Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim, her detayıyla ters yüz eden, Fransız yapımı bir Netflix filmi. Neyi mi ters yüz ediyor? Toplumdaki kadın ve erkek rollerine dair algımızı, “Bir kadın veya erkek nasıl davranmalıdır?” sorusuna verilecek cevaplardaki tüm -meli, -malı eklerini, cinsiyet kavramına dair kalıplaşmış ve değişmez görünen tüm yargılarımızı. Film neden bahsediyor, anlatılmak istenen nedir, isterseniz yakından bakalım.

Senaryosunu ve yönetmenliğini Éléonore Pourriat‘nin üstlendiği film basit gibi görünen ancak yalnızca derinlemesine düşünüldüğünde tam olarak anlaşılabilecek bir konuya sahip. Filmde hayatı çapkınlık yapmak ve farklı kadınlarla beraber olmakla geçen bir adamın (Vincent Elbaz) başından geçenler anlatılıyor. Damien adlı bu adam için kadınlar yalnızca bir cinsel objeden ibaret. Ta ki, bir gün yolda yürüyen kızlara laf atarken bir direğe çarpıp bayılana kadar. Damien gözlerini açtığında kendini kadınların egemen olduğu bir dünyada buluyor. O güne kadar toplumda süregelen tüm kadın ve erkek rollerinin yer değiştirdiği bir dünya. Ve Damien, o ana kadar kadınlara yaşattığı ne varsa bir bir kendisi yaşamaya başlıyor.

Kafanızda canlanması adına Damien’in gözlerini açığı yeni dünyadan bahsetmek istiyorum biraz. Bahsettiğim bu yeni dünya, toplumdaki ataerkil düzene karşı çizilen bir dünya, aynı zamanda da toplumsal cinsiyet olgusu ile ilgili çoğunluğun zihninde yer alan kalıp yargılara yapılan ciddi bir eleştiri. Bu yeni düzende kadınlar yolda şort giyen erkeklere laf atıyor, maç izliyor, viski içiyor, poker oynuyor. Erkekler ise ağda yapıyor, oje sürüyor ve ev işi yapıyorlar. Bir içki içecekler ise daha hafif olan şarabı tercih ediyorlar. Sokakta üstü çıplak, koşan bir kadın görmek ise gayet doğal. Filmde karısının kendisini aldattığını bilen bir adamın arkadaşına, “Bırak canım, arada kaçamaklarını görmezden gelmelisin” dediğini görüyoruz. Bunlar gibi fazlasıyla açık rol değişimlerinin yanında, aynı mesajı veren ince detaylar da var filmde, kart oyunlarında damın papazdan daha güçlü olması gibi. Filmdeki tüm bu örneklere ise Damien ile Alexandra (Marie-Sophie Ferdane) adlı yazar bir kadının ilişkisi üzerinden tanıklık ediyoruz.

Gülsem mi ağlasam mı bilemediğim bir konu da, filmin gerçekçiliği. Perdeye yansıyan her durum günümüzde birebir yaşanıyor, ne eksik ne fazla, anlatılanlar bir nevi “acı ama gerçek” tabirinin tanımı gibi. Ancak verilen mesajlar mizah yoluyla sunulduğundan ve film fikrimce kara mizahın başarılı bir örneği olduğundan, izlediğiniz süre boyunca kendinizi bir yandan gülüp bir yandan da kara kara düşünürken buluyorsunuz. Kadınların erkeklerden farklı bir muamele gördüğü her alana tanıklık ediyor, iş hayatından sosyal yaşama tüm eşitsizliklere bizzat şahit oluyorsunuz. Esas üzücü olansa şu, filmde kadınlara fazladan hiçbir hak verilmiyor. Demek istediğim, günümüzde toplumda erkekler tarafından yapılan ve “normal” karşılanan ne varsa, filmde kadınların aynı özgürlüğe sahip olduğunu görüyoruz ve bu sefer yani koltukta kadınlar olduğunda aynı durumları tanımlarken kullandığımız sıfatlar normal değil; komik, garip veya farklı oluyor.

Filmde yer almasını istemezdim diyebileceğim yalnızca bir detay var, o da kadınların aynı özgürlüğe ulaştığında farklı bir yaklaşım sergilemiyor olması, yine o gücün kurbanı olup ikincil konumda olanı ezmeyi tercih etmesi. Yani evet, günümüzde erkeklerin kadınlara kıyasla toplumda çok daha özgür olduğunu savunuyoruz ama kadınlara aynı hak sunulduğunda onlar da aynı çizgide ilerlemeyi, sahip oldukları özgürlüğü kullanarak ‘güçsüz’ tarafı bastırmayı seçiyor. Neye yaradı bu yer değiştirme? Filmde kadınların eline bu fırsat geçtiğinde, bunu cinsiyet rolleri ile ilgili algıyı iyileştirmek ve eşitlikten yana olmak için kullandıklarını görmek isterdim.

Özetle, bir kadın olarak Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmini izlerken çok sorguladım, çok üzüldüm, düşündüm, empatinin ne denli önemli ve geliştirilmesi gereken bir beceri olduğunu bir kez daha anladım. Günlük hayatta toplumsal cinsiyet algısı konularına ilgili ve bulunduğu ortamlarda bu konudaki düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmayan biri olmama rağmen bu film tokat gibi çarptı yüzüme. Dileğim, çok sayıda insana ulaşması, umarım izler, bolca izlettirirsiniz.

IMDb puanı: 6.4/10

İlginizi çekebilir: Netflix Film Önerileri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN