Fransız sineması sevenler, yetenekli (ve yakışıklı) Bay Guillaume Canet’nin “Les Petits Mouchoirs”* filminden hatırlayacaktır. Filmde, trafik kazası geçiren yakın arkadaşlarını yoğun bakımda bırakan bir grup arkadaş, Cap Ferret ve Arcachon Körfezinin şahane görüntüleri eşliğinde kendilerini ve arkadaşlıklarını keşfediyorlardı. Bir süredir Türkiye’de tatil yapmanın abartılı pahalılığından konuşuyoruz ya, o halde yeni bir yerler anlatmaya Fransa’nın Atlantik kıyılarından, Aquitaine bölgesinden başlayabilirim diye düşündüm.

DSC_5068edit

Şahsen daha yabani olan kuzey Normandiya kıyılarının hayranıyım ama Arcachon körfezinin Fransızlar arasında gittikçe “hip”leşmesine tanık oldukça, merakım hırçın kuzey kıyılarına dönme isteğime galip geldi.

DSC_5102edit

Bordeaux şehrine 60 km mesafedeki körfez, Arcachon ve Cap Ferret arasından, büyük Pyla kumulunu da geçip Atlantik okyanusuna kavuşuyor. Böylece, Fransa’nın varlığına uyduğu kıyı kanunu sayesinde, kilometrelerce uzanan kumsal boyunca biz de Atlantik’in serin sularıyla kavuşuyoruz.

DSC_5082edit

Kıyı kanununa özellikle değindim. Çünkü siz de benim gibi denize gerçekten denize girmek için gitmeyi seviyor ve deniz kenarında olabilmek için olur olmaz sahili kapatmış birilerine lüzumsuz giriş ücretleri ödemek, fazlaca gürültülü müzikler dinlemek istemiyorsanız Fransa’da tam da bu mümkün. Bu kısım aklınıza yattıysa o zaman ya Arcachon ya da Cap Ferret’de kalacak bir yer bulup tatilinize başlıyorsunuz.

DSC_5185edit

1841’de Bordeaux ile arasına tren yolunun yapılması ve bir iskele inşa edilmesiyle Arcachon’un Atlantik kıyılarındaki en bilinen tatil yerleri arasına girme tarihi başlıyor. Şehrin gelişimini Pereire kardeşlere borçluyuz. Başlangıçta burayı bir ticaret merkezi olarak kurgulasalar da zamanla şık bir turizm merkezi projesine dönüştürüyorlar. 10 bin nüfuslu küçük şehrin yılın 4 mevsiminin adlarını taşıyan 4 ayrı bölgesi var. Kolonyal tarzdaki casino ve şık villalar 19. yy sonu tablolarını ve Viktoryen tatilcileri gözünüzün önünde canlandırıyor.

DSC_5205edit

Arcachon zamanla daha şehirleşmiş, alışveriş, restoran, otopark olanakları şehir altyapısına daha uygun ama Cap Ferret havalı ve şık bir tatil yeri olarak tanınmasına rağmen, doğallığını korumuş. Karayolu veya Arcachon’dan tekneyle geçebileceğiniz Cap Ferret’yi özel yapan da tam olarak bu izole ve gösterişsiz tavrı. Fransızların yavaş ve hayatın tadını şarabın son damlasına, güneşin son ışığına kadar çıkarmayı bilen yaşam tarzlarını deneyimleyebilmeniz için bu yüzden çok doğru bir adres.

DSC_5176edit

Cap Ferret’de bisikletinize atlayacak, istridye yetiştiricilerin yan yana dizildiği kıyıdaki iskelelerden birine oturacak, beyaz şarabınızı içip nefis deniz ürünleri tadacağınız uzun ve telaşsız öğle yemekleri yiyeceksiniz. Eğer denizin çekildiği saatlerde oradaysanız kumlara saplanıp kalmış ve yan yatmış teknelerin arasında yürüyüp, martıların çekilen denizden geri kalmış kabuklu deniz canlıları avlamasına eşlik edeceksiniz.

Cap Ferret’ye yaklaşırken sahilin yan yana dizilmiş ahşap kazıklarla dolu olduğu dikkatinizi çekecek. İstridye yetiştiriciliği bölgede nesillerden nesillere aktarılan iş kolu. Eğer denizin çekildiği saatte tekrar iskeleye yanaşırsanız, istridye çiftliklerini kolaylıkla izleyebileceksiniz.

DSC_5154edit

Cap Ferret’nin tam karşısında, Arcachon’dan ise yaklaşık 4 km uzaklıkta, körfez Atlantik’e açılmadan hemen önce Avrupa’nın en yüksek kumulu olan büyük Pyra kumulunu göreceksiniz. Denizden 100 metre yüksekte ve neredeyse 3 km uzunluktaki kumul denize paralel uzanıyor ve arkası ormanlarla kaplı. Biraz uzaktan bakınca mavinin, yeşilin ve beyaz kumların uyumu gözünüzü alacak. Kumulun tepesine tırmanmak elbette çok kolay değil (kumlardan tırmanacak enerjisi olmayanlar için merdivenler de var ama tabii ki merdivenler için de enerjiniz olduğunu varsayıyoruz). Ama en tepeye vardığınızda göreceğiniz manzara inanın yorgunluğunuza değecek. Şarabınızın ve baget ekmeğinizin olduğu bir piknik sepetini de yanınızda taşırsanız bir gün batımı pikniği için daha iyi bir yer düşünemiyorum.

DSC_5201

Arcachon’da yavaşlayacaksınız, dalgaları, rüzgarı, yaprakların hışırtısını, martıları dinleyeceksiniz. Uzun yemekler yiyip, uzun yürüyüşler yapıp, uzun sohbetler edeceksiniz. Okyanusun serinliğiyle gece hafifçe ürperip güzel uyuyacaksınız. Yaz tatili için dinginlik arıyorum derseniz Arcachon’u seveceksiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN