Bolonya, İtalya’nın Emilia-Romagna bölgesinin başkenti ve aynı zamanda tüm İtalya’nın da gurme şehri. İtalya, benim gibi hamurseverler için dünyadaki cennetse, Bolonya da cennetteki VIP loca gibi… Bolonya gezi ve yeme-içme rehberimize başlayalım!

Uzun zamandır gitmek istediğim Bolonya’ya 23 Nisan tatili sayesinde gidebildim. Hava inanılmaz güzeldi (25 derece civarı), gündüzleri şort-terlik-tişört yeterliydi. Hava ne kadar güzelse ziyaret ettiğim şehri o kadar çok seviyorum, Bolonya’dan keyifli ayrılmamda havanın katkısı da var kesin ama sadece bu değil tabi.

Bolonez soslu spaghetti veya tagliatelli, ricottalı tortellini ya da tortelloni, aşırı lezzetli pizzalar, “Michelin” yıldızlı şefler bu bölgenin size sunduğu diğer güzelliklerden. Şehrin kırmızı binaları, kendine has dokusuyla sokakları ve bitmek bilmeyen (yaklaşık 40 km) revakları da ekstralar.

Bolonya, üniversitesi nedeniyle acayip hareketli bir şehir, üniversite dediysem de herhangi bir üniversite değil, dünyanın ilk üniversitesi! Meydanlarda, dar sokaklarda, barlarda, kafelerde, restaurantlarda eğlenen gençler, şehrin yaşlı görünümüyle müthiş bir tezat oluşturuyor. Nevizade’nin eski halini hatırlayanlar için Bolonya sokakları (özellikle Via Calzolerie) biraz melankolik gelebilir ama yine de gençleştiğinizi hissedeceğiniz kesin.

Şehrin büyük meydanı Piazza Maggiore ve bir meydanın olmazsa olmazları Bazilikası San Petronio ve çeşmesi Neptün’le şehirdekilerin buluşma ve muhabbet alanı.

Meydanın bir cephesinde eski borsa, yeni kütüphane binası Biblioteca Salaborsa Ragazzi, bir diğer kenarında revaklarının fısıltı taşımasıyla meşhur Palazza Re Enzo. Meydanda yerlere oturan gençler ve kenardaki kafelerde akşamüstleri “Aperol Spiritzler’ini” yudumlayan takım elbiseli tonton amcalar da manzaranın ayrılmaz parçaları.

Meydana bakan Signorvino’da kırmızı köpüklü şarap Lambrusco veya Caffe Vittorio Emanuele’de Aperitivi a Bologna ya da Aperol Spiritz içmeden olmaz.

Bolonya: Petronio

Bazilika’nın arkasında Piazza Galvani’deki daha önceleri üniversitenin ana binası olarak kullanılan daha sonra Archiginnasio adlı Bolonya Şehir Kütüphanesi’ne dönüşen muhteşem yapı; avlusu, revakları ve dünyanın ilk kadavra inceleme amfisi ile görülmeye değer. Via dell’Archiginnasio için şehrin en şık caddesi diyebiliriz. Alışveriş için diğer caddelerse Via dell’Indipendenza ve sokak sanatçılarıyla dolu bir yürüyüş caddesi olan Via Rizzoli.

Akşam yemeği için ilk tavsiye “Michelin” listesinden nispeten uygun fiyatlı La Teresina: ıspanaklı tortelloni ve mantarlı tagliatelli sonrası inanılmaz leziz bir dana eti ve yanında bir şişe yerel Sangiovese üzümünden kırmızı şarap ve sonrasında kahveler için ödeyeceğiniz miktar 55 Euro, tabi TL’nin değersizliğinden kaynaklanan bir iç acıması yaşanabilir ama iki sene önce bu yemeğin TL karşılığı 150 idi, ki bu da Michelin önerisi bir restoran için çok makul bir fiyat.

Araba kiralayıp tepedeki San Luca Manastırı’na çıkabilirsiniz, yürüyerek ya da turistik trenle çıkmak diğer alternatifler. 1 saate yakın süren ve insanları perişan eden revaklar altından tırmanma işini denemek isteyenler buyursun.

Bolonya’da kiralık araba dert, eski şehrin etrafındaki tarihi kapıların (Castiglione-Santo Stefano-Maggiore-San Vitale-San Donato-Mascarella-Galliera-Lame-San Felice-Saint’Isaia-Saragozza-Govese-Nova kapıları) içinde kalan 1 km yarıçaplı ZTL (Zona a Traffico Limitat) işaretleriyle donatılmış merkeze 8:00-20:00 arası arabayla giremiyorsunuz. Arabayı bu alanın dışında, mavi çizgili yerlere park etmeniz gerekiyor, bu park alanlarındaki makinalarsa sadece bozuk para kabul ediyor ve etrafta para bozdurmak çok zor. Otoparklar 20:00’den sonra ve pazar günleri tamamen ücretsiz fakat diğer zamanlarda oldukça pahalı. 5 saatine aşağı yukarı 20 Euro yani 100 TL ödemeniz gerekiyor, gerisini siz hesap edin.

Öğle yemeğinizi Osteria Bartolini’den alabilirsiniz, burası bir deniz ürünleri restaurantı. Dede tarifiyle hazırlanmış deniz mahsüllü risottoyu ve ya deniz mahsüllü tagliatelliyi yanında lokal üzüm Albana beyaz şarabıyla hüpletebilirsiniz. Üstüne çikolata üçlemesi ve mascarpone peynirli krem brüle ile nirvanaya ulaşmak mümkün.

Bolonya: Asinelli ve Garisenda Kuleleri

İstikametiniz Ortaçağ’dan kalma Asinelli ve Garisenda Kuleleri üzerinden üniversite olmalı. Üniversite kampüsü şehrin içine serpiştirilmiş binalardan oluşuyor, bizdeki gibi ayrı yerleşkelerde değil. Kahvenizi Strada Maggiore üzerindeki Vanilla Caffe’de içebilirsiniz. İtalya’nın bahsedilmesi gereken bir diğer güzelliği de kahve konusunda kapitalizme kafa tutması, kültürüne sahip çıkması ve her köşebaşında bir Starbucks açtırmaması. Bolonya’nın komünist bir şehir olduğu da söylenir zaten.

Bolonya da Venedik gibi eskiden kanallar üzerinde bir şehirmiş fakat daha sonra nehri, yolların altında bırakarak normal bir şehre dönüştürmüşler. Canale di Reno ise Bolonya’nın eski haline bakabilmemiz için bırakılmış eski zamanları andıran bir görüntü olarak, minik pencerenin arkasında.

Türkiye’de bir alışveriş merkezinde bulunan Eataly adlı yerel organik ürünler satan restaurant, burada bir kitapçının içerisinde. Bu bile ülkeler ve bakış açıları arasındaki farklar hakkında fikir veriyor sanırım.

Yemek için diğer seçenekler Ristorante Donatello ve ya Via Pescherie Vecchie üzerindeki birçok restaurant olabilir mesela Simoni Laboratorio gibi. Mercato di Mezzo’daki Tamburini ise atıştırmak için tercih edilebilir.

Birer ikişer saatlik mesafelerde görmek isteyebileceğiniz başka güzellikler de mevcut: mesela parmesanı ve domuz ürünleriyle meşhur Parma, mozaikleri ve Dante’nin mezarıyla Batı Roma İmparatorluğu’nun 5.yy’daki başkenti Ravenna, Avrupa’nın minnak şehir devletlerinden San Marino ve yazlık deniz/parti şehri Rimini. Her köşesinde minik ama lezzetli restaurantların bulunduğu şehirde hiçbir tavsiyeyi dinlemeyip tamamen yeni yerler de keşfedebilirsiniz. Son gecemizde birer dilim pizza almak için girdiğimiz, aslında dilim satmayan ama bize özel harika bir küçük pizza yapan evlere servisçi Pizzeria Basilibo gibi.

Yediğimiz, içtiğimiz, gördüğümüz hiç birşeyden memnuniyetsizlik yaşamadığımız, kızarmış (La Rossa), şişmanlamış (La Grassa) ve yeni şeyler öğrenmiş (La Dotta) olarak döndüğümüz Bolonya seyahatimizi sizlerle paylaşmadan edemedim. Umarım gider ve en az bizim kadar memnun ayrılırsınız.

İlginizi çekebilir: Neşe Pelin’den Lezzet Bombası: Bologna ve Parma

Bologna’nın resmi web-sitesinden de bu güzel şehir hakkında birçok bilgi edinebilirsiniz. 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN