Buket Erol ile: Booky Kitabevi ve Kitap Kulübüyle Yaptığı Sessiz Devrim
Okumayı bir yaşam biçimi haline getiren Buket Erol’un kurduğu Booky Kitabevi ve Kitap Kulübü, yalnızca bir mekân değil; kadınların bir araya gelip paylaştığı, iyileştiği ve kendini özgürce ifade ettiği bir dünya. Her rafında bir hikâye, her buluşmasında bir bağ var. Booky, edebiyatı bir dayanışma ve dönüşüm yolculuğuna dönüştürüyor.
Sevgili Buket, bize kendini ve Booky’yi tanıtır mısın?
Ben okumayı sadece bir eylem değil, bir yaşam biçimi olarak gören biriyim. Kitaplar benim için hep bir sığınak, bir arkadaş ve bir ayna oldu. Booky de bu duygudan doğdu — sadece bir kitabevi değil, kadınların bir araya gelip konuşabildiği, kendini özgürce ifade edebildiği bir alan. Her sayfasında bir nefes, her rafında bir hikâye var.
Booky’yi kurarken yalnızca bir mekân değil, bir dünya inşa ettin. Bu dünyanın merkezinde nasıl bir misyon var?
Booky’nin kalbinde “paylaşmak” var. Hikâyeleri, duyguları, düşünceleri, bazen sessizlikleri bile paylaşmak. Biz kitaplar üzerinden bir bağ kuruyoruz ama o bağ sadece edebiyatla sınırlı değil; dayanışmayı, iyileşmeyi ve birlikte öğrenmeyi içeriyor.
“Kadın kadının yurdudur” sözünü bir yaşam ilkesi haline getirdiğini biliyorum. Bu yaklaşım Booky’nin yapısına nasıl yansıdı?
Booky tamamen kadın emeğiyle, kadın dayanışmasıyla büyüdü. Burada kimse kimseyi “yarışta” görmez; herkesin sözü, hikâyesi değerlidir. Birbirimizi yükseltmek, güvenli alan yaratmak, yargısız dinlemek bizim temel ilkemiz. Booky’nin duvarlarında bu söz zaten görünmez bir şekilde yazılı.
Şu anda 40 kadından oluşan güçlü bir topluluğunuz var. Bu kadınlar Booky için ne ifade ediyor? Onlarla nasıl bir bağ kurdun?
Onlar Booky’nin kalp atışları. Her biri kendi dünyasından bir ışık getiriyor. Aramızda öyle güçlü bir bağ var ki bazen bir kitabın sayfasında başlayan sohbet, hayatta birbirimizi taşıdığımız bir dostluğa dönüşüyor.
Booky’nin diğer kitap kulüplerinden farkı nedir? Sizi özel kılan şey ne?
Biz kitapları bitirmek için değil, yaşamak için okuyoruz. Yazarla okur arasına bir mesafe koymuyoruz. Her buluşmada kitap bir bahane, asıl mesele insanı konuşmak. Ayrıca bizim topluluğumuz butik — samimi, seçici ve içten.
Booky butik bir kitabevi, özel seçkilerle kitap satıyorsun. Günümüzde kitap satışları çok düştü. Sence sebepleri neler ve nasıl tersine çevirebiliriz?
Okuma artık hız çağında kaybolan bir ritüel. İnsanlar “bitirmek” istiyor, “yaşamak” değil. Kitabı sadece bilgi değil, bir deneyim olarak sunarsak bu değişebilir. Ben Booky’de kitabı okura değil, insana dokunarak sunuyorum. Bir kitap önerdiğimde o kişinin kalbine de bir not iliştiriyorum.
Farklı kitap kulüplerine danışmanlık veriyorsun. Onlara ne aktarıyorsun? En önemli “Booky ilhamı” ne?
“Bir kulüp, bir grup değil, bir güven alanıdır.” diyorum hep. Birbirine güvenmeyen, birbirini duymayan bir topluluk uzun ömürlü olamaz. Ben onlara okumanın bir kolektif bilinç yaratabileceğini anlatıyorum.
Kitap seçimlerinde nelere dikkat ediyorsun?
Kitap bizde bir kapı açmalı. Ya içimize, ya dışımıza. Kadınların kendi hikâyelerini yeniden okumalarını sağlayacak, dönüştürücü bir tarafı olmalı. Diline, ruhuna ve sorusuna bakıyorum; cevap veren değil, soru sorduran kitapları seçiyorum.
Hem kadınlar hem çocuklar için kulüpler yapıyorsun. Bu kadar dikkat dağıtan bir dönemde kitap okutabilmeyi nasıl başarıyorsun? Özellikle çocuklarda nasıl motive ediyorsun?
Çocuklara kitap okutmak için önce onların dünyasına girmek gerekiyor. Onlara “oku” demiyorum, “anlat” diyorum. Kitabı bir oyun, bir keşif, bir arkadaş gibi tanıtıyorum. Kadınlarda da benzer: kimseye “okumalısın” demiyoruz; “senin sesin bu kitapta olabilir” diyoruz.
Yazarlardan “Kitap nasıl okunur?” eğitimi istemen çok özel bir fikir. Nereden çıktı bu?
Bir kitabı yazmak kadar, doğru okumak da bir sanattır. Yazarın kendi kitabını nasıl okuduğunu duymak, metnin kapılarını içeriden açmak gibi. Okurlarımıza o derinliği kazandırmak istedim. Her yazar kendi okuma ritüelini getiriyor ve biz ondan öğreniyoruz.
Booky Kitabevi’nde çocuk atölyeleri, yazar buluşmaları yapıyorsun. Bu etkinlikleri birleştiren ruh nedir?
Hepsinin merkezinde bağ kurmak var. Kitap, yazar, çocuk, anne, öğretmen — herkesin bir hikâyesi var. Biz onları birleştiriyoruz. O yüzden Booky bir mekândan çok bir “ruh hâli”.
Çocukların dünyasında seni en çok etkileyen cümle hangisiydi?
Bir çocuk şöyle demişti: “Ben kitabın içindeki karakter değilim ama onunla nefes alıyorum.”
O gün anladım ki çocuklar zaten bizden daha derin okurlar.
Seni bugünkü Buket yapan, dönüm noktası olan kitap hangisiydi?
Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız.
Booky’de yaşadığın ve seni çok duygulandıran bir anı bizimle paylaşır mısın?
Bir gün kulüpteki kadınlardan biri, “Artık sadece okur değilim, varım,” dedi. O anda tüm yorgunluğum gitti. Çünkü Booky tam da bunun için var.
Booky’yi bir insan gibi düşünsek… Onunla ilişkiniz neye benzerdi: Bir evlat, bir sırdaş, bir âşık?
Sanırım hepsi biraz. Ama en çok bir evlat. Çünkü onu büyütüyorum, bazen endişeleniyorum, bazen gurur duyuyorum. Bazen de kendi yoluna gitmesine izin veriyorum.
Seni her seferinde sarsan, defalarca okusan da etkisini kaybetmeyen 3 kitap?
Kürşat Başar – Başucumda Müzik , Rupi Kaur – Süt ve Bal , The Quentin Blake Book.
Her biri bana insanın kendi iç labirentini hatırlatıyor.
Beş yıl sonra Booky’yi nasıl hayal ediyorsun?
Daha çok kadına, daha çok çocuğa ulaşmış; belki başka şehirlerde küçük Booky evleri açılmış bir yapı olarak. Ama ruhu hep aynı kalsın istiyorum: samimi, dokunaklı ve canlı.
Booky dışında seni en çok ne mutlu eder? Küçük ama kıymetli şeyler?
Bir fincan kahve eşliğinde sessiz bir sabah. Çocuğumun kahkahası. Raflara yeni kitap dizerken çıkan o kâğıt kokusu. Hepsi hayatın şiiri gibi.
Booky’ye yolu düşen birine ne söylersin? ‘Buraya gelin çünkü…’ cümlesini tamamlar mısın?
“Buraya gelin çünkü burada sadece kitap değil, kendinizi bulacaksınız.”
Kapak Fotoğrafı: Sena İyikul Photography
İlginizi çekebilir: Enes Kudu’dan Polat Özlüoğlu ile: “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” Kitabı Üzerine

Esra Yazıcıoğlu 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!