Huawei P30 Pro ile İstanbul’un en güzel tarihi sokaklarına yaptığımız keşif yolculuğuna devam ediyoruz! Bugün rotamızda, Karaköy’ün tam olarak o noktasına gitmemiş bile olsanız herhangi bir fotoğraf karesinde görmüş olma ihtimalinizin bir hayli yüksek olduğu Kamondo Merdivenleri’nden ince düşünülmüş mimarisiyle kapısından içeri adımını atan herkesi büyüleyen SALT Galata’ya, birçok etkileyici yapıya ve onların arkasındaki hikayelere ev sahipliği yapan Bankalar Caddesi var. İsterseniz gelin, bir an önce başlayalım!

*Bu yazıdaki tüm fotoğraflar Huawei P30 Pro ile çekilmiştir.

Diğer caddelerden farklı olarak Bankalar Caddesi, yalnızca bir caddeden ibaret değil; Karaköy’deki -eski adıyla-Voyvoda Caddesi ile çevresindeki sokakları kapsıyor. Bankalar Caddesi, belki de İstanbul’un mimari açıdan en zengin bölgelerinden biri. Özellikle etrafta çok kişinin olmadığı saatlerine denk gelirseniz, kendinizi 19. yüzyılda gezintiye çıkmışsınız gibi hissetmeniz kaçınılmaz. Özellikle bu dönemden bahsediyoruz çünkü caddenin gerçekten de 19. yüzyılda ticaretin kalbinin attığı yer olduğu söyleniyor. Caddenin üzerindeki mekanlar zaman içinde değişmiş olsa da, ihtişamlı görüntüsüyle T. C. Merkez Bankası başta olmak üzere, bankaların bir kısmı hala burada.

Hizmet vermeye başladığı gün itibariyle Bankalar Caddesi’ne kültür ve sanat dolu yeni bir ufuk kazandıran SALT Galata, Fransız asıllı mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanıyor ve 1892 yılında Osmanlı Bankası olarak hizmete açılıyor. Mimari açıdan çift kimlikli olarak bilinen yapı, Galata tarafından bakıldığında batılı neoklasik, arka cephesinde ise daha doğulu, oryantalist detaylarıyla dikkat çekiyor. Bu iki üslubun bir arada kullanıldığı benzersiz bir bina olan SALT Galata, Osmanlı döneminden sonra kullanım dışı kalsa da, Han Türmerkin’in restorasyon çalışmaları sayesinde özgünlüğünün bozulmamasına dikkat edilerek kullanılacak hale getiriliyor. SALT Galata’nın neoklasik üslupta düzenlenmiş cephesinde; Korint düzeninde yerleştirilmiş sütunlardan ikili kabartma grifonlarından oluşan panolara birçok etkileyici detay yer alıyor. Bu farklı figürler ve oymalar her ne kadar binanın epey yukarısında yer alıyor olsa da, Huawei P30 Pro‘nun 5X Optik, 10X Hibrid ve 50X Dijital Zoom özelliklerine sahip Periskopik Telefoto Kamera‘sı ile biz onları detaylıca inceleyebildik!

Şu anda SALT Galata’da harika bir kütüphaneye ek olarak, basılı ve dijital kaynakları erişime açan SALT Araştırma, Oditoryum, Osmanlı Bankası Müzesi, Yararlı Sanat Ofisi, çok sayıda katılımcıyla çalışmaya elverişli Atölyeler ile sergi alanları bulunuyor.

SALT Galata’nın, Türkiye’nin en güzel kütüphanelerinden birini içinde bulundurduğunu söylesek yanlış olmaz. Buraya geldiğinizde müthiş bir kaynak çeşitliliği ile karşılaşmanın yanı sıra, kütüphanenin ortasında bulunan Osmanlı Bankası kasasını görme fırsatı buluyorsunuz. SALT Galata’da düzenlenen sergileri ve kültürel etkinlikleri websitesinden takip edebilirsiniz.

SALT Galata’dan çıktığınızda hemen karşınızda Kamondo Merdivenleri‘ni göreceksiniz. Bankalar Caddesi ile Banker Sokağı’nı birleştiren ve art nouveau stiliyle dikkat çeken bu meşhur merdiven, 1870-80 yılları arasında, Abraham Salomon Kamondo isminde Osmanlı-İtalyan Yahudi bir finansör tarafından yaptırılıyor. Hikaye ise oldukça etkileyici; Abraham Kamondo’nun torunları o dönemde Avusturya Lisesi’nde okuyor ve her gün eve varabilmek için oldukça uzun bir yol yürümek zorunda kalıyorlar. Bunu fark eden Abraham Kamondo, torunlarının evlerine daha rahat ulaşabilmesini sağlamak amacıyla işte bu ünlü merdivenleri yaptırmaya karar veriyor. Merdivenlerin döner bir şekilde ve iki parça olarak tasarlanmasının da bununla bağlantılı bir nedeni var; Abraham Kamondo, torunlarından biri yukarıdan aşağıya düşerse en azından bir noktada durabilsin diye merdivenleri bu şekilde yaptırıyor. Sizce de çok ilginç değil mi? Kamondo Merdivenleri’nin karşısına geçip de, bu anı fotoğraflamalıyım düşüncesiyle elinizin telefona gitmemesi mümkün değil!

Kamondo Merdivenleri’ni inceledikten sonra, gözünüz hemen yanında yer alan galeriye ilişirse, durun! Sakın önünden geçip gitmeyin, mutlaka atın adımını içeriye. Anna Laudel Gallery‘nin içerisinde sizi, 24 Mayıs‘a kadar devam edecek olan “Tapestry – Dokunmuş Hikayeler” sergisi bekliyor. Sergide, Türkiye’de dokuma sanatının geçirdiği süreci yansıtan kapsamlı bir seçkiyi inceleme fırsatı bulacaksınız. Türkiye’de ilk kez geleneksel kilim dokusu kullanarak “art kilim” adı verilen işler üreten Belkıs Balpınar’ın eserlerinden, resim sanatının Türkiye’deki duayen isimlerinden biri olan Devrim Erbil’in resimlerini halıya dokuduğu üretimlerine, bize sorarsanız bu sergi kaçmaz.

Gününün bu anından sonra ister Kamondo Merdivenleri’nden çıkıp Galata’ya doğru devam edin, ister düz devam edip aydınlatmacılardan avizecilere, elektrik piyasasının kalbinin attığı bölgeye giriş yapın. Her iki rotada da eminiz ki kendinizi birbirinden farklı maceraların içinde bulacak ve yaşadığınız anları Huawei P30 Pro‘nun Süper Spektrum Sensörlü Dörtlü Leica Kamera‘sı ile ölümsüzleştirmenin keyfini yaşayacaksınız. Bu keşif ve bilgi dolu yazıyı, gelin SALT Galata’nın içerisinde yer alan Latince kitabe ile sonlandıralım: “Dostlardan aldığın her şey kaderin dışında kalır; ancak vermiş oldukların her zaman için servetin olacaktır.”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN