Sosyal medya dünyasının bitmek bilmeyen tüketim döngüsü içinde savrulurken bile bazen karşına gerçekten hakiki bir şey çıkıyor. The Hand tam olarak öyle bir keşifti. Annabelle Dinda’nın 7 Kasım’da çıkan onuncu teklisi içinden geldiği gibi bağırmak için trenin geçmesini beklemeyen bir kadının tutkusunu barındırıyor. TikTok’taki viral videosu ise böylesi bir tutkuyla söylediği anda, şarkının hızına karar vermeye çalıştığı bir noktada patlıyor.

untitled-2-9
Annabelle Dinda | TikTok: annabellesays

Kıvırcık saçlı bir kız gitarıyla insanların keşfetime çıktığında söylediklerinden çok emindi. Şarkının ilk versiyonu biraz daha yavaş, aslında öfkeli olması gereken bir meleğin sesi gibi adeta. Birkaç video sonra sadece gitarla beslenen bu akustik versiyona davullar ekleniyor ve şarkı şiir yüklü bir marşa dönüşüyor. Resmi olarak yayınlanmadan önce bile Annabelle Dinda artık sadece şarkı söylemiyor; bir şey söylüyor.

“Bahsetmeye Değer Bir Şey”

untitled-3-3
Annabelle Dinda | Instagram: annabellesays

Ekran kaydırmaktan yorgun düştüğünü bile anlamayan kullanıcılar için öncelikle bir mola oluyor The Hand. Bir kafede otururken kulağa hoş gelen bir ortam müziği değil bu. Duyduğunuz anda dikkat kesileceğiniz ve kendinizi Annabelle gibi elinize gitar alıp telleri koparana kadar içinizi akıtmak isteyeceğiniz teatral bir şarkı. Dramanın kendine alan açtığı ve güçlü olduğu bir kompozisyon. İçinde aşkın ya da kalp kırıklığının izi yok ama şarkı bizi en tanıdık yerden yakalıyor; yaşamış, yaşayan ve yaşayacak tüm kadınlara ait bir yerden. Kadınların ortak protestosunu daha ilk notasından hissettiriyor.

Paris Palome | Fotoğraf: PM Studio

Paris Paloma, Labour ile kolektif bir isyanı en cüretkar şekilde sahneye koyarken, Annabelle Dinda aynı duyguyu daha içsel, neredeyse törensel bir biçimde ifade ediyor. The Hand’de sesi bazen hırıltıya dönüşüyor, boğazından güç alıyor; bazen sakinleşip ‘’ bu bir öfke, hiddet değil fakat üzerinde durulması gereken bir şey’’ diyerek aslında var olan öfkesini ne yüceltiyor ne bastırıyor. Sadece olduğu gibi var olmasına izin veriyor. Temponun yükseldiği noktadan sonra dörtlüğün daha hafif bitişi bunu kanıtlar nitelikte. Bilirsiniz, genellikle bir kadın ne zaman kendini anlatmaya çalışırken sesini yükseltse, ardından mutlaka daha hafif bir ses eşlik eder ona…

Metaforlar

Annabelle’in iniş ve çıkışlarına şahit olmak, sanki ellerinizle ritmi yöneten bir orkestra şefiymişsiniz gibi hissettiriyor. Bu güçlü koro, tüm metaforları -tam olarak neyi sembolize ettiklerini bilmeseniz bile elle tutulur bir hakikate dönüştürüyor. Kelimelerin de önüne geçen sezgisel bir gerçeklik bu. Duyduğunuz anda içinizde yankı bulan ve geri yansıttığınız bir protesto: Nahif, tutkulu ve cesur.

Tüm bu soyut ve sembolik anlatımı anlamak zorunda değilsiniz. Ben de ilk anda anlamadım, itiraf ediyorum. İncelemeleri izledim, yorumları okudum; aslında içimde bir yer zaten neye baktığımı biliyordu ve anlamamak hiç ayıp değildi.

Her bir dizenin neyi anlattığına dair tonlarca yorum var. İçimi en çok acıtan yorumlardan biri şöyleydi: “Bu yorumları okurken hepsinin inanılmaz derin ve katmanlı analizlerle dolu olduğunu görüyorum ama sonunda “neyse ben ne bileyim ki” ya da “herhalde yanlış anlamışımdır” gibi cümlelerle bitmesi tam da konuyu özetliyor.’’ Bir başka yorum: “Dürüst olmak gerekirse bu şarkı, insanların Walter White’a nasıl hayran olduklarının ama Skylar’dan kesinlikle nefret ettiklerinin temsili gibi.” Ki bu yorum bence en çarpıcı, en basit ve en net olanıydı.

Bağımsız Sanatçıların Evi

TikTok: annabellesays

TikTokAnnabelle Dinda’nın The Hand şarkısı, TikTok’ta 13,7 milyon izlenme ve 2 milyona yakın beğeniye sahip. Spotify’da ise bir haftada 4 milyon dinlenmeyi aştı. TikTok’un bağımsız sanatçılar için etkisi azımsanmayacak derecede büyük. Bu da platformun, sözlerinden müziğine kendi emeğini ortaya koyan sanatçılar için yeni bir kapı olduğu anlamına geliyor.

TikTok’un müzik dinleme alışkanlıklarında değişimi körükleyen bir mecra olma tartışmasının yanı sıra; verilen emeklerin görülebileceği viral etkisi yaratması açısından önemi de yadsınamaz. Fakat kullanıcıyı asla mutlu edemeyeceğinizi de bilmelisiniz. Davulların vokalin üstüne çok bindiği ve lütfen yapımcısını kovarak yeniden denemesi gerektiğini söyleyen had içermeyen yorumlar alma olasılığınız yüksek. Annabelle’in sesinin üzerine çıkan güçlü koro ve davullar, her seferinde bir denizci olup okyanusları aşan ya da kovboy olup gövde gösterisi yapan erkek sanatçıların üzerine bindirdiği bir ses olarak da okunabilir en nihayetinde ama neyse, ben ne bileyim ki?

Kapak Fotoğrafı: Genious

İlginizi çekebilir: Gülce Canka’dan Luvcat