Begüm Salihoğlu, çok sevdiği Barok döneme ait mobilyalardan ilham alarak hazırladığı koleksiyonununa Baroque’n Roll adını verdi. Koleksiyonlarını hazırlarken trendlerden etkileniyor mu, pek merak edilen Baroque’n Roll’da hangi detaylar öne çıkıyor, genç yaşta tasarımcı olmanın avantajları neler? Hepsi bu röportajda!

Koleksiyonlarınızı hazırlarken dünya trendlerinden ne oranda faydalanıyorsunuz?

Sadece koleksiyonları oluşturmadan önce değil, her zaman güncel trendleri takip ediyorum, sanat, sergi, film, müzik… Bu da bilinçaltıma zaten yerleşiyor ve gelecek trendleri bu şekilde kendi stilimle şekillendiriyorum. Dünya trendlerinin bir şekil önüne bile geçmiş oluyoruz ama aslında doğru zamanda doğru trendi tutturmak satış açısından her zaman daha iyi oluyor çünkü insanlar henüz gözünün alışamadığı bir ürüne önceden sahip olmak istemiyor. Bu hazır giyim koleksiyonları için daha geçerli tabii mesela Roman’a koleksiyon hazırlarken her zaman trendleri öngörerek hazırlıyorum. Couture koleksiyonlarım ise tamamen benim kendi içgüdüsel dünyama göre şekilleniyor. Burada tamamen özgür olduğumdan renkler, biçimler trendlere göre şekillenmiyor, içimden nasıl geliyorsa o halde tasarlıyorum.

Tasarımlarınızı hazırlarken kadınların hangi özelliklerini göz önüne alıyorsunuz?

Kadınların en büyük zaafı ve isteği olduğundan zayıf görünmek, bu yüzden kalıp çok önemli benim için. Bir kadın kaç beden olursa olsun doğru bir kalıp ve kıyafet ile olduğundan çok daha zayıf görünebilir.

Önceleri biraz daha bohem ve akışkan formlar hoşuma gidiyordu, artık sanırım daha olgunlaştım ve bedene oturan formlar, ince siluetler, sert gepiyerler hoşuma gidiyor ve bunlar koleksiyonlarıma yansıyor. Kadını daha zarif ve sofistike gösteren modern kıyafetler tasarlıyorum; çok fazla süs püs, taş, tüy kullanmayı sevmiyorum ve aksesuarı yerinde, bir detay olarak kullanıp elbisenin siluetini ortaya çıkarmayı daha hoş buluyorum. Kısaca kadın formunu değiştirmek tasarımlarımı hazırlarken ki en büyük çıkış noktam.

Son koleksiyonunuz Baroque’n Roll’dan biraz bahseder misiniz?

“Baroque’n’Roll” koleksiyonu tamamen bir geçiş dönemini anlatıyor benim için çünkü son hazır giyim koleksiyonum. Bundan sonraki koleksiyonlarımda tamamen couture’e ve gelinlik tasarımına geçeceğim.

Bu koleksiyondaki çıkış noktam aslında benim mobilyalara ve antikalara olan merakımdan geliyor. Yine bir gün eski dönem mobilyalara bakarken karşıma çıkan Baroque döneme ait muhteşem bir ayna bu koleksiyona hayat verdi. Ben de bu döneme ait diğer mobilyaları da araştırmaya başladım. Öncelikle bu aynanın bir benzerini kendi evim için yaptırmak istedim ancak sonradan “neden koleksiyonda da bu detayi kullanmayayım?” diye düşündüm. Aynanın çerçeve formundaki detayları kumaşların formuna, döşemelik kadifeler kumaşlara yansıdı, ama siluet olarak 90’lı yılların büstiyer ve body formlarını kullanıp hepsini karıştırmak istedim. Koleksiyonu görenler bazi parçaların hazır giyimden çok couture bir ürün olduğunu zannediyor, demek ki iyi iş çıkartmışız :)

Koleksiyonunuzda ne gibi detaylar öne çıkıyor?

Koleksiyonda transparanlık ve teni gösteren detaylar çok ön planda. Kenarları dantelle örülmüş yüksek bel kalem etekler, pantalonlar; bloke kesim dediğimiz transparan gömlekler; dantel bodyler var. Ayrıca baroque ayna detaylarının yansıdığı dijital baski kumaşlar; sırtta transparan düğme detayları var. Ayrıca bu sezon ilk defa dış giyim için İngiliz kaşmirinden pelerin kabanlar yaptım. Ancak bu kabanlari sadece gündüz degil, tuvaletinizin üstüne de uyacak şekilde tasarladım. Böylece gece bir düğüne gittiğinizde illa ki üstünüze hayvan postu dediğimiz kürklerden atmanıza gerek kalmayacak!

Tasarım yaparken sizde duygu ve düşüncelerinizi koleksiyonlarınıza yansıttığınızı düşünüyor musunuz?

Kesinlikle evet! Duygusal bir insanım ve koleksiyonlarımda o dönem nasıl hissettiğim de sanırım belli ediyor kendini :) Zaten tasarımcının trendleri veya düşünceleri katmasının yanında esas duygularını katması bence koleksiyonları en güçlü kılan şey.

Genç yaşta moda sektörüne girmenin avantajları nedir sizce?

Genç yaşta bu sektöre girince zaten mutlaka başlarda yanlış bir sürü şey yapiyorsunuz, bu yanlışları gördükçe de güçleniyor ve hata yapma olasılığınız da ilerde azalıyor. Bu da zaten daha genç bir yaşta sizi daha başarılı kılar.

Yolun başındaki genç modacılara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Sabırlı olun, kendiniz olun, başkalarını dinlemeyin. Bence başarmak icin en güzel üç şey!

Yurtdışında ya da türk tasarımcılar arasında örnek aldığınız isimler var mı?

Stephane Rolland, J. Mendel, Stella McCartney en beğendiğim tasarımcılar.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?