Kısa bir yurt dışı seyahati planlıyorsanız, İtalya’nın kuzeyinde yer alan Bologna’yı öneririm. Kırmızı tuğlalı damları nedeniyle “Kızıl Şehir” olarak da bilinen Bologna, gözü gibi koruduğu kültürel mirası ve enfes lezzetleriyle üç günde gezilebilecek bir şehir. Etkisinden kurtulmak ise o kadar kısa sürmüyor.

Ortaçağ’dan kalan binalar ve dar sokaklar arasında dolanırken, Bologna beni hem geçmişte hem de günümüzde hissettiriyor. UNESCO tarafından koruma altına alınan tarihi kemerleri, şehrin her tarafını sarmış durumda. Yeni başlayanlar için verebileceğim en iyi tavsiye: Yukarı bakın ve manzaranın tadını çıkarın. Kaldırımları kocaman bir şemsiye gibi kaplayan revaklar, burayı bir açık hava müzesi haline getiriyor.

Bologna'nın revakları

Bologna ve Taksimİkinci tavsiyem ise üniversite bölgesini ziyaret etmeniz. Bologna’yı diğer öğrenci şehirlerinden ayıran çok önemli bir nokta var. Avrupa’nın en eski üniversitesi olan Bologna Üniversitesi, inanılması güç bir tarihte, 1088’de kurulmuş! Dante, Erasmus ve Kopernik’in burada okuduğunu söylemek sanırım yeterli. Capcanlı üniversite bölgesini gezerken renkli prostestolarla karşılaşabilirsiniz. Benim gittiğim günlerde, öğrenciler yüksek kiraları protesto ediyorlardı ve eski bir okul binasını işgal edip adını Taksim koymuşlardı. 

Nazım Hikmet ve Bologna

Bologna, düz ayak olduğu için gezmesi son derece kolay bir şehir. Halkın çoğu bisiklete veya motosiklete biniyor. Pazar günleri Piazza Maggiore’ye (ana meydan) çıkan caddeler trafiğe kapalı. İnsan burada resmen trafik detoksu yapıyor.

Bologna'nın ana meydanı Piazza Maggiore

Detoks demişken, Bologna’da rejimi bozmamak diye bir seçenek yok. Burada yemek son derece ciddi bir mesele, ne de olsa o çok meşhur Bolonez sosun anavatanındasınız. Tortellini ve mortadella da bu şehirden dünyaya yayılan iki lezzet. Alışverişinizi şehrin çarşısı Mercato di Mezzo‘dan yapın, havaalanında fazla çeşit bulamayabilirsiniz. Çarşıya ulaşmak için, Piazza Maggiore’ye bağlanan sokaklardan birine dalın. Kesişen sokakları ile ana meydanı çevreleyen çarşı, İtalyan mutfağını sevenler için adeta bir cennet. Çeşit çeşit salam, peynir ve taze makarnalar…Vitrine yapışmak garanti.

Bologna'nın çarpıcı vitrinlerinden biri

Bologna’da Ne Yenir?

Bologna’nın lakabı İtalyanca’da şişman anlamına gelen “La Grassa”. Siz de bu tanımın hakkını verin ve yemekleri İtalyanlar gibi birer ritüele dönüştürün. İşte tercih edebileceğiniz birkaç mekan:

Alice'de antipastiRistorante da Nello al Montegrappa: Carlos Santana, Lou Reed, Elvis Costello ve daha pek çok ünlünün tercihi. Bolonez soslu tagliatelle yemek için ideal. Fiyatlar makul, rezervasyon şart. Via Monte Grappa 2, 40121 Bologna. Pazartesi ve Ağustos’ta kapalı.

Da Alice: Piazza Maggiore’ye çok yakın olan bu restoran, özellikle yerel halkın tercihi. Antipastileri dillere destan. Fırından sımsıcak çıkan tatlılar için de midenizde yer ayırın. Via D’Azeglio 65/b, 40100 Bologna. Pazar ve Ağustos’ta iki hafta kapalı.

Tamburini: Mercato di Mezzo’da 1860’tan beri gelen bir klasik. Bütün yerel lezzetleri bulabileceğiniz bu dükkan alışveriş için yaratılmış. Tortellini alacaksanız Tamburini’den iyisi yok. Via Caprarie 1, 40124 Bologna

Zanarini: Bologna’nın görme ve görülme mekanı. Yorgunluk çökerse burada bir kahve molası verebilirsiniz. Tatlı için önerim yedi kat çikolatadan oluşan pasta Sette VeliPiazza Galvani 1, 40124 Bologna

Son olarak, eğer uzun süre kalacaksanız hızlı trene atlayabilir ve çevredeki şehirleri gezebilirsiniz. Bologna’dan Floransa 40 dakika, Venedik 1.5 saat sürüyor. İyi eğlenceler ve afiyet olsun!

 

Bir diğer Bologna gezi rehberini okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?