Çiçeği burnunda tiyatro grubu Kozmopolitan Tiyatro, sezona Bay Samir’i armağan ediyor. Bir devlet memurunun hayatla mücadelesinde destekçisi cansız bir mankenle ilişkisini işlerken toplumun fotoğrafını çekiyor, yaşamın iniş ve çıkışlarını ve nereye varacağımızı sorgulatıyor. Gökhan Gürün ve Kerim Urun’un uyumlu oyunculuklarıyla ortaya bağrımıza basacağımız Bay Samir (ve Sabit Efendi) çıkıyor. Alper Kurbaloğlu kalemiyle bize günümüz toplumundan ve hayat kavgasından bir kesit sunuyor. Kerim Urun ve Gökhan Gürün hakkını verdikleri oyunculuklarıyla bu anlatının başrolünde, yanlarında da Sabit Efendi var.

İlk olarak bu hikâyenin neden ve nasıl başladığını sorduğumuzda çıkış noktasının kendisi de vergi dairesinde görev yapan yazarın çocukluğu olduğunu öğreniyoruz.  Kurbaloğlu, çocukluğunda her gün önünden geçtiği butik bir dükkanı yaşamında referans almış. O dükkanın ve vitrinindekilerin sabitliği, içindeki sevginin de değişmezliğine kılavuz olmuş. 90’lı yılların bitmesiyle hızla değişen dünyada o dükkânı yitirmek ve özellikle depremden sonra varlığının keskin olarak sonlanmasıyla, biriktirdiği huzuru elinde tutamayacağını, er geç sistemin kendisini yeneceğini bu oyunla göstermek istemiş.

Bay Samir

Bay Samir, herkes gibi bir hayat mücadelesi içinde. Sabah dokuz akşam beş mesailerinde, işini layıkıyla ve dürüstlükle yapmaya çalışan kendi hâlinde bir memur. Mesai bitince de en yakın dostunu görmeye gidiyor. Bu dost hepimizin bildiğinden biraz farklı. Cansız bir manken, kendi deyimiyle ucube bir manken, üstelik gövdesinin yarısı yok! İsim de koymuş, Sabit Efendi, malum camekânın ardında öyle sabit duruyor. Düşününce böyle bir mankende insan ne bulur bilemiyor ama Bay Samir için çok şey ifade ettiği kesin. Vitrinin arkasında saatlerce ona bakıyor, derdini anlatıyor, konuşuyor. Yine bir iş çıkışı dertleşmek için koşa koşa gidiyor ancak ortada ne tuhafiyeci dükkânı var ne de manken. Bir kentsel dönüşüm hikâyesi daha. Bay Samir, ilk şoku atlatıyor ama illaki Matmazel’in dükkânı bir yere taşınmıştır diye düşünüyor. Başlıyor aramaya. Sora sora nasıl Bağdat bulunursa, Sabit Efendi daha doğrusu vitrininde durduğu dükkânın yeni yeri de öyle bulunuyor. Şişli’nin arka sokaklarındaki arayış, Bay Samir için pek kolay olmuyor. Yolda karşısına çıkmadık, başına gelmedik kalmıyor ama azmin elinden bir şey kurtulmazmış misali manken de sonunda Bay Samir’in sırtında muradına eriyor.

a04_4203
Bay Samir | Fotoğraf: Kozmopolitan Tiyatro

Bay Samir’in manken bulma macerasında çok şeye şahit oluyoruz. Aslında bizimkisi şahitlikten ziyade bir kez daha tanışma, bildiğimizi ve gördüklerimizi yeniden temize çekme diyebiliriz. Önce Sabit Efendi’nin durduğu dükkânın önü ve ana caddedeki trafik, insanların bir yere yetişme telaşı ve çevresindekilerle olan biteni kanıksama hâli. Kimsenin durup düşünecek ve şöyle etrafına bakacak zamanı yok zaten. Sokaklar, caddeler sürekli bir değişim hâlinde, her yerimiz inşaat. Bay Samir gecenin bir vakti, dükkânın yeni adresine doğru yol alırken karşılaştıkları tüm tipler de tanıdık. Polis memurları, sorgulamaları, sonra yeni nesil kahvecileri ve havalı isimli kahveleri hazırlayanın otomatikleşmiş hâlleri, hep bedeninin yarısını gördüğümüz ve tosttan ziyade adres sorduğumuz büfeci, her an bıçak çekmeye bir nedeni olan ayyaş, derdi para olan dükkân sahibi… Hepsini bir şekilde ya gördük, ya duyduk ya da bizzat tanıştık. Toplumdan bir kesit, memleketten insan manzaraları hepsi. Bay Samir de telaşlı, çıkarcı, mutsuz insanlarla dolu bu dünyada kendi yolunda ilerlemeye çalışıyor. Ne hırsı var ne de büyük hayalleri, elindekilerle yani hayat pastasından kendine düşen kırıntılarla yetiniyor. Sabit Efendi aslında onun arkadaşından ziyade bu berbat düzende bir çeşit tutunma çabası, direnişi, yer yer isyanı kısaca var olma aracı. Derdini ona akıtıyor, dermanını bulacakmış gibi. Karşılıklı çay içerse her sorun çözülecekmiş gibi. Hatta onunla tam oluyor, kendisinde hiçbir şey tam olması gerektiği gibi değil, manken de yarım zaten. Bir araya gelince işte iki yarım bir bütünü oluşturuyor ve o zaman hayat onun için çekilebilir gibi duruyor. Sırtına aldığında ise artık hayatın yükünü değil sadece Sabit Efendi’yi taşıyor.  

samir-1
Bay Samir ve Sabit Eendi | Fotoğraf: Kozmopolitan Tiyatro

Bay Samir, dostunu sahne üstünde yürüyerek, koşarak, bazen durarak, durmaya çalışırken yine hızlanarak arıyor. Bu tempoyu mümkün kılan ise sahnenin ortasında duran koşu bandı. Üstüne bir çıkıyor ve gerisi geliyor. Aslında hepimiz de bir koşu bandında değil miyiz ya da hayat bir koşu bandı değil mi ki zaten? Kimi yerde onun gibi yürüyor, kimi yerde hiç durmayacakmış gibi koşuyor, bazen sakin sakin adımlar atıyor ve sonra birden hızlanmamız gerekiyor. Nereye varacağımızı ne biz biliyoruz ne de Bay Samir.   

Bay Samir’e hayat veren Kerim Urun ve tüm yan rollerin sahibi Gökhan Gürün başarılı ve uyumlu oyunculuklarıyla göz dolduruyor. Kerim Urun, takım elbisesi içinde, hâl ve tavırlarıyla özellikle koşu bandının üstünde bazen hızlı bazen yavaş ama hiç durmak bilmeyen yürüyüşleriyle inanılmaz bir performans sergiliyor. İzlerken biz yoruluyoruz ancak kendisi hiç aksamadan Bay Samir olmaya devam ediyor ve çok sevdiriyor. Şahsen kendimi bir gün evine çay içmeye giderken bulabilirim. Gökhan Gürün ise büründüğü her karakteri yaşıyor ve yaşatıyor. Her birinde ayrı ayrı kendini alkışlatıyor. Her iki oyuncuyu yıllar sonra tekrar sahnede izlemek de ayrıca keyifliydi. Sabit Efendi’yi de unutmamak gerek. Cansız bir manken ama Bay Samir’in kollarında, sırtında sanki bize ‘ben de varım, benim de bir ruhum, vicdanım var ve Samir’i hiç bırakmayacağım’ diyor. Biz de herkese bir Sabit Efendi gerek diyoruz, bu dünyaya başka türlü katlanmak bu gidişle pek olamayacak sanki.

a04_4547
Gökhan Gürün – Kerim Urun | Fotoğraf: Kozmopolitan Tiyatro

Özetle Bay Samir, şu berbat zamanda ayakta kalma mücadelemizde çareyi cansız bir mankende bularak kısa sürede bizi yaşamla ilgili düşüncelere iten, toplumun panoramik fotoğrafını çekerken değerlerimizi sorgulatan ve her şeye rağmen yine de bir umut var dedirten samimi bir oyun. Perde kapandığında ise çok şey düşünebilir, polisle ve ayyaşla değil de Bay Samir’Ie Osmanbey’de bir köşeyi dönerken yüz yüze gelmek, hâlini hatrını sorup Sabit Efendi’ye de selam göndermek isteyebilirsiniz. Şimdiden iyi seyirler!    

Kapak Fotoğrafı: Kozmopolitan Tiyatro

İlginizi çekebilir: Eda Geven’den 2024 Oyun Önerileri