Hepimizin sabah uyandığı anda yapmaya ihtiyaç duyduğu belli başlı eylemler vardır; yüz yıkamak, diş fırçalamak, bir bardak su içmek gibi. Evet, bu ve benzeri ritüeller fiziksel olarak güne iyi başlamak için önemli. Peki ya zihinsel ritüelimiz? Güne mental olarak hazır başlamaya da bu denli önem veriyor muyuz? Üstelik, bu tip sabah veya akşam ritüellerinin performansımız ve odaklanma becerimiz üzerinde müthiş etkileri olduğunu biliyorken. Birazdan bahsedeceğim başarılı isimler, daha günün yoğun temposuna girmeden enerjisini hedeflerine yöneltmeyi, gün içerisinde karşılaşabileceklere olumsuz durumlara karşı yapıcı tepkiler vermeyi ve bunlar gibi yaşamlarını iyileştirmeye dair pek çok detayı önemsiyor. Bu doğrultuda da hayatlarında belli bir düzen oturtmuşlar. Peki neler yapıyorlar, gelin yakından bakalım.

Elon Musk

Tesla, SpaceX ve SolarCity gibi dev şirketlerin sahibi olan Elon Musk, başarısını sahip olduğu müthiş düzene ve organizasyon becerisine borçlu. Öncelikle, kendisinin günlük planlarını çok sıkı planladığını söylemeliyim. Hani “dakikası dakikasına” diye bir ifade vardır ya, o kadar olmasa da, Musk’ın her 5 dakikası belli. Evet, ciddiyim; Musk, ajandasını beşer dakikalık programlara göre oluşturuyor ve çok önemli olmadıkça herhangi bir programa daha fazla zaman ayırmıyor. Elon Musk’ın zamanın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine olan inancını uyku düzeninden de anlayabiliyoruz. “Az uyku, çok iş” mottosunu benimseyen Musk, her gün en fazla 6 saat uyuyor ve sabahları en geç 7’de kalkmış oluyor. Onun için yemek yemek de bir nevi zaman kaybı dolayısıyla, sabahları asla kahvaltı yapmıyor, öğle saatlerinde ise hızlıca bir şeyler atıştırıyor.

Biraz da Elon Musk’ın gün içindeki alışkanlıklarından bahsedelim. Her ne kadar teknoloji dünyasının önemli isimlerinden biri olsa da, zaman kaybetmemek için telefon konuşmaları yapmıyor, e-mail ve mesajlaşma uygulamalarını da ihtiyaç olursa kullanıyor. Musk’a sadece çalışanları e-mail gönderebiliyor, mail kutusuna dışarıdan herhangi bir mail gelmemesi ve onları silmeye zaman harcamaması için e-mail adresi korunuyor. Tüm bunlar, onun yaptığı işe odaklanmasını ve dış faktörlerin dikkatini dağıtmamasını sağlıyor. Unutmadan, Elon Musk cumartesi günlerini de çalışmaya ayırıyor, sadece pazarları dinlenmeyi tercih ediyor.

Mark Zuckerberg

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de zamanını verimli kullanmaya önem veren isimlerden. Çok az uyuyor, genelde sabah 06.00’ya kadar programcılarıyla konuşuyor, 08.00’de ise güne başlıyor. Eğer bir önceki gün geç saatlere kadar çalıştıysa, kendine birkaç saat daha izin veriyor. Sabahları ilk yaptığı iş, telefonundaki uygulamalardan günün haberlerini almak. Bu yüzden önce mesajlarını kontrol ediyor. Haftada üç sabahının bir bölümünü spor yapmaya ayıran Zuckerberg, günün geri kalanında nasıl besleneceği ile ilgili pek kafa yormuyor. Hayattaki geçici ve minik kararlarla zaman harcamak istemediğinden, canı ne çekiyorsa onu yiyor.

Mark Zuckerberg’i diğer isimlerden ayıran bir özellik de, yine zaman kaybetmeme endişesiyle tekdüze ve fazlasıyla net bir giyim tarzını tercih ediyor olması. Gri t-shirt diyeyim, gerisini siz anlayın! Zuckerberg’in yüzlerce gri t-shirt’ü var, her sabah bir tanesini alıp üzerine geçiriyor. Böylece gün içinde alması gereken kararları minimize ettiğini söylüyor. Belki bu denli ekstrem bir boyutta değil ama bu ritüeli öğrendikten sonra kendi kendime, zihnimi kurcalayan küçük detayları fark edip onları daha pratik yollarla çözüme kavuşturabilir, aklından geçenleri düzene sokmak üzerine kendini eğitebilirsin dedim.

Tony Robbins

Ve hikayesinden yaptığı çalışmalara, her şeyiyle bana bir dolu ilham veren Tony Robbins’de sıra. Öyle güzel ritüelleri var ki, yapanların içinden mutluluk taşarak güne başlamaması mümkün değil. Bilmeyenler için, Tony Robbins çok başarılı ve dünyaca tanınan bir kişisel gelişim devi. Kocaman gülümsemesi ve müthiş enerjisiyle her gün sayısız insanın hayatını iyileştirmesine yardımcı oluyor. Bir insanın başkasına iyi gelmesi için, önce kendisinin iyi olması lazım diyeceksiniz. Haklısınız. Tony Robbins tam da bunun için, her sabah içini ısıtıp neşeyle dolduracak ve vücudunu capcanlı bir enerjiyle dolduracak egzersizler yapıyor.

Robbins’in 10-20 dakika süren sabah ritüeli 4 adımdan oluşuyor ve oldukça sistematik bir şekilde ilerliyor. İlk 5 dakika, sevdiğiniz neşeli bir müzik ile bedeninizi canlandırıyor, enerjinizi yükseltiyorsunuz. Negatif duyguları, yorgunluğu, sıkkınlığı atıyorsunuz. Sonraki 3-5 dakika, şükür zamanı. Hayatta gerçekten nelere minnet duyduğunuzu fark ediyor, bunları ister içinizden geçiriyorsunuz, ister bir kağıda yazıyorsunuz. Üçüncü adımda, 3-5 dakika sevdikleriniz, arkadaşlarınız ve tüm değer verdikleriniz için güzel dileklerde bulunuyorsunuz. Ve son olarak, gün içinde ulaşmak istediğiniz, küçük veya büyük fark etmez, 3 hedefe odaklanıyorsunuz. Bu adımda gözlerinizi kapatarak o hedefleri gerçekleştirdiğiniz anı gözünüzde canlandırmanız önemli. O hedef gerçek olsa nasıl hissederdiniz, ne düşünürdünüz, yüz ifadeniz nasıl olurdu; tüm bunları, sanki istediğiniz o anda gerçekleşmiş gibi deneyimlemeye çalışıyorsunuz. Bitti mi? Müthiş canlı, dinamik, pozitifliklerle dolu bir güne merhaba!

Bu ritüeli hayatımın bir döneminde kısa bir süreliğine de olsa uyguladım. Belki inanmayacaksınız ama o dönemde hayatım olumlu yönde akıl almaz bir değişime uğradı. Tabii ki sihirli bir el gelip dokunmadı yaşantıma, sadece ben değişmiştim, algım değişmişti, dolayısıyla tepki ve davranışlarım, haliyle de hayatıma çektiklerim değişmişti. En son ne zaman yaşadığınız hayat için şükrettiniz? Eminim çoğumuz hatırlamıyordur bile. Bu noktadan, her sabah şükrettiğiniz bir noktaya geldiğinizi düşünün. Sizce bunu uygulayan bir insanın mutlu hissetmemesi mümkün mü? O zaman niye yalnızca kısa bir süre yaptın diyebilirsiniz, ne cevap versem bahane gibi anlaşılacağını düşündüğümden bu soruyu pas geçiyorum. Zaman bulamadım, çok yoğun bir dönemdi, işler birikmişti gibi cevaplar hep bahane. Bu yazı vesilesiyle bunu da fark ettiğime göre, belki de bugün yeniden başlamak için doğru bir gündür!

Steve Jobs

Başarılı insanlardan konuşurken, Apple’ın kurucusu Steve Jobs’dan bahsetmemek olur mu? 2011’de kaybettiğimiz Jobs’un kendine özgü ve bir hayli etkili olduğunu düşündüğüm bir ritüeli var(dı). Her sabah uyandığında kendine aynada bakıyor ve şu soruyu soruyor: “Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, şu anda yapmaya hazırlandığım şeyleri yine de yapar mıydım?” Hem çok doğru, hem de çok etkileyici. Kim bilir, her birimiz bunu yapmayı alışkanlık haline getirsek ne kadar çok şey değiştirirdik şimdiki hayatımızda.

Steve Jobs’un ritüeli bu soruyu sormakla bitmiyor, kendisi bu soruya verdiği cevaba göre -bu cevap çoğunlukla ‘hayır’sa, yaşamında değişiklikler yapıyor. Jobs’un bu ritüeli, belki de çoğumuza gerçekten istediği gibi bir hayat yaşaması için motivasyon sağlar, siz ne dersiniz?

David Lynch

Bağımsız Amerikan sinemasının en başarılı yönetmenlerinden biri olarak bilinen ve The Elephant Man, Blue Velvet, Mulholland Drive filmleri ile toplam 4 kez Oscar’lara aday olan Lynch, oldukça farklı ritüellere sahip. Çalışma konusunda “her şeyin düzenli olmasını severim” diyen başarılı yönetmen; yedi yıldır öğlen iki buçukta aynı restoranda yemek yiyor. Yemekte en az dört, en fazla yedi şekerli kahve içiyor ve her gün bol bol çikolatalı milkshake tüketiyor.

Lynch, vücuduna “şeker yüklemesi” yapmanın yaratıcılığını arttırdığını söylüyor. Örneğin, anlattığına göre içtiği kahvelerin yarısına kadar şeker doldurduğunda kan şekeri fırlıyor, bu da onun aklına bir sürü yaratıcı fikir getiriyor. Tabii bu David Lynch’in yöntemi, sizi özendiriyor olmak istemem, ben sadece öğrendiğimi paylaşıyorum!

Tabii ki herkese iyi gelen şey farklı ama bu ilham veren isimlerin ritüellerinden benim çıkardığım sonuç şu; başarılı olmak için, planlı ve organize hareket etmek, sorumluluklarımızın bilincinde olarak hep daha iyisi için çalışmaya gayret etmek, egzersize zaman ayırmak ve zamanın değerinin farkında olmak şart. Son olarak, benim yukarıdakilere ek olarak, kendimce eklemek istediğim iki nokta var, umarım size de faydalı olur!
_Sabahları meditasyon yapmak! Zihni boşaltmaya birebir. Bir kez deneyin ve meditasyona oturduğunuz an ile, meditasyonu bitirdiğiniz anki dinginlik seviyenizi karşılaştırın. Aradaki farka inanamayacaksınız.
_Güne güzel bir duş alarak başlamak. Kimileri sabah duş almaya üşenir, üşenmeyin! İnanın o ferahlık hissi, tüm güne yayılıyor.

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Ruhunuza İyi Gelecek Öneriler

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN