Barselona deyince akıllara onlarca şey gelebilir. Eğlence, güzelliğine hayran kalacağınız daracık sokaklar, Picasso, Messi, Gaudi, Joan Miro şeklinde ilerleyen uzun bir liste yapabilirsiniz.(o listemin içinde Messi biraz tuhaf mı oldu sanki?) Ancak geçen haftalarda şehre gerçekleştirdiğim bir başka ziyaretimden sonra, Barselona’nın aklıma “kazımayı” başardığı en dikkat çekici nokta, ekonomik krizin bir ülkeyi/şehri, ne denli etkileyebildiği. Hayatımda ilk defa bu kadar somut bir örneğiyle karşı karşıya kaldığım bu durum, sanırım Barselona’nın gözümdeki tüm imajını, kalıcı olarak değiştirdi. Evet sokaklarında kaybolmak muhteşem, evet hayran kalacağınız onlarca yer görebilirsiniz, evet yazın sokaklarda çılgınlar gibi eğlenebilirsiniz ancak sokaktaki evsizleri, dilencileri ve zorluk çektiğini kolaylıkla anlayabileceğiniz yüzlerce insanı görünce, olaya bakışınız biraz daha değişiyor. Bu durum benim şehirdeki son günümde soyulmama kadar ilerleyen, sinir bozucu bir hal alsa da, döndüğümde kendimi paramı çaldırmış olmama değil, insanların durumuna üzülürken bulmamla sonuçlandı.

Barselona’da tanıştığım 6 dil bilen, güzel sanatlar mezunu ancak işsiz olan arkadaşa “what the fuck is going on” diye sorduğumuzda, içinde bulundukları durumu şöyle anlattı: “Öncelikle şunu vurgulamakta fayda var, biz İspanyol değiliz, Katalanız. Dünyanın bizi İspanyol olarak tanımasından da oldukça rahatsızız. Fakat yanlış anlamayın, derdimiz İspanyol insanıyla değil, İspanyol hükümetiyle. Çünkü onlara en çok katkıyı sağlayan biz olmamıza rağmen, en az geri dönüşü alan biziz. İnsanlar yokluk içinde yaşıyor ve bana kalırsa İspanya’dan ayrılmamız dışında bu işin bir çözümü yok”.

Uzun süredir İspanyollar ve Katalanlar arasındaki sorunun ne olduğunu çözmeye (çözmek derken diplomatik görüşmeler yapmıyorum tabii, algılamak anlamında) çalışmakla uğraşan benim için bunları duymak oldukça ilginçti. Zaten gittiğiniz takdirde siz de tüm bu durumu oldukça garipseyecek ve fark edeceksiniz. Çünkü Starbucks’tan, oranın en ünlü restoranlarına ya da caddelerine kadar her yerde, “Dikkatli olun, hırsızlık bölgesi” gibi uyarılar göreceksiniz. Dışarıda bir masada oturduğunuzda 1 saat içinde en az 3 dilenci yanınıza gelecek ve konuştuğunuz insanlar sizi sürekli olarak “çantanıza, telefonunuza dikkat edin” şeklinde uyararak paranoyağa çevirecekler.

Evet, sizi bu konuda yeterince korkuttuğuma göre, şimdi işin güzel kısmına geçiş yapabiliriz. Bunlar hep iyiliğiniz için. Yaşasın dünya barışı.

BARCELONA Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Barselona’ya Ne Zaman Gitmeli?

Barselona’nın havası suyu bize benziyor. Dolayısıyla eğer konumuz üşümemek, insancıl koşullarda, sokaklarda kaybola kaybola, kendini toplu taşımaya kapatmadan gezmekse, bunu gerçekleştirebileceğiniz ayları, Türkiye’nin batı kesiminin hava koşullarını göz önünde bulundurarak belirleyebilirsiniz. Yine de konuyla ilgili detayın dibine vuracak olursak;

İlkbahar/Sonbahar: Barselona’ya bahar dönemlerinde gidecek olmanın çeşitli avantaj ve dezavantajları var. Eğer denize girmek, güneşlenmek yerine kültürel ağırlıklı, şehri tanımaya yönelik bir gezi hedefiniz var ise, bence gidebileceğiniz en ideal zamanlar bunlar. Öte yandan olur da Eylül ayına denk getirirseniz, hem denize girme hem biraz daha insancıl bir sıcaklıkta dolaşma şansını bile yakalayabilirsiniz. Mayıs için deniz ihtimali biraz düşük olabiliyor genelde, en azından Eylül’deki sıcaklığı yakalayabileceğinizi sanmıyorum.

Yaz: Yazın Barselona’ya gitmek= Deniz, plaj, kum üçlüsü artı sabaha kadar şehrin çeşitli bölgelerinde eğlence. Tabii ki turistik gezilerde de bulunabilirsiniz ancak bunu 28-30 derece sularındaki bir sıcaklıkta gerçekleştirmeniz gerekeceği için bunalma ihtimaliniz yüksek. Öte yandan, yazın turist akını gerçekleşen bir şehir olduğu için, lokallerden çok turistlerle vakit geçirme ihtimalinizi de göz önünde bulundurmalısınız.

Kış: Kışın Barselona’ya gitmek, turist sayısının minimum olduğu, 12-15 derecelerde, yağmur ihtimaline de hazırlıklı olduğunuz takdirde, donmadan atlatabileceğiniz bir tatil demek. Aynı zamanda Sagrada Familia gibi çok çok turistik olan noktalardaki 1-2 saati bulan sıraları da göz önünde bulundurduğunuzda, bunlara minimum seviyede maruz kalacağınızı bilmek de mutlu edici oluyor. Örneğin ben son seyahatimi Ocak ayında gerçekleştirdim ve çok nadir üşüdüğümü hissettiğim bir tatil gerçekleştirdim. Bana kalırsa kışın gitmenin kötü yanı, hava koşullarından çok, Barselona’nın günlük güneşlik dönemlerindeki pek eğlenceli gece hayatını ve aktif günlerini kaçıracak olmak. Yine de kışın ziyaret etmek için kötü bir seçim olduğunu söyleyemeyeceğim.

Barselona’da Ne Giymeli?

Barselona’da ne giyeceğiniz, tabii ki şehre hangi dönemde gittiğiniz ile doğrudan bağlantılı. Şehrin metro sistemi gayet gelişmiş, dolayısıyla tercihinize göre öyle ayaklarınız kopana kadar yürümek durumunda kalmıyorsunuz. (ki bence şehrin en güzel yanı olan dar ve sevimli sokaklarını görmek için en doğrusu ayakları feda etmek) Ne giymeli başlığının altında neden bunları anlatıyorsun diyecek olursanız, hedefim konuyu ayakkabı seçimine bağlamak. Eğer çok yürümeyi hedefliyorsanız, yanınıza mutlaka yürürken rahat edebileceğiniz bir şeyler alın.

Kışın gidiyorsanız ani yağmurlara hazırlıklı olmalısınız. Ancak merak etmeyin, yukarıda da belirttiğim gibi öyle donacağınız bir durum yok. Hatta Avrupa’da kışın gidebileceğiniz en ılık yerlerden biri olduğu için, ortalama bir mont/kaban vs. almanız yeterli.

Yaz için ise dayayın şortları, tişörtleri, bikinileri. Ay lav yaz tatili bavulu hazırlamak.

BarcelonaMetroMap

Bütçe ve Ulaşım

Yukarıda yazdığım onca şeyi okumadan direkt bütçeye odaklanan sinsi okurlarımız, sizi kınıyorum ve size laflar hazırladım. Boşuna mı yazıyoruz o kadar yazıyı okusanıza. Neyse, tamam. Barselona pahalı bir şehir mi diye merak ediyorsanız, bu konuyla ilgili net bir şey söylemek zor. Çünkü hangi dönemde gittiğinize ve nerelerde vakit geçirdiğinize göre değişiyor. Turistik yerlerin “ucuz” olduğunu söylemek pek de mümkün değil. Aşağıda gezebileceğiniz turistik yerlerin giriş ücretlerinden söz edeceğim. Ancak genel olarak bakıldığında, ne Berlin kadar ucuz ne de Paris/Londra kadar pahalı diyebileceğim bir şehir Barselona. “Deli misin sen Barselona çok pahalı” diyenler olacaktır eminim, fakat bana kalırsa bu, şehrin hangi bölgesinde vakit geçirdiğinizle alakalı. Gidip La Rambla’nın ortasındaki dandik ama turistik yer kaptığı için her daim dolu olan kafelerde bira içerseniz, 1 bira için 10 Euro da verebilirsiniz, lokal bir yerde oturup 1,5 Euro’ya bira da içebilirsiniz. Orada bulunduğum süreçte aldığım notlara göre birkaç fiyat ortalaması verecek olursam;

Bira: 3-6 Euro arası

Ortalama bir yemek: 10-20 Euro Arası

Adet tapas fiyatı: 2-4 Euro

1 kadeh şarap: 3-4 Euro

Barselona’da size çeşitli müze ve restoranlarda indirim sağlayacak, ulaşımın da içine dahil olduğuBarcelona Card işinize yarayabilir. Bu şekilde, the Museo Nacional d’Art de Catalunya, Fundacio Joan Miro, Museo d’Art Contemporani gibi Barselona’nın ünlü müzelerine, ücretsiz girme ve en önemlisi, kapıda oluşan sıraları atlama şansınız olabilir. Bunun dışında kart, Camp Nou, Casa Batllo, Gaudi Müzesi, Erotik Müze gibi yerlere de indirim sağlıyor. Kişisel görüşümü soracak olursanız, bu kartı gezeceğiniz yerleri göz önünde bulundurarak almalısınız, aksi takdirde pek de işe yarar olduğu söylenemez. Çünkü her yere bedava giriş sağlamıyor. Çoğunlukla indirim özelliği ön planda.

-Barselona Card’ı havaalanındaki T1/T2 Terminallerinden ya da şehrin merkezi noktalarından biri olan (yazar burada demek istiyor ki, buraya mutlaka yolunuz düşecek) Placa Catalunya’dan temin edebilmeniz mümkün.

-Kartınız ile bir adet metro haritanızı almayı unutmayın. (Sanki çok özel bir şeymişçesine sevindireyim dedim)

-Ben bu işlere girişmeyeceğim diyorsanız, tek kullanımlık metro bileti 2,15 Euro, 10 kullanımlık bilet ise 10,30.

Ulaşım için Barselona’daki diğer iki alternatifiniz tabii ki scooter ve bisiklet. Zaten şehrin her yerinde öbek öbek bisiklet ve scooter ile karşılaşacak, bol bol özenecek, “Türkiye’ye gidince şunlardan alalım abi” muhabbetine girip akabinde ülkemizde bu iki aracın birer “ulaşım aracı” olarak kabul edilmediğini fark ederek vazgeçivereceksiniz. Ama oradayken vazgeçmeyin, bisiklet ve scooter kiralamak için şehirde birçok alternatif bulabilirsiniz.

OTEL Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Barselona’da Konaklama Barselona Nerede Kalınır?

Barselona ulaşım açısından oldukça fazla seçeneğinizin olduğu bir şehir olduğundan, kaldığınız yer uzak olsa bile merkezi noktalara ulaşmakta güçlük çekmeyeceksiniz. Bu şekilde fiyat olarak daha ekonomik yerlerde kalmanız da mümkün olur. Ancak yine de sürekli bir yerlere ulaşmaya vakit ayırmak istemiyorsanız ya bir hostel tercih edebilir, ya da bütçenizi biraz daha çıkarıp merkezi otellerden birinde kalabilirsiniz.

Merkezi yerde kalacağım diye La Rambla’da kalmanıza gerek yok. Çünkü caddenin üzerindeki oteller genellikle, sırf o caddenin üzerinde oldukları için gereksiz pahalı oluyorlar. Bunun yerine çok yakınında bulunan Plaça de Catalunya ya da Portal de l’Angel bölgelerini tercih edebilirsiniz. Eğer daha deniz güneş odaklı bir tatil planlıyorsanız, Barceloneta bölgesine yakın bir noktada kalmanız sizin için daha doğru bir tercih olacaktır.

Ben Portal de l’Angel üzerindeki Portal de l’Angel Hotel’de kaldım. (Evet isim konusunda pek yaratıcı değiller) Oldukça memnundum, değerlendirebilirsiniz.

-Otele rezervasyonu arayıp yaptırırsanız daha uyguna geliyor, booking.com’dan kolaya geliyor diye fazlasan para bayılmaya gerek yok.

4749148877_dbe113d84b_z

Barselona’da Yeme İçme Barselona Cafeler Restoranlar

Bu yeme içme konusunda Barselona’nın olayı nedir baştan söyleyeyim; Tapas, Paella ve Sangria. Tapasınızı yiyin, Sangrianızı için dönün. The End.

Şaka bir yana, Barselona’da yemek konusunda zorluk çekme ihtimaliniz yok. İlla ki kafanıza göre yiyecek bir şeyler bulacaksınız. Size kahvaltı yapılacak yerler ve nerede ne yiyebileceğiniz konusunda birkaç tavsiyede bulunayım;

La Boqueria

La Rambla üzerinde yer alan La Boqueria, Barselona’nın en ünlü pazar yeri. İçinde egzotik meyveler, bildiğimiz yurdum meyveleri, çeşit çeşit et ve yemek yiyebileceğiniz yerler bulabilirsiniz. Özellikle ne olduğunu bilmediğiniz acayip acayip meyveleri denemenizi tavsiye ediyorum çünkü çok lezzetliler. Eğer domuz eti seviyorsanız şehirde bulabileceğiniz en lezzetli domuz eti alternatiflerini burada bulabilirsiniz.

-Sabah 08:00-20:00 arası açık. Pazar günleri kapalı.

milk bar bisrto Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Milk

Barselona’daki favori bölgelerimden biri olan, her sokaktan sevimli kafelerin ve sokak sanatının fışkırdığı Barri Gotic’de bulunan Milk, bana kalırsa Barselona’da kahvaltı için gidebileceğimiz en sevimli mekan. Özellikle “Recovery Brunch” menülerinde bulunan çoğu şeyine kefil olabileceğim mekan, oldukça küçük olduğu için yer bulma problemi yaşayabilirsiniz.

-9:00’dan 16:00 a kadar kahvaltı servisi yapıyorlar. Tabi 4’tekine artık kahvaltı demiyoruz, oha diyoruz.

-Adres: Gignas 21, Barcelona

Teresa Carles

Carrer dels Tallers’e çok yakın bir noktada bulunan bu mekan bir vejetaryen restoranı. Milk’e olan sevgimin yeri bambaşka olsa da, Barselona’da güzel bir kahvaltı yapabileceğiniz ve taze meyve sularının dibine vurabileceğiniz bir başka mekan. Fiyatlar makul, yer olarak merkezi. Şehir turuna başlamadan önce güne başlamak için ideal.

Maka Maka

Port Vell’den plaja doğru yürürken karşınıza çıkabilecek bu küçük ve egzotik mekan tam bir öğrenci yeri. Ancak özellikle kışın gece 12’de bile açık olabileceğine şahit olacağınız sayılı yerlerden olan Maka Maka, asık suratlı şırfıntı garsonuna rağmen, oldukça lezzetli burgerler yapıyor. Akşam alkol aldıktan sonra ıslak hamburger yiyemeyeceğiniz için, yerine burayı tercih edebilirsiniz.

-Özellikle Passion Fruit gibi tatları seviorsanız, mekanla aynı adı sahip içkilerini denemelisiniz.

-Sosyalleşmek için oldukça uygun bir mekan. Birileriyle tanışalım, arkadaş edinelim diyorsanız içeride samimiyetin dibine vurabilirsiniz.

-Bu mekanın oldukça ısrarcı bir delisi var. Sigara veriyorsun yere atıyor, derdini soruyorsun İspanyolca anlatıyor, İspanyolca cevap veriyorsun beğenmiyor. Onun derdini anlamaya çalışmamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü hararetli diyaloglarımız sonucunda çıkardığım bir sonuç, arkadaşın hiçbir derdinin de olmadığı. Ama zarar vermiyor, merak etmeyin.

7 portes Yeni Başlayanlar İçin Barselona

7 Portes

Barselona sınırları içinde yiyebileceğiniz en iyi Paella’lardan birini yapan 7 Portes, bir şeyler yiyebilmek için kesenin ağzını biraz daha açmanız gereken, ama yağ içinde yüzen pirinç taneleri yerine düzgün bir Paella denemek istiyorsanız buna değecek bir mekan. İçeride piyano eşliğinde, sivri burunlu kibirli garsonlarla yemek yiyecek olsanız da, aslında turistler tarafından da ilgi gören bir mekan olduğu için, spor ayakkabı içine beyaz çorabı çekmiş İngiliz abilerle takılmanız olası. Yani öyle kasılmanız bunalmanız gereken bir mekan değil.

-3,4 kişi paella yiyecekseniz dev bir tavada servis yapıyorlar. Ancak siz nasıl bir 3-4 kişilik ekipsiniz bilemem ama, önünüze “insan olan bunu bitiremez” ebatlarına bir şey gelebiliyor. Önceden insancıl boyutlarda bir şeyler getirmelerini rica etmekte fayda var.

-Mekan, Port bölgesine doğru ilerlediğinizde, Paseo Isabel II adlı bir pasajda yer alıyor. Önünde mütemadiyen taksi bulunduğu için ulaşım kolaylığı da sağlayabilir.

Taller de Tapas

Taller de Tapas, Barselona’da zincir halinde bulunan ve asla gitmemeniz gereken bir yer. Bunu da buraya uyarı amaçlı yazmak istedim. Hem yemekler berbat hem de servis yavaş. Tapas diye gelen şey ise çok yüksek ihtimalle herhangi bir et ürünü üzerine mayonez koyulmuş, annenizin “ben sana onu evde yaparım” diyeceği türden abuk subuk bir şey çıkacak. Üstelik mekanlarından birinde otururken sokaktan geçen biri tarafından masadan paramızın çalınması sonucu kendileri bizi “hesabı hiç ödememiş olmakla” ve “yalan söylemekle” suçlayıp bir kez daha para ödememiz konusunda ısrarcı davrandılar. Biz olayın şaşkınlığıyla kamera kayıtlarına bakmamızı ya da en azından polis çağırmamız gerektiğini söyleyince ise, “polis çağırırsanız parayı ödemediler deriz” şeklinde tehdit edildik. “Banane senin kişisel anından şimdi” demeyin, gerçekten oldukça sinir bozucu durumlar yaşatabiliyorlar. Kesinlikle GİTMEYİN.

-Gidemeyin diye yerini de yazmıyorum. Oh.

Euskal Etxea

Geldik güzel tapasın dibine vurabileceğiniz, tapasın yalnızca ekmek üzerine mayonezden ibaret olmadığını algılayabileceğiniz mekanlardan birine. Favori bölgem olan El Born’da bulunan bu mekan, çeşit çeşit taze hazırlanmış tapas bulabileceğiniz, çoğunun da gayet lezzetli olduğu, öğlen yemeğinizi hızlı geçiştirmek için uğrayabileceğiniz bir mekan. Bar üzerinde bulunan çeşit çeşit tapastan istediklerinizi seçiyorsunuz tabağınıza alıyorsunuz. Tapasların üzerine bulunan kürdanları tabağınızın kenarında bırakıyorsunuz ve kürdan sayısından yola çıkarak size hesabınızı veriyorlar. Sinsi gibi kürdanları saklamaya kalkışanlara kezzap atıyorlarmış. (yapmayın ayıp)

-10:00 ile 00:00 arası açık. 5’ten sonra tapas servisi yerine akşam yemeği havasına geçiliyor.

-1 Tapas= 3 Euro.

el xampanyet Yeni Başlayanlar İçin Barselona

El Xampanyet

Tapas’ın dibine vurabileceğiniz bir başka mekan ise, Picasso Müzesi’ne çok yakın olan, ve haliyle yine El Born’da bulunan Xampanyet. Genellikle genç kesimin ilgi gösterdiği mekan ve genellikle çok kalabalık oluyor. Çünkü hem fiyatlar uygun, hem de lezzetli.

Yemek konusunda birtakım ipuçları:

-Patatas Bravas denilen şey, aslında çok sıradan olsa da, (patates, yoğurt, sarmısaklı yoğurt sos) çok lezzetli, gelenekçiyseniz deneyebilirsiniz. Her yerde karşınıza çıkacak o yüzden şimdiden açıklamak istedim.

-Karides içerikli tapaslar genellikle çok güzel çıkıyor. Konuya giriş için onları deneyerek başlayabilirsiniz.

-Paella’yı öyle önünüze gelen, rastgele bir yerde yerseniz iğrenç bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Bu konuda başarılı olan yerlerde yemelisiniz.

-Tatlı içkilerle bir sorununuz yoksa, benim hayatımın aşkı olan Sangria’yı bol bol için. Hatta içinde kocaman meyve parçalarının yüzdüğü, büyük sürahilerden söyleyin ve topluca için. En kötüsü bile güzel. Kedi canını senin.

-Taller de Tapas’a giderseniz küserim.

Barselona’da Gezilecek Yerler

RAMBLA Yeni Başlayanlar İçin Barselona

La Rambla

Barselona deyince akıllara gelen ilk yerlerden biri olan, kocaman, turist akınına uğrayan, uzun bir cadde La Rambla. Üzerinde gündüz sokak sanatçıları, türlü türlü turistik atraksiyon bileti satan kişiler, bol bol çekik, La Boqueria ve Erotik Müze’yi de barındıran cadde, şehrin kalbi denilebilir. Bir tarafı Plaça Catalunya, bir tarafı Port’a, gözden kaçırmanızın mümkün olmadığı Colomb Heykeli’nin bulunduğu noktaya doğru uzanan bu caddenin civarında alışveriş için birçok seçenek ve turist kazıklamalı birçok atraksiyon bulabilirsiniz.

-Cadde üzerinde bulunan balmumu müzesine girmeyin. Gerçekten bitik, tamamen turist kandırma atraksiyonu.

PİCASSO Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Picasso Museum

Picasso’yu herkes bilir. Bir ressam söyle deseniz aklınıza gelecek ilk 3 kişiden biridir. Ancak Picasso’ya “ay normalde çok güzel çiziyormuş da sonradan buna dönmüş” sığlığında bir yaklaşımın ötesine gidebilmek için bu müzeyi kesinlikle görmelisiniz. Çünkü bu müzede Picasso’nun eserlerine baka baka “aa ne güzel resim” diye dolaşmayacaksınız, Picasso’nun ne yapmaya çalıştığını, derdinin ne olduğunu “mümkün olduğunca” anlamanızı sağlayacak. Benim Avrupa’daki favori müzelerimden.

-Giriş: 11 Euro

-Pazartesi kapalı.

-Saatler: 09:00-19:00

-Müze kapanmadan yarım saat önce bilet gişesi kapanıyor.

Fundacio Joan Miro

miro Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Barselona deyince Gaudi ve Picasso’dan sonra akıllara gelen bir diğer kişi olan Joan Miro’ya ait bu müze, “bu ne lan amipe benziyor, bunu ben de çizerim” yaklaşımlarının ikinci ayağı. Türkiye’deki Miro sergisinin sahte çıkmasından sonra daha bir ilgi gören Miro eserlerini audio guide eşliğinde gezdiğiniz takdirde daha bir anlamlı hale gelebilecek bu müze, biraz dıdısının dıdısında yer alsa da, konuya ilgisi olanlar için dikkat çekici.

-Muntjuic tepesinde bulunan müzeye ulaşmak içinPlaca Espanya civarındaki bir metro durağına inip füniküleri kullanmanız en doğrusu. Ya da merdivenleri kullanarak çürüyebilirsiniz, karar sizin.

-Pazartesi kapalı.

-10:00-19:00 arası açık.

casa mila

Passeig de Gracia

Barselona’nın en ünlü caddelerinden biri olan Passeig de Gracia, Gaudi’nin görünce tanımamanızın mümkün olmadığı iki önemli eseri Casa Batllo ve Casa Mila’yı üzerine bulunduran, pek güzel, pek kalabalık bir cadde. Placa Catalunya’dan başlayıp cehennemin dibine kadar uzanan caddede alışveriş ve yeme içme için bol bol seçeneğiniz mevcut. Turistlerin kutup yıldızı niteliğinde.

-Üzerinde genellikle pahalı kabul edilebilecek mağazalar yer alıyor. Yine de sadece cadde üzerinde dolanmak yerine ara sokaklara dalarak farklı mağazalar bulabilmeniz de mümkün. He onlar ucuz mu, yoo alakası bile yok, hani olur da bir çantaya ne bileyim bir ayakkabıya falan vurulursanız diye söyleyeyim dedim.

-Bu civar konaklamak için de makul bir nokta olabilir.

-Diagonal metro durağında inerek buraya ulaşabilirsiniz.

Plaça de Calatunya

Burası tüm ulaşım hatlarının birleştiği, havaalanına giden otobüslerin kalktığı, türlü türlü otobüsün geçtiği, çok merkezi bir nokta. Gezilecek yer olmaktan çok, her türlü ulaşımı gerek yürüyerek, gerek toplu taşıma aracılığıyla sağlayabileceğiniz, kaybolduğunuzda metroya atlayıp burada inerek eve gelmiş gibi hissedebileceğiniz bir yer.

-Hard Rock Cafe ilginiz var ise, kendisi tam da burada yer alıyor.

-Buraların ünlü bir “departmant store”u olan eşek gibi bir El Corte Ingles’i meydanın tam ortasında bulabilirsiniz.

-Buranın bir tarafı La Rambla’ya, bir tarafı Passeig de Gracia’ya, bir tarafı portal de l’Angel’e diğer tarafları da artık başka Barselona’da ne kaldıysa oraya uzanıyor. Gerçek bir turist magneti.

el born

El Born

El Born/Barri Gotic bölgeleri, benim Barselona’yı sevme nedenlerim olabilirler. Sokak sanatı cenneti olması, her köşeden sevimli bir pub ya da cafe fışkırması, bir yerde sakince kitabınızı okurken, bir başka noktada dans edip eğlenebileceğiniz bir yerle karşılaşabilmeniz ve daracık, Ortaçağ havasını kaybetmemiş sokakları ile bağrıma basasım geliyor burayı. Üstelik birçok sevimli butik ve mağaza bulabilmeniz de mümkün. Hafiften bir Cihangir havası da var hani.

-Tapas denemek istiyorsanız onlarca seçenek burada mevcut.

-Alışveriş yapmadan önce bu bölgeyi de mutlaka değerlendirin. Bilindik mağazaların aksine daha eşsiz ve size özgü bir şeyler almak isterseniz, burada birçok butik mevcut.

-Burada bulunan Güney Amerika restoranında akşam bir şeyler atıştırmalısınız, nachos’una kurban.

-Bu civardaki barlarda mutlaka vakit geçirin. Özellikle gençlerin akın ettiği bölge, gece 11’den sonra çok eğlenceli bir hal alıyor. İçinde dantelli masaların bulunduğu ama seviyesizliğin gırla gittiği, 3 metrekare olmasına rağmen herkesin dans ettiği ve eğlenmemenizin imkansız olduğu mekanı bulmayı başarırsanız beni hatırlayın, adını hatırlayamıyorum.

sagrada familia Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Sagrada Familia

Banklarda, aydınlatmalarda, binalarda ve Barselona’da görebileceğiniz her detayda etkisi olan Gaudi’nin tamamlayamadan aramızdan ayrıldığı, dünyanın en ünlü kiliselerinden biri olan La Sagrada Familia’nın görüntüsü, nedense beni çok korkutuyor. Bu hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir mimariye sahip, devasa, heybetli, fotoğraf karelerine tamamını sığdırmanın imkansız olduğu Instagram düşmanı yapıyı görmeden Barselona’dan dönmek= Linç edilmek. Günümüzde hala tamamlanmamış olan eserin içini görmeyin diyenleri de dinlemeyin, çünkü böyle bir ışıklandırma ve akustiği hayatınız boyunca bir daha görme ihtimaliniz olmayabilir.

-Online bilet alın. Çünkü özellikle yazın MANYAK gibi sıra oluyor. Bakın öyle 20 dakika falan değil. Baya 1 saati 2 saat süren, sıralardan bahsediyorum.

-Audio Guide almadan dolaşmayın. Binada neyin ne olduğunu algıladığınızda her şey daha etkileyici hale geliyor.

-Eğer yükseklik korkunuz ya da dar alanda kısa paslaşmaktan hoşlanmayan bir haliniz varsa tepesine çıkmayın. Bana inme iniyordu. Bir de içindeyken çan çalmaya başlayınca hayat ışığım söndü.

-Metroda durağının adı Sagrada Familia. Tam olarak önünde iniyorsunuz.

-Giriş: 20 Euro. Audio Guide alınca siz ona 3 euro civarı bir şey daha ekleyin. (bahşiş olarak değil, onlar kendiliğinden istiyorlar zaten)

park güell Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Park Güell

Tabii ki yine uyuşturucu kullandığına neredeyse emin olduğum Gaudi’nin parmağı olan bir başka yerdeyiz, Park Güell. Bol mozaikli, bol renkli, şu ana kadar gördüğünüz parklardan oldukça farklı ve aslında bir yerleşim yeri olarak tasarlanıp sonradan işlerin karıştığı ve Barselona’nın yanına kar kaldığı bu yerde oldukça güzel fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz. Ayrıca Gaudi’nin doğa hayranlığını ve bir takım doğa esinlenmelerini, parka karşınıza çıkan figürlerden çözümlemeye çalışırken mantar kullanıp kullanmadığını tartışabilirsiniz. Biz tartıştık, kullanıyor.

-Ulaşım için Vallcarca ya da Lesseps duraklarından birinde inip bir miktar yürümeniz gerekecek.

-Burada Gaudi’nin olduğunu iddia ettikleri saçmasapan bir ev mevcut. Hala aynı saçmalıkta mıdır bilemiyorum ama, bence 1 yatak iki koltuk görmek için para vermeye gerek yok. Çok ciddi söylüyorum içeride sadece bunlar var.

casa batllo

Casa Battlo

“Yetti lan Gaudi” demeyin, çalışın sizin de olur. Gaudi’nin Passeig de Gracia üzerinde bulunan ve varlıklı bir aile için tasarladığı bu binaya bence kesinlikle girmelisiniz. Evet biraz pahalı bulabilirsiniz ancak Gaudi’nin neyi ne düşünerek yaptığını algılamak için ve onu biraz olsun tanıyabilmek için iyi bir fırsat. Dışı güzel, içi güzel, “burada yaşasam nasıl olurdu acaba” muhabbetinin kralı yapılır. (seviyeyi düşürdüm mü sanki biraz)

-Giriş: 21,50 Euro

-Ulaşım: L2, L3 ya da L4 hattını kullanarak Passeig de Gracia’da inin.

-Saatler: 09:00-21:00

-Tepesinden benim çok da hayranı olmadığın bir Barselona manzarası görmek mümkündür.

Casa Mila

Daha fazla Gaudi’den bahsetmeyeceğime söz vererek izninizle son Gaudi’li eser olan Casa Mila’dan bahsetmek istiyorum. Yukarıda söz ettiğim yerleri gördükten sonra “Burayı kesin Gaudi yapmıştır” diyebileceğiniz bir diğer güzel yapı olan Casa Mila, diğer adıyla Le Pedrera, Gaudi’nin hayalgücüne ve yaratıcılığına hayran kalmanız için bir başka sebep. Casa Batllo’ya o kadar para verdim buna da girmeyeyim artık demeyin, derseniz de en azından karşısındaki bir banka oturup uzun uzun inceleyin.

-Giriş: 16,50

-Ulaşım: L2, L3 ya da L4 hattını kullanarak Passeig de Gracia’da inin.

-Saatler: Yazın 09:00- 20:00

Kışın: 09:00-18:30

2013 12 17 ESTADIMKT VIC 8966.v1392633483 Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Camp Nou Experience

Bence futbolla ilgilenin ya da ilgilenmeyin, Camp Nou Experience, gidip keşfetmenin oldukça zevkli olduğu, size “vay anam vay neler dönmüş serhat ya” dedirtecek bir deneyim. Özellikle erkekler futbol seviyor diye futbola aşıkmış gibi yapıp, Barselona’nın ilk 11’ini ezberlemeye çalışan kızlar için altın niteliğinde bir fırsat. Basın alanlarından, soyunma odalarına, FC Barcelona Müzesi’nden, stadın içindeki çime kadar neye istiyorsanız ulaşabileceğiniz bu deneyim, bence kaçmaz.

Hatta oldu olacak maça da gitmelisiniz bence, bizim aksimize gol olunca sakince alkışlayan taraftarlarla maç izlemek nasıl oluyormuş görmüş olursunuz.

-Çim koparmaya çalışmayın arkadaşlar bu normal bir davranış değil.

-Giriş: 23 Euro

-Saatler: Genellikle 9:30-19:30, ancak maç olduğu günler maçın 3 saat öncesinden kapanıyor.

-Ulaşım: Line 3 ile Palau Reial ya da Les Corts ‘da inin
Line 5 ile Collblanc ya da Badal’da inin. Sonra biraz yürüyün.

portvell Yeni Başlayanlar İçin Barselona

Port Vell

Barselona’nın içinde alışveriş merkez, restoran, IMAX sinema ve türlü türlü yeşil, üzerine bayılmalık çimen barındıran liman bölgesi Port Vell. Kaptırıp yürürseniz Barceloneta bölgesine ulaşırsınız.

-Bisiklete binip deniz kenarında takılmak için ideal bir bölge.

-Eğer merak ediyorsanız Barselona Akvaryum’u burada. Gerçekten bizim Florya’da bulunan akvaryum daha güzel.

-Maremagnum isimli alışveriş merkez burada bulunuyor.

barcelonata

Barceloneta

Geldik plajın, barların, yüzmeli, kuma gömülmeli aktivitelerin vuku bulduğu bölgemize. Burası özellikle yazın, inanılmaz canlı ve eğlenceli olabilen bir bölge. Öyle saçma olmayan bir ücret karşılığında şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Fakat denizin çok temiz olduğunu söyleyemeyeceğim, bence kontrol etmeden girmeyin. Biz bu bölgeyi çok iyi biliriz. Fakat bir diğer önerimiz ise, özellikle kışın, gece vakti buralara pek yönelmemeniz. Çünkü yaz kalabalığının aksine, kışın burada in cin beach volley oynuyor. (bu espri fırsatını kaçıramazdım, kusuruma bakmayın)

Los Tarantos

Flamenko’ya olan ilginiz, ya da konuyla ilgili bilginiz nedir bilmiyorum ama, Plaça Reial’de bulunan bu küçük, sevimli ve samimi mekan, bende büyük bir yer etti. Her gün farklı bir dansçının, arkalarınca canlı müzik eşliğinde performansını sergilediği Los Tarantos’a, bir akşam, yarım saat süren gösterilerden birini izlemek için mutlaka uğramalısınız. Biz hayran hayran izlerken bırakın konuşmayı, elimizdeki içkiyi bile içemedik.

-Giriş 10 Euro. İçki dahil değil.

Barcelona: İpuçları

-Barselona’nın dili Katalanca. Evet İspanyolcaya benziyor, ancak yine de belirgin farkları da yok değil. İspanya hükümeti ile olan gerginlik nedeniyle de, İspanyolca konuşmaya çalıştığınızda hafiften bir sinirlenme durumu olabiliyor.

-İspanya deyince aklınıza Boğa Güreşleri gelebilir. Ancak bu nefret ettiğim, anlamsız, gerzekçe aktivite çok şükür artık gerçekleştirilmiyor ve bunun için oluşturulmuş arena, artık bir alışveriş merkezi olarak kullanılıyor.

-Olur da yemek yemek, ya da Los Tarantos’a gitmek için Plaça Reial’e yolunuz düşerse, o bölgenin geceleri pek güvenli olmadığını aklınıza bulundurun. Genelde meydanda polis oluyor zaten, ama siz yine de dikkatli olun.

-Yukarıda da söz ettiğim gibi hırsızlık gerçekten çok sık yaşanıyor. Bu genelde her ülkeye giderken dikkatli olmanız açısından söylenebiliyor ama, burada durum başka. Çünkü orada tanıştığım tüm yerliler bile şu an size bulunacağım uyarılarda bulunuyorlar ve aynı özeni kendileri de gösteriyorlar. Telefonunu masada bırakmayın, hesabı garsonun eline vermeden masadan kalkmayın, çantanızı yere koymayın/rastgele bir yere asmayın, hep gözünüzün önünde bulundurun, metroda çantanıza çok dikkat edin.

– Museu Nacional d’Art de Catalunya ve Museu d’Art Contemporani de Barcelona’ya gitme fırsatı bulamadığım için bilmeden detaylarını yazmak istemedim, ancak bence vaktiniz varsa değerlendirmelisiniz, benim aklım kaldı.

-Mutlaka Barselona’nın sabaha kadar eğlendiğine dair bir şeyler duymuşsunuzdur. Bunu deneyimlemek istiyorsanız, gece dışarı çıkmak için Cuma ya da Cumartesi’yi tercih etmelisiniz, aksi takdirde kendinizi, bir başınıza bira içerken bulabilirsiniz.

Farklı Barselona deneyimleri için Deniz Yılmaz’ın “Yeni Başlayanlar için Barselona” ve Sedart’ın “Viva Barselona!” yazılarına göz atabilir, Emre Eminoğlu’nun “Fundacio Joan Miro” yazısından müzeyle ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz

http://oitheblog.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?