Nisan ayında düzenlenen 35. İstanbul Film Festivali’nde, Uluslararası Yarışma bölümünün büyük ödülünün sahibi olan Rodrigo Plá imzalı Un monstruo de mil cabezas (A Monster with a Thousand Heads / Bin Başlı Canavar) bu hafta vizyonda! Bunu fırsat bilerek son 10 yılın Altın Lale ödüllü filmlerini mercek altına aldık.

ROLLO_03_00012-V2

İlk filmi La zona aracılığıyla yaptığı sağlam sistem eleştirisi ile tandığımız Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá, geçtiğimiz aylarda 35. İstanbul Film Festivali’nde yarıştığı Un monstruo de mil cabezas (A Monster with a Thousand Heads / Bin Başlı Canavar) ile büyük beğeni kazandı ve festivalin en önemli ödülü olan Altın Lale’nin sahibi oldu. Film, eşinin tedavi masraflarını ödemeyi reddeden sigorta şirketi nedeniyle mağdur ve çaresiz duruma düşen bir kadının sisteme karşı tek başına savaş açışını konu alıyordu. Un monstruo de mil cabezas, festival gösterimlerinin ardından şimdi de vizyonda, Başka Sinema salonlarında izleyici ile buluşacak.

Un_monstruo_de_mil_cabezas

İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası ve Ulusal iki ayrı yarışmada En İyi Film seçtiği filmlere takdim edilen büyük ödülü Altın Lale’yi bugüne dek birçok önemli yönetmen kazandı. Ödülün son sahibinin vizyona girişini fırsat bilerek, son beş yılda Altın Lale ile ödüllendirilen 5 yabancı ve 5 yerli yapımı hatırlamak istedik:

* * *

İstanbul Film Festivali: Altın Lale Ödüllü Filmler

Blind | 2014, Eskil Vogt

Altın Lale’nin Rodrigo Plá’dan önceki son uluslararası sahibi, Norveç’ten Eskil Vogt olmuştu. Son yıllarda Norveç sinemasının yükselen isimlerinden Joachim Trier’in Reprise ve Oslo, 31. august gibi filmlerinin senaristi olarak tanınan Vogt’un yönetmen koltuğunda oturduğu bu ilk film, bir kaza sonucu görme yetisini kaybeden genç bir kadının hayatı algılayış şekline odaklanıyordu. Film, mizah duygusunu yaratıcılığın gücü ve hayal gücüyle harmanlanan yapısıyla şaşırtıcı ve komik olmayı başarıyordu.

Ben O Değilim | 2014, Tayfun Pirselimoğlu

Bu yıl Toz Bezi ile Ahu Öztürk’ün olan Altın Lale’nin son ulusal sahibi ise Tayfun Pirselimoğlu idi. Ercan Kesal, Maryam Zaree ve Rıza Akın’ı buluşturan Ben O Değilim, psikolojinin derinlerine inen ve kimlik meselesini irdeleyen bir filmdi. Bir hastane yemekhanesinde çalışan Nihat, yeni işe başlayan gizemli kadın Ayşe ile bir ilişkiye başlıyor ve Ayşe’nin hapisteki kocasına tıpatıp benzediğini fark ettikten sonra işler gerçeküstü boyutlar kazanıyordu.

What Richard Did | 2012, Lenny Abrahamson

Geçtiğimiz yıl Room ile dünya çapında takdir kazanan ve Oscar adaylığına uzanan İrlandalı yönetmen Lenny Abrahamson’un imzasını taşıyan What Richard Did, okulunun yıldızı olan genç bir İrlandalı atletin yaz tatilinde işlediği bir suçla, bir gecede değişen hayatını konu alıyordu.

Sen Aydınlatırsın Geceyi | 2013, Onur Ünlü

Türk sinemasının aykırı yönetmeni Onur Ünlü, güçlü bir oyuncu kadrosunu bir araya getirdiği siyah-beyaz filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi ile Altın Lale’ye uzanan isimler arasına eklenmişti. Adını Shakespeare’in bir sonesinden alan film, herkesin doğaüstü güçlere sahip olduğu bir Anadolu kasabasının naif insanlarının sıradan yaşamlarını konu alıyordu. Filmin oyuncuları arasında Ali Atay’dan Tansu Biçer’e, Demet Evgar’dan Ezgi Mola’ya, Ercan Kesal’dan Nadir Sarıbacak’a birçok dikkat çekici isim yer alıyordu.

The Loneliest Planet | 2011, Julia Loktev

Kafkas dağlarında doğa yürüyüşüne çıkmış genç bir çiftin başına gelen şiddet içerikli bir olayın tüm yaşamlarını ve birlikteliklerini sorgulamalarına neden olduğu gergin anların ele alındığı The Loneliest Planet, psikolojik analizler yapan senaryosu kadar muhteşem doğa manzaraları ile de göz kamaştırıyordu.

Tepenin Ardı | 2012, Emin Alper

Emin Alper’in 31. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale’ye layık görülen ve yıl boyunca birçok ödül kazanan ilk filmi “Tepenin Ardı”, şehre göç etmiş bir ailenin yaz tatili için ziyaret ettikleri baba/dede evinde, Anadolu’da bir çiftlikte geçiyordu. Çocuklarının ve torunlarının köklerinden nasıl uzaklaşmış olduğunu fark etmek bir yana, çiftliğine izinsiz giren keçi sürüsü ve çobanlarından şikayetçi olan dede, ailesini kısa bir sürede bir Western gerilimine sürüklüyordu. Ülkemizin güncel sorunlarından ‘ötekileştirme’ ve ‘ötekileştirdiğinden korkma’ sorunlarını iğneleyen derinlikli bir yerli filmdi “Tepenin Ardı”.

Microphone | 2010, Ahmad Abdalla

Mısır yapımı Microphone, annesinin cenazesi için ABD’den Mısır’daki, İskenderiye’deki evine dönen Khaled’i merkezine alıyordu. Gençlik, şehir yaşamı ve eve dönüşü başarılı bir şekilde irdeleyen filmde modern bir gencin yaşlı ve muhafazakar şehirle olan çatışması yansıtılıyordu.

Saç | 2011, Tayfun Pirselimoğlu

Tayfun Pirselimoğlu’nun “Vicdan ve Ölüm” temalı, Rıza (2007) ve Pus (2009) ile başlayan üçlemesinin son halkası, yönetmene ilk Altın Lale’sini kazandıran film olmuştu. Yaşamını peruk üreterek kazanan Hamdi’nin kanser teşhisi konduktan sonra kaybettiği yaşama sevincini, saçlarını satmak için dükkanına gelen Meryem ile yeniden yakalamasını konu alan filmde başrolleri Ayberk Pekcan, Nazan Kesal ve Rıza Akın paylaşıyordu.

De Helaasheid der Dingen  | 2009, Felix van Groeningen

Bu yıl da müzik kullanımı ve enerjisiyle dikkat çeken Belgica ile festivalde yer alan Felix van Groeningen, 2009 yılındaki festivalde Altın Lale ödülünün sahibi olmuştu. Alkol ve pisliğe bulanmış babası ve amcalarının bulunduğu ortamda büyümeye ve hayatla tanışmaya çalışan 13 yaşındaki Gunther’in hikayesini anlatan film, yönetmenin çocukluğundan izler taşıyordu.

Vavien | 2009, Yağmur & Durul Taylan

Türk sinemasında kara mizahın en başarılı örneklerinden, Taylan Biraderler’in Vavien’i, elektrikçi Cemal, eşi Sevilay ve mutsuz evliliklerinin etrafında dönen sıradan olayları mizahi bir dille ve başarılı bir yapım tasarımıyla sunuyordu. Engin Günaydın, Binnur Kaya ve Settar Tanrıöğen’in başarılı performanslarıyla dikkat çeken filmin senaryosunda da Engin Günaydın’ın imzası vardı.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN