Beni bilen bilir; yeme-içme konusuna ve bu konuda kendimi geliştirmeye oldukça meraklıyım. Fırsat buldukça, Mutfak Sanatları Akademisi’nin workshoplarına gidiyor, tadımlara katılmaya çalışıyorum. Birçok kez şarap tadımına katıldım, ama karşıma çıksa yine orada bir şeyler öğrenmeye çalışırken bulabilirsiniz beni. Öğrendiğim her yeni bilgi, her yeni üzüm beni mutlu ediyor, o konudan daha da çok keyif almamı sağlıyor. Geçtiğimiz Aralık ayında, hayatımda ikinci defa viski tadımına katıldım. O etkinlik de müthiş geçti derken, oldukça sık tükettiğim bira hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığıma karar verip araştırmalara başladım. Karşıma, ilk bakışta tur şirketi diyebileceğim Ben Kaçtım çıktı. Ben Kaçtım, hem Anadolu’da hem de yurt dışında yalnızca turist gibi gezen değil, lokal deneyimler yaşamak isteyen kişileri hedefleyen keyifli bir organizasyon aslında.

İstanbul’da da etkinlikler yapalım, insanlara hafta sonlarını cafelerde geçirmekten farklı tecrübeler yaşatalım mottosuyla yola çıkmışlar ve geçtiğimiz Pazar günü son anda yer bulup katıldığım “Arpa Boyu Yolculuklar” etkinliğini düzenlemeye karar vermişler. Pazar günü katıldığım bu tur, bir “bira tadımı”ndan çok daha fazlaydı. Neden mi, gelin kısaca bahsedeyim!

İlk durak: Joker No:5

Pazar günü saat 14’te başlayan etkinliğin ilk durağı, Nişantaşı’nda Atiye Sokak’ta bulunan Joker No:5’ti. Tur, 4 farklı mekandan oluşuyordu ve her mekanda çeşitli bira-yemek eşleşmeleri yapacaktık. Joker No:5’in bizim için ayrılan katına geldiğimizde masalarda trüflü kızarmış patatesler ve peynir tabağı bulunuyordu. “Peynir tabağı mı?” dediğinizi duyuruyorum :) Evet normalde şarapla eşleştirdiğimiz peynir tabağı, bira ile de gayet güzel gidiyor. Onu söylemeliyim! Joker No:5’te eğitmenimiz Erdinç Çatak, üretim sürecinden en lezzetli eşlemelere  kadar bir çok detayından bahsetti.

Ale ve Lager tipi mayaları bilmeme rağmen aralarındaki farkı bilmiyordum örneğin. Ale tipi mayalar şıranın kazanda üstten fermente edilmesine olanak sağlarken ve aromatik tatların daha baskın şekilde hissedilmesi ile öne çıkıyor. Lagerler ise, alt fermantasyon mayası ile daha düşük sıcaklıkta yapılırlar ve Ale’lere göre daha berrak ve kolay içimli oluyorlar.

Peki senelerdir Malt seviyorum dediğimiz Malt nedir biliyor musunuz? Nişasta zengileştirmek amaçlı çimlendirilmiş ve kavrulmuş arpaya Malt deniliyor. İki sıralı arpalar malt olup, fermantasyon işlemine hazırlatılıyor. Bunu not alın, anlatırsınız. :)

Biranın Hikayesi

Tüm bu süreçleri öğrendikten sonra sıra biranın tarihine geldi. Bunu biliyorsanız çok şaşıracasınız; ilk biranın M.Ö. 8000-10.000 yılları arasında ilk insansıl yapı olarak nitelendiren Urfa, Göbeklitepe’de üretildiği arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkmış. Evet Göbeklitepe! (Ne varsa bizim ülkede var; keşke değerini çok daha fazla bilsek!)

Bira M.Ö. 6000-4000 senelerinde de Mezopotamya ve Mısır’da önemini artarak korumuş. Özellikle Mezopotamya kültüründe o kadar önemliymiş ki, Ninkası adında bir bira tanrıçası varmış. Ona yazılan bir ilahi ise bira tarifi içeriyormuş.

Biraz daha çok yakın geçmişe dönelim… Sanayi devriminin gerçekleşmesi, bira endüstrisinde toplu üretimi ve fabrikalaşmayı beraberinde getirmiş. Bira fiyatları daha ucuzlamış ve markanın ön planda olduğu tüketim algısı oturmaya başlamış.

Peki Anadolu’da filizlenip, tüm dünyada tüketim kültürü oluşturan bira kendi coğrafyasında ne durumdaydı? Orta Avrupa göçmeni iki kardeş tarafından 1890 yılında İstanbul Feriköy’de kurulan bira fabrikası (Evet, bugünkü Bomontiada!) dönem padişahı 2. Abdülhamit’in izniyle üretime başlamış. Avrupa’dan daha farklı Türk damak tadına daha uygun, %100 malt, rahat içimli, berrak ve açık sarı rengi ile Bomonti kardeşler Anadolu’ya halkına tekrar sevdirmeyi başarmışlar. Fabrikanın karşısında Bomonti Bira Bahçeleri kurulmuş…

Hikayeden Etkinliğe Geri Dönüş

Yavaş yavaş lezzet eşleşmelerine geri dönelim… Joker No:5’te Filtre edilmeden üretilen doğal ve zengin bir tad ile nelerin uyabileceğini konuştuk. Burada seçimlerimizde kendine has aromatik mayanın, malt ve şerbetçi otunun önüne geçmeden kendini hissettiren lezzetler ile eşlikçilerini denedik. Bu da onu ızgara bonfile, az baharatlı köfte, kuzu şiş, tatlı ekşi tavuk, pizza, ekşi mayalı sandviç, peynirlerden gravyar, taze kaşar, emmental, kızartmalardan ise mozarella sticks ve patates kızartması ile harika bir uyum içinde olmasını sağlıyor.

İkinci durak: Craft Beer Lab

Joker No:5’ten sonra havanın güzel olmasını şans bilerek 15 dakikalık bir yürüyüşle ikinci durağımız olan Akaretler’deki Craft Beer Lab’e gittik. Yolda hepimize kulaklık takıldı ve Erinç o sırada biradan bahsetmeye devam etti. Craft Beer Lab’in keyifli bahçesinde Erdinger ve Bud ile Frankfurter eşlemesi yaptık. Nefisti!

Üçüncü durak: Joker No: 19

Turun 3. Mekanı olanı Joker No:19’da Lager biraları tattık. Yukarıda da bahsettiğim gibi, lagerler, ale’lere çok daha rahat içimli oluyorlar. No:19’da ortaya mozzarella sticksten kıvarmış tavuğa birçok çeşit yemek geldi. Lagerin rahat içimi sayesinde, yediklerinizi istediğiniz kadar karıştırabiliyorsunuz. Çünkü hepsiyle uyum sağlayabiliyor.

Son durak: Dorock XL, Beşiktaş

Dorock’ta çikolatalı sufle ile Stout tipi bira ile tadım yaptık. Bu ikili hiç beklemediğim kadar iyiydi! Stout olarak geçen siyah bira, kavrulmuş 4 çeşit malttan gelen çikolata ve kahve aromalarının, ithal edilen “target” türü şerbetçi otundan gelen taze yeşil çayı ve narenciye aromalarıyla oluşuyor. Kremamsı zengin bir köpüğü var. Kahvemsi tadı çikolatalı tatlılarla harika bir uyum sağlıyor.

4 saatlik, bol yeme-içmeli, bilgili ve kahkahalı turumuz Dorock’tan sonra sona erdi. Ben Kaçtım ekibine böyle bir tur düzenledikleri, yoğun şehir hayatında farklı aktiviteler arayanları düşündükleri ve iş koşturmacasında bizi mola vermeye ikna ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Erdinç, 4 saat boyunca en tüm bilgileri en keyifli şekilde aktardı. Bu turun aynısı 3 Mart’ta da yapılıyor. Olur da geç kalırsanız, benim tavsiyem Ben Kaçtım’ı instagramdan takip etmeniz, etkinlik ve turları hakkında takipte kalmanız. Herkese keyifli günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN