Dünya üzerinde yaşayan herkesin bir adası vardır derler, benimki kesinlikle Bozcaada. 16 yıl önce ziyaret etmeye başladığım ve her yaz gittiğim Bozcaada’yı kaleme alsam size sayfalarca yazı yazabilirim. Her kıyısını, her köşesini en ince ayrıntısına kadar anlatabilirim. Ancak benim için bu kadar özel olan bir yeri, orada yaşayıp benden daha fazla deneyimlemiş bir insandan dinlemek istedim. O yüzden geçen hafta sonu Patiska Bağ Evi‘nin yolunu tuttum. Güler yüzlü ve sıcakkanlı işletme sahibi Oya Terzioğlu ile Patiska Bağ Evi’ni, meşhur ada kahvaltısını ve Bozcaada’yı konuştuk.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Bozcaada’ya yerleşme kararı almadan önce Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Basın Halka İlişkiler Koordinatörü olarak çalışmaktaydım. Kendimi değil kurumu temsil etmek bir yerden sonra bana zor gelmeye başlayınca, halihazırda Bozcaada’da yaşayan ağabeyimin yanına yerleşip burada bir iş yapmayı hayal ettim. Merkezde beş odalı bir yer buldum. O kadar kötü ve bakımsız durumdaydı ki; orayı ağabeyimle tamamen elden geçirdik. Önce bahçeyi yeniden düzenledik, daha sonra tüm odaları elden geçirdik ve içine biraz da Ada ruhu kattık. Sonrasında üç sene boyunca orada misafir ağırlamaya başladık. Üç yılın sonunda pansiyonumuza bir de bağ evi eklendi. Aklımda hiç böyle bir şey yoktu. Benim amacım az çalışıp keyifli iş yapmakken dördüncü yıldan itibaren bağ evinde de hizmet vermeye başladık. Üç odalı olan bağ evimizde kahvaltı eden misafirler başka otellerde kalan arkadaşlarını da bizim bağ evine kahvaltıya çağırmaya başladılar. “Buranın kahvaltısı çok güzel, siz de bize gelin” diye başlayan kahvaltı hikayesi birkaç dergi röportajıyla da birleşince popüler olmaya başladı ve insanlar konaklama hizmeti verdiğimizi unutur hale geldiler. İki yıl o bağ evinde hizmet verdikten sonra şu anki yerimiz olan Kocamış Mevkii’ndeki bağ evimize geçtik ve burada misafirlerimize hizmet vermeye devam ediyoruz.

Ağabeyiniz Bozcaada’da olmasa yine de tercih ettiğiniz bir lokasyon olur muydu burası?

Kesinlikle olurdu. Çanakkale’deki evimden çıktıktan sonra 40 dakikada Geyikli İskelesi’nde oluyordum ve zaten ağabeyim buradayken hafta sonlarımızı Bozcaada’da geçiriyorduk. O olmasaydı, Bozcaada yine ilk tercih edeceğim lokasyonlardan biri olurdu.

Patiska ismi nereden geliyor?

Patiska uzun yıllardır çarşaflarda ve ev tekstilinde kullanılan beyaz bir tür kumaştır. Bir otele girdiğim zaman mis gibi sabun kokması beni çok etkiler. Patiska da bana temizlik duygusunu çağrıştırır. Ayrıca bizim kocaman tekir bir kedimiz var, onun adı da Patiska… İşletmemizin adını da bu duygularla Patiska olarak seçtik.

Bağ evinizde konaklayan misafir profili hakkında bilgi verebilir misiniz?

İlk dikkat ettiğim nokta; insanların birbirine olan saygısıydı. Misafir kitlemiz kontrolden çıkmasın, bizim ruhumuza bizim mantığımıza uymayan bir misafir gelip başkalarını rahatsız etmesin mantığını güderek hep ben aldım rezervasyonları. Böylece iyi bir misafir kitlemiz oluşmaya başladı. O iyi insanlar bizi başka iyi insanlara tavsiye etmeye başladılar. Burada “iyi” kitleden kastım parası çok olan, statüsü olan insanlar değil; belli bir kültür, görgü ve hayat deneyimine sahip olan insanlardan bahsediyorum. Otelimize gelen insanlarla dost olup ayrılıyoruz, kış boyu görüşüp haberleşiyoruz.

IMG-20160902-WA0018-01-min

Bozcaada’daki günlük yaşantınızdan bahseder misiniz?

Genelde hep otelde oluyorum, çünkü buraya konaklamaya gelen insanlar eğer beni görmezlerse gönül koyabiliyorlar. “Biz sizin tatlı dilinize, güleryüzünüze geldik ama göremedik” dediklerinde ben çok üzülüyorum. Bu yüzden o gün izin yapıyor bile olsam bir şekilde otele uğramadan rahat edemiyorum. Fırsat bulduğum zamanlarda denize kaçıyorum.

Yemek yapmak sizin için bir tutku. Peki Patiska’da konaklayacak olanlar ne gibi lezzetlerle karşılaşabilirler?

Biz Patiska’da iki yıl önceye kadar akşam yemeği servisi de vermekteydik. Bahçemizden topladığımız sebzelerimiz ile zeytinyağlılarımızı hazırlayıp, misafirlerimize akşam ne tercih ettiklerini sorardık. Et, balık ya da tavuk tercihlerine göre tamamen sürprizli bir akşam yemeği hazırlıyorduk. Ancak son yıllarda kahvaltıya gelen misafirlerimizdeki sayının artışı nedeniyle artık akşam yemeği servisi vermiyoruz. Kahvaltıya dönersek de; reçelleri kendimiz yapıyoruz. Peynirler, zeytinler küçük üreticiden ve benim bildiğim yerlerden temin ediliyor. Sebzeler kendi bahçemizde yetişiyor ve oradan topluyoruz. Ekmekleri ve hamur işlerini günlük olarak kendimiz üretiyoruz. Gün bazında değişen böreklerimiz var. Dondurulmuş gıda kullanmak yerine mevsimsel gıdalardan hazırladığımız ürünleri misafirlerimize sunuyoruz. Market ürününü kesinlikle kullanmıyoruz. O yüzden yaz kahvaltılarımızda şarküteri ürünleri vermiyoruz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by OyaT/[email protected] (@patiskabozcaada) on

Bozcaada’daki konaklama tesislerinin fiyat/fayda dengesini nasıl görüyorsunuz? Sizce insanlar ödedikleri bedelin karşılığını alabiliyor mu?

Bu konuda elimden geldiğince empati yaparak yaklaşımda bulunmaya çalışıyorum. Eğer Patiska’yı baz alırsak; ben yıllık oda fiyatlarına her sene 10 TL gibi bir artış yapıp bu fiyatı tüm yıl boyunca uyguluyorum. Misafirimiz Mayıs ayında da gelmek istese bayramda da gelmek istese bizim fiyatlarımız tüm yıl boyunca sabit oluyor. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var; Bozcaada iş yapmak anlamında maliyetlerin çok yüksek olduğu bir yer. Eğer sahip olduğunuz mülk kira ise, çalışanlarınıza maaş ödeyip konaklayacakları yeri temin ediyorsanız ve kendiniz için de konaklayacak bir yer kiraladıysanız o zaman maliyetler çok yükseliyor. Bu durum konaklama tesislerinin fiyatlarına da yansıyor.

IMG-20160902-WA0012-01-min

Bozcaada’da imar izni çok kısıtlı, sizce yeni turizm yatırımları yapılması gerekiyor mu?

Aslında konaklayacak yerlerin kısıtlı olması nedeniyle kiralar oldukça yüksek. Ancak yeni turizm yatırımları yapılmasına kesinlikle karşıyım.

Ada’yı yerli ve yabancı turistlere daha fazla duyurmak ve Ada’nın dolu geçen sezonunu daha fazla uzatabilmek için neler yapılmalı?

Aslında bu bizim işletmeciler olarak devamlı konuştuğumuz ve üzerinde düşündüğümüz bir konudur. Bozcaada’nın %100 doluluk ile geçirdiği süre maksimum iki ya da iki buçuk aydır. Hele bu sene yaşanan talihsiz olaylar nedeniyle bu doluluk çok daha kısa biz zaman dilimini kapsadı. Tabii ki sezonu uzatmak için çok şey yapılabilir. Bunlar zaman zaman BOZTİD’in (Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği); Kaymakamlık ve Belediye ile ortak yürüttüğü çalışmalar arasında bulunmaktadır. Çeşitli festivaller ve etkinliklerle bu süre uzatılabilir ve daha fazla insanın Bozcaada’yı tercih etmesi sağlanabilir.

Bozcaada’nın bakirliğini korumak ve temiz tutup saklamak için Ada’ya gelecek olanlara bir tavsiyeniz/öneriniz var mı?

Bu sene ben katılamadım ancak işletmeci arkadaşlarımız günlerdir koyları temizliyorlar. Büyük koylar yaklaşık üç günde, daha küçük koylar ise günübirlik olarak temizleniyor. Sahile atılmış sigara izmaritleri, pet şişeler ve poşetler toplanıyor. Biz koylara gittiğimizde çöplerimizi yanımızda taşıyoruz ancak maalesef insanlarımızda boş vermişlik, umursamamazlık var. Bizim gösterdiğimiz hassasiyetin misafirler tarafından da gösterilmesini rica ediyoruz.

Bozcaada’da “yapmadan/yemeden/gezmeden dönmeyin” dediğiniz şeyler nelerdir?

Mutlaka Bozcaada’da üretilen yerel şarapları tatsınlar. Adalı kadınların yaptığı reçellerden satın alsınlar. Çarşamba günleri buranın pazarı, pazara gidip birinci el yetiştiricilerin ürettiği doğal ürünlerden satın alsınlar. Güzel balıklar yesinler. Üzüm zamanı geliyorlarsa mutlaka bağ dolaşsınlar ve Ada’da güven duygusunu tatsınlar.

IMG-20160902-WA0041-01-min

Cesaret Yoldaşınız, Dünya Rotanız Olsun!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN