İster çıplak dolaşın, ister çok acayip bir kostümle, kimsenin acayip karşılanmadığı, istediğiniz marjinalliği yapın, insanların nadiren ikinci kez dönüp baktığı bir şehir New York. Harlem’inden Upper East Side’ına, China Town’dan Little Italy’sine çok zengin, çok fakir, orta halli, Meksikalı, Hintli, Çinli birçok farklı ekonomik seviyeden, ırktan insanın Amerikalı olmakta birleştiği bir yer. Filmlerde gördüğümüz Amerika, ilk gördüğünüzde orada olduğunuza inanamadığınız, vakit geçirdikçe sevdiğiniz bir acayip şehir…

Uğruna şarkılar, şiirler yazılan, büyük yazarların pek sevdiği, aşk hikayelerinin geçtiği bu şehirle alakalı oradayken yazacak bin tane yazı geldi aklıma. Masal bitip döndüğümdeyse ancak iç çeke çeke fotoğraflara bakar buldum kendimi bir tanecik (5 Günde New York: Bitmesin de Dönmeyelim) yazının ardından.

Konu üşenme değil aslında; New York, yemeden içmesine, sanatına, farklı kültürlerine, etkinliğine o kadar çok şeyi dolu dolu sunuyor ki, nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Bu, sokak sanatı için de geçerli; o kadar çok semt, duvar, stil, sanatçı var ki, bunları toparlayabilmek neredeyse imkansız. Güvenilir ve popüler yayınları araştırdığımda onlar bile “En İyi 10 Sokak Sanatı Mahallesi”nde birleşemiyorlar. 10’u bırakın, 15 bile tutmuyor! Bolluk çünkü bolluk!

New York sokak sanatının kalbi aslen banliyölerde atıyor. Bushwick, Long Island City, Bronx, Queens gibi yerlerin New York sokak sanatı rehberlerinde bolca adı geçse de Manhattan’ı bitirip de banliyölerde dolaşmaya başlamanız ve her semtteki (fotoğraflarda birbirinden etkileyici gözüken) grafitilere hakim olmanız için aylarınızı bu işe ayırmanız gerek. Dolayısıyla, lafı çok uzatmadan sizlere New York sokak sanatından kısacık bir esinti sunmaya karar verdim. Bol fotoğraf, birazcık tavsiye, tanıtım ve “cool” bir New York havası…

The Meatpacking District
(ya da sanat pahalı diye dalga geçip 750 dolara paçavra satmak)

new york sokak sanati 4

Adından anlaşılabileceği üzere eskiden kasap mahallesi olan Meatpacking District’in adını ilk Sex and the City dizisi ile duymuştum.
Gözü kara Samantha, Upper East Side’da yaşlıların oturduğu aşırı lüks apartmanında komşuları kendisinin yoğun seks hayatından rahatsız olunca, 90’larda yeni yeni popüler olmaya başlayan ve hafif tehlikeli ama daha önemlisi pek havalı Meatpacking District’e taşınmıştı. Şu an bu mahalle, dükkan çalışanları ve garsonların diziden fırlamış gibi gözüktüğü, hafta sonu havalı, sanatsever kesimin uğrak noktası olan, kapılarında uzun sıralar beklediğiniz birçok bar ve restorana ve bir elbiseye bir maaşı bırakabileceğiniz büyük tasarımcıların dükkanlarına sahip bir yer olarak parlıyor.

Dünyada en çok beğendiğim müzelerden (ve tahmin edin, üzerine ayrı yazı yazmak istediğim) Whitney Museum of American Art’ın da bu mahallede bulunması sebebiyle, sanatçısı, sanatı bol bir yer. Burası diğer mahallerden bahsederken daha çok değineceğim grafitiler yerine, yaptıkları işleri satmak üzere sokaklar boyu sıralanmış amatör sanatçılar cenneti.

new york sokak sanati 1

Fotoğrafta gördüğünüz, espiri anlayışını -herkesin mutlaka arasında yaptığı “Bunu ben de yapardım!” geyiklerine dokunduğu için- pek beğendiğim aşağıdaki paçavra üstü boyamalar, mahallenin şanına yakışır bir şekilde 750 dolardan başlıyordu. Ne kadar beğensem de esprileri aklımda, 750 doları da cebimde tuttum.

new york sokak sanati 2

new york sokak sanati 3

Amatör sanatçılara uzaktan bakarak vakit geçirmek isterseniz Whitney Museum’un kendi gibi adı da havalı müzesi Untitled’da oturabilir, veya sokakta duran, milletin oturup sosyalleştiği sandalyelere kendinizi atabilirsiniz.

new york sokak sanati 5

new york sokak sanati 6

Absürt gözüktükleri için hoşuma giden, pek yaz pek neşeli, fiyatları 30 dolardan başlayan vintage Barbie fotoğrafları. Daha fazla fotoğraf incelemek için: http://www.barbieandkenphotos.com/

new york sokak sanati 7

new york sokak sanati 8

Brooklyn’de bir sanatçı grubunun elinden çıkan, harita üzerine boyamalar: 150 dolar.

new york sokak sanati 10

new york sokak sanati 9

Sadece Frida Kahlo ile ilgili presim ve çizimler satan sanatçının kamyoneti

 

The High Line

new york sokak sanati 11

new york sokak sanati 12

Bu dönemde New York’a gidip de uğramayanın olmadığı, şehrin manzarasının keyfini çıkartacağınız, eski tren yeni yürüyüş yolu High Line da şehrin sanatsal duraklarından. Sant galerileri ile ünlü Chelsea ve Meatpacking District mahallerinin arasında uzanması zaten yolun sanatla ilişkisini kaçınılmaz kılmış. Uzun yolun başından ve sonundan asansörlere binerek çıkabildiğiniz High Line boyunca, heykel ve enstalasyonlar mevcut.

Nolita

new york sokak sanati 13

new york sokak sanati 15

Bayıldığım mahallelerden olan Nolita, yani North of Little Italy, küçük ama dopdolu bir mahalle. Dünya mutfakları, güzel kafeler ve fransızların “bobo” dedikleri türden burjuva-bohem insanlar… Nolita’nın sokak sanatı için özel bir yapılanması var ve esnaf grafiticilere destek veriyor, eserlerini koruyor. Dolayısıyla da sokak sanatı açısından oldukça ün salmış, uzun uzun gezebileceğiniz, gezerken de lezzetli aralar verebileceğiniz bir semt.

new york sokak sanati 16

new york sokak sanati 14

Kelsey Montague adlı sanatçı, popülerliğin yolunu bulmuş… Sanatçı hep insanların eserin içine girip poz verebileceği türden çizimler yapıyor (oklar, kanatlar, işaretler) ve yanına mutlaka sosyal medya adreslerini yazıyor. Instagram’da popülerliği su götürmez ama sanatsal olarak bir yere varabilir mi sorgulanır… Nolita’dan East Village’e uzanan yol boyunca grafitiler devam ediyor.

 

Greenwich Village

new york sokak sanati 17

 

new york sokak sanati 19

new york sokak sanati 20

En gay-friendly, en keyifli, Magnolia Bakery’den Big Gay Ice Cream Shop’a kadar Manhattan’da hem görsel hem lezzet açılarından ün salmış tatlıları yiyebileceğiniz, New York University’nin (NYU) varlığı sebebiyle bol gençli, çok canlı Greenwich Village’ı en önde tutuyorum New York mahalleleri arasında.

new york sokak sanati 21 new york sokak sanati 22

Cumartesileri NYU civarında Meatpacking District’teki sanatçılara ve işlere göre oldukça amatör kalsa da, didiklerseniz mutlaka güzel şeyler bulabileceğiniz uzuuun bir cadde boyunca sağlı sollu bir sanat ve el işi pazarı açılıyor. Capcanlı Washington Square Park’ta tatlı bir öğleden sonra geçirdikten sonra Union Square’e yakın, kitapseverlerin çok çok seveceği Strand Bookstore’a yürürken bu pazara göz atabilirsiniz. Strand’e geldiğinizde ise, içerideki dünya ayrı, dışarıda kutu kutu yayılmış, aralarından acayip şeyler bulabileceğiniz eski kitaplar dünyası sizi içine çekecek, kitap seviyorsanız saatlerce burada takılmak isteyeceksiniz.

 

Williamsburg, Brooklyn

new york sokak sanati 23

new york sokak sanati 24

new york sokak sanati 25

new york sokak sanati 26

new york sokak sanati 27

Williamsburg, Brooklyn’in yeni gözde çocuğu, en bir hipster semti, kahveyi en acayip sunumla, en özel çekirdeklerle içtiğiniz yer.
Hal böyle olunca her köşede de ayrı bir grafiti, çizim, sanat atölyeleri oluyor…

new york sokak sanati 28

new york sokak sanati 29

Williamsburg’a gidince biz de sanata bulaştık! Bir restoranda yemek beklerken ağız sulandırıcı kokulardan, güzel ortamdan aldığımız ilhamı kağıtlara dökelim diye önümüze beyaz kağıtlar koyup boyama kalemleri verdiler. Biz ancak isim şehir hayvan oynadık. Olmuyorsa zorlamamak lazım bir yerde…

 

Her duruma uygun, her yerde sanat…

new york sokak sanati 30

New York, her yerinden sokak sanatı fışkıran ve sokaklarda enstalasyon, heykel gibi birçok çağdaş sanat eseri görebileceğiniz bir şehir. Evet bir Paris, bir Roma’dan çok farklı ama yeni dünyanın sanatsal kalbi de burada atıyor demek yanlış olmaz.

new york sokak sanati 31

Mesela biz oradayken David Bowie bu dünyadan gideli çok olmamıştı, bakınız arkadaşım Ferida anında yapılan bir grafitinin önünde. En kalabalık alışveriş caddesinde havuz şeklinde dev bir Van Gogh kulağı heykeli var, New York’un o keşmekeşinde kafanızı kaldırıp bir ara vermeniz, bir Kaliforniya havası almanız için. Bu dönemin en pahalı ve en popüler çağdaş sanatçılarından bir sergisine denk gelmek için yanıp kül olduğum Jeff Koons’un kirazları, 11 Eylül anıtının parkında parlıyorlar.

new york sokak sanati 33

new york sokak sanati 34

Yeni keşfettiğim, ve (amacına ironik bir şekilde :) ) çok sevdiğim uygulamalardan biri, “Choking Victim”, yani boğulma kurbanı uyarlamaları oldu. Amerika’da restoranların-kafelerin boğulma tehlikesine karşı uyarılar asmaları zorunlu. Chelsea, Nolita gibi sanatsal duruşu olan semtlerde sıkıcı, devletvari uyarılar asmak yerine aynı uyarıları sanatçılara çizdirmişler. Mickey Mouse karakterlerinden flamenko yaparken boğulanlara, uyarılar sanatsal bir atraksiyon haline gelmiş!

new york sokak sanati 32

Kısacası, herkes için, her zevk için ayrı bir New York var… Hangisi sizin New York’unuz emin değilseniz de yürürken duvarlara bakın! İyi seyirler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. New York’a ne sıklıkla, kaç kere gidersen git her seferinde gördüğün her şey yeni, farklı ve şaşırtıcı olabiliyor gerçekten. Özellikle Whitney yeni binasına taşındıktan sonra Meatpacking ve High Line çevresini ne çok, nasıl değiştirmiştir tahmin edebiliyorum ve ÇOK merak ediyorum. Bu arada fark etmedim değil; Williamsburg’u sevmeyen yazarımız konu sokak sanatı olunca kayıtsız kalamamış. :)

  2. Eh gezerken full senin ve Faysal’ın tavsiyelerini takip ettiğim için Williamsburg’un da bir havasını almış oldum! :) Meatpacking’in havası gerçekten daha da keyifli olmuş. Whitney’e aşığım zaten, onun çevresinde hareler görüyor olabilirim :))