Bu güzel bahar havasından faydalanıp Antalya’ya sezondan önce yolunuzu düşürmek isterseniz, tam zamanı! Henüz kitleler halinde her şey dahil otellere akın edenler şehre adım atmamışken bu fırsatı değerlendirmek lazım.

Antalya’nın doğal güzelliklerini tekrar sayacak değilim; sıcak havası ve müthiş tarihsel zenginliğinin yanısıra son yıllarda daha iyi korunmakta ve restore edilmekte olan Kaleiçi bölgesinden bahsedeceğim. Benim gibi Kaleiçi’ne ilk kez gidenlerdenseniz sizin için listelediklerime bir göz atın derim:

Neden Kaleiçi?

kaleici - sokaklar 3

Kaleiçi Antalya’nın en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi. Şehrin tam merkezinde yer alan bu alan M.S. 130 yılında yapıldığı bilinen Hadrian Kapısı ile misafirleri kucaklıyor. Eski surlarla kapalı alan aynı zamanda yat limanını ve bir çok başka tarihi kalıntıyı içinde barındırıyor. Dar sokakları, taş ve ahşap cumbalı evleri, tarihi dokusu ve manzarasıyla birbirinden güzel sokaklarda gezinmenin tadı bambaşka.

Antalya Kaleiçi’nde Nerede kalınır?

kaleici - otel

Direk Kaleiçi’nde kalmak isteyenler için bölgede bir çok butik otel mevcut. Benim daha önceden bilgim olmadan kaldığım Puding Marina Residence gerek konumu, gerek temizliği ve güler yüzlü personeli ile kalbimi çaldı. Marinaya sadece bir kaç dakika yürüme mesafesinde olan otel üst katlardan deniz manzarasına da hakim. Dışarıdan bakıldığında eski taş konak mimarisini koruyan otel içeride kocaman bir avlu ve havuz bulunduruyor. Özellikle havuz başındaki kocaman yataklara uzanıp kitap okumanın zevkine varamamış olmak beni üzmedi desem yalan olur; daha iyi havalarda da ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum. Odaları her ihtiyaca göre modern bir şekilde dekore edilmiş bu otelde kahvaltılar da bir o kadar güzel geçiyor ve hava güzelse sokakta bile oturarak ortamın tadını çıkarabiliyorsunuz. Akşamları da aynı alan yemek için kullanılıyor ve güzel Akdeniz havasında canlı müzik eşliğinde hoş bir ortam sağlanıyor. Yakınlarda bir çok otel olsa da bu oteli gidecek olanlara gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.

Antalya Kaleiçi’nde Nereler Gezilir?

kaleici - hadrian kapisi 2

Yazının başında da söylediğim gibi bu bölge tamamen arkeolojik bir alanı kaplıyor. Sırasıyla Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı imparatorluklarına ev sahipliği yapmış bu topraklarda her taşın altından tarih fışkırıyor desem yeridir! Roma imparatoru Hadrian adına yapılan Hadrian Kapısı ile başlayan yürüyüşünüzü renkli evlere ve gizli mekanlara sahip dar sokaklarda kaybolarak sürdürmenizi öneririm. Malum böyle şirin sokakların her birinde güzel sürprizler oluyor, benim karşıma çıkan bu begonvil sarılı ev gibi…

kaleici - suna inan kirac muzesi

Şehrin büyük bir Arkeoloji Müzesi bulunmakta zaten. Kaleiçi’nde ise Suna-İnan Kıraç Vakfı’na ait bir müze dikkat çekiyor. Bu müzede sergilenen buluntular eski Antalyalılar’ın yaşam tarzına dair ipuçları içeriyor. Kendisi de elden geçirilmiş güzel bir konak olan bu binaya mutlaka ziyaret saatlerinde uğramalısınız.Müzeden devam ederseniz karşısınıza oldukça ilginç bir cami kalıntısı çıkacak. Tepesi olmayan Kırık Minare uzaktan sadece harabe zannedilse de yakınına gelince insanı dehşete düşüren tarihi miras göze çarpıyor. Eski Roma tapınağıyken bazilikaya sonra da Osmanlı Dönemi’nde camiye çevrilen bu kompleks gördüğü bir yangın sonrası kullanılmaz hale gelerek bu görüntüye kavuşmuş…

kaleici - kesik minare

İçinizdeki denize ulaşma güdüsünü takip edip yolunuza devam ederseniz Kırkmerdiven‘in olduğu yere gelmeniz uzun sürmeyecek. Venedikliler tarafından Kaleiçi sokaklarını limana bağlamak için yapılan bu antik merdivenler inişte sorun çıkarmasa da çıkışta soluğunuzu kesebilir, aman dikkat!

Liman kim bilir eskiden ne kadar ihtişamlıydı? İnsan kendine bu soruyu sormadan edemiyor limana inerken. Şimdi turistik tekne gezileri için bir yuva olan bu limandaki en güzel yer kıyıdaki küçük İskele Camii.  Bir tur yürüdükten ve soluklandıktan sonra tekrar yokuş çıkmaya hazır olmalısınız, zira Kaleiçi’nin sokakları her daim engebeli.

kaleici - yivli minare

Yokuşları takip ederek tepeden Kaleiçi manzarasına hakim olan bir çok cafeden birine oturabilirsiniz, açık deniz gerçekten insanı rahatlatan en güzel görüntü olabilir. Yolun devamında bölgenin en önemli tarihi yapılarından biri olan Yivli Minare‘yi ve yakınındaki medreseleri ziyaret etmeyi unutmayın. Eskiden üzeri turkuaz rengi çini ile kaplı bu sütunlu minare Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri. 92 basamakla çıkılabilen bu minare döneminin en yüksek yapılarından olsa gerek. Aynı adlı caminin de yer aldığı bahçede ise onlar kadar eski görünen zeytin ağaçları ve gelişigüzel bırakılmış tarihi sütun parçaları insanı derinden etkilemekte.

Tekrar şehrin merkezinden geçen (Hadrian Kapısı’nın da yer aldığı) Atatürk Caddesi’ne doğru meylederseniz tepede yer alan Saat Kulesi ve Tekeli Mehmet Paşa Camii‘ni de görebilirsiniz. Karnınız acıktığında ise muhteşem deniz manzarasına hakim balık restoranlarından birini seçmeniz yeterli.

kaleici - marina 3

Bütün bu turu yapmanız iki saatten fazla almasa da siz ağırdan alıp turistliğin tadına varmaya bakın. Antalya gerçekten herşey dahil otellerden çok daha fazlasına sahip ama malesef tarihi değerlerin kıymetini bilenler yine her yerdeki gibi yabancı turistler. Kaleiçi’nde yapacağınız bir tur sizi tarihle kucaklaşmaya davet edecek. Sahil yolunda yapacağınız bir yürüyüşten müthiş Akdeniz’e ve karşınızda uzanan dağlara hayran olmadan dönmeniz mümkün değil. Neden binlerce yıldır insanoğlunun buraya yerleşmeyi seçtiğinin cevabı şans olamaz herhalde…

kaleici - marina 4

Fotoğraflar: Canan Sayitoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Güney’de ziyaret edilecekler listesini bir yer daha eklenmiş oldu! Teşekkürler Canan! :)

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?