Lübnan denildiğinde aklımıza; “Orta Doğu’nun Paris’i” diye adlandırılan Beyrut şehri, leziz mutfağı, Fairuz’u, zıtlıklarla dolu, eskiyle modernin, varlıkla yokluğun ve farklı inanışlara mensup insanların bir arada olduğu zengin kültürü gelir. Beyrut kuşkusuz çok güzel, insanı pek çok manada doyuran ve görülmeye değer bir şehir. Ama ben sizi bu misafirperver ve sıcak ülkede başkentten biraz uzağa, Beyrut’un yaklaşık 100 km doğusunda, Suriye sınırına yakın Bekaa Vadisi’nde yer alan Baalbek’e doğru küçük bir gezintiye çıkarmak istiyorum. Binlerce yıllık tarihe sahip, Dünya Mirası Listesi’ne alınan antik kentin bugün UNESCO tarafından korunup takip edildiğini de ekleyeyim.

Fotoğraf Altyazısı | Fred Nassar (unsplash.com)
Baalbek | Fotoğraf: Fred Nassar (Unsplash.com)

Baalbek

Güvenlik gerekçesiyle bir süre ziyarete kapalı olan antik kent, geçtiğimiz yıllarda dünyanın her yerinden ziyaretçilere yeniden ev sahipliği yapmaya başladı. 5 bin yıllık bir tarihi olduğu tahmin edilen antik kent Fenike şehri olarak kayıtlara geçse de Osmanlılar da dahil olmak üzere birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, ancak hâlâ varlığını sürdüren kalıntılardan anlaşılacağı üzere kente Roma İmparatorluğu damgasını vurmuş. Roma İmparatorluğu döneminde önemli bir inanç merkezi olan kentten günümüze Roma mimarisinin eşsiz bir örneği olan Baküs Tapınağı’nın çok büyük bir kısmı ve orijinal halinin 84 sütundan oluştuğu kayıtlara geçen Jüpiter Tapınağı’nın 6 sütunluk bir kısmı kalabilmiş.

baalbek-f
Baküs Tapınağı| Fotoğraf: Tuğçe Aksoy

Yüzyıllar içerinde savaşlardan, çatışmalardan, doğal afetlerden etkilenen kentteki kalıntılar bile öylesine büyüleyici ki insan yıkılmadan önceki halini hayal etmekte güçlük çekiyor. Bu tapınakların tam olarak ne zaman ve nasıl inşa edildiği ise bölgedeki politik istikrarsızlık ve huzursuzluk sebebiyle arkeolojik çalışmaların duraklamasından dolayı gizemini koruyor.

baalbek-foto6
Baalbek | Fotoğraf: Tuğçe Aksoy

Baalbek Festivali 

Lübnanlılar Baalbek’in yaşayan bir yer olmasını istemiş olacaklar ki 1956 yılında Baalbek International Festival adı altında kültürel bir etkinlik başlatmışlar burada. Hâlâ sağlam bir şekilde ayakta duran Baküs Tapınağı’nda yıllarca farklı türlerde pek çok müzisyen ile müzikseveri bir araya getiren bu müzik festivali, iç savaşın etkisiyle 20. Yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşememiş. Baalbek’in eşsiz tarihi ortamında yeniden festivaller düzenlenmeye başlandığında klasik müzik, opera, caz, modern dünya müziği, rock ve pop müziğin yanı sıra bale ve tiyatro gibi kültürel etkinlikler de her yıl temmuz ayında 40.000’den fazla seyirciye ev sahipliği yapmakta.

baalbek
Baalbeck International Festival | Fotoğraf: baalbeck.org.lb

Son yıllarda ülkede yaşanan talihsiz olayların ve hâlâ etkilerini hissettiğimiz küresel salgın krizinin Lübnan’ı nasıl etkilediğini uzaktan takip ediyoruz. Ancak zıtlıklar ülkesi Lübnan’ın her durumda hayattan zevk almaya çalışan insanları bir şekilde yaralarını sarmaya çalışıyor. Festival 2020 yılında “Sounds of Resilience” sloganıyla, geçtiğimiz Temmuz ayında da “Shine on Lebanon” sloganıyla her şeye rağmen gerçekleşti. 2020 yılında gerçekleşen etkinliğin 80 dakikalık canlı yayın kaydı festivalin YouTube kanalında 11 milyondan fazla kez izlenmiş ve canlı yayında gerçekleşmiş sohbet kaydına bakıldığında dünyanın çok farklı yerlerinden etkinliğin takip edildiğine de şahit olmak mümkün.

Lübnan’a, Beyrut‘a yeniden gitmeyi, misafirperver halkının sıcak karşılamasını yeniden görmeyi heyecanla bekliyorum. Umarım bir gün Baalbek’in efsunlu atmosferinde bu sıra dışı festival deneyimini yaşama fırsatım da olur.

Kapak Fotoğrafı: Dorsa Masghati (Unsplash.com)

İlginizi çekebilir: Başak Aydın’dan Tahran’dan Yezd’e Seyahat Notları