Renkli kıyafetleri ve süper keşiflerini birleştirdikleri BuArada.co hesabı ile bize ilham veren Sibil ve Narod’la, çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar!

_Selam Sibil, BuArada.co ‘yu uzun zamandır büyük beğeniyle takip ediyorum! Enerjine ve keşfettiğin yerlere bayılıyorum. Çoğu insan kamera önünde sadece seni görüyor ama Narod’la beraber yapıyorsunuz her şeyi, öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

Çok teşekkürler, ne mutlu bize! Aynen biz bu projeye Narod’la birlikte başladık ve tüm süreçleri birlikte yönetiyoruz. Mekan keşifleri ve montajı ben; styling ve tüm çekimi Narod yapıyor. Sosyal medya yönetimini ise dönüşümlü olarak yapıyoruz. Ben Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim bölümü mezunuyum. Drama, diksiyon ve kamera önü oyunculuk konusunda Londra’da ve İstanbul’da eğitimler aldım ve şu an hayatımda sevdiğim her şeyi birleştirdiğim bir işim var. Narod, Galatasaray Üniversitesi İşletme mezunu. O da yaşam koçluğu ve kamera eğitimleriyle kendini geliştirdi. Görsel olan her şey onun radarında diyebilirim!

_’Buarada.co’ yu yaratma fikri nereden çıktı, daha önceki deneyimlerinin mutlaka etkisi olmuştur değil mi?

Ben küçüklüğümden beri oyunculuk eğitimleri alıyordum en büyük tutkum kamera önünde oyunculuk ve sunuculuk yapmaktı. Üniversitedeyken “10 Dakika” ve “Şehirde Sanat” programlarında sunuculuk yaparken çok zevk alıyordum, neredeyse haftada 6 gün çekim yapıyorduk ama asla sıkılmıyordum. Daha sonraları TV8 ‘de çalışmaya başladım, iç yapımlarda stüdyo şefliği yaparken işin astarını da öğrendim, montaj konusunda da kendimi geliştirdim. Mezun olduktan sonra sunuculuk üzerine ne yapabilirim diye Narod’la fikir alışverişi yaparken “Neden hep fırsatların ayağına gelmesini bekliyorsun, kendi fırsatını kendin yarat!” dedi. Onun üzerine sosyal medyada ne yapabiliriz diye beyin fırtınası yapmaya başladık ve arka arkaya aklımıza gelen her kelimeyi kağıda döktük. Projenin genel hatları böyle oluştu ve bakalım nasıl olucak diye denemeye karar verdik. Çekimleri Narod yapmaya başladı, 5-6 program çekim yaptıktan sonra da sosyal medya hesabını açtık ve yayınlamaya başladık.

_Verdiğiniz güzel mekan ve seyahat önerilerinin yanında, zevkli ve rengarenk giyim tarzın da fotoğraflara yansıyor! Buarada.co’da modanın yeri nedir? Kıyafetleri seçerken dikkat ettiğin şeyler var mı? 

Çok teşekkür ederiz! Giyime özellikle de takılara gerçekten tutkumuz var diyebilirim. Buarada.co’nun temelini oluşturan öğelerden biri de giyim oldu. Çünkü günlük hayatımızda bilmediğimiz bir mekana giderken oraya ne tarz giyinmemiz gerekiyor diye bazen tereddüt edip dresscode tüyoları bulmaya çalışırdık ama çok zorlanırdık. Ne sipariş vereceğimiz belli, en güzel tatlıları belli ama giyim kısmında pek içerik olmazdı. Biz de mekana göre styling yaratıp bir yandan bu konuda takipçilerimize tüyolar vermeyi hedefledik. Bu konuda olumlu geri dönüşler alıyoruz hatta bu ara sürekli moda ve kombin videoları talep ediliyor. :)

_Kapadokya seyahatin acayip keyifli gözüküyordu, theMagger takipçilerine ”Mutlaka yapın!” dediğin 3 tane Kapadokya deneyimi hangileri?

Kapadokya gerçekten çok büyülü ve muhteşem bir yer. Bu oluşuma ve manzaranın güzelliğine insan hayret ediyor. Ben ilk defa gittim, geç bile kalmışım. Narod anlata anlata bitiremezdi, ambiyansı gerçekten başka. Mutlaka balona binin, başta tedirgin olsanız da (ben panikten ölecektim!) bambaşka bir deneyim olucağını garanti ediyorum. Museum Hotel’in terasına orada kalmasanız da bişeyler içmeye gidin inanılmaz bir ortamı var. Gün doğumunda uyanın ve balon manzarasında fotoğraf çekilin!

_İstanbul keşiflerin de bizi acıktıran cinsten! İstanbul’da en sevdiğin semtler ve mekanlar hangileri?

Biz hiç doyamıyoruz ki! Ne İstanbul’a ne de lezzetlerine. O kadar güzel mekan var bir o kadar da yeni açılan muhteşem yerler var. İstanbul’da en çok sahil kıyısını Arnavutköy, Bebek ve Balat’ı seviyorum. Bu ara Moda da favorilerimde çünkü keşfedilecek çok yer var bu bize heyecan veriyor. Kendimizi iyi hissettiğimiz
mekanları seviyoruz, enerjisi bizim için çok önemli.

 

_Holi Festivali maceranı çok merak ediyoruz! Ortamı, festivalin olayını ve kendi deneyimini paylaşabilir misin?

Holi Festivali inanılmazdı. Hayatımızın en güzel günü olabilir. Bir kere festivalin konusu çok güzel: ”İnanışa göre, Kral’ın kızı olan Holika babasının verdiği talimat üzerine küçük kardeşini öldürmesi gerekiyor . Babasının isteğine göre Holika kardeşini kucağına alıp öldürürken ölümsüzlük şalıyla korunacak; ancak yaktığı kardeşi ise ölecektir. Holika babasının emrini yerine getirmek üzereyken bu olayın doğru olmadığını fark edip hissettiği tanrısal bir gücün etkisiyle ölümsüzlük şalını kardeşine sarıp kendini feda ediyor. Holika tüm şehirde adalet, doğruluk ve iyiliğin simgesi haline geliyor.”

Bu inanıştan yola çıkılarak Holi festivali her sene baharın gelişine denk gelen Mart ayında Holikaların yakılması ile kutlanmaya başlıyor. Ev kadınları kötülükten, kirden arınmak inancıyla evlerini temizliyor, kış ayını tüm yükleriyle geride bırakıyor ve bu anlamlı gün coşkuyla kutlanıyor. Biz Holi’yi Udaipur’da yaşadık. Hayal ettiğimin daha da ötesinde bir coşku ve mutlululuk seli yaşanıyordu. Sokaklarda herkes ellerinde renk renk boyalar birbirine fırlatıyor ve acayip eğleniyordu. Böyle enerjik bir atmosferin içinde bir yanda müzikler ve eğlence, diğer yanda çocuklar ellerinde su dolu balonlar… Kendimizi kaptırıp en son tapınağın içinde Hintlilerle dans ederken bulduk! (Hahah) Her rengin bir anlamı var ve her yer rengarenk boyanmış insanlarla dolu bunun da anlamı çok büyük: sınıf ayrımı, renk ayrımı, din ayrımı olmaksızın Holi günü herkes bir ve herkes eşit. Holi’de bir kural var: Kızmak yasak! Herkes birbirine çok hoşgörülü ve nazikti, boya sürerken bile canımızı acıtmayacak şekilde davranıyorlardı, gerçekten etkileyiciydi.

_Hindistan’da birkaç şehri gezdiniz sanırım, gözlem yapma şansın oldu mu?
Hindistan insanı, yaşam tarzları, adetleri… Bizimle paylaşabilir misin Hindistan insanı bir kere gerçekten mutlu ve pozitif. Bu kargaşa, düzensizlik ve yoksulluk içinde nasıl mutlular anlamak zor. Çok inançlılar ve çok kabulleniciler.

İnançları gereği de hiçbir şeyi sorgulamıyor, ben neden şu sınıftanım da deyip isyan etmiyorlar. Kendilerine verilenle mutlular çünkü daha önceki hayatlarında veya bundan sonraki yaşamlarında belki de çok zenginlerdi veya öyle olacaklar diye düşünüyorlar. Dünya’da var olan her şeye saygıları var çünkü insan olmadan önce 84 bin formda hayatı deneyimleyip en sonunda insan olduklarına inanıyorlar, hayvanlara da çok saygılılar ineklerle birlikte yaşıyorlar diyebilirim. Yolda yürürken çöplerde yemek arayan inekler, insanlarla birlikte duran keçiler vardı. Meğer tüm inekler sahipliymiş ve gece olunca hepsi evlerine dönüyormuş! Hindistan’da inanılmaz bir pazarlık durumu var. 1000 rupilik bir şeyi neredeyse 200 rupiye alabiliyorsunuz ancak sıkı bir mücadele istiyor. Biraz ısrarcılar, aldırana kadar peşinizi bırakmıyorlar. Suç oranı çok düşük, hırsızlık problemi vs hiç yaşamadık hatta unutulan eşyayı yerinde bulduk. Varanasi’de insanlar ölüleri yaktığı Ganj Nehri’nde her gün yıkanıp, çamaşırlarını da orada yıkıyorlar, nehir kenarında hep çamaşır asılan yerler var. İnsanın aklı almıyor ama kimseye de bir şey olmuyor! İnek kutsal olduğu için inek ve dana eti kesnlikle tüketilmiyor, koyun eti ve tavuk ağırlıklı besleniyorlar. Yemeklerde o kadar baharat kullanılıyor ki tüm şehir köri kokuyor diyebilirim. Aslında bizi rahatsız eden koku da bu.

_Hindistan’da seni en çok etkileyen yerler ve yapılar hangileri oldu? Hindistan’a gidecekler için, gittiğin şehirlerden birkaç öneri verebilir misin?

Bizi en çok etkileyen Ganj Nehri kenarında yapılan akşam ayini, Taj Mahal’in bahçesinin güzelliği ve Udaipur’un mimari yapısı oldu. Özellikle kaldığımız Taj Hotel çok büyüleyiciydi. Hindistan çok büyük, biz bu seyahatte Kuzey Hindistan’ı gördük. Varanasi, Agra, Jaipur, Udaipur ve Delhi’de kaldık. Aralarından en ilginç olan Varanasi, en beğendiğimiz ise Udaipur oldu. Delhi’yi tekrar görmek ve daha çok keşfetmek isteriz çünkü sokak aralarında keşfedilecek o kadar çok şey var ki!

_New York’dan henüz döndün. Instagram paylaşımlarına bakılırsa gastronomi oldukça ağırlıktaydı! :) TheMagger takipçilerine önerebileceğin 3 restoran ve yine ”Mutlaka yapın!” dediğin 3 deneyim hangileri?

Aynen New York’a yaptığım seyahat daha çok yemek ağırlıklıydı. Hindistan’dan çok yemek paylaşımı yapmamıştık çünkü mutfağını beğenmedik, beğenmediğimiz bir şeyi de paylaşmak istemedik o nedenle kültürel ağırlıklıydı o gezimiz. New York’da restoran olarak mutlaka diyebileceklerim: Bar Pitti, Catch NY ve Roberto’s Pizza.

Mutlaka yapılacaklar için de Highlane Park’da boydan boya yürüyüş yapın, güzel bir kitap alıp Central Park’da okuyun, Soho’da kaybolun New York seyahatiyle ilgili tüm detaylara öne çıkan story’lerden ulaşabilirsiniz.

_Son olarak, sizi nerelerden takip edebiliriz?

Bizi Instagram, Youtube ve Facebook’dan takip edebilirsiniz. Yakında websitemiz de hazır olacak, onun için de güzel çalışmalarımız var.

Çok teşekkür ederiz BuArada ekibi!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN