebebi de bu — çünkü ben de o yollardan geçtim. Sanırım beni farklı kılan şey, makyajı sadece estetik bir sonuç değil, anlaşılabilir bir sistem haline getirmeye çalışmam.
Yaratıcı makyaj görünümlerine olan yaklaşımını üç unsurla özetlemeni istesek, bunlar ne olurdu?
Yüzü analiz etmek, yapı kurmak ve his katmak.
2026 yazında o ağır, kat kat makyajların tamamen rafa kalktığını görüyoruz. Biraz “glitter” görmeye de başladık sanki. Bu yaz sokaklarda ve plajlarda en çok hangi renkleri ve dokuları göreceğiz? Trendler nelerdir?
Her yaz olduğu gibi aslında bu yaz da daha ince yapılı cilt ürünlerine yönelim var. Ama bu sezonu farklı kılan sadece ışıltılı değil, aynı zamanda “blur”lanmış pürüzsüz cilt dokularının da ciddi şekilde yükselişte olması. Özellikle cildi tamamen kapatmak yerine, kendi dokusunu görünür bırakmak çok daha ön planda.
Göz makyajında kusursuzluk biraz geri planda. Onun yerine daha “yaşanmış” duran, hafif dağılmış dumanlı gözler ya da tek bir metalik tonun tüm kapağa yayıldığı daha özgür görünümler öne çıkıyor.
Renk tarafında ise allıklar hâlâ başrolde. Özellikle ıslak bitişli, “juicy” yanaklar ve bunun yanında kadifemsi, doğal dokular birlikte kullanılacak gibi duruyor.
Bu yaz makyaj biraz daha “kusursuz görünmekten” çok, “iyi hissettirmek” üzerine.
Güneşten yanmış gibi görünen ama aslında cildi koruyan o ‘sun-kissed’ görünümü yakalamanın, profesyonel olmayanlar için en basit yolu nedir?
En doğal “sun-kissed” görünüm için ilhamı dışarıda aramaya gerek yok; aslında en doğru referans yine kendi tenimiz. Güneşte kızardığımızda dudaklarımızın ve yanaklarımızın aldığı o doğal tonu baz almak en sağlıklısı.
Bu tonu yakalamak için çok amaçlı tint’leri, güneşin doğal olarak en çok değdiği bölgelere — yanak üstleri, burun kemiği ve hafifçe alın — uygulamak yeterli. Bronzer’ı ise klasik kontür gibi değil, allıkla birleşecek şekilde daha yayarak kullanmak gerekiyor. Böylece cildi korurken, o sağlıklı ve gerçekçi yaz etkisini yakalamak çok daha kolay oluyor.
Yaz makyajının en büyük düşmanı olan ter ve neme karşı makyajın gün boyu taze kalmasını sağlayacak ‘altın kuralın’ var mı?
Yaz makyajında kalıcılığı belirleyen şey, aslında ürünlerden çok uygulama mantığı. Makyajın altına kullanılan, terlemeyi dengeleyen ve kalıcılığı artıran bir baz, üzerine ince ve kontrollü bir pudra, en sonda da makyajı kilitleyen bir sabitleyici sprey… Bu üçlü doğru uygulandığında makyaj zaten gün boyu yerinde kalıyor.
Bonus olarak da şunu söyleyebilirim: Terlediğimizde cildi silmek yerine mutlaka tampon hareketlerle kurulamak gerekiyor. Bu küçük detay bile makyajın dayanıklılığını ciddi şekilde etkiliyor.
Ciltte ‘cam gibi’ parlak (glass skin) görüntüyü sağlarken, aynı zamanda doğal durmasını nasıl başarıyorsun? Sırrın üründe mi yoksa uygulama tekniğinde mi?
“Glass Skin” etkisinin sırrı aslında üründen çok, uygulama tekniğinde. Özellikle ince katmanları birbirinin üzerine doğru şekilde inşa etmek her şeyi değiştiriyor.
Ben önce cildi mümkün olduğunca dolgun ve nemli hale getirmeye odaklanıyorum. Losyon, sprey ve nemlendirici gibi adımları ince ince uygulayarak makyajın oturacağı zemini hazırlıyorum. Fondöten öncesinde, yüzün yüksek noktalarına uygulanan krem bir aydınlatıcı içeriden gelen çok doğal bir yansıma veriyor. Sonrasında ise transparan yapılı ürünlerle cildi tamamen kapatmamaya dikkat ediyorum. Pudrayı da sadece gerekli bölgelerde, minimum seviyede kullanıyorum. Böylece gün sonunda “parlayan makyaj” değil, kendi ışığını yansıtan bir cilt ortaya çıkıyor.
Son zamanlarda allık tekniğini anlattığın video çok viral oldu ve hepimiz bayıldık. İnsanların videolarını izleyince ‘Nasıl yani, bu kadar basit miymiş?’ dediği o meşhur tekniği, The Magger okuyucuları için de adım adım anlatabilir misin?
Aslında bu teknikte de sırrım yine aynı: ince katmanları doğru sırayla yerleştirmek.
- İlk adımda krem allığı, kapatıcıdan önce yanaklara uyguluyorum ve iyice dağıtıyorum. İsterseniz göz altı morluğunuz varsa çok hafifçe oraya da taşıyarak doğal bir renk eşitleme etkisi yaratabilirsiniz.
- Sonrasında az miktarda kapatıcıyı göz altına uygulayıp allığa doğru dağıtıyorum. Bu adım, allık ve göz altı arasındaki geçişi çok daha yumuşak ve kusursuz hale getiriyor.
- Ardından çok ince bir pudra ile üzerinden geçiyorum. Bu da o geçişi blur’layarak daha pürüzsüz bir görünüm veriyor.
- Kalıcılığı artırmak için, allığın üzerinden hafifçe toz allıkla geçiyorum.
Böylece renk daha iyi oturuyor ve gün boyu sabit kalıyor.
Özel günlerde ise göz altına biraz daha aydınlatıcı bir pudra geçerek görünümü bir tık daha kusursuz hale getirmeyi seviyorum.

Makyaj çantasında mutlaka olması gereken, ‘bu varsa her şeyi kurtarırım’ dediğin joker ürünün hangisi?
Kesinlikle çok amaçlı krem ürünler diyebilirim. Yeri geldiğinde ciltte, gözde ve dudakta kullanabileceğim; özellikle krem allıklar, tek başına bile tüm görünümü kurtarabiliyor. Çünkü doğru bir renk, yüze anında canlılık ve bütünlük katıyor. Bazen tek bir ürünle bile sağlıklı ve bitmiş bir makyaj etkisi yaratmak mümkün.
Sence bugünlerde makyaj dünyasında yapılan en büyük yanlış nedir? İnsanların hemen şimdi yapmayı bırakması gereken o alışkanlık ne?
Bence şu an makyaj dünyasında yapılan en büyük yanlış, bireyselliği kaybetmek. Ünlülerden ya da influencer’lardan gördüğümüz makyajları ve ürünleri birebir kopyalayıp kendimize uygulamaya çalışıyoruz. Ama aslında o görünüm, o kişinin yüzünde anlamlı.
Oysa herkesin kendine ait çok güçlü ve güzel özellikleri var. Makyajın amacı da zaten bunu ortaya çıkarmak. Kendi yüzünü anlayıp, ona göre hareket ettiğinde zaten kendi imzanı yaratıyorsun. Makyaj kopyalamak için değil, kendini ortaya çıkarmak için var.
The Magger okuyucuları da benim gibi keşfetmeyi çok sever. Senin makyaj yaparken en çok ilham aldığın şehir, sanat akımı veya bir kişi var mı?
Aslında tek bir şehir, kişi ya da akımdan ilham aldığımı söyleyemem. Benim için asıl ilham kaynağı; sanatın temel prensipleri. Renk teorisi, form, ışık… Bunları bir araç olarak kullanıyorum ama merkezde her zaman kişinin kendisi ve yaratmak istediğim duygu oluyor. Çünkü aynı teknikle bambaşka hisler yaratmak mümkün. Benim için makyaj da tam olarak bu: sadece bir görünüm değil, bir duygu yaratma süreci.
Bu keyifli röportaja vakit ayırdığın için çok teşekkür ediyorum. <3
Asıl ben çok teşekkür ederim çok keyifli bir sohbetti benim için. 🙂
İlginizi çekebilir: İrem Bektaş’tan Fezi Altun ve Seçkin Süngüç ile: Final Touch ve Makyaj Üzerine

İrem Bektaş 











Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!