Ağustos ayında Beyrut’a gidilir mi?

Gidilir sevgili arkadaşlar. Deniz ve güneş anlamında Akdeniz özellikleri gösteren Lübnan’ın başkenti Beyrut, aslında gündüz ve gece farklı deneyimler sunuyor size. Buyurun anlatmaya başlıyorum.

Öncelikle aşağıdaki şarkıyı fona alalım:

Beyrut’un gerçekten Doğu’nun Paris’i benzetmesini hak ettiğine ikna oluyorsunuz gidince. Beyrut sizi şaşırtacak bir şehir. Ağustos’un ikinci haftası yaklaşık 2 saatlik uçuşun sonunda akşam saatinde Refik Hariri Havaalanı’na indiğimde İstanbul’a benzeyen bir trafikle, sıcak ve güleryüzlü insanlarla karşılaştım. Dikkat çekici diğer özellikleri ise yemyeşil ve çok temiz olması. Başta da söylediğim gibi, Akdeniz özellikleri yaşıyor bu kent. Havaalanı şehre yaklaşık 15 dakika uzaklıkta olduğu için şehir merkezine ulaşımda hiç zorlanmıyorsunuz. Taksi kullanırken pazarlık etmeyi unutmayın! Para birimleri Lübnan Lirası ve şu an 1 dolar yaklaşık 1510 Lübnan Lirası. Dip not olarak, neredeyse her yerde dolar kullanılabiliyor ve hemen hemen bütün hesaplar dolar olarak da ödenebiliyor. Lübnan’ın nüfusu 4 milyonu geçiyor, Beyrut’un nüfusu ise 1,5 milyon civarında. Resmi dil Arapça olmasına rağmen, İngilizce ve Fransızca, resmi dil kadar yaygın. Hatta bazen Fransızca tek çare olarak kalabiliyor dikkatli olmak gerek.

Güvercin Kayalıkları / Pigeon Rocks | Fotoğraf: geographylists.com

Şehrin en önemli simgelerinden biri  Pigeon Rocks / Güvercin Kayalıkları. Bu kayalıkların değişik bir özelliği yok. Sadece simge haline gelmiş o kadar… Beyrut’un en popüler fotoğraf çekme mekanı olmuş. Dünya üzerinde güneşin en güzel battığı yer olarak da ünlenmiş. Ancak ben Türkiye’de de böyle güzel yerler biliyorum şahsen.

Downton | Fotoğraf: geographylists.com

Ardından Downtown ya da Solidere adıyla bilinen bölgeyi gezmenizi tavsiye edebilirim. Burası iç savaş sırasında en çok tahrip edilen bölgeyken şu an büyük bir değişim içinde, yaşam enerjisinin simgesi olmuş. Buradaki yapıların neredeyse hepsi yeni, ihtişamlı ve zenginliği temsil ediyorlar.

Fotoğraf: solidere.com

Biraz da Lübnan’ın tarihinden bahsetmek gerekiyor tam burada; 1950’li yıllarda ihtişamlı bir dönemin ardından 1970’li yıllarda iç savaş başlıyor Lübnan’da. Bir siyaset bilimci olarak söyleyebilirim ki literatürde din ve mezhep savaşları olarak okunan bu savaşın, güç, iktidar ve para yüzünden gerçekleşmiş olması çok muhtemel. Ne yazıktır ki o dönemlerden kalan kurşunlanmış, bombalanmış binalar görüyorsunuz Beyrut’ta sık sık.

Byblos Kalesi | Fotoğraf: layoverguide.com

Gezilecek yerlere geri dönersek, Beyrut’un, sahil kasabası olarak adlandırabileceğimiz bölgesi olan Byblos, mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak listeye girer. Tarihi çarşısı, fosil müzesi, balmumu müzesi, yerel hediyelik eşyaları ve keyifli limanıyla size keyifli saatler sunuyor. Plajını da denemelisiniz. Özellikle yaz aylarında fırsatı kaçırmayın derim. Bir diğer mekan ise kesinlikle Jeitta Grotto. Beyrut’a 20 km uzaklıkta yer alan bu meşhur mağara aslında doğal bir sanat eseri. Devasa sarkıt ve dikitler mevcut, ışıklandırma sayesinde de çok etkileyici olmuş. Önce sarkıt ve dikitleri yürüyerek geziyorsunuz daha sonra da sizi bir bot turu bekliyor. Sürprizlere hazırlıklı olun.

B018 | Fotoğraf: Ieva Saudargaite © DW5 Bernard Khoury

Eğer gezelim görelim kısmı yeterli geldiyse biraz da meşhur gece hayatından bahsedelim. Bahsettiğim yerler bizzat gittiklerim olacak. Öncelikle sizi BO18’e yani Beyrut’un en ünlü yer altı kulübüne alalım. Bu mekana ulaşmak için gerçek anlamda yerin altına iniyorsunuz. Dışarıdayken içeride neler olup bittiği ile ilgili bir fikriniz olmuyor. Mekan çok geniş bir alana sahip değil, ancak aklınızda yer etmeye yetecek özellikleri var. Eğlence gece boyu aralıksız devam ediyor ve sabahın ilk ışıklarıyla birden kulübün tavanları açılıyor. Güneşin doğuşunu bu şekilde izlerseniz unutmanız mümkün değil.

Skybar | Fotoğraf: smf-blog.com

İkinci mekan Skybar, gökyüzüne açılan bir kulüp. BO18 gibi Skybar da Orta Doğu’nun ve Beyrut’un gece hayatı anlayışını büyük ölçüde değiştirmiş. Dünya standartlarının üstünde olan bu mekana girmek için tıpkı BO18 gibi kesinlikle rezervasyonunuz olmalı. Yoksa kulübe giremez ve kimsenin yerinde durmadığı partilere katılamazsınız.

Son mekanımız ise White Beirut, Skybar kadar büyük olmasa da herkesin gecede bir kez uğramak istediği bir mekan. İnanılmaz bir DJ performansı göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Beyrut’ta gezilmesi gereken yerler: Beyrut şehir merkezinde Zaitunay Bay, Hamra, Downtown, El-Ömer Camii, Refik Hariri’nin mezarı, Amerikan Üniversitesi, Ulusal Müze, Arkeoloji Müzesi. Şehir dşında ise Harissa, Jeita, Byblos.

Denenmesi gereken yemekler: Fattos, fattouche, taoubuleh, falafel…

Ben Beyrut’tan döndükten sonra Ece Temelkuran’dan Muz Sesleri’ni okudum, kitabı Beyrut’ta 9 ay yaşayarak yazmış. Kitaptan bir alıntıyla bu romantik şehre romantik bir selam göndermek istiyorum:

‘Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur. Ne mutluluktur öte yandaki, ne de tadıyla meraklandıran bir acı. Aşk diye buna denir: Bir insan bir insanda tekinsiz bir ev görür’.

Yolunuzun bir gün mutlaka Beyrut’a düşmesi dileğiyle…

Orta Doğu’nun Ritmine Aldırmayan Şehir” yazısında Verda Alaton da Beyrut’u anlatmıştı. Bu güzel şehirle ilgili daha fazlasını öğrenmek için bir göz atın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?